4 Aralık 2007 Salı



MAGIC @ LAKERS Kobe Başladı, Hido Bitirdi : 104-97 !

Batı Turnesi'ndeki ilk iki maçında Portland Trail Blazers ve Seattle Supersonics'i yendikten sonra Phoenix Suns'a son topta mağlup olan Magic, turnenin dördüncü maçında Hollywood'a geldi. Staples Center'ın müdavimi Jack Nicholson'ın yanı sıra birçok ünlü simanın izlediği maç, heyecan verici bir başlangıca sahne olurken, gecenin sonunda deplasmanlardaki müthiş başarısını devam ettiren Orlando Magic, sahadan gülerek ayrılan taraf olmanın mutluluğunu yaşadı.

Dwight Howard ve Andrew Bynum, birçok soru işaretinin bulunacağı bir eşleşmenin tarafları olarak ilk topa zıplıyor, Bynum'ın çeldiği top Lamar Odom'un kucağına düşerken bir süre sonra yine Bynum tarafından Magic potasına bırakılıyordu. Bynum ve Howard, çeşitli açılardan kıyaslanmaya çalışan oyunculardı. İkisinin de pota altını domine edebilecek genç oyuncular oldukları söyleniyordu. İşin Howard kısmı için kimsenin şüphesi kalmamıştır sanıyorum, ama Bynum için en azından benim bazı şüphelerim var ve izledikçe daha da fikirler haline dönüşmeye başlıyor bu soru işaretleri. Sezon öncesi Lakers, tüm takas hamlelerinde karşısına çıkan Bynum talebini reddederek bu sezonun Bynum için sıçrama yılı olacağını ve kesinlikle oyuncusunu bırakmayacağını söylemişti. Özellikle Kevin Garnett takasında ve Chicago Bulls ile gerçekleşmek üzere olan transfer dedikodusunda. Evet, belki de haklılardı. 1987 doğumlu geleceği olan yetenekli bir oyuncuyu çabuk elden çıkarmak, gelecek yıllarda Lakers'ın hatırlamak istemeyeceği bir anı olarak kalabilirdi mazide. Bu yüzden Bynum, kaldı. Abdul-Jabbar ile özel olarak çalıştı ve sezon içerisinde fena olmayan performanslar da sergilemeye başladı. 20 yaşında ve gelişmeye açık olması eksiklerini kapama adına önemli sayılacak avantajlar; fakat diğer taraftaki Howard'ı görünce de insan çelişkide kalıyor.

Howard ve Bynum'ın mücadelesi maçı izlemek için başka bir neden olarak karşımıza çıkıyordu. Öyle ki, üç dakika geride kaldığında iki oyuncunun toplam blok sayısı beşe ulaşıyordu. Bu blok serisinin içerisinde skor 6-4 Orlando Magic lehineyken rakip takımın boyalı alanına hücum etmeye çalışan Kobe Bryant, Dwight Howard'ın insafsız blokuyla karşılaşıyordu. Howard, ilk üç dakikada üçüncü blokunu yapıyor, fakat çeyrek bittiğinde yaptığının takıma fazlaca avantaj sağlamadığını anlıyordu. Üçüncü bloktan sonra kontrolden çıkmaya başlayan Kobe, reaksiyonu üç sayılık isabetle veriyor, art arda attığı toplam dört üçlükün ardından Derek Fisher'ın pasında tamamladığı alley-oop ile de Lakers'ı bir anda 23-11 öne geçiriyordu. Bir anda 12 olan fark ile yakaladığı tempoyu çeyrek bitene kadar kontrol etmeye devam eden Lakers, maçın ilk bölümünü Kobe'nin toplam 19 sayısıyla 30-24 önde kapatıyordu.

Sanıyorum, Kobe'nin ilk çeyrekte attığı 19 sayının ardından ''Bu adam yine 81 mi atacak yoksa, hadi canım sende'' tereddütünde kalan tek basketbol seyircisi ben olmuyordum.

İlk çeyrekte erken faul problemine giren Dwight Howard, ikinci çeyreğin başlamasıyla sahaya dönüyor ve Keyon Dooling'in yaptığı asistleri smaçla bitirerek kendine geliyordu. Bu bölümden sonra devreye giren Rashard Lewis'e Maurice Evans ve Keith Bogans da eklenince 13-2'lik bir seri yakalanıyor ve Magic, 46-43 öne geçiyordu. Geriye düşen Lakers'da ilk reaksiyon Fisher'dan geliyor, Fisher'ın üç sayılık atışıyla skor eşitleniyordu; fakat Lewis'in durmaya niyeti olmayan oyunu ile dışarıdan sayı üreten Magic, oldukça yüzdeli oynadığı ikinci çeyreği ilk çeyrekteki skorunun üzerine 39 ekleyerek 63-55 önde kapatıyordu. Bu bölümde etkisiz kalan Kobe, şaşkınlık yaratırken ikinci yarıda da kötü performansını devam ettiriyordu. Kobe'den skor üretemeyen Lakers'da devreye üçüncü çeyreğin başında Lamar Odom giriyor ve ilk beş dakikada attığı sekiz sayı ile Lakers'ı oyunda tutmayı başarıyordu. Derek Fisher ve Lamar Odom dışında skor üretimi yapan oyuncusunun bulunmadığı bu beş dakikalık bölümde toparlanmaya başlayan Lakers, Kobe'nin doğru adamları bulma projesiyle 10-0'lık seri yakalayıp bir sayı farkla öne geçiyordu. Çeyrek sonuna kadar denegede giden oyunda karşılıklı basketler, 32 saniye kala Howard'ın sayıya çevirdiği iki serbest atış ile sona eriyor ve Magic de son çeyreğe iki sayı farkla 77-75 önde giriyordu.

Son çeyreğe Farmar'ın üç sayılık isabeti ile başlayan Lakers, 78-77 öne geçiyordu. Magic'de kenarda gelen J. J. Redick'in skora altı sayılık katkısı takımına 85-80'lik üstünlüğü getirirken, karşılık Sasha Vujacic'in beş sayı ile geliyordu. Skor önce 85'te, sonra 87, 89 ve en son 91'de eşitleniyordu. Skor, 93-91 iken Magic adına son derece önemli bir üçlük isabeti kaydeden Hidayet Türkoğlu, hem takımını öne geçiriyor, hem de sazı eline alıyordu. Hidayet'in savunmada aldığı ribaundlarla hücuma çıkması ve Howard'ı doğru yerlerde topla buluşturması son derece iyi işliyor, Magic 9-0'lık seri 100-93 öne geçiyordu. Maçın bitimine 1.44 kala yakalanan yedi sayılık fark önemliydi ve Magic, geri kalan sürede bu farkı koruma adına mücadele edecekti. Son bölümde sorumluluk almaya devam eden Hidayet, triple double ile haşır neşir olduğu maçın sonunda 14 sayı, 10 ribaund ve 8 asiste ulaşıyordu. Howard'ın sık ve sert faullerle sindirildiği maçta takımı çok iyi organize eden Hidayet, son bölümde top seçimlerini iyi yaparak takımının galibiyetinde önemli pay sahibi oluyordu.

Magic'in Lakers karşısında kazanması ve 12. deplasman maçında 10. galibiyetini alması genç Magic'e önemli bir özgüven yükleyecektir. Bu geceki Golden State maçı da Suns ve Lakers maçları gibi yüksek tempolu olacak. Eminim Stan Van Gundy, Suns ve Lakers'ın ardından Golden State ile deplasmanda karşılaşmaktan hoşnut değildir.


Sevgiler,
Eray.

Hiç yorum yok: