19 Kasım 2007 Pazartesi

NBA | Magic, Celtics`in Havasını Söndürdü !...



BOSTON CELTICS : 8-1 !

NBA'de pazar gecesinin en iyi maçı Boston Celtics ve Orlando Magic arasındaydı. Garnett, Allen ve Pierce ile birden Doğu'nun favorisi haline gelen Celtics, Amway Arena'da Dwight Howard'ın liderliğinde sezona müthiş bir başlangıç yapan Orlando Magic'e konuk oluyordu. Maç, Yeni Celtics için önemli bir sınav niteliğindeydi.

Boston Celtics'in 8-0'lık başlangıcı hiç kuşkusuz akıllara 1995-96 Sezonu'nun efsane Chicago Bulls takımını getirmişti. İlk sekiz maç sonunda attığı ve yediği sayılar arasında 15.2'lik pozitif farka sahip olan Boston Celtics, o sezonun Bullsu'ndan bile daha iyi bir başlangıç (+12.3)yapmıştı. 95-96 Sezonu'nu NBA Rekoru kırarak 72 galibiyet 10 mağlubiyet ile kapatan Chicago Bulls, 5-0'la başladığı sezonun 6. maçında Orlando Magic deplasmanına çıkmıştı. Penny Hardaway'in 36 sayı 5 ribaund 4 top çalma ve 2 blok ile domine ettiği maçta, Jordan 23 sayıda kalmış ve Bulls, 94-88'lik skorla sezonun ilk mağlubiyetini almıştı. Bu açıdan da enteresan bir tesadüf olacaktı Magic maçı, Celtics için. Magic ise son yıllarda hiç olmadığı kadar iyiydi.

Maçın başlangıcı da yukarıdaki paragrafın son cümlesindeki gibi başladı. Üç dakika geride kaldığında 11-4 ile öne fırlayan Magic, ilk çeyrekte arkasına hiç bakmadı ve bu bölümü 28-17 önde kapadı. Maçın dörtte biri geride kalırken, Howard ve Bogans 7'şer sayıyla takımlarının en skorer oyuncuları oluyorlardı. Celtics'te büyük üçlüden Garnett ve Pierce 4'er sayı buluyor, Allen ise potayı göremiyordu. İkinci çeyrekte de görüntü pek değişim göstermedi. Bu bölümde Allen'ın yanı sıra Garnett ve Pierce'dan da hücum anlamında destek göremeyen Celtics'te Rajon Rondo, 6/6 isabetle 14 sayı buluyordu. İkinci çeyrekte çalınan kolay faul düdükleri oyunun temposunu düşürse de devre bittiğinde Magic, 58-41 ile 17 sayılık farkı yakalıyordu.

Celtics, bir şekilde geri dönecekti; fakat üçüncü çeyreğin bitimine 5:11 kala gelen Orlando Magic molasına kadar fark hep 14-19 aralığında gidiyordu. 2:51 kala Kevin Garnett'in basketiyle fark uzun bir süre sonra tek hanelere iniyor ve skor 77-69 oluyordu. Orlando'nun 20 saniyelik molası ve Boston'un tam molası peş peşe geliyor, çeyrek de Eddie House'un son saniye basketiyle 83-76 Orlando Magic lehine bitiyordu. Dördüncü çeyreğin ilk 2,5 dakikalık bölümünde sadece Hidayet Türkoğlu ile basket bulabilen Orlando karşısında Boston, farkı 4'e indiriyor ve rakibine iyice yaklaşıyordu. Bu andan sonra alınan mola da Boston yavaşlatmaya yetmiyor, 43 saniye içerisinde bulduğu 7 sayıyla Boston Celtics, maçın bitimine 6:03 kala 88-87 ile ilk kez öne geçiyordu. İlk yarıda rakibinden 58 yiyen Celtics, 1.5 çeyrekte 47-29'luk bir seri yakalıyor ve 17 sayılık farkı eritip öne geçmeyi başarıyordu. Zaten bu yüzden Garnett, Allen ve Posey gibi oyuncular alınmıştı sezon başında. Orlando Magic, Boston Celtics'in geri döneceğini biliyor olmalıydı. Bu noktada Magic, olgun bir takım olup olmadığını kanıtlama fırsatı yakalıyordu. Üst üste üç serbest isabet atışından sonra 90-88 öne geçen Magic'te gecenin en kritik şutlarını kullanan Hidayet, art arda attığı iki üçlük ile bitime 3:13 kala takımının 98-92 ile öne geçmesini sağlıyordu.

Boston Celtics için önemli bir sınavdı, dediğimiz gibi. Tam bir Play-Off mücadelesinde geçen maç boyunca, dünyanın gözü Celticsli beş oyuncunun üzerindeydi. Sezona 8-0'la başlayan Celtics'in ne zaman yenileceği konuşulurken, bitime 15 saniye kala Celtics 103-99 ile geriye düşmüştü bile. Yenilmezliğin verdiği baskı Celtics'i zorluyordu hiç kuşkusuz. Lewis'in farkı dörde çıkaran serbest atışlarının ardından Doc Rivers, 20 saniyelik bir mola aldı. Paul Pierce'ın içeriye drive etmesi ve topun Magiclilerin müdahale etmesi sonucu dışarı çıkmasıyla biten hücumun ardından 10 saniye kala Doc Rivers, bir kez daha mola aldı ve belki de maçın en kritik hatasını yaptı. Boston'a bir şekilde üçlük gerekiyordu, bunu en iyi yapacak olan Ray Allen'dı. Bilmiyorum bunun için mola almaya gerek var mıydı; ama son molasını alan Rivers, bir sonraki hücumda topu yarı sahadan oyuna sokma şansını kaçırıyordu. Molanın ardından basit bir perdelemeden çıkan Ray Allen, üçlüğü gönderiyor ve farkı bire indiriyordu. Rivers'ın pişman olacağı gelişme de bundan sonra yaşanıyordu. Faul çizgisine giden Lewis, iki atışından birini kaçırıyor ve farkı ancak iki sayıya çıkarabiliyordu. 7.2 saniye kala pota altından oyuna sokulan topa Rajon Rondo'nun yarı sahaya kadar dokunmamasına rağmen masa saati başlatıyor, hakemlerin duruma müdahale etmesinin ardından Boston, topu kenardan oyuna sokma şansına sahip oluyordu. Garnett'in altı faulle dışarıda olduğu bu dönemde Pierce ve Allen gibi iki büyük yıldıza sahip olan Celtics, Pierce'ın acil atışıyla maçı kazanma veya uzatmaya götürme başarısını gösteremiyordu. Rivers'ın hatasına Pierce'ın acelesi de eklenince Celtics, ilk mağlubiyetini alıyordu.

Boston Celtics'in 17 sayı farktan geri gelip, öne geçmesi her ne kadar başarılı bir istatistik olarak karşımıza çıksa da maçın son bölümünde yaptığı hatalar Play-Off zamanına dair belli fikir edinmemize yardımcı oldu. Celtics, normal sezonu 60-70 galibiyet alarak bile tamamlasa Play-Off gerçekten farklı bir dünya. Sanırım en net örneğini geçen sezon Dallas Mavericks ile yaşamıştı basketbol dünyası.

Bu arada dünkü yazıda dikkat çektiğim en önemli noktanın işler kötü gidince nasıl değiştiğini de görmüş olduk. İlk sekiz maçta yardımlaşmalı basketbol oynayan Celtics, aşağıdaki istatistikleri yakalamıştı:

Washington Wizards (103-83) Asist 20-39 Basket
@ Toronto Raptors (98-95) Asist 21-34 Basket ,
Denver Nuggets (119-93) Asist 32-49 Basket,
Atlanta Hawks (106-83) Asist 30-41 Basket,
@ New Jersey Nets (112-101) Asist 27-36 Basket,
@ Indiana Pacers (101-86) Asist 27-36 Basket,
New Jersey Nets (91-69) Asist 21-33 Basket,
Miami Heat (92-91) Asist 29-35 Basket.

Boston Celtics, dün ise 40 basketin yalnızca 17'sini asist üzerine bulabildi.

Yine rakiplerini 87,6 sayıda ve %39.9 şut isabetinde tutan Celtics'in dün 104 sayı yediğini ve Orlando Magic'in %50.8 ile şut attığını da söylemek lazım. Peki, bu sadece Celtics'în başarısızlığı mıydı, tabii ki hayır. Orlando Magic, gayet iyi bir takım olmuş. Özellikle Dwight Howard için uzun süredir söylemek istediğim; fakat üzerinde düşündüğüm ''Shaq'in bir dönem yaptığı etkiyi yapabilir'' fikrine iyiden iyiye alışmaya başladım. Üç saniyeyi domine ediyor, belli bir uzaklıkta pozisyon bulduğunda kaçırmıyor, ancak dayak atılarak durduruluyor, e faul de kaçırıyor. Tıpkı Shaq gibi ve sadece 21 yaşında. Jameer Nelson, ''İnsanlar bizi hala önemsemiyor'' dese de kariyerinin en iyi sezonunu yaşayan Hidayet Türkoğlu'nun takımı Orlando Magic, Doğu'nun bu sezonki uyanışında başı çeken takımlardan olacak gibi görünüyor.

Sevgiler,
Eray.

Hiç yorum yok: