21 Nisan 2008 Pazartesi

NBA 2008 Playoffs: 5. Viteste Başladılar !..



2008 Playoffları'nın açılışı, Ohio'daydı. Maç öncesi oldukça gergin bir hava vardı.

Wizards'ın yıldızı Gilbert Arenas, karşılaşma öncesi, ''Doğu'da herkes, Cleveland'ı istiyor'' diyor; maç içerisinde James'i savunması beklenen DeShawn Stevenson da LeBron'un gereğinden fazla abartıldığını düşünüyordu. NBA'in eski efsanesi, bugünün sivri dilli eleştirmeni Charles Barkley için de uygun bir ortamdı. Barkley, Washington Wizards'ı insanlık tarihinin en aptal takımı ilan ediyordu. Ona göre; LeBron, NBA'deki en iyi ikinci oyuncuydu ve kendisini kızdırmak hiç de akıllıca değildi. ''Onlar, NBA'in en iyi ikinci oyuncusuna sahip olabilirler; ama ligde maç sonlarını en iyi oynayan oyuncu bizim takımda'' diyen Arenas, kendisini öne çıkarıyor ve rakibine meydan okuyordu.

Karşılaşmanın özellikle ilk yarısında Doğu'da görmeye alışkın olduğumuz sertliğin de ötesinde bir nefret vardı. İki ekibin oyuncuları, birbirlerini birer kaşık suda boğmak istiyorlardı sanki. Tam bir playoff atmosferi olduğunu söylemeye gerek yok sanırım. Arenas, Butler, Stevenson, Haywood ve diğerleri LeBron'u durdurmak için sertliğe başvururken ikinci yarıda Ilgauskas ile atağa kalkan Cavs, son bölümde LeBron James ile hayat buluyordu.

James, Wizards oyuncularına gerekli cevabı ''Clutch Time'' diye de adlanrılan maçın en kritik dakikalarında vermiş oldu. Cavs, Wizards karşısında üst üste yedinci playoff zaferini elde etti.



NBA 2008 Playoffs, daha ilk geceden izleyenleri büyüledi, basketbola doyurdu. Postseason, Cleveland ve Washington eşleşmesi ile başladı; ama Suns'ın Spurs'ü ziyareti, birçok açıdan önemli bir hesaplaşmaydı. Suns, sezon boyunca neredeyse tüm hamlelerini Spurs karşısına çıkabilmek adına yapmıştı ve Shaq'in gelişinin ardından iki kez yendiği rakibini yenmenin yollarını arayacaktı.

Maçın önemli bölümünde Suns üstünlüğü vardı. ''Bu kez oluyor mu, ne ?!'' düşüncesinin karşısında her şeye rağmen bir şampiyon bulunuyordu. Spurs, son çeyrekte rakibini yakaladı ve bitime 15 saniye kala Michael Finley'nin üç sayılık isabeti, skoru 93'te eşitledi. Seri öncesi yaptığımız yorumlarda, Spurs adına bench katkısının önemli olduğunu ve Finley, Horry, Barry gibi tecrübeli şutörlerin kenarda gelerek soğukkanlı tavırlarıyla rakibin sinirini bozacak isabetler bulabileceğini söylemiştik. Finley'nin isabeti, maçı uzatmalara götürecekti.

Brent Barry, Michael Finley ve Robert Horry, yeteri kadar sinir bozucu olarak kabul edilebilirdi, Phoenix Suns için. Suns, açıkçası, kendisini bu gibi bir sona hazırlamış da olabilirdi; ama birinci uzatma sonundaki görüntü, söylecek söz bırakmayacaktı. Spurs, sahaya şampiyon karakterini koyacak ve Tim Duncan, sezon içerisindeki ilk üçlük isabetiyle bitime 3 saniye kala skoru, 104'te eşitleyecekti.

Tüm psikolojik üstünlükler, Spurs lehineydi ve Tim Duncan'ın üçlüğü, Suns'ı kaosa sürükleyebilirdi. Amare'nin de altı faul ile oyun dışı kalması, Spurs'ün işini biraz daha kolaylaştırdı. Bitime 15 saniye kala bu kez sahneye çıkan Suns'tan Steve Nash oluyor ve attığı üç sayılık basketle skoru 115'te eşitliyordu; ama Spurs, şampiyondu maalesef. Manu Ginobili'nin turnikesi, maçı Spurs'e getirirken seri de 1-0'a geliyordu.

Hiç yorum yok: