25 Aralık 2007 Salı

Liverpool FC | Oyun´un En Kızıl Efsanesi - 8. Bölüm ...



2004-2005 Sezonu Liverpool'dan Tarihin En Büyük Geri Dönüşü !..

Rafa Benitez, 1960 yılının Nisan ayında İspanya'nın başkentinde sıkı bir Real Madrid taraftarı olan Rosario Maudes (annesi) ve kentin diğer takımı Atletico Madrid'i destekleyen Francisco Benítez'in (babası) oğlu olarak dünyaya geldi. Babasının takımı Real Madrid altyapısından yetişen Rafa, 1979 yılında Üniversitelerarası Dünya Şampiyonası'nda İspanya Milli Takımı'nın formasını giyme fırsatı yakalıyordu. İlk maçta Küba'ya karşı penaltıdan bir gol atıyor, Kanada ile 0-0 sona eren maçta ise aldığı sert darbeyle sakatlanıyordu. Bir yıl boyunca futbol topuna dokunamayan Benitez, belki bu sakatlıkla iyi bir futbolcu olma şansını yitiriyordu; fakat o tekme tarihe geçecek bir menajer olmasını engelleyemiyordu.

Benitez, Real Madrid'in hemen her kategorisinde teknik direktörlük yaptıktan sonra A Takım'a yükselemeyince 1995-96 Sezonu'nda Real Valladoid'in başına geçiyor; fakat 23 maçta 2 galibiyet alabilen Benitez, görevden de alınıyordu. 1996-97 Sezonu'nda ise İkinci Lig ekibi Osasuna'nın antrenörü olan Benitez, bu takımla da 9 maçta tek galibiyet alabilince kulüp tarafından kovuluyordu. 1997 yılında bir başka İkinci Lig ekibi CF Extremadura'nın kontrolünü alan Benitez, ilk defa bir sıçrama yapıyor ve takımın ligi Deportivo Alaves'in arkasında ikinci olarak La Liga'ya çıkarıyordu. La Liga'da tutunma mücadelesinde başarılı olamayan Extremadura 17. sırada ligden Villarreal ile oynadığı Play-Off maçıyla düşüyordu. Extremadura'dan da ayrılan Benitez, İngiltere ve İtalya'da bir sezonluk kurslar alıp Eurosport, Marca, El Mundo ve Madrid TV'de yorumculuk ve analizcilik yaptı. Bir yıllık aranın ardından İkinci Lig ekibi Tenerife'nin başına geçen Benitez, Mista, Curro Torres ve Luis García'lı kadroyu Sevilla ve Real Betis'in arkasından bir üst lige çıkarmayı başarıyordu. Benitez'in Tenerife'den sonraki durağı ise Valencia oluyor ve kulübün üç yıl içerisinde en başarılı antrenörü olmayı başarıyordu. Valencia ile ilk sezonunda şampiyon olan Benitez, kulübe özlenilen başarıları yaşatıyor, üçüncü sezonunda ise hem La Liga'yı hem de UEFA Kupası'nı kazanıyordu.

Haziran 2004'te Liverpool'un başına geçen Benitez, elindeki yetenekli oyuncularla iyi bir kadro oluşturmak durumundaydı. Valencia'da olduğu gibi burada da bu işi yapabileceği gösteren Benitez, Liverpool'daki kariyerine iyi başlıyordu. Şampiyonlar Ligi 3. Ön Eleme Turu'nda Graz AK takımını 2-0 ve 0-1 ile eleyen Liverpool, Şampiyonlar Ligi'ne adım atıyordu. Oympiakos, Deportivo ve Monaco ile aynı grupta yer alan Liverpool, 10 puanla gruptan çıkmayı başarıyor ve İkinci Tur'da Alman ekibi Bayer Leverkusen ile eşleşiyordu. Anfield'da Luis Garcia, Riise ve Hamann'ın golleriyle 3-1 kazanan Liverpool, rövanş maçından önce Lig Kupası'nı Final'de Chelsea'ye 3-2 yenilerek kaybediyor; fakat Şampiyonlar Ligi rövanş maçında Leverkusen'i bu kez deplasmanda 3-1 yenme başarısı gösteriyordu.



Çeyrek Final'deki rakip ise İtalyan Juventus oluyordu. Liverpool taraftarı maç öncesi 1985'te Heysel'de kalplerini kırdıkları rakiplerinden Kop Tribünü'nde açtıkları ''Amicizia'' adlı mozaikle özür diliyorlardı. Hyppia ve Luis Garcia ise attıkları gollerle maçı 2-0'a getiriyor, Juventus'un tek golü turu İtalya'ya taşıyordu. İtalya'dan da golsüz beraberlikle dönülüyor ve Yarı Final'de Abramovic'le birlikte İngiltere'yi kasıp kavuran Chelsea'nin karşısına çıkılıyordu. Stamford Bridge'deki mücadele Mourinho ve Benitez'in satrancı andıran hamleleriyle golsüz bitiyor, ikinci maçta ise Liverpool, Garcia'nın tartışmalı golüyle 1-0 kazanıyordu. Topun çizgiyi geçmediği daha sonra TV görüntülerinden anlaşılsa da Liverpool, İstanbul'daki Final'in yolunu tutuyordu.

´´Give yourselves the chance to be heroes´´´

İstanbul'daki Final, Atatürk Olimpiyat Stadı'nda oynanacaktı. Türkiye'nin ''üvey evlat'' olarak baktığı stadyumu Liverpoollular, öz çocukları gibi benimseyeceklerdi. Liverpool'un daha sonra ''Miracle of İstanbul'' (İstanbul Mucizesi) olarak adlandıracakları maçın ilk dakikasında Milan, Paolo Maldini ile öne geçiyor; ilk yarı bitmeden de Crespo'nun iki golüyle soyunma odasına 3-0'lık avantajla gidiyordu. Tam anlamıyla klasik bir finale sahne oluyordu, yolu olmayan, rüzgardan maç izlenmeyen ve kötü anılarla dolu Atatürk Olimpiyat Stadı. İlk yarıda esen Milan fırtınası, ikinci yarıda yerini Liverpool'a bırakıyordu. Devre arasında sakatlanan Steve Finnan'ın yerine Dietmar Hamann oyuna dahil oluyor, Liverpool üçlü savunmaya dönüyordu. 54. dakikada ise Riise, ikinci denemesinde ortayı yapıyor, Gerrard'ın kafası Liverpool'u kabustan uyanma yolunun olduğuna inandırmaya başlıyordu. İki dakika ardından Hamann'ın pasına etkili vuran Smicer, farkı bire indirdiğinde ise herkes maçın bitmediği gerçeğinin farkına vardıyordu. Final'e kadar savunmalarının gücüyle gelen iki takımın mücadelesi 56. dakikada 3-2'ye gelmişti bile (Olimpiyat Stadı'nın tılsımı diyebilirim kendi adıma). Sanıyorum o dakikadan sonra herkes ayakta izliyordu maçı, Liverpool için bir goldaha gerekliydi maça ortak olabilmek için ve o gol de gecikmiyordu. 60. dakikada Steven Gerrard, kaleci ile karşı karşıyayken Gennaro Gattuso'nun müdahalesi ile yerde kalıyor, topun başına Xabi Alonso geçiyordu. 6 dakika içinde Milan'a karşı maçı 0-3'ten 3-3'e getirme şansına sahip olmuştu birden bire Liverpool. Xabi ALonso, penaltıda topu önce Dida'ya nişanlasa da seken topu tamamlıyor ve kalan 30 dakikada da gol olmayınca normal süre 3-3 sona eriyordu. Uzatmalarda da genel olarak birbirlerini kontrol eden iki takımdan Milan, 116. dakikada Shevchenko ile inanılmaz bir gol kaçırıyor ve pozisyonda başarılı olan Dudek, penaltı atışlarında bir Liverpool klasiğini tekrar canlandırarak kale çizgisinde ''spaghetti'' taklidi yapıyor ve çıkardığı toplarla Liverpool'u untulmaz bir finalin ardından Avrupa Şampiyonu yapan oyunculardan biri oluyordu.

Final'in ardından ise unutulmaz sözler çıkıyordu herkes ağzından:

Steven Gerrard: ''Böyle bir gecenin ardından, Liverpool'dan ayrılmayı nasıl düşünebilirim ?''

Xabi Alonso: ''Futbolculuk kariyerimin en muhteşem gecesi. Avrupa Şampiyonu'yum ve buna inanamıyorum.''

Djimi Traore: ''Soyunma odasına girdiğimizde ´Bu iş bitti´ dedik; fakat Rafa doğru sözleri buldu ve bize güvenimizi tekrar verdi: ´Biz Liverpooluz, siz Liverpool için oynuyorsunuz. Bunu unutmayın. Taraftarlara karşı başınızı dik tutmak zorundasınız. Bunu onlar için yapmak zorundasınız. Eğer, kafalarınızı öne eğmeye devam ederseniz kendinizi Liverpool oyuncusu olarak göremezsiniz. Birkaç şans yaratma fırsatı bulabilirsek, geri dönebiliriz. İnanın bunu yapabilirsiniz ve yapacaksınız. Kendinize kahraman olma şansını verin´''

Liverpool için efsane bir geceydi ve son beş dakikayı kırık ayakla oynayan; fakat bunu bir gün sonra fark edebilen Jamie Carragher da efsanenin önemli bir parçası oluyordu.



2005-2006 Sezonu Bir Geri Dönüş de Federasyon Kupası´nda !..

Bir önceki sezon ligi beşinci sırada bitirmesine rağmen yoğun tartışmalar sonucu Şampiyonlar Ligi vizesi verilen Liverpool, elemelere 1. Tur'dan başlıyordu. Sırasıyla TNS 3-0 ve 3-0; Kaunas, 3-1 ve 2-1; CSKA Sofya 3-1 ve 0-1 ile geçiliyor ve Şampiyonlar Ligi'ne adım atılıyordu. Liverpool, Şampiyonlar Ligi vizesi aldıktan üç gün sonra Avrupa Süper Kupası'nda Rus CSKA Moskova'yı uzatmalar sonunda 3-1 ile yeniyor ve Avrupa'da bir kupa daha kazanıyordu. 82. dakikada Cisse'nin attığı gole kadar geride olan Liverpool, geri dönmeye alışıyordu. Şampiyonlar Ligi'nde Chelsea'nin olduğu gruptan çıkan Liverpool, İkinci Tur'da Portekiz ekibi Benfica'ya her iki maçta da yenilerek eleniyordu.

Federasyon Kupası'nın 2006 yılındaki Finali de unutulmazlar arasına giriyordu. Şampiyonlar Ligi'nde ve Süper Kupa'da geriden gelip son nefeste kazanan Liverpool, FA Cup 2006 Finali'nde de maçın ilk yarısında West Ham United karşısında 2-0 geriye düşüyordu. Soyunma odasına Cisse'nin golünün moraliyle giden Liverpool, Gerrard ile beraberliği yakalasa da kısa süre sonra tekrar geriye düşüyordu. Liverpool için tam tüm kapılar kapanmak üzereyken 90+1'de Gerrard tekrar sahneye çıkıyor ve çok uzaklardan müthiş bir gol atıp maçı uzatmalara götürüyordu. Uzatmalarda gol sesi çıkmayınca Liverpool, bir kez daha penaltılarla kaznaıyordu. Çok kötü bir maç çıkaran Jose Reina'nın kalesini koruduğu Liverpool, penaltı atışlarında 3-1'lik üstünlük sağlayınca kupayı da müzesine götürüyordu.

2006-2007 Sezonu AC Milan - Liverpool FC, Yeniden !..

2006-07 Sezonu, 2005'teki Final'den sonra Milanlıların belki onlarca yıl boyunca bulamayacaklarını düşündükleri fırsatı veriyordu İtalyanlara. Yarı Final'de Chelsea ile karşılaşan Liverpool, 0-1'in rövanşında Daniel Agger'in golüyle maçı penaltılara götürüyor ve penaltı atışlarında tüm Milanlıların manevi desteğiyle kazanan Liverpool, Final'de Milan'ın rakibi oluyordu. Milan adına intikam için iyi bir maç olsa da Inzaghi'nin iki golüne Liverpool'un Kuyt ile cevap verebildiği mücadele 2005'tekine göre son derece renksiz ve heyecansız geçiyordu.

Liverpool, Premier Lig'de ise Manchester United ve Chelsea'nin arkasında kalıyordu.

06.11.2007 Liverpool FC 8-0 Beşiktaş JK !..

Liverpool, 2007-2008 Sezonu'na çok büyük umutlarla girdi. Liverpool Tarihi'nin açık ara en pahalı transferi Fernando Torres, bonservisi için Atletico Madrid'e ödenen 20 milyon 200 bin pound ile bu iddiayı ortaya koymamızı sağlıyor. 11 milyon 500 pound karşılığı Ajax'tan alınan Ryan Babel ve West Ham United'ın bonservisinden 5 milyon pound kazandığı İsrailli Yossi Benayoun da Liverpool'un diğer iddialı transferleri. Bu sezon henüz Premier Lig'de yenilgi yüzü görmese de Kırmızılar, aldıkları 6 beraberlikle yine beklenilen altındalar ve Arsenal ile Manchester United'ın biraz daha gerisindeler.

Şampiyonlar Ligi'nde ise Beşiktaş, Porto ve Marsilya'nın bulunduğu grubun ilk üç maçında bir puan alabilen Liverpool, dörüncü maçında Beşiktaş'ı Anfield Road'da 8-0 yenerek hem Şampiyonlar Ligi'nin en farklı galibiyetini hem de derin bir nefes alıyordu.
...

Liverpool, belki de Futbol Tarihi'nin en formda ekiplerinden biri. Rafa Benitez ile mutlu beraberliğini devam ettiren Liverpool, her futbolseverin hayatında yer eden bir takım ve işte bu yüzden efsane:

Her futbolseverin bir Liverpool anısı, efsanesi vardır !..

Hiç yorum yok: