16 Şubat 2008 Cumartesi

Ajax Amsterdam: İkiyüzlü Bir Takım !..



EREDIVISIE: AJAX 6-2 SPARTA ROTTERDAM

Ajax, ister Şampiyonlar Ligi'ne giremesin; deplasmanda kazansın, evinde yenilip elensin; ister UEFA Kupası Grupları'nı göremesin; isterse de ligde on maçın ancak üçünü kazanabilsin; ama Amsterdam ArenA'da zayıf bir ekip yakalamasın ya da rakibi oyundan düşmesin.. Böyle olunca Ajax'ın karşısına çıkan oyuncular maçın bitmesi için bildikleri tüm duaları okumaya başlıyorlar, işte. Dün gece de Sparta Rotterdam, bu durumla yüzleşmek zorunda kaldı.

Doğru olan bu mu, değil mi ? Yazının ana konusu bu olacak, yine de bundan önce maçın gollerini verelim:

İlk gol 14. dakikada John Heitinga'dan geldi, ikinci gole kadar geçen 15 dakikalık bölümün ise ilk yarıda sessiz kalınan tek bölüm olduğunu söylersek pek de yanlış olmaz herhalde. Öyle ki 29. dakikada Klaas Jan-Huntelaar'ın kafa vuruşundan gelen golü takip eden ikinci dakikada Ajax'ın devre arasında Groningen'den transfer ettiği İsveçli Rasmus Lindgren'in farkı bir anda üçe çıkarması bile Ajax'ı durduramadı (Albert Luque'nin ceza sahasından gönderdiği şutun Sander Westerveld'den sekmesini iyi takip eden oyuncuyu Hollanda'da oynayan İsveçliler özelinde daha geniş bir günde inceleyebiliriz). Sparta Rotterdam, Roberts ile farkı ikiye indirse de soyunma odasına gidene kadar Westerveld, kalesinde iki gol daha gördü ve ilk yarı 5-1'lik Ajax üstünlüğü ile sona erdi.

Bu noktada devreye girmesiş gereken sorular var elbette. Ajax, Eredivisie'de deplasman maçlarında bir hayli başarısızken (Venlo, Roda, Vitesse maçları aklıma ilk gelenler), iç sahada kendisinden düşük kalitede olan rakiplerine maçın başında önce bir yumruk sallıyor, rakibi yere düşerse de hiç acımadan farkı açma yoluna gidiyor (Dün akşamki maçla birlikte, 6-1'lik AZ Alkmaar ve Venlo maçları). Belli nedenleri vardır, hiç kuşkusuz. Kendi açımdan birkaç sonuç çıkarabileceğimi sanıyorum. Şöyle ki:

1. Ajax forması giyen oyunculardan birçoğu kendi geleceklerini düşündükleri için, skor ne olursa olsun kişisel istatistiklerini geliştirmek istiyor.

2. Ajax, birinci madde dolayısıyla takım kimliği kazanamadığından büyük maçlarda etkili olamazken, nispeten rahat maçlarda hiç zorlanmadan skor yapabiliyor.

Hemen birinci maddeden başlayalım; çünkü birinci madde üzerinde konuştukça birçok sonuç çıkarabiliriz. Bana kalırsa Ajax'ın tüm sorunları buradan kaynaklanıyor. Ajax'ın nasıl bir Futbol Akademisi olduğunu biliyoruz, az çok. Şu andaki kadroya baktığımızda da çok sayıda oyuncu görebiliriz, Avrupa'nın dev takımları tarafından izlenmekte olan:

Urby Emanuelson - Savunma - 16.06.1986
Johnny Heitinga - Savunma - 15.11.1983
Thomas Vermaelen - Savunma - 14.11.1985
Jan Vertonghen - Orta Saha - 24.04.1987
Jan-Arie Van der Heijden - Orta Saha - 03.03.1988
Klaas Jan Huntelaar - Forvet - 12.08.1983
Luis Suarez - Forvet - 24.01.1987

Bu oyunculardan özellikle birkaç tanesini de ayırmam gerekebilir. Mesela, Heitinga, Huntelaar ve Suarez. Üçü de üst düzey oyuncular; ama yazının konusu olan maçlarda daha çok kendilerine oynayıp, istatistiklerini yükseltmeye çalışıyorlar. Huntelaar ve Suarez'den kurulu hücum hattının defalarca egoist davranışlardan dolayı uyum sağlayamadığını söyleyebiliriz. Doğal sonuç olarak, izleyenlerde de ''büyük kulübe gitmek isteyen oyuncu'' profili oluşabiliyor.

Kuvvetle muhtemel önümüzdeki iki sezon içerisinde, Heitinga, Stekelenburg, Ogararu, Vertonghen, Suarez, Huntelaar ve Emanuelson gibi oyuncuları İtalya, İspanya veya İngiltere'de izleyebiliriz; ama Hollanda'da yakalanılan istatistikler yanıltıcı olabilir, Mateja Kezman örneğinde olduğu gibi. Burada Jan Huntelaar'ı incelemek gerekiyor tabii ki. PSV'de piyasa yapan oyuncuların (Ronaldo, Romario, van Nistelrooy gibi) başarıyla mücadele ettikleri Avrupa Futbolu'nda, Ajax'taki uçuk gol rakamları kadar olmasa da, kendisine yer edinebilir (son vuruşları ve cepheden etkili olması).

İkinci madde için de geçtiğimiz sezon Kopenhag eşleşmesi ve bu sezonki Dinamo Zagreb hezimetleri ile iç sahadaki PSV mağlubiyeti örnek teşkil edebilir. Ajax'ın bilinen anlamda takım olamaması, kulübü zorlamaya devam edecektir. Bu saatten sonra, büyük paralar verip flaş transferler yaparak kulüp imajını değiştirmeyeceklerine göre bir önce önümüzdeki sezonda elden çıkaracakları oyuncular yerine yenilerini yetiştirmeye başlamalılar.

Bu arada 2 Mart'ta Amsterdam ArenA'da Excelsior maçı var ?!

Hiç yorum yok: