27 Şubat 2008 Çarşamba

ULEB Cup: Galatasaray ve Beşiktaş, Son 16'da



Beşiktaş Cola Turka 73-53 Hapoel Jerusalem

ULEB Cup'ta dün akşam, Türk gecesi yaşandı. Rus rakibi Unics Kazan'a ilk maçta 26 sayı farkla mağlup olan Türk Telekom, mucizeyi gerçekleştiremese de Kupa'ya 96-93'lük galibiyetle veda etti. Tur için ümit vaad eden bir skor alamadığı için Telekom'un elenmesi sürpriz sayılamazdı. Ufak çapta mucizeye ihtiyacı olan bir başka takım ise Beşiktaş Cola Turka'ydı.

İsrail'deki 15 sayılık farkı kapatmak için Hapoel karşısına çıkan Beşiktaş, özellikle ilk yarıda basketboluna telaş karıştırdı. Bu bölümde Kaya, Nicevic ve Apodaca ile sayılar buldu, Beşiktaş. Açıkçası, aceleci basketboldan dolayı fazla da umut vermiyordu. Üçüncü çeyreğin sonunda gelen üç sayılık basket, Beşiktaş'a önemli bir ivme kazandıracaktı. Öyle de oldu; çünkü sayı farkı ne olursa olsun, periyot bitimlerindeki basketler geriden gelen takımlara özgüven kazandırırdı.

Son çeyreğe dokuz sayılık avantajla başlayan Beşiktaş, arkasına müthiş bir seyirci desteğini de alıyordu. Siyah beyazlı takımın gitmesi gereken ''7 sayılık'' bir yolu daha vardı. Son iki dakikadaki olağanüstü performans, Hapoel'i şaşkına çevirirken basketbol taraftarlığında iddialı olan İsrailler ise tribündeki Türkleri izliyorlardı.

Sonuç olarak, maç öncesi Ergin Ataman'ın dediği oldu. Beşiktaş, 20 sayıyla kazandı: 73-53



Galatasaray Cafe Crown 76-75 Asvel Basket


İlk maçtaki beraberlik kağıt üzerinde büyük bir avantajdı belki; ama maç öncesi o kadar da emin değildim, açıkçası. Asvel, Fransızların Pau Orthez ile birlikte Avrupa Basketbolu'ndaki en tanıdık takımıydı ve klasik bir Fransız ekibi gibi enerjik ve atletik siyah oyunculardan kuruluydu. Buna rağmen, tecrübeleri ile oyunun en kritik dakikalarında bahsettiğim enerjilerini kontrol altına alabiliyorlardı.

Maça her ne kadar Cenk'in üst üste iki basketinin ardından 4-0'lık avantajla başlasak da Uche'nin orta mesafe şutlarıyla dikkat çektiği bölümde Asvel, çok geçmeden oyunu dengeledi. Çeyrek sonunda lehimize oluşan 22-18'lik skorun Galatasaray tarafında olan bölümünde sadece üç oyuncunun isminin yazılıyor olması, ikinci çeyrek öncesi düşündürücüydü. Devreye girmeden Asvel lehine oluşan fark da, kanımca, bununla ilişkiliydi.

10 yıl aradan sonra Avrupa Kupaları'nda mücadele ediyor olmak, taraftarımız için de ilginç bir deneyimdi. Üçüncü çeyreğe takımla birlikte başladık. Her topta vardık. 16-0'lık serinin yakalandığı bu bölümde Galatasaray, rakibini yakaladı; fakat Fransızların cevabı 9-1 ile gelince 60-57 ile rakibin lehine tamamlandı.

Galatasaray, sezon boyunca birçok maçta Cüneyt Erden, Robert Hite, Dee Brown, Murat Kaya ve Cenk Akyol gibi dış atıcılarından bulduğu dış atışlarla hayat bulmuştu; ancak dün gece bu formül, tutacak gibi gözükmüyordu. Galatasaray'ın repertuvarındaki bir diğer parça ise, 4 ve 5 oyuncularının yardımlaşmasıydı. Charles Gaines'in özellikle ikinci toplarda etkin rol oynadığı bölümde, oyun iyice dengeye gelmeye başlamıştı.

Maçın son bölümünde rakibini alan savunmasıyla karşılayan Galatasaray, Asvel'i iki kez kötü şut seçimine zorlayınca takip eden hücumda Robert Hite'ın basket-faulden bulduğu üç sayı ile skoru, 65'de eşitledi. Kilit, boyalı alandaydı. Hüseyin ve Gaines'in yanı sıra dış hücumcuların da içeri penetre ederek temas aralamaları beklenen sonuç olmalıydı. Yine de bunlara gerek kalmadan 31 saniye kala Cüneyt Erden ile gelen basket, farkı üçe çıkarınca geri kalan bölüm, karşılıklı taktik faullerle geçti.

Son bölümde minimum hata yapan Galatasaray, Asvel gibi zorlu bir rakibi 76-75 ile geçerek ULEB Cup'ta Son 16'ya kaldı.

Hiç yorum yok: