28 Mart 2008 Cuma

2008 NBA Playoffs Önizleme - # 2



Doğu Konferansı'nın aksine Batı'da fırtınalar kopuyor. Şu anda birinci sırada olan New Orleans Hornets'ın 11 maç kala sekizinci sıraya düşme ihtimali kadar, dokuzuncu sıradaki Denver Nuggets'ın lider olma şansı var. Her şey karışık; ama şu kesin ki, son yılların belki de tüm sezonların en çekişmeli playoff eşleşmelerini izleyeceğiz önümüzdeki ay, Batı Konferansı'nda.

Batı'nın en büyük sürprizi hiç kuşkusuz, New Orleans Hornets oldu. Geçtiğimiz sezon Peja Stojakovic ve Tyson Chandler gibi iki önemli hamle yapan; fakat bu oyunculardan sakatlıkları nedeniyle maksimum verim alamayan Hornets, Katrina Kasırgası'nın ardından deplasmanda geçirdiği sezondan sonra evine geri döndü. 2008 NBA All-Star Haftasonu ile yeniden doğan New Orleans şehri, yeni yıldız ve MVP adayı Chris Paul ile birlikte rüya gibi bir sezon geçiriyor.

İkinci sırada Houston Rockets bulunuyor. Hemen arkasındaki Los Angeles Lakers ile aynı galibiyet yüzdesine sahip olan Rockets, sezon içerisinde yakalamış olduğu 22 maçlık galibiyet serisi ile 10. sıradan 1. sıraya kadar yükselmeyi başarmıştı. Serinin sona erdiği Boston maçının ardından tökezler gibi olsa da Rockets, playoff biletini alacak gibi görünüyor. Evet, bitime 10 maç kala ikinci sırada olan bir takım için ters bir ihtimal daha var; ama Rockets, ikinci sıra olmasa bile ilk dört içerisinde kalmak için mücadele edecektir. Keza, Batı'daki takımların tek avantajları, iç sahada daha fazla maç yapabilme şansı olacaktır; çünkü nereden girerseniz girin her taraftan dev bir takip geliyor.

Üçüncü sırada bu sezonun bahtsız ekibi, Los Angeles Lakers var. Sezon içerisinde son yılların en karlı alışverişini yapıp Pau Gasol'ü kadrosuna katan Lakers, sürekli sakatlıklarla uğraşmak zorunda kaldı. Önce Bynum'ı kaybeden Phil Jackson'ın takımı, daha sonra takıma gelmesinin ardından takım üzerinde müthiş bir etki yaratan Gasol'ün sakatlık haberiyle sarsıldı. Her şeye rağmen Kobe Bryant, Lamar Odom'ın da yardımlarıyla Lakers'ı ayakta tuttu. Önceki gece Bobcats karşısında alınan sürpriz yenilgi olmasa Lakers, biraz daha yukarıda olacaktı; ama Playoff öncesi Kobe, Odom, Gasol ve Bynum aynı anda sahada olabilirse, Lakers'ı çok güzel günler bekler.

Kuzeybatı Grubu'nun lideri Utah Jazz ise, sezon boyunca iç sahada aldığı galibiyetlerle kendisine yer buldu. Grup liderliği de kendisinden daha yüksek galibiyet yüzdesi olan takımların üzerinde kalmasını sağlayacaktır. Rakibi, şu görüntü içerisinde San Antonio Spurs gibi. Geçtiğimiz sezon Konferans Finali'nde Spurs, Jazz'i beş maçta geçerken pek zorlanmamıştı.

Shaquille O'Neal takasıyla Shawn Marion'ı elinden çıkaran ve bambaşka hayatlar peşinde koşanm Phoenix Suns da Playoff yapacaktır; ama asıl bomba aşağıda kopacak. Dallas Mavericks, Golden State Warriors ve Denver Nuggets'dan birine yazık olacak. Geçen sezonki başarılarından sonra Warriors'ın elenmesini istemiyorum. Playofflara renk katacak bir numaralı takım olmalarını bekliyorum. Denver Nuggets'ın ise kesinlikle resmin içerisinde olacağını düşünüyorum. Son durumda Dallas Mavericks'in hali pek iç açıcı değil. İlerleyen bölümde konuşmak için susalım şimdilik.



Sezon öncesi New Orleans Hornets'in tarihin en çekişmeli Batı mücadelesinde tepede yer alacağını söyleyebilmek, kahinliğin de ötesinde bir şey olurdu; ama şu andaki tabloda Hornets, birinci sırada ve bunu sonuna kadar hak eden bir oyun oynuyor. Chris Paul, sezon içerisinde sıkça bahsettiğimiz gibi, çok özel oyuncu. Uzun süredir bir oyuncunun takımının kazandığı hemen her baskette payı bulunduğunu görmemiştim. Öyle ki bazı maçlarda Hornets'in basketlerinin %70-75'inde Chris Paul, ya skor yapıyor ya da asist ile arkadaşlarına yardımcı oluyordu.

Pota altında Tyson Chandler'ın savunma gücü ve caydırıcılığına Peja Stojakovic'in Sacramento günlerinde alıştığımız şut yüzdesi eklenince Hornets durdurulamaz bir ekip oluyor. Ve tabii David West. Bu sezon All-Star seviyesine çıkan West, Chris Paul'ün dilinden en iyi anlayan oyuncu. Paul ile olan birlikteliği hem kendisine hem de kulübe büyük fayda sağlıyor.

Takas döneminin son gecesi yaptığı Bonzi Wells katkısıyla kenarı da güçlendiren Hornets, ilk üç veya dört içerisinden düşmeyebilir. Kalan 12 maçın 8'inin deplasmanda olması, soru işareti olarak kalabilir; ama Paul'ün MVP olma hedefi varsa eğer, Hornets ilk üç içerisinde kalacaktır.

Golden State Warriors'a da değinmemiz gerekiyor, kesinlikle. Belki de oyun planı olmayan tek takım. Biraz abartı olabilir; ama Warriors, son derece heyecan verici bir basketbol oynuyor. Gönlümden geçen, Lakers ile eşleşmeleri; ama ilk turda olmazsa ilerleyen turlarda karşılaşabilirler. Yukarıdaki tüm takımlara (özellikle savunmada biraz daha rahat olan) sürpriz yapabilirler.



Houston Rockets'ın performansını basketbolsever olarak tebrik etmem gerekiyor. 22 maç arka arkaya kazanmak, müthiş bir karakter gösterisi. Karakter demişken, Tracy McGrady'nin de bu takımda olduğunu söylememiz gerekiyor. T-Mac, yıllarca ruhsuzlukla, oyunu çok sevmemekle ve kendisini maçlara, oynadığı takıma vermemekle suçlanmıştı; ama aklıma hemen Spurs maçında 35 saniye içerisindeki 13 sayılık performansı geliyor. Bu örneğin yanına iki ay boyunca, çok daha iyilerini ekledi, T-Mac.

Serinin ilk bölümünde Yao Ming'i kaybeden Houston Rockets'ın durumu, ''Şampiyonluk umudunun sonu'' şeklinde yorumlanmış, T-Mac ve arkadaşlarının cadı kazanı haline gelen Batı'da playoff'a bile giremeyebileceği söylenmişti; ama geri dönüş, öyle olmadı. T-Mac'in önderliğindeki Rockets, 22 maça kadar taşıdı seriyi. 10. başladığı koşuyu 1. sıraya kadar devam ettirdi. Sonunda da kendisine hiç de fena bir yer edinmedi. Şu anda, ikinci sırada. Şampiyon olacaklarını ben de düşünmüyorum; ama Dallas Mavericks ile şansları var.

Peki, Dallas Mavericks'in şansı ne? Jason Kidd takası, takımın sahibi Marc Cuban tarafından deli gibi istenmiş ve yine deli gibi de para harcanmıştı; fakat şu an geldiğimiz nokta, takastan New Jersey Nets'in karlı çıktığını söyleyenlerin haklı olduğunu gösteriyor. Kidd, oyunun en zeki oyuncularından biri. Benim de, en sevdiğim oyuncuların başında geliyor; ama takasın gerçeği sonraki cümlelerde ortaya çıkacak. Jason Kidd, Mavericks için bu sezon 19 maçta görev yaptı ve takım, 10 galibiyet aldı. Kaybedilen 9 maçın tamamıysa, galibiyet yüzdesi 50'nin üzerinde olan takımlara karşı.

Jason Kidd, playofflarda güçlü kalabilmek ve Dallas Mavericks'in lider eksikliğini kapatabilmek adına yapılmıştı; ama şu noktada Cuban'ın planları tutmamış gibi görünüyor. Dirk Nowitzki'nin de en azından playofflara kadar sahada olmayacağını düşünürsek, arkadan gelen Denver Nuggets'ın Mavericks'i geçeceğini söyleyebilirim. Üstelik kalan 10 maçın, 7'si %50'nin üzerinde olan takımlara karşı.



Los Angeles Lakers'ın sezonu ilk sıra içerisinde bitireceğini düşünüyorum; ama Suns ve Lakers eşleşmesi birçok açıdan David Stern'in isteyeceği bir eşleşme olabilir. Basketbolseverlerin de ''hayır'' diyeceğini sanmıyorum, aslında.

Son iki yıldır playoff ilk turunda karşılaşan iki takım, bu sezon rolleri değişmiş gibi görünüyor. 2005-06 Sezonu'nda Kobe Bryant ve Lakers, seride 3-1 öne geçmesine karşın Suns, geriden gelerek seriyi 7. maça götürmüştü. Lakers, son maçta hiçbir şekilde direnç ortaya koyamayınca da Steve Nash ve arkadaşları, 4-3 ile turlamıştı. Geçtiğimiz sezon da aynı turda karşılaşan takımlardan Suns, bu kez işi beş maçta bitirmişti.

Shaquille O'Neal takasından bu yana farklı bir Phoenix Suns var. Run&Gun basketboldan tam anlamıyla vazgeçmiş değiller. Shaq takasından sonra ilk dokuz maçta üç galibiyet alabilen Suns, yedi maçlık galibiyet serisiyle kendisine gelmiş; ama Celtics ve Pistons mağlubiyetleri ile aramıza dönmüştü. Shaq'in Staples Center'da en az iki maça çıkacağını ve Kobe'nin Suns'a karşı karakterini ortaya koyacağını, hatta iyileşirse olgunlaşan Andrew Bynum'ın Shaq karşısındaki duruşunu (iki sezon önce üzerine yürümüş; ama başına geleceği düşünmemişti) düşünmek, heyecan verici.

Pau Gasol ve Andrew Bynum dönerse o dönemde belki de MVP olan Kobe Bryant ile bilirkte Lakers, son iki yılın acısını çıkarabilir; ama dediğim gibi, Lakers'ın Batı'yı 1 veya 2 bitireceğini düşünüyorum.



Geçtiğimiz sezon, tüm gücünü Dallas Mavericks karşısında harcayan Golden State Warriors'ı 4-1 ile geçip Konferans Finali'ne çıkan Utah Jazz, Final'de aynı skorla Spurs'e mağlup olmuştu. Bu sezon Spurs, biraz daha yaşlı. Bir dönem içerisinde üst üste aldıkları yenilgiler de, yaşları hakkında konuşanları haklı çıkarıyordu; ama playoff zamanı ne kadar güçlendiklerini biliyoruz.

Sezon sonuna kadar, iki kez daha karşılaşacaklar. Biri 4 Nisan'da. Diğeri ise sezonun son gecesi. Geçtiğimiz sezon, Doğu'da Final oynayan Cavs ve Pistons gibi Batı finalistleri Jazz ve Spurs sahada olacak. Bu sezon Salt Lake City'de 19 maçlık galibiyet serisi yakalayan Jazz'in en büyük avantajı, yüksek rakımlı evi olarak görülebilir. Diğerlerine göre, daha muhtemel bir eşleşme. Jazz, ilk dört arasında kalmayı başarırsa 7 maçlık bir seride şansı olabilir.

Hiç yorum yok: