19 Şubat 2008 Salı

2008 NBA All-Star Game: EAST 134 - 128 WEST

NBA All Star Game

Katrina Öncesi New Orleans ve Kentin Genel Kültürü Üzerine

All-Star Haftasonu'nda dev maç gününe gelinmişti artık. Basketbol dünyasının en büyük organizasyonun görünen yüzünde, Cuma akşamı Çaylaklar Maçı ile başlayan seri, Cumartesi gecesi görsel bir şölene dönüşmüş, organizasyon haftanın sonuna kadar gayet başarılı bir şekilde gelmişti; fakat Daniel Gibson'ın 11/20 üçlük isabetiyle Cuma gecesinin MVP'si olması, Deron Williams'ın Yetenek Yarışması'nda rekoru eline geçirmesi, Jason Kapono'nun bir kez daha Üçlük Şampiyonu olması ve Dwight Howard'ın ''Superman'' kostümüyle ayaklarının yerden kesilmesi... Tüm bunlar, NBA Haftasonu'nun görünen yüzüydü. İki sezon önce Katrina Kasırgası dolayısıyla yerle bir olan New Orleans kentini yeniden yapılandırma yolunda büyük önem taşıyan bu organizasyon, ''NBA Cares'' oluşumu çerçevesinde son derece yararlı oluyordu. Bu büyük afetin yaralarını sarmak ve New Orleans'ta basketbola karşı azalan ilginin tekrar kazanılması adına da ihtiyacı vardı böyle bir organizasyona, Louisiana eyaletinin. Sonuç olarak, kente karşı oluşan şüpheler yersiz çıkınca basketbolseverlere bu dev organizasyonun keyfini çıkarmak kaldı.

New Orleans, Katrina'dan önce ABD'nin en çok ziyaret edilen şehirlerinden biri olarak biliniyordu. Aynı zamanda ülkenin kültür kokan eyaletlerinden Louisiana'nın en büyük kenti olan New Orleans, dünyaca ünlü mutfağı ve her yıl binlerce turistin görmek için sıraya girdiği Royal Street, Bourbon Street, New Orleans Of Museum Art gibi görülesi mekanlarına rağmen müzikle yaşayan bir şehir olarak biliniyor. Özellikle bir dönem kitleleri peşinden sürükleyen Jazz müziğinin anavatanı sayılan kent, Rock & Roll ekolünün de gelişim sürecinin önemli mekanlarından kabul edilmektedir. Tarih boyunca dünya müziğinin All-Starlarına ev sahipliği yapan New Orleans halkının düzenlediği organizasyona da vazgeçemedikleri bu unsuru enjekte etmemeleri beklenemezdi. Basketbol ve müzik bir hayat tarzıydı, Louisianalılar için (Öyle ki NBA'de 80'ler ve 90'lara damga vuran, hali hazırda da bir basketbol markası olan Utah Jazz de aslında 1974 yılında New Orleans'da New Orleans Jazz olarak kurulmuş, fakat kulübün sahibi kişisel isteğiyle takımı 1979 yılında Utah'a taşımıştı. Buna rağmen Jazz müziğiyle herhangi bir ilgisi olmayan Utah, asıl ismini taşımaya devam etti, o günden bu yana). Pazar gecesi, seyircilere tanıtılan tüm oyuncular sahaya New Orleans'ın kendine has ezgileri ile çıkıyorlardı ve hiç kimse şikayetçi gibi de gözükmüyordu.



2008 NBA All-Star Game, New Orleans, Jazz, R & B

Herkes keyifli gözüküyordu, sahaya çıkarken. LeBron James ve Dwight Howard, kendilerini R&B'ye bırakırken gözler aslında arıyordu, birilerini. 14 yıldır aralıksız All-Star'ın en renkli kişiliği olan Shaquille O'Neal, arkadaşlarını muhtemelen uzaklarda bir yerde takip etmek durumunda kalıyordu. Hidayet Türkoğlu'nun eksikliği ise sadece Türk basketbolseverler tarafından hissedilmiyordu. Vince Carter ve Tracy McGrady de yine yıllardır aşina olduğumuz isimlerdi, her organizasyonda; ama artık yeni yüzler, yeni yıldızlar sahne alacaktı. Howard ve Yao'nun hava atışına çıkmaları ile resmi olarak başlıyordu, 2008 All-Star Maçı.

Yeni yıldızlar dedik ya işte, maçın henüz üçüncü dakikasında Carmelo Anthony, LeBron James'in üzerinden şutu gönderirken ben de 2003 Draft Gecesi'ne kadar gittim, geldim. Kendi kendime, ''Ne bereketli seneydi be'' derken, o draftın ilk beş sırasında seçilen dört oyuncunun sahada olduğu gerçeğiyle yüzleşirken buldum yine kendimi: 1. sıradan seçilen LeBron James'in yanı sıra, 3. sıra seçimi Carmelo, 4. sırada kendisine yer bulan Chris Bosh ve 5. sıradan drafta giren Dwayne Wade. Liste aşağılara doğru uzadıkça, o sezon seçilen birçok oyuncunun şu anda ligin kalburüstü oyuncuları olduğunu görebiliriz. Bu arada, iki numara mı nerde ?! Memphis'te, Grizzlies'de Joe Dumars'ın en büyük hatası olarak basketbol yaşantısına yol vermeye çalışıyor.

İlk çeyrek daha önceki senelerden de alıştığımız gibi devam ediyordu. Birbirini hemen hemen hiç tanımayan oyuncular, izleyenlere estetik görüntüler sunma adına sıradışı paslar peşinde koşuyor; fakat bu paslar genellikle top kaybına dönüşüyordu. Bu bölümde Doğu, Jason Kidd'in oyun kurucu karakterinden yararlanarak skor buluyor ve 18-7 ile 11 sayılık bir fark yaratmayı başarıyordu, Batı'da Nash, oyuna girip ilk asistini yapana kadar.



Kobe Bryant ile 3 Dakika

Sağ el parmaklarındaki şişlikten dolayı ameliyatı gündemde olan, All-Star maçı kadrosunda olup olmayacağı ise bir gün öncesine kadar belli olmayan; sadece kendisine oy veren insanlar için birkaç dakika bile olsa sahada kalacağını söyleyen Kobe Bryant, oyunun durduğu ilk anda koç Byron Scott tarafından oyundan alınıyordu. Bryant, üç dakika kaldığı maçı şut atmadan tamamlarken istatistik kağıdına bir ribaund yazdırabiliyordu yalnızca. All-Star gecelerine renk katan bir oyuncudan daha mahrum kalmak eminim herhangi bir basketbolseverin hoşuna gitmiyordu. Daha önceki değerlendirmelerimizde favori olarak gösterdiğimiz Doğu takımı, Kevin Garnett'in sakatlığının ardından belki de en büyük kozunu kaybederken Batı da Kobe Bryant'tan yararlanamayacaktı.

İlk çeyrekteki oyuncuların ''göze hoş gelen hareket yapma'' telaşları, ikinci çeyreğe geldiğimizde yerini koçlar Byron Scott ve Doc Rivers'ın rotasyon telaşına bırakıyordu. Sonuç olarak, ligin en iyi oyuncularının alacakları süreleri bir şekilde ayarlamak gerekirdi. Maçın bitmesine yakın bir zamanda alınan süreleri incelediğimizde iki koçun da başarılı işler çıkardığını söyleyebilirdik, ama tabii ki o süreç basketbol izlemek isteyen seyircilerin pek hoşuna gitmiyordu. Sürekli bir değişimin olduğu sahada, farklı yüzler görmek sürekliliğin oluşması adına büyük bir engeldi. Yine de kısa kısa süreler içerisinde çeşitli patlamalar gördüğümüzü söylemeden de geçemeyiz sanırım. İkinci çeyrekte Doğu takımı, Jason Kidd, LeBron James ve Dwight Howard ile zevk vermeye başlıyordu. İlk yarıyı 72-64 önde kapayan Doğu'da 12 sayı, 6 ribaund ve 7 asistlik performansı ile LeBron, maç sonu için birtakım mesajlar göndermekle meşgul gibiydi (2006'da MVP ödülünü alırken bencillikle suçlanan ve All-Star ruhuna ihanet ettiği konuşulan LeBron, bu kez gayet olgun bir oyun ortaya koyuyordu).

Karşılaşmanın üçüncü çeyreği ise rutin bir basketbola dönüşmek üzereydi. Karşılıklı basketler, gözlerinden uyku akan Türk basketbolseverleri zorlamaya başlarken Doğu takımı, Chris Bosh, Paul Pierce ve LeBron ile sayılar buluyor, Caron Butler'ın sakatlığından dolayı son anda geceye davet edilen Ray Allen da defteri açıyordu; ama maçın iddialı bir hal alabilmesi için üçüncü çeyrek sonunda Doğu takımı lehine gelişen 13 sayılık farkın, Batı'nın yıldızları tarafından eritilmesi gerekiyordu.

East All-Star LeBron James of the Cleveland Cavaliers dunks over West All-Star Dirk Nowitzki, bottom right, of the Dallas Mavericks during the fourth quarter of the NBA All-Star Basketball Game Sunday, Feb. 17, 2008, in New Orleans. James was named the game's MVP as the East won 134-128.

LeBron James & Ray Allen vs. Chris Paul & Brandon Roy

Bir tarafı desteklemek gerekiyorsa, Doğu takımını destekliyordum; ama LeBron, Kidd ve Howard gibi oyuncuların yeteneklerini daha geniş bir şekilde sergileyebilmeleri için de Batı'nın biraz yaklaşması gerekiyordu, Doğu'ya. O yüzden Batı'nın son çeyreğin başında yakaladığı 12-3'lük seri benim gibi birçok kişinin ellerini ovuşturması sonucunu doğuruyordu, belki de.

108-105'lik skor ve üçe inen fark LeBron ile birlikte arkadaşlarını da uyandırmak için yeterliydi. LeBron'un ilk anki reaksiyonu farkı eritmeye yeterli olmuyor, hatta Batı takımı, bitime 6:52 kala Dirk Nowitzki'nin basketinin ardından 112-110'luk skorla maçta ilk kez öne geçiyordu. Bu noktadan sonra devreye giren ne LeBron, ne Kidd, ne Howard, ne de Wade oluyordu, Doğu takımı adına. Az önce de söylediğimiz gibi geceye son anda Butler'ın sakatlığından dolayı davet edilen Ray Allen, 3:14 kala ateşi harlıyordu. O anda gelen üç sayılık basket Doğu'ya 119-118'lik üstünlüğünü getirirken maç havasını bulmaya başlıyordu.

Bir tarafta Melo ve Iverson yerine Paul ve Roy ile maçın sonunu getirmeyi tercih eden Byron Scott'ın takımı Batı, diğer tarafta ise Ray Allen'ın üç sayılık isabetlerine gözünü karartararak katılan LeBron James'in takımı Doğu. O ana dek, Türkiye'de uykuların gelmesinden dolayı düşen kafalar, kırmızı gözlerle birlikte ekrana odaklanıyor ve yeryüzündeki en iyi basketbolcuların kazanma aşklarına şahit olma şansı yakalıyordu. Batı'nın Paul ve Roy ile yaptığı atağa art arda üç üçlük isabetiyle karşılık veren Ray Allen, ibreyi 125-122 ile kendi takımı lehine çevirdiğinde maçın bitmesine 1:58 vardı; ama tıpkı 2003'te olduğu gibi bir uzatma heyecanı yaşama ihtimali de canlı olarak karşımızda duruyordu. Duruyordu durmasına da, o ihtimalinde karşısına LeBron James dikiliyordu, Dirk Nowitzki nezdinde tüm Batı Konferansı'nın üzerinden vurduğu onur kırıcı smaçla.



# 23 LeBron James: Most Valuable Player

NBA 2008 All-Star Haftasonu bittiğinde, skorborda Doğu takımının 134-128'lik üstünlüğü yansıyordu. Artık merak edilen tek konu MVP'nin kim olacağıydı. Ray Allen, son bölümde yaptıkları maça renk katsa da 28 sayıyla en skorer oyuncu olması tek başına MVP olmak için yeterli olmayacaktı, doğal olarak. Maçın tamamında müthiş oynayan, son bölümde ise alışılagelen dördüncü çeyrek performanslarından birini yaşatan LeBron, 27 sayı, 8 ribaund ve 9 asist ile MVP oluyordu. 2006 yılında da bu ödüle layık görülen genç yıldız, o sene oynanan maçı sabote ederek MVP olmak adına gözünü karartmakla suçlanmıştı, fakat LeBron, geçen iki sene içerisinde ne denli olgunlaştığını göstererek hem maçı Doğu'ya getirdi, hem de MVP olmayı sonuna kadar hak etti.

Sonuç olarak, arşivlere bir ''NBA All-Star Haftasonu'' daha eklendi. Genel bir bakışla 2007'nin ardından iyi bir haftasonu yaşadığımı söyleyebilirim, basketbolsever gözlüğü ile baktığımda. Superman'in unutulmazlar arasına gireceği 2008'in All-Star Haftasonu'nun son günündeki oyuncu istatistikleri ise bu şekildeydi.

2009'da, Phoenix'te, Shaq'in yeni evinde buluşmak üzere...

Hiç yorum yok: