9 Ocak 2008 Çarşamba

NBA | Denver Nuggets 115-137 Phoenix Suns



PHOENIX SUNS Gece Boyunca Hiç Yorulmadılar !

Bir takımın deplasmanda 115 sayı atması genellikle galibiyet için yeterli olur, öyle ki böylesine bir performansı göstermiş olan takım maç içerisinde aktif dinlenerek maçı kazanmış bile olabilir; fakat o takımın 115 sayıya rağmen 22 sayı farkla sahadan mağlup ayrıldığı az görünür. Olaya diğer tarafından bakalım, herhangi bir takım maça 46 sayılık bir giriş yapıp hiç tempo düşürmeden ikinci çeyrekte de skora 32 ekleyebilir ve ilk yarı sonunda 78 sayıya ulaşabilir mi, o herhangi bir takım Phoenix Suns ise hücum anlamında her türlü sürprize hazırlıklı olmak gerekir.

NBA'de 7 Ocak gecesi iki maç vardı, fikstür oldukça zayıf görünüyordu maç sayısı açısından; fakat US Airway Center'daki Phoenix Suns ve Denver Nuggets eşleşmesi gece sonunda izleyenlere bir değil birkaç maç izlemiş etkisini veriyordu, ortaya çıkan 252 sayının ardından.

Phoenix Suns, iki gece New Orleans karşısında ''yeni Nash'' Chris Paul'ün liderliğine karşılık verememiş ve maçı son bölümdeki oyunuyla kaybetmişti. Denver Nuggets ise, Philadelphia'yı Allen Iverson'ın oyunuyla geçerek sıcak gelmişti, Amerika'nın en sıcak bölgelerinden birine.

Hücum gücü yüksek olan iki takımın eşleşmesinden fazla sayıda skor çıkması sürpriz değildi muhakkak, 56. saniye 4-4'lük eşitlikle geçilince de bu tip bir beklenti içerisinde olanlar haklı çıkma yolunda önemli bir kozu ellerine alıyorlardı. Skorun 6'da eşitlendiği ikinci dakikadan sonra ise Suns, arayı açmaya başlıyor; Iverson'ın sayıları ile skora tutunmaya çalışan Nuggets da rakibine cevap veriyordu, müthiş bir skor patlamasına doğru giden karşılaşmada.

Phoenix Suns, ilk şutunu çeyreğin bitimine 7:13 kala Grant Hill ile kaçırırken topu tipleyen Amare Stoudemire oluyor ve Suns, 10. hücumundan da boş dönmüyordu. 5.43'te Raja Bell'in kaçan şutunu Shawn Marion ve 5.03'te de Boris Diaw'ın bitiremediği pozisyonu Amare Stoudemire tamamlayınca Phoenix Suns, çeyreğin bitimine ancak 4:01 kala bir hücumdan boş dönüyordu, Shawn Marion'ın değerlendiremediği üç sayılık atışın ardından. Sekiz dakikalık bu bölümde skor ise 32-19'a gelmişti bile. İki takım da konrolden çıkmıştı artık. İlk çeyrek skoru inanılır gibi değildi: 46-34 !.. Tıpkı, ortaya çıkan istatistikler gibi.
Phoenix Suns, maçın 12 dakikalık bölümünde 30 şut denemesinde bulunuyor ve bunların 21'inde başarı sağlıyordu, müthiş bir yüzdeyle. Diğer tarafta ise Allen Iverson bu müthiş istatistiği kişisel olarak direnmeye çalışıyordu. ''The Answer'' 5/7 isabetle takımı adına 17 sayılık üretimde bulunurken farkı sadece 12'ye kadar çekebiliyordu, tüm çabasına karşın.

''Tüm yapabileceğim burada oturup, ismimin söyleneceği ana kadar hazır beklemek. O an geldiğinde ise %110 ile mücadele edip, takımın kazanması için her şeyimi vereceğim'' diyen Marcus Bank'in üç sayılık isabetiyle başlıyordu ikinci çeyreğe, hızından bir şey kaybetmemiş gözüken Phoenix Suns. Bu bölümde Marcus Bank'e Grant Hill'in hücum performansı ekleniyor, fakat ilk beş oyuncularının oyuna döneceği zamana kadar Suns, iki buçuk dakika skor üretemiyordu. 5.46 kala alınan molanın ardından ise Shawn Marion ve arkadaşları kaldıkları yerden devam ediyorlardı. ''The Matrix'', moladan öyle bir dönüş yapıyordu ki üç adet üç sayılık isabetinin yer aldığı 106 saniyelik bölümde 11 sayılık bir üretimde bulunuyordu. Bu patlamanın ardından skor 70-47'ye gelmiş ve fark bir anda açılmıştı.

Phoenix Suns'ta işler tamamen yolunda gidiyordu, öyle ki altı saniye kala savunmada Marcus Camby'yi hücum faule zorlayan Brian Skinner, kornayla birlikte kariyerinin ikinci üç sayılık isabetini buluyor ve takımının soyunma odasına 78-59'luk üstünlükle gitmesine katkı sağlıyordu (Efes Pilsen ve Galatasaray arasında oynanan TBL'nin en önemli karşılaşmalarından birinin 72-59 sona erdiğini düşünürsek nasıl bir hücum performansıyla karşı karşıya kalınığını görebiliriz).

Phoenix Suns'ın üç sayılık atışlarda 11/15 ile oynadığı bu bölümde Shawn Marion, 21 sayı kaydederken takım olarak Suns, %60'lık bir hücum performansı gösteriyordu.

Üçüncü çeyreğin üç dakikası geride kaldığında Amare'nin pasını Raja Bell sayıya çeviriyor ve fark 90-65'le 25'e kadar çıkıyordu. Bu skorun ardından iki dakikalık periyod içerisinde yakalanan 11-2'lik seri Nuggets için farkı eritme yolunda başkaldırı olurken, bitime 25 saniye kala Marcus Camby'nin basket ve faulden ürettiği üç sayılık oyun skoru 101-90'a getiriyordu, farkın uzun süre sonra bu denli azalması Nuggets için bir umut olabilirdi; ama Amare'nin basketinin ardından Iverson'ın iki serbest atışı kaçırması ve devam eden pozisyonda Leandro Barbosa'nın üç sayılık isabeti o gece Suns'ın kaybetmeyeceğini işaret ediyordu.

Son çeyreğe 106-90 önde giren Suns, ilk bölümde yakaladığı tempoyu 6:01 kala 120-99'luk skora dönüştürünce Nuggets'ın umut kırıntılarını da yok ediyordu.

4.22 kala oyundan alınan Steve Nash, 10 asistinin yanı sıra maç içerisinde kullandığı üç sayılık atışlardan iki isabet yakalayınca 9 maçlık serisini 10 maça çıkarıyor ve Magic Johnson'ı yakalıyordu. Nash, üst üste 10 maçta 10 asist barajını aşarken aynı zamanda en azından bir üç sayılık isabeti yakalayan sayılı oyunculardan oluyordu:

Michael Adams - 13 maç - 1990/91
Steve Nash - 10 maç - 2007/08
Magic Johnson - 10 maç - 1990/91

Steve Nash'in tarihte yerini aldığı bu gecede takımın yıldızı ise hiç kuşkusuz 27 sayı, 14 ribaund, 4 asist ve 6 blokla oynayan Shawn Marion oluyordu. Tümü ilk yarıda olmak üzere maç içerisinde beş üç sayılık isabet bulan Matrix, bu alanda kariyerinin en yüksek sayısına ulaşırken 6 blokla kariyer rekorunu beşinci kez tekrarlıyordu.

Denver Nuggets'ta Allen Iverson'ın 32 sayısı galibiyet için yeterli olmazken, mağlup koç George Karl'ın ''Onlarla oynayacağımız ilk maç oldukça eğlenceli geçecek'' açıklaması 5 Mart gecesi oynanacak maç öncesi heyecanı arttırmaya yetiyordu.

Hiç yorum yok: