19 Nisan 2008 Cumartesi

NBA 2008 Playoffs, Batı Konferansı



Tarihin en çekişmeli sezonu yaşandı bu sezon, Batı Konferansı'nda. İlk iki sıradaki takımlar, yerlerini ancak son geceden birkaç saat önce öğrenebildiler. Sekizinci sıradan gelen Denver Nuggets, benzer bir sonuçla karşılaştı. Yedincilik, Dallas Mavericks'te kaldı. Gerisi ise arapsaçıydı. Son gecede her şey belli oldu. Enteresan eşleşmeler ortaya çıktı. Yarım kalan hesapların kapatılması, gündeme geldi. Los Angeles Lakers, beklediği ve özlediği yeri aldı. Birinci sırada kapattı, normal sezonu. Kobe Bryant, NBA kariyerindeki ilk normal sezon MVP'si ödülünü almaya da çok yaklaştı. Batı Konferansı'na damga vuran ise, yıllardır belli sistemlerle oynayıp başarılı olamayan takımların ''ya hep ya hiç'' diyerek takas rüzgarına kapılmasıydı ve tabii ki New Orleans Hornets.

New Orleans Hornets, Boston Celtics'in geri dönüş yaptığı sezonda bile yılın en büyük sürprizi olmayı başardı. Aslında ortalamanın çok üzerinde bir takımdı, geçen sene de. Chris Paul, Peja Stojakovic, Bobby Jackson, Tyson Chandler, David West gibi oyuncular vardı geçen sezonki kadroda da; ama şanssızlıkları, sakatlıklar oldu. Peja'dan neredeyse sezon boyunca yararlanamadılar. Jackson ve Chandler için de aynı şeyleri söyleyebiliriz. Geriye sadece Chris Paul kalmıştı. Üstelik, Katrina Kasırgası'ndan dolayı evden de uzaktalardı. Oklohama'da fena bir destek yoktu. Hatta bu sezonki başarı olmasa Hornets, New Orleans'dan bile taşınabilirdi; ama koç Byron Scott, Chris Paul önderliğinde harika bir takım yönetti. Uzun süre zirvede kalmalarına rağmen son düzlükteki Kings ve Lakers mağlubiyetleri orada kalmalarına engel oldu.

Batı için söylenmesi gereken bir hayli söz var. Denver Nuggets'ın 50 galibiyetle ancak sekizinci sıradan girebilmesi mesela; ama en önemlisi, yaşanan takas çılgınlığıydı. Kasım ayındaki irili ufaklı takasların (Ariza'ya karşılık Mo Evans ve Brian Cook, Giricek'e karşılık Korver gibi), fırtına öncesi sessizliği ifade ettiğini ancak Şubat ayında öğrenebilecektik. Takvimler, Şubat'ın 1i'ni gösterdiğinde Lakers GM'i Mitch Kupchak, hayatının en önemli hamlelerinden birini yapacaktı. Grizzlies'den Pau Gasol, Staples Center'a getirilirken karşılığında neredeyse hiçbir şey verilmiyordu. Gasol, birçok açıdan Lakers için son derece önemli bir parçaydı ve Lakers, bir anda şampiyonluğun en büyük favorisi olmuştu.

Asıl şok hamle ise, bir hafta sonra geliyordu. Phoenix Suns, Miami Heat'ten Shaquille O'Neal'i getirirken karşılığında ''bir şeyler'' veriyordu. Suns GM'i Steve Kerr, sonunda koç D'Antoni'yi ikna etmiş ve pota altına dev bir adam getirmişti; fakat D'Antoni'nin sistemdeki en önemli oyuncusu Shawn Marion artık yoktu. Sonrasında ise Jason Kidd için delirmiş bir Mark Cuban. Kidd'i Dallas'a getirebilmek adına elindeki avucundakini New Jersey Nets'e vermişti. Phoenix ve Dallas'ın takas hamlelerindeki ortak nokta ise, geleceği değil, kısa vadede şampiyonluğu hedeflemeleriydi. Sonuç olarak, 6 ve 7 olarak birbirlerini takip ettiler, ilk turda rakiplerini geçerlerse Konferans Yarı Finali'nde karşılarında birbirlerini bulacaklar.

Los Angeles Lakers vs. Denver Nuggets

Geçtiğimiz sezon Golden State Warriors, sekizinci sıradan gelerek sezon içerisinde NBA Tarihi'nin en iyi altıncı derecesine imza atmış olan Dallas Mavericks'i eleyerek aslında 1-8 eşleşmelerindeki 1. takımların saltanatını sallamıştı; ama sonuç olarak çoğu zaman birinci sıradan gelen takım, sekizinciye göre çok daha güçlüdür. Peki, Batı'daki 1-8 eşleşmesi için de bu durum söz konusu mu, hayır. Evet, belki Lakers'ın avantajları var; ama Denver Nuggets, 50-32 ile geliyor sekizinci sıradan. Birinci ile arasında sadece yedi galibiyet var ve NBA'in en skorer beş oyuncusundan ikisini kadrosunda bulunduruyor. Savunmada da fena olmayan bir isim var, Marcus Camby kıvamında.

Los Angeles Lakers ise, birinci sıradan geliyor. Saha avantajı kendisinde; ama belki de, ligin en başarısız sağlık ekibiyle çalışıyor, tüm imkanlarına rağmen. Şu seride Andrew Bynum pota altında olsa ve Pau Gasol de dört numaraya geçip, rakiplerine karşı eşleşme sorunu yaşatsa çok farklı sonuçlar çıkabilirdi ortaya. Mevcut durumda, Pau Gasol'ün pota altında Marcus Camby ile oynayacağını düşünürsek kendisini Lamar Odom ile Vladimir Radmanovic tamamlamaya çalışacak. Yine de karşılarında, kendileri gibi oynamayı ve koşmayı seven bir takım olması, işlerine gelebilir. Şurası kesin ki, Playoffların en zevkli serisi olacak.

Sezon içerisinde Lakers ve Nuggets, üç kez karşılaştı. Lakers, rakibini süpürdü; fakat bu maçlardan ikisi, 2008 yılından önce oynanırken üçüncü maç da Ocak ayındaydı. Yani, Gasol'ün takasından, Iverson ve Anthony'nin form tutmasından öncesine denk gelen bölümde. 127-99 biten ilk karşılaşmada Lakers'dan yedi oyuncu çift hanelere çıkmıştı. Son çeyrekteki 46 sayının yanı sıra kenardan gelen destek, belirleyici olmuştu Lakers adına. İkinci maçta, Allen Iverson'ın 51 sayısı da galibiyete yeterli olmamıştı. Denver Nuggets'ın en büyük sıkıntısı bu noktada olabilir. Iverson ve Anthony ne kadar iyi oynarsa oynasın Lakers'ın benchten gelen oyuncuları, takıma çeşitlilik kazandıracaktır.

Sonuç olarak; Lakers ve Nuggets eşleşmesi, her ne kadar klasik bir 1-8 karşılaşması gibi açık olmasa da Lakers, rakibine göre avantajlı. Allen Iverson ve Carmelo Anthony, Kobe Bryant'a hücum anlamında cevap verebilir ya da Marcus Camby, Pau Gasol'ü yavaşlatabilir; ama Derek Fisher, Nuggets'ın bir numaradaki eksiğinin üzerine giderek avantaj yakalayabilir. Bu noktada Nuggets'ın yapması gereken Lakers benchinden gelecek Jordan Farmar, Sasha Vujacic ve Ronnie Turiaf gibi isimlere Linas Kleiza ve JR Smith ya da biraz daha fazlasıyla cevap vermek olmalıdır. Nuggets, ilk maçta şok bir deplasman galibiyeti alabilir belki, geçtiğimiz sezon San Antonio karşısında yaptığı gibi; ama Lakers, alternatifli bir kadroya sahip ve maç içerisinde çeşitlilik yaratabilir. Yedi maça kadar gitmesini istesem de Lakers, seriyi beş veya altı maçta bitirecektir.

New Orleans Hornets vs. Dallas Mavericks

New Orleans Hornets, sezonun son gecesinde Dallas Mavericks'i yenmiş olsaydı rakibi, Mavericks değil Nuggets olacaktı. Belki, kendisi için daha iyi olacaktı. Dallas Mavericks, sezon içerisinde Jason Kidd'i aldığından birçok değerli parçasından vazgeçmişti. Tek istenilen, şampiyonluktu ve eğer, şampiyonluk kazanılırsa, herhangi bir şey umurunda olmayacaktı. Jason Kidd ve Mavericks beraberliği, mutlu mesut başlayamadı ilk anda. Galibiyet yüzdesi 50'nin üzerinde olan takımlarla oynanılan ilk dokuz maçta galibiyet bile alınamaması, şampiyonluk hedefinde olan Mavericks için hiç de iyi bir sinyal değildi. Playofflar öncesi Mavericks'in ilk sekizde yer alıp alamayacağı bile konuşulmaya başlanmıştı.

Aynı dönem içerisinde Dirk Nowitzki'nin de sakatlanması, umutları iyice azaltıyordu; fakat Nowitzki, beklenenden erken dönerek önce Denver sonra da Golden State'e karşı güç gösterisinde bulunacaktı. Dallas Mavericks, artık Jason Kidd ile nasıl oynayacağını öğrendi. Normal sezonun son gecesindeki performansı, playofflar öncesi Kidd için müthiş bir haber. Triple-double'ın yanı sıra, ilk yarı boyunca geri olan takımını galibiyete taşıyan isimlerin başında geldi, Jason Kidd. Sezonun son haftalarında formdan düşer gibi olan New Orleans Hornets'in Dallas Mavericks'e karşı aldığı mağlubiyet, büyük bir ihtimale önemli özgüven kaybına neden olacaktır. Jason Kidd, Jerry Stackhouse, Dirk Nowiztki ve Devean George gibi buralarda oynamaya alışkın olan oyunculara sahip olması, Mavericks'in en büyük avantajı olacak.

New Orleans Hornets cephesinde ise, büyük koz Chris Paul olacak. MVP yarışında geride kalan Paul, sezon boyunca Hornets'in tüm basketlerinin en az %55-60'ında imzası olan bir oyuncu oldu. Öyle ki bu sayı, bazı maçlarda %75'e kadar çıktı. Bu, önemli midir ya da doğru mudur, bilinmez; ama Hornets, Paul ile oynamayı Paul de sahada olmayı çok seviyor. David West'in bu sezonki All-Star performansının en büyük yardımcısı da hiç kuşkusuz Chris Paul olmuştu. Paul'ün ardından gelen oyuncu ise Peja Stojakovic. Takımın Playoff söz konusu olursa, en tecrübeli ismi. Bu seride de gerekli yerlerde eli titremeyecektir. Tyson Chandler ise işin savunma kısmıyla ilgilenecek.

İki ekip, sezon içerisinde birbirlerine karşı ikişer kazandı. Deplasman ekipleri, galibiyet alamadı. Bu seride ev sahibi, New Orleans Hornets. Açıkçası benim de gönlüm onlarla. Jason Kidd, en sevdiğim oyuncudur açık ara; ama eğer Kidd ve Nash'ten sonra gelecek bir oyuncu varsa, o da Chris Paul'dür. Bu noktada Paul, Kidd'i geçerse Nash ile de karşılabilir. Sezon içerisinde Nash'e karşı 4-0'lık üstünlüğü vardı. Her açıdan ilginç olabilir; fakat Mavericks, ilk maçı kazanır ve evsahibi avantajını ele geçirebilirse tecrübesiyle seriyi vermeyebilir. Mavericks, yaşadıklarından ders almışsa eğer, kazanacaktır. NBA Finali'ni 2-0 veren, daha sonra 67 galibiyet ile bitirdiği sezonu altı maç daha fazla yaparak kapayan Mavericks, artık daha tecrübeli ve maalesef genç yıldız Paul'ün takımı karşısında avantajlı.

San Antonio Spurs vs. Phoenix Suns

İşte, NBA Playofflarının en ilgi çekici eşleşmesi. Suns'ın kapatması gereken birçok hesabı var ve şurası kesin ki; Kerr ve D'Antoni, sezon boyunca tüm planlarını San Antonio Spurs'ü yenmek için yaptı. Bunun için en büyük hamle, Shaquille O'Neal takasıydı. İtalyan antrenörünün eşliğinde, run&gun stiliyle tüm basketbolseverlerin gönlünden taht kuran Phoenix Suns, tüm sezon boyunca gösterdiği performansın sonunda sürekli olarak San Antonio'ya tosluyor ve sadece gönüllerin şampiyonu olarak kalıyor. Shaq hamlesi, Spurs özelinde Playoff resmi için gösterilen bir tepkiydi Suns tarafından. Bunun için vazgeçmeleri gereken ise, o basketbolun en stratejik oyuncusu Shawn Marion olmuştu; ama Suns için artık yepyeni bir hayat vardı.

Shaquille O'Neal ile ilk dokuz maçta sadece üç galibiyetin alınması, Suns için hiç de iyi bir haber değildi; ama bu üç galibiyetin içerisinde Boston Celtics'in olması, bazı şeylerin sözünü verir gibiydi. Spurs ile ilk randevu ise, 9 Mart gecesiydi. Spurs, bu kez karşısında rahatça hırpalayacağı ezip geçeceği bir Suns bulamayacaktı kuşkusuz. Shaq, kendisinden birkaç yıl önce beklenilmeyecek kadar olgundu ve rolünü kanıksamıştı. Etrafında topladığı arkadaşları ile Spurs'e izin vermedi ve Suns, ikinci yarıda Spurs'ü 39 sayıda tutarak rakibini 94-87 mağlup etmeyi başardı; fakat asıl gösteri, sezonun son eşleşmesindeydi.

Phoenix Suns, deplasmanda 96-79 kazandığı maçta rakibini hücum anlamında kitliyor ve son çeyrekte Spurs'e sadece 11 sayı izni veriyordu. Spurs'ün tüm planları alt üst oluyordu. B Planı olan Manu Ginobili, kenardan gelerek kullandığı 12 atışın sadece 3'ünde isabet sağlayabilerek 8 sayıda kalıyordu. Kuşkusuz, yukarıdaki fotoğraftan da anlayabileceğiniz gibi, Shaquille O'Neal'in varlığı bile rakiplerine korku salmak için yeterli. Phoenix Suns'ın en büyük avantajı, artık San Antonio Spurs'e cevap verebileceği bir savunma yapısı olması. Üstelik Suns, hücum yeteneklerini de kaybetmiş sayılmaz. Shaq'in gelişiyle dört numaraya çekilen Amare Stoudemire, müthiş bir patlama yaptı. Steve Nash ise, geçen sezon kendisini dirsekleyenlere karşı söz hakkını kullanacaktır.

Serideki bir diğer eşleşme ise sahadaki on oyuncu arasında olmayan iki isim arasında olacak: Spurs'den Manu Ginobili ve Suns'tan Leandro Barbosa. Son yıllarda ''ligin en iyi iki altıncı adamı'' olan bu isimler, takımlarının sıkıştığı anlarda çeşitli açılımlar getirebilirler oyuna. Kenar oyuncularından konuşmaya başlamışsak eğer, Robert Horry'den bahsetmemek olmaz. Lakers'da beraber oynarken birçok kez sevindirdiği Shaq'in rakibi olacak Horry, yine rakipler için sinir bozucu basketler atabilir. Michael Finley, Robert Horry, Brent Barry ve Manu Ginobili, Spurs için çok kritik isimler. Phoenix Suns, çok değişti ve güçlendi. Sanki seri, yedinci maça kadar gidebilir. Umarım Suns, kazanır.

Utah Jazz vs. Houston Rockets

Doğu'daki Wizards-Cavs eşleşmesi gibi, Jazz-Rockets rekabeti de yakın zamanda klasikler arasına girebilir. Geçtiğimiz sezon yine 4 ve 5 olarak karşılaşan iki takımdan beşinci sıradan playoff yapan Houston Rockets, ev sahibi avantajıyla oynamış; ama 3-2 öne geçtiği seriyi son maçta evinde 4-3 kaybetmişti. Bu sezon da ev sahibi, beşinci Houston Rockets. Rockets'in bir diğer avantajı ise ligin en iyi savunma takımlarından biri olması; fakat karşı taraftaki Utah Jazz ise en iyi hücum yapan iki takımdan biri istatistiklere göre. Bu açıdan da ilginç bir eşleşme ile karşı karşıya olacağız. Jazz, Boozer, Williams, Korver ve Okur'la atmaya çalışırken, Rockets, Shane Battier ve Mutombo merkezli savunmasıyla durdurmaya çalışacak.

Houston Rockets, sezon başında Rick Adelman ile anlaşırken koç, bir önceki antrenör Jeff Van Gundy'den iyi bir savunma mirası alıyordu. Bunun dışında Sacramento Kings günlerinde oynattığı hücum oyunu da akıllarda olan Adelman, ikisinin sentezini yaparak Rockets'ı saygın bir noktaya getirecekti. Sezon içerisindeki 22 maçlık galibiyet serisi, başlı başına Adelman'ı Yılın Koçu yapmaya bile yetebilir. Ligde takım oyununu en iyi oynayan ekip olan Rockets, savunması ile yaşarken hücum anlamında önemli bir isim olan point-guard Rafer Alston'dan ise en azından ilk iki maçta yararlanamayacak ve kuşkusuz, önemli bir eksiklik hissedecek. Alston'ın yerinde Adelman'ın Kings'den eski öğrencisi olan Bobby Jackson görev yapacak.

Utah Jazz ise, ligin en kötü evsahiplerinden biri. Salt Lake City'nin coğrafi konumu bunda etkili midir, bilmiyorum; ama Jazz'in Houston'a iç sahada maç vereceğini pek sanmıyorum. Eşleşmelere baktığımızda da birçok pozisyonda üstünlüklerinin bulunduğunu görmek zor değil, açıkçası. Geçtiğimiz sezon Yao Ming'i savunmaya konsantre olan ve hücum anlamında kısıtlı kalan Mehmet Okur, Çinli oyuncunun yokluğunda daha rahat olacaktır. Dikembe Mutombo'yu dışarı çektiği anlarda, üç sayılık atışlarıyla etkili olacağını söyleyebilirim. Carlos Boozer ise, Luis Scola karşısında açık favori. Pota altında Rockets'in fazlaca alternatifi bulunmuyor. Efes Pilsen'den ayrılan Loren Woods'u ekleyebilir miyiz?

Shane Battier ve Andrei Kirilenko, iki takımın savunmacıları. Birbirlerinin pozisyonlarında oynuyorlar; ama Battier, daha çok karşısındaki takımın en skorer oyuncusunu tutmakla da görevlendiriliyor. Rockets'in ağır bastığı önemli pozisyon ise, SG; fakat Tracy McGrady, takım kimyasından dolayı yıldız kıyafetini fazlaca giyemiyor. Adelman'ın takımında roller, birbirine daha yakın. Rockets'in kenardan gelen oyuncuları, Luher Head ve Chuck Hayes, 22 maçlık seride etkin rol oynamışlardı. Jazz'de ise Kyle Korver ve Paul Millsap, önemli kozlar. İbre, birçok taraftan Jazz'i gösteriyor. Alston'ın eksikliği, Houston'ı etkileyecektir. T-Mac, çılgın bir performans sergilemezse, Jazz'in ilk maçı kazandıktan sonra Rockets'i 6 maçta geçeceğini düşünüyorum.

Hiç yorum yok: