12 Nisan 2008 Cumartesi

DKV Joventut Badalona: Büyük Favori



20 Ağustos 2006 günü, 16 Yaşaltı Avrupa Basketbol Şampiyonası Finali'nde bir daha gerçekleşmesi çok zor olan bir olay meydan gelmişti.

Ev sahibi İspanya, Rusya ile oynuyordu. Rusya, bitime bir saniye kala Babunashvili'nin üç sayılık basketiyle 87-84 öne geçtiğinde şampiyonluğu ilan etmeye hazırlanıyordu; ama ''x saniye, basketbol için çok uzun bir süre'' klişesi, belki de hiç o anki kadar anlam kazanmayacaktı. Turnuvanın ve İspanya'nın yıldızı Rubio, maçın son saniyesinde söyleyecek sözü olduğunu yarı sahadan buldu üç sayılık isabet ile anlatıyor ve maçı uzatmalara götürüyordu.

Rubio, mucize bir üçlükle İspanya'yı ayağa kaldırmıştı; fakat ''Ricky Rubio'' ismi, turnuva öncesinde çeşitli kereler telaffuz edilmişti bile. 15 Ekim 2005'te, Granada ile deplasmanda karşılaşan Joventut Badalona'nın koçu Aito Reneses, yedeklere göz attığında bankta sessiz sedasız oturan bir çocuk görecekti. Birkaç dakika sonra kendisini Avrupa'nın en basketbol liginin maçlarından birinde bulan bu çocuk, sahaya çıktığında 15 yaşında bile değildi. 14 yaş, 11 ay ve 24 günlük Rubio'nun Granada maçında forma giyerek, ''İspanya Ligi'nde oynayan en genç oyuncu'' olduğunu söylemek bir sır mıdır? Değildir, elbette.

Tekrar, Ağustos 2006'ya dönelim. Rubio, ilk uzatma devresinde de takımının liderliğini yapmaya devam ediyor olmalıydı. Bitime 49 saniye kala 99-97 mağlup duruma düşen İspanya'nın yardımına yine Rubio koşacaktı. 37 saniye kala çizgiye gelen ''harika çocuk'', hata yapmıyordu. Maç bir kez daha uzamıştı. İkinci uzatmada ise ortaya 110-106'lık İspanya galibiyeti çıkıyordu. Bu bölümde, İspanya'nın attığı 11 sayının 8'inde ise Ricky Rubio, toplamda ise 51 sayıya ulaşıyordu. Tek başına bu istatistik bile, turnuvayı izleyen NBA yetkililerinin ağzını açık bırakıp gözlerini ovuşturmaları için yeterliydi; ama Rubio, 51 sayısının yanına 24 ribaund, 12 asist ve 7 de top çalma ekliyordu. LeBron James tadında bir istatistik gibi duruyor değil mi?

Tabii ki Rubio'nun kendi yaş grubunda daha rahat ve yüksek özgüvenle oynaması son derece normaldi. 51 sayı, 24 ribaund ve 12 asist bir yana, en önemlisinin 7 top çalma olduğunu düşünüyorum. Rubio, turnuva sonunda 23.3 sayı, 12.8 ribaund ve 7.1 asist ortalaması ile tüm kategorileri lider kapatıp turnuvadaki en değerli oyuncu seçilmişti; ama 7 top çalma, oyun zekasıyla ayrı bir dünyada olduğunu kanıtlıyordu sanki. Turnuvadan sonraki ilk sezonundan bu yana düzenli olarak Badalona'da oynuyor, Rubio. Slam Türkiye'nin 2007 Şubat sayısındaki ''yüz yüze'' bölümünde kısa bir özet çıkarılmıştı, Rubio hakkında. Yiğiter Uluğ'un kaynağına göre Euroleague'de maç başına 19 dakika oyunda kalan Rubio, o zamanlar 4.3 top çalma ile oynuyordu. İnanılmaz.

Rubio, 18 yaşında olmasına karşın üç sezonluk önemli bir tecrübeyle oynuyor. Üç sezondur en üst seviyede. Euroleague oynadı, Avrupa Şampiyonluğu yaşadı, ULEB Cup'ta Final Four'a çıktı. Bunları yaparken NBA yetkililerin de dikkatini çekti, doğal olarak. 21 Ekim 1990 günü dünyaya gelen Rubio'nun iki veya üç sezon içerisinde, Bodiroga gibi bir tercih yapmazsa, NBA olmaması büyük sürpriz sayılacaktır. Sezon başından bu yana gösterdiği performans dolayısıyla, 2008 Yaz Olimpiyatları'nda oynayacak İspanya Milli Takımı'nın da gard pozisyonunda olma ihtimali hayli güçlü. Portland Trail Blazers'ın oyun kurucusu Sergio Rodriguez ile birlikte İspanya takımının bu mevkiideki ilk tercihlerinden biri olabilir, Rubio.

Genç yaşına rağmen, yaradılışı gereği lider olan oyuncunun bu sezonki Uleb Cup performansına da kısaca bakabiliriz. Grup maçlarında ortalama 20 dakika sahada kalan Rubio, 29 sayı attığı Türk Telekom maçı dışında sadece İngiliz takımı Guildford Heat'e karşı çift hanelere çıkabildi; fakat genel bir bakışla her maçta istatistik hanelerini az çok doldurduğunu görüyoruz. Dün akşam oynanan Pamesa Valencia maçındaki 12 sayı, 7 ribaund ve 4 top çalmalık performansı da bu duruma güzel bir örnek teşkil edebilir.

Joventut Badalona, bu sezon Uleb Cup'ta oynadığı 15 maçta 14 galibiyet aldı. Tek mağlubiyeti ise, bilindiği gibi, Ankara'da Türk Telekom'a karşı. Maç istatistiklerine baktığımızda Rubio'nun %91 isabetle 28 sayı attığını ve 10 asist yaptığını görüyoruz. Takımının saha içinden bulduğu 28 basketin 17'sinde direkt olarak Rubio'nun imzası bulunuyor; ama Badalona'nın o maçta takımın diğer önemli yıldızı Rudy Fernandez'den eksik olarak oynadığını da söylemek gerekiyor.

Rudy Fernandez, bir veya iki numara oynayabilen bir oyuncu. İlk adımı hızlı ve bu özelliği atletizmi ile birleşince kendisini savunan rakibine karşı büyük bir avantaj oluşturuyor. Fernandez'in karşısında yarın akşam Dee Brown olacak. Brown, sezon boyunca ortalama bir oyuncu için fena sayılmayacak performanslar sergiledi; ama kendisinden beklenenlere tek bir maçta yapacağı savunma ile karşılık verebilir. Yarın, Badalona'nın hücumdaki tüm avantajlarına karşın savunmaların öne çıktığı bir maç olabilir. Bir gece önce Pamesa'ya üç çeyrekte sadece 37 sayı izni veren Badalona ile Beşiktaş'ı durdurmak adına kendi hücum performansında bile sorunlar yaşayan Murat Özyer'in Galatasarayı'nın mücadelesinde savunmalar söz sahibi olursa, Dee Brown'dan yüksek skorlar yerine iyi bir savunma performansı beklemek gerekebilir. Brown, çabukluğu ve tecrübesiyle Fernandez'in ilk adım avantajına karşılık verebilir.

Galatasaray için eşleşme sorunu yaratabilecek bir numaralı oyuncu ise, Türk Telekom'dan tanıdığımız Alman Jan Hendrick-Jagla. Murat Özyer'in Jagla ile ilgili önlemleri iki gecedir her dakika düşündüğüne eminim; çünkü Badalona deyince akla gelen Rubio ve Fernandez dışındaki en tehlike isim Jagla. Dirk Nowitzki tarzında rakip savunma için çok ters durumlar yaratabilecek bir oyuncu. Jan Jagla ile Britton Johnsen oynayabilir, maçın başında. Beşiktaş Cola Turka karşısında, son dakikalardaki hatalarıyla dikkat çeken Johnsen'ın savunma performansı konusunda birtakım ışıklar görmüştük, her şeye rağmen.

Jagla, 2.13 boyunda. 3, 4 ve 5 numarada oynayabiliyor. Johnsen da 3,5 numara gibi. Reneses, Jagla'yı 3 numara gibi oynatırsa bizim için çok büyük sorun olacaktır. Bu bölgede, Murat Kaya, Cenk Akyol ve Tufan Ersöz gibi duran alternatiflerimiz kağıt üzerinde Jagla'ya savunma anlamında karşılık verebilecek potansiyele sahip değiller.

Pamesa karşısında, kısa forvet olarak Pere Thomas oynamış. Jagla, dört; Moiso da beş numara. Yarın akşam, üç numarada Çek forvet Lubos Barton'ı izleyebiliriz, dünkü tercihlere rağmen. Avrupa Şampiyonası'nda aynı grupta mücadele ettiğimiz Çek Cumhuriyeti takımını hatırlayanlar olacaktır. Barton, Jiri Welsch ile birlikte rakibin en etkili ismiydi. Son derece usta bir ceza kesici. Boş bırakıldığı anda, ölümcül şutu atar. Bu anlamda Robert Horry'ye benzetilebilir. Soğukkanlı. Pamesa maçında da kullandığı iki şutta isabet kaydettiğini görünce, gözümde daha net bir Barton profili oluştu. Kesinlikle boş bırakmamız gerekiyor; ama bu noktada üç numara savunmasındaki sorunlarımız ortaya çıkabilir.

Murat Özyer, Beşiktaş maçına beş yabancı ve sert savunmayla başlayarak baskın yapmıştı rakibe. Yarın akşamki stratejisini açıkçası büyük merakla bekliyorum. Rubio, Fernandez, Barton ve Jagla ile müthiş bir hücum takımı olabilen Badalona, aynı zamanda Pamesa'yı 30 dakikada 37 sayıda tutabilen bir takım. Uleb Cup'taki tek yenilgisini ise 94 sayı atarak alıyor. Ben karar veremiyorum, bir basketbol izleyicisi olarak. Nasıl oynamalı, Badalona'ya karşı. Her attığımız basket olsun, sayı izni vermeyelim en iyisi.

Joventut, buraya kadar adeta elini kolunu sallayarak geldi. İlk günden beri, Kupa'nın en büyük favorisi. Yarın akşam da açık ara favoriler tabii; ama Galatasaray da uzun süre sonra basketbolda bu denli büyük bir fırsatı eline geçirdi. Badalona'yı yenmek, Kupa'nın yolunu açacaktır. Basketbolda da tekrarlanabilecek bir tesadüf ise, camianın bu spora bakışını baştan aşağı değiştirecek. Euroleague yolu açılacak. Büyük bir fırsat var önümüzde. Umarım yarın akşam, Murat Özyer ve ekibi zoru başarır. Kupa da Türkiye'ye gelir; ama olmasa da bu takımı ayakta alkışlamak gerekir.

Hiç yorum yok: