7 Şubat 2008 Perşembe

NBA 2008 All-Star Hafta Sonu | Batı Takımı Değerlendirmesi



Nerde Kalmıştık ? 11, 10, 9, 8, ...., 1 ve 0 !..

Bir önceki yazımızda Doğu Konferansı'nda All-Star seçilen oyuncular ile dışarıda kalanları değerlendirmeye almış ve bazı sonuçlar çıkarmaya çalışmıştık. Batı, ev sahibi olacak NBA 2008 All-Star'da. Aslında çok önemli bir avantaj sayılmaz; çünkü New Orleans, Charlotte Bobcats'in NBA'e katılımından sonra Batı Konferansı'na geçmişti. Başından geçenler ise çok daha büyüktü, bu şehrin. 29 Ağustos 2005 günü New Orleans'a vuran Katrina Kasırgası'nın bazı etkileri oldu tabii; ama hepsinin üstesinden geldi ve şu günlerde NBA All-Star Haftasonu'na ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor, Jazz müziğin ana vatanı.

New Orleans'ın, Batı adına, ilk beş talihlisi 24 Ocak gecesi belli olmuştu. Tracy McGrady, uzun süre önde olduğu oylamanın son haftasında Allen Iverson'a geçilmiş ve resmin dışında kalmıştı, izleyici tercihleri sonrasında. Çok önemliydi, çünkü Batı'da gard pozisyonuna olağan dışı bir talep olacak gibi gözüküyordu. Daha önce de üzerinden geçmiştik; kadroda gözüken Allen Iverson ve Kobe Bryant dışında Steve Nash, Deron Williams, Chris Paul, Manu Ginobili, Baron Davis, Tony Parker ve Tracy McGrady gibi isimler de potansiyel seçimlerdi. Etkilerinden yazı içerisinde bahsetme fırsatı bulacağız.

Allen Iverson ve Kobe Bryant tercihlerinden başlayalım. All-Star öncesi NBA Tarihi'nin en uzun deplasman serilerinden birinde olan Kobe, şu sıralar mutlu olsa gerek. Lakers, Kobe'nin altı sayı atabildiği bir maçı kazanıyorsa, işler iyi gidiyordur. Pau Gasol'ün katılımı Kobe'yi ilerleyen maçlarda ateşleyecektir. All-Star Haftasonu, başlangıç olabilir Kobe için. Artık şampiyonluk için oynamaya başlayacak Kobe'yi daha da formda görebiliriz. Form demişken es geçmemiz gereken isimlerden biri hiç kuşkusuz, Allen Iverson. Geçtiğimiz yıl Sixers'tan ayrılıp Colorado'ya gelen ''The Answer'', bu sezon takımı sahiplenmeye başladı. Son Portland maçında galibiyeti getiren basketi de atarak maç içerisinde performansı ne olursa olsun, son saniyelerde sahneye çıkabileceğini gösterdi. T-Mac'in arkasında kalsa yazık olurdu, gerçekten.

Forvet bölgesinde geçtiğimiz yılın kariyerinin zirvesindeyken New York maçındaki kavgaya karışarak imajını yerle bir eden ve ancak sakatlıklar sonrası ilk All-Star maçına çıkabilen Carmelo Anthony ile klasik Tim Duncan bulunuyor. Neden klasik, tıpkı NBA'in unutulmaz maçları gibi. Herkes All-Star'ı eğlence, gösteri ve stres boşaltma faaliyeti gibi görse de kimse Duncan'ın aleyhine söz sarf edemiyor. Duncan, sadece bu bağlamda kesinlikle saygı duyulası bir insan. Yüzündeki ifade hiç değişmese bile, Duncan'ın vazgeçmediği tek şey kazanmak. Öyle ki, bu zamana kadar maddi anlamda elde ettiklerini yeterli gören Duncan, sezon başında Spurs ile bir kez daha kazanmak için oldukça cüzi bir fiyata imza attı. O gece orada olmalıydı, her zamanki gibi.

Bir ''klasik'' de pivot bölgesinde, ama içerik biraz daha farklı. NBA'deki altıncı sezonunda altıncı kez All-Star olan Yao, kariyerinin sonunda bu alanda kırılması güç bir rekora imza atacağa benziyor. Amare mi, Yao mu, sorusu uzun süre gündemde kalsa da Yao'nun sadece Çin halkından aldığı oylarla New Orleans'da olmayacağını söylemek gerekiyor. T-Mac'in alışılagelen sakatlıklarında takımına olumlu anlamda liderlik yapan dev pivotun, Amare önünde seçilmesinin de doğru karar olduğunu düşünüyorum.

Bir kez daha geçişi yapalım, son paragraftan. Doğu Konferansı için Hidayet olarak oluşan gündem, Batı'da Chris Paul, Steve Nash ve Baron Davis arasında paylaşılıyordu, kendi adıma. Öyle ki Steve Nash'in mutlaka seçileceği varsayımı ile Baron ya da Paul'ün olmadığı bir kadro benim için kabul edilemezdi. Sonuç olarak her antrenör, iki gard, iki forvet ve bir pivot oyuncusunun yanı sıra iki de ek kontenjandan istediği oyuncuyu seçebilecekti. Kendi oyuncularına oy vermelerinin yasak olduğu seçimler sonrasında ortaya Batı Konferansı için aşağıdaki görüntü çıktı:

F Carlos Boozer - Utah Jazz
G Steve Nash - Phoenix Suns
F Dirk Nowitzki - Dallas Mavericks
G Chris Paul - New Orleans Hornets
F Brandon Roy - Portland Trail Blazers
C Amare Stoudemire - Phoenix Suns
G David West - New Orleans Hornets


Son cümlemizden bir bölümü çekip alalım, ''...Kendi oyuncularına oy vermelerinin yasak olduğu seçimler sonrasında...''. Batı Konferansı'nın antrenörlüğünü New Orleans Hornets koçu Byron Scott yapacak, 17 Şubat gecesi. Türk yaklaşımı gibi olacak; ama Scott, Baron Davis ile ciddi sorunları olan bir insan ve Davis için oy kullanmaması sır değil bu yüzden. Warriors koçu Nelson'ı da çıkardığımızda geriye 13 kişi kalıyor. Bu 13 kişi üzerinde de çeşitli kulislerin döndüğünü düşünüyorum.

İlk beşler için yapılan halk oylamasında, seyirciler genellikle favori oyuncularını tercih ederler. Bunun sonucu olarak bazı isimler, sezon boyunca çok düşük performanslar sergileseler de All-Star olmayı başarırlar (bkz. Dwayne Wade). Antrenörler ise daha objektif yaklaşarak, All-Star olmayı hak eden oyuncular üzerine yoğunlaşırlar. Bunun sonucu olarak Blazers'dan Brandon Roy ve Hornets'dan David West, her ne kadar zayıf halkalar gibi gözükseler de kariyer bazında, saygı duyulması gereken kararlar. Tamam, saygı duyalım; ama Baron Davis ne olacak? 22+ Sayı, 5+ ribaund, 8+ asist ve 2,5 top çalma... Daha ne yapması gerekiyor bilemiyorum, kaldı ki Warriors'a kazandırdığı ivme, takım arkadaşlarının lideri olma gibi vasıflarından bahsetmiyorum bile. Bu yüzden, benim kabul edebileceğim bir bench olmayacak All-Star maçında. Antrenörlerin seçimine ''taraftarlık'' girdiği anda herhangi anlam kazanması çok kolay değil, bu kararların.

Sadece Baron Davis değil tabii, tartışılan. Manu Ginobili, Josh Howard ve Shawn Marion'ın başını çektiği listede birçok isim bulunuyor, derinlere doğru gittikçe. Doğu kadrosuna Hidayet'in girememiş olması ne kadar tepki topladıysa, Ginobili'nin New Orleans'da olmayacağı haberi de NBA Medyası'nda pek sevinçle karşılanmadı. Geçtiğimiz yıl Finaller MVP'si olan Tony Parker'ın yokluğunda, diğer takımlardaki rakipleri Allen Iverson ve Kobe Bryant'a göre daha az süre almasına karşın, en az onlar kadar etkili olan Ginobili, biraz da imaj kurbanı oldu gibi gözüküyor. Josh Howard'ın kendisine yer bulamamasına ise en büyük tepkiyi takım arkadaşı Nowitzki gösterdi. Alman oyuncu bir kez daha All-Star olacak, ama bu kez Josh'sız. Bir diğer oyuncu Shawn Marion'ın durumu da Amare ve Nash'in seçilmesi ile ilişkilendirilebilir. Takımlar arası dengeler başlığı altında tartışabileceğimiz döngü içerisinde dışarıda kalan isim Marion oldu (ki yüksek ihtimalle Phoenix'te de fazla kalmayacak, daha somut haberler gelince bu olasılığın üzerine konuşuruz).

Son olarak toparlamak gerekirse, Batı'nın Doğu'ya göre daha ''toplama'' bir takım olduğunu düşünüyorum. Doğu'da Vince Carter ve Shaquille O'Neal gibi alışılagelen isimler olmasa da çok daha dengeli bir kadro gözüküyor. Batı ise bu anlamda zorlanacaktır. Eğer, ''maç'' gibi olursa daha konsantre oynayacak olan tarafın Doğu takımı olacağını söylemek de büyük bir haber sayılmamalı, bana kalırsa. Steve Nash, Chris Paul, Kobe ve Melo gibi nispeten rahat oyuncuların karşısına çıkacak KG ve LeBron'un takımı benim favorim, sonuç olarak.

Geri saymaya devam edelim..

Hiç yorum yok: