18 Nisan 2008 Cuma

NBA 2008 Playoffs, Doğu Konferansı



Normal sezon sona erdi, NBA'de. Konuşulacak şeyler var tabii ki. En başta Boston Celtics'in tarihi geri dönüşü. Geçtiğimiz sezonu 24-58 ile kapatan Celtics, bu sezon 24'e 27 maçta ulaşarak bazı şeylerin sözünü vermiş gibiydi, henüz sezon başında. Kuşkusuz, sezonun en büyük rengi oldular. Pistons ile oynadıkları maçlarda gördüğümüz eski Doğu sertliği, Lakers maçlarındaki nostaljik rekabetler, Kevin Garnett'in hırsı, Paul Pierce'ın olgunluğu, Ray Allen'ın kazanan oyuncu olması, Kendrick Perkins ve Rajon Rondo'nun beklenilenlerin üzerine çıkması, Eddie House ve James Posey'nin bench katkısı, son olarak da Sam Cassell ve PJ Brown'ın tecrübe aşısı... Boston için rüya gibi bir sezon oldu.

Doğu'da Orlando Magic, Boston Celtics'i kenarda bırakırsak, en büyük çıkışı yapan takım oldu. Koç Stan Van Gundy, takıma apayrı bir kimlik kazandırdı. Hidayet Türkoğlu ve Dwight Howard'ın kariyerlerinde birkaç basamak birden atladığı sezonda Orlando Magic, yayın arkasından üçlük bombardımanı yaparken içeriden de Dwight Howard ile rakiplerine korku saldı, sezon boyunca. Geçtiğimiz sezon, sekizinci sıradan gelip ilk turda Detroit Pistons tarafından süpürülen Magic, bu sezon daha iddialı. Doğu'da dörtlüyü tamamlayan diğer iki takım ise beklendiği gibi oldu. Detroit Pistons ve Cleveland Cavaliers, aralarına Orlando Magic'i aldı. Pistons, belki de yürüyerek ikinci sırada bitirdi, sezonu. LeBron James'in tüm çabası, Cavs'i ancak dördüncü sıraya taşıyabildi.

Doğu'nun ikinci yüzünde ise ilginç takımlar görebiliriz. Altıncı sıradan gelen Philadelphia 76'ers ve Atlanta Hawks. New Jersey Nets, Indiana Pacers ve Chicago Bulls gibi takımların playoff resmi içerisinde olmaması bu iki takımın şansı oldu bir yerde. Hawks, eski günlerine genç oyuncularıyla dönmek istiyor; ama karşılarında eski günlerine dönmeyi fena halde isteyen başka bir takım olacak ilk turda. Philadelphia ise, sezon boyunca inişli çıkışlı bir performans gösterse de All-Star sonrasını harika oynadı ve buralara kadar geldi. Doğu'da resmi tamamlayan takımlar ise Toronto Raptors ve Washington Wizards oldu. Wizards, sezon boyunca Gilbert Arenas'tan yararlanamasa da başardı. Raptors ise Magic karşısına çıkmaya hazırlanıyor.

Doğu Konferansı'nda Boston Celtics, sezon boyunca arkasına bakmadı. Yukarıda Kevin Garnett, arkasına mı bakıyor? Sanırım bu son olacak. Atlanta Hawks ile başlayarak Doğu'da Final'e kadar gidecekler ve karşılarına çıkan takımla yüzleşecekler. Sanırım o takımın kim olacağına ise geçen sezon olduğu gibi LeBron James olamayacak. Orlando ve Detroit, üst turda karşılaşırlarsa Magic, Final'e çıkmanın yollarını arayacaktır. Doğu'da sürpriz olacağını sanmıyorum, ilk turda, bu anlamda. Biz başlayalım, bakalım neler olabilir; ama Doğu'da Playoff, belki de Yarı Final ile anlam kazanacak. Celtics, Pistons, Magic ve Cavs'in kapışması muhteşem olacak. Kopya verdim, sanırım.

Boston Celtics vs. Atlanta Hawks

Evet, Playoff resminin rengi yeşil. Sezon boyunca, ligin renginin olduğu gibi. Ekim ayından beri hakkında en fazla konuştuğum, konuşmaktan da zevk aldığım takımdır, Boston Celtics. Kevin Garnett, Ray Allen ve Paul Pierce eksenli bir takım olmadıklarını defalarca ispatladılar. Öyle ki, Garnett'in sayı, ribaund ve asist ortalamaları, kariyer ortalamalarının çok altında seyretti, tüm sezon boyunca. Paul Pierce, yılların kaybeden Celtics takımındaki bencil tavrından çok uzakta, tam bir profesyonel gibi, Kevin Garnett'in hırsının etrafında toplanan ve takım oyuncusu olan isimlerden biri oldu. Ray Allen da, şutlarını kazanmak için kullandı. 82 maç oynadılar ve hiç vites düşürmediler.

Boston Celtics'in basketbol operasyonlarından sorumlu yöneticisi Danny Ainge, üç yıldızı aynı forma altında topladıktan sonra yapılan ''Büyük Üçlü'' yakıştırmalarına, ''Büyük üçlü değil, Büyük on ikili'' şeklinde cevap vermişti. Sezon öncesinde, aslına bakılırsa, pek de gerçekçi değildi bu sözler; çünkü herkes, bu üç yıldızın tüm maçlarda kader adamı olacağını ve onların günlük performanslarına göre Celtics'in geleceğinin belirleneceğini düşünüyordu; fakat sezon başladığında öyle olmadığını gördük. Sezon önce, ''Most Improved Player'' ödülü adayım olan Rajon Rondo, üç büyük takım arkadaşının yardımıyla oldukça hızlı girdi sezona ve kendisini Kendrick Perkins takip etti.

Rondo ve Perkins ile beşli tamamlanmıştı; ama Celtics, daha fazlasını da yapacaktı. Kenardan gelen James Posey, şampiyonluğun tadını almış bir oyuncuydu ve savunmasıyla takıma büyük destek veriyordu. Eddie House ise hem Ray Allen, hem de Rajon Rondo'nun yedekliğini yapıyor, bu arada da yayın gerisinden atmaya devam ediyordu. Doc Rivers ve Tom Thibodeau ile iyi bir kenar yönetimi de yakalanmıştı. İlerleyen maçlarda, kenardan Big Baby de Big Three ve arkadaşlarına yardım etmeye başlayacaktı. Koca Bebek Glen Davis, Detroit Pistons'a karşı oynadığı oyunla galibiyetin mimarı olmuştu bile. Sadece Glen Davis değil, Boston'da her oyuncu en az bir maçın adamı olamayı başardı sezon boyunca. Harika bir olay.

Kevin Garnett'in Minnesota'da kaybettiği yılların tek güzel anısı, Batı Konferansı Finali'ydi. Garnett, üst üste yedi sezon Playoff İlk Turu'nda en fazla iki maç kazanabilmiş ve sürekli kaybeden tarafta olmuştu. 2004 yılında ise Denver ve Sacramento'yu geçtikten sonra Lakers'ın karşısına dikilmişti. Lakers, Kevin Garnett'i 6 maçta geçmişti; ama KG'nin Wolves formasıyla en başarılı sezonu olmasına engel olamamıştı. Ve Garnett'in o sezonki en büyük yardımcısı Sam Cassell'di. Cassell, bu sezon 39 yaşındaydı; ama eski dostu ile şampiyon için oynamak, yeteri kadar heyecan vericiydi. Üstelik, Celtics de Rondo'yu yedekleyebilecek ve Playoff'ta tecrübesiyle oynayacak bir point guard arıyordu.

Sam Cassell ve Boston Celtics beraberliği, bu anlamda, ideal gibi duruyordu. Celtics'in belki de tüm lige korku saldığı Teksas turnesinde katliamı gerçekleştiren isimlerden biri de Cassell oluyordu. San Antonio deplasmanında takımı galibiyete taşıyan isimlerden olan Cassell, artık tam anlamıyla Celtics'in bir parçasıydı. Sezon boyunca oynadıkları yardımlaşmalı basketbol, oyuncu rotasyonu, savunma disiplini, ciddiyet ve en önemlisi şampiyonluk için olan istekleri, Celtics'i en büyük adaylardan biri yapmak için yeterli oluyor. Kevin Garnett etrafında toplanan Celtics, Playofflara dinlenmiş; ama istekli geliyor. Önlerinde öncelikle Atlanta Hawks var. Sonrasında kim olacak, biraz bekleyecekler sanırım.

Atlanta Hawks için gelinen nokta, gayet etkileyici olsa gerek. 90'lı yılların sonunda Mookie Blaylock, Steve Smith, Christian Laettner ve Dikembe Mutombo'lu kadrosuyla odamın duvarların süsleyen iyi bir takımdı, Atlanta Hawks. O dönemden bu yana ise, belki de ilk defa sesleri çıkıyor. Bunu da Marvin Williams, Josh Smith, Al Horford ve Josh Childress gibi genç oyuncularla yapıyor. Joe Johnson ve Mike Bibby ise takıma kalite katıyor. Bu noktaya kadar gayet iyi geldiler; ama Warriors'ın geçtiğimiz sezon Mavericks'e karşı yaptığını gerçekleştirme şansları yok gibi görünüyor. Sezon içerisinde de güçlü rakibine süpürülen Hawks için bu seride, alınacak bir maç başarı sayılmalıdır.

Detroit Pistons vs. Philadelphia 76'ers

Doğu'da son yılların en rahat takımıydı, Detroit Pistons. Aslında hiç de alışık değildik, bu duruma. Chicago Bulls'un dominasyonu ile geçen sezonlarda bile Doğu'nun karakteristiği, sertliği ve kazanmak için legal veya illegal her şeyin ortaya konmasıydı. Biri Bad Boys mu dedi? Pistons, neden ''Kötü Çocuk'' olmuştu ki, ya Knicks, Celtics ya da Cavs. Nets'i bile dahil edebiliriz bu gruba. Bulls ve Knicks arasında rekabet, sertlik, kazanma isteği, Isiah Thomas'ın sakat sakat playoff oynaması, Reggie Miller'ın üçlükleri, Cavs, Nets, Bulls ve daha fazlası. Pistons, bu karaktere aykırı olarak, hiç zorlanmadan Final'e geliyor ve LeBron izin verirse, Spurs'ün karşısına dikiliyordu.

Detroit'in bu sezon bir rakibi vardı artık. Celtics ve Pistons maçları, özlenilen Doğu rekabetini hatırlattı, sezon boyunca. Sertlik ve acımasızlık üst düzeydeydi. Fair-play mi, tabii ki unutmamak lazım; ama kazanma duygusunu gördükçe Doğu'nun karakter savaşını kazandığını hissedebilirdiniz. Biz de işin zevk alma tarafıyla ilginlendik zaten. Sonuç olarak; bu iki takım, Doğu'yu tepede tamamladı. Yine de Celtics'i bu kadar överken Pistons'ı da unutumamak gerek. Beraber oynuyorlar ve bir yerden sonra belki de birbirlerinden sıkılmaya başlayacaklar. Bir veya iki sezon içerisinde Chaunsey Billups, Richard Hamilton, Tayshaun Prince ve rasheed Wallace dörtlüsünden eksilenler olabilir.

İlk Tur'daki rakip, Philadelphia; ama bu noktada Celtics ile karşılaştırılırsa Pistons, çeşitli avantajlara sahip olabilir. Playoff apayrı bir dünya. Benim favorim Celtics; fakat Pistons'ın birlikteliğinin ve playoff oynama tecrübesinin ağır basacağını düşünenlere de saygım var. Sanırım Celtics'in üstün başarısından dolayı arka planda kalıyor; Pistons, 2000 yılından bu yana en iyi ikinci normal sezon performansı ile oynadı. 59 galibiyet, hiç de fena değil. Yine de en büyük fark, geçtiğimiz sezonlara göre, kenardan gelen destek. Jason Maxiell, Rodney Stuckey ve Jarvis Hayes biraz da Amir Johnson, Pistons'ın ikinci planı olması açısından önemli isimler. Playoff'ta bench katkısı, kilit olabilir.

Philadelphia 76'ers ise küçümsenmemesi gereken bir ekip. Kesinlikle, süpürüleceklerini sanmıyorum. Allen Iverson'dan sonra, ilk kez takım gibiler. Andre Miller ve Andre Iguodala ikilisi, oynamaya başladı. Daha da önemlisi, çok ters bir takım oldular. All-Star sonrası, 20'de 16 yaptıkları bir dönem vardı. 12 Mart'ta oynanan ve Sixers'ın 83-82 kazandığı maç da, bu döneme rast geliyor. Enteresan bir karşılaşma olmuştu. Sixers, son 2:27'de sayı bulamamasına karşın kazanmayı bilmişti. Herhangi bir maçın son iki dakikasında sayı bulamamasına rağmen bir sayı farkla maç kazanan son takım da Sixers'dı. 12 Aralık 2005 günü Sixers, Wolves'u 90-89 yenerken son 2:48'de sıfır sayı ile oynamıştı.

Sezon içerisinde Detroit Pistons, rakibine karşı ilk iki maçı kazandıktan sonra geri kalan maçlarda Philadelphia 76'ers üstünlüğü vardı. 83-82'lik galibiyeti, 9 Nisan'daki 101-94 takip etti. Iguodala, Green ve Dalembert ile kazanan Sixers, güvenini de kazandı. Pistons karşısında şansları tabii ki daha az; ama yine de bir veya iki maç kazanacaklarını düşünüyorum. Gelecek sezon için ise maaş boşlukları var. Geçiş döneminde gelen Playoff derecesi, Sixers adına gelecek sezonlar için iyi bir haber sayılmalıdır.

Orlando Magic vs. Toronto Raptors

Bizi ilgilendiren kısma geldik sanırım. Orlando Magic, Boston Celtics ile birlikte Doğu'da en büyük çıkışı yapan takım oldu. Geçtiğimiz sezon Pistons'a süpürülen ekipten eser yok şu an. Stan Van Gundy, Rick Adelman ve Byronn Scott'ın aday olarak gösterildiği Yılın Koçu ödülünde gönüllerin kazananı olabilir. Sempatik koç, sezon başından bu yana ''Dört şutör+Dwight Howard'' formülünü başarıyla uyguladı. En büyük şansı, Hidayet Türkoğlu ve Dwight Howard'ın kariyerlerinin en iyi sezonunu oynaması oldu. Rashard Lewis, belki kontratını karşılığını veremiyormuş gibi gözükebilir; ama sistem içerisinde birçok maçta başarılı oldu.

Hidayet Türkoğlu, Orlando Magic'in bu serideki en önemli ismi olacak. Sezon içerisinde Magic'in rakibine 2-1'lik üstünlüğü var. Hedo, kazanılan iki maçta 24'er sayı atarken ribaund ve asist hanelerini de hatrı sayılır rakamlarla doldurmayı başarmıştı. Raptors'ın arka alanında oynayan Jamario Moon ve Anthony Parker ikilisi, Hidayet'i savunabilecek kadar iyi savunma yapan oyuncular değiller. Bu seride Hidayet'in katkısı, Magic için kilit rol oynayabilir. Belki şu aşamada zor görünebilir; ama seri, beş veya altı maça uzarsa, Hidayet Türkoğlu'ndan bir triple-double performansı beklemek hayalcilik olmaz.

Orlando Magic'in iki noktada önemli eksiği var. Dört şutör formülü, son derece başarıyla uygulandı. Mo Evans, Hidayet Türkoğlu, Rashard Lewis ve kenardan gelen Brian Cook ile Magic, yayın gerisinden en çok isabet bulan takım oldu NBA'de; ama Magic için her şey, mükemmel değil. Jameer Nelson, sadece kağıt üzerinde oyun kurucu. Sezon boyunca oyunu kurma seviyesine çok az maçta yaklaştı. Playofflarda da düşük pas yeteneği ile nereye kadar gider bilinmez. TJ Ford ve Jose Calderon ikilisi, Jameer Nelseon ve Keith Bogans karşısında büyük farkla önde gözüküyor. Magic'in dört numarada sorun yaşaması da muhtemel. Lewis, içeride oynayabilecek kapasiteye pek sahip değil. Raptors'ın en büyük kozu ise, Chris Bosh.

Orlando Magic, sezon başından bu yana en beğenerek izlediğim ekiplerden biri. Bunda Hidayet Türkoğlu'nun da üstün performansı etkili tabii. Bu yüzden, beş maçta seriyi bitirebileceklerini düşünüyorum aslında her şeye rağmen; ama Toronto'da oynanan ve Bosh ile Calderon'un Magic'i ezip geçtiği maçı hatırlayınca (sanıyorum 130'a yakın sayı bulmuştu, Raptors) serinin bir maç daha uzayabileceğini düşünüyorum. Bu arada Raptors GM'i Colangelo da ikinci sezonunda ikinci kez playoff yapıyor. Geçtiğimiz sezon, en iyi yönetici seçilmişti. Bu sezon şansı biraz az; ama başarısını yine de takdir etmek gerekir. Son olarak, 4-1,5'tan 4-2 Magic diyelim.

Cleveland Cavaliers vs. Washington Wizards

Bu eşleşme, bir Doğu efsanesi olma yolunda ilerliyor. Geçtiğimiz iki sezonda yine ilk turda eşleşen iki takım, bu sezon da birbirlerini buldular karşılarında. Özellikle 2006'daki eşleşme, tarihe geçerdi. 2-2'lik eşitlikten sonra oynanan iki maç da uzatmaya gitmiş ve iki maçı da Cavaliers, birer sayılık farklarla kazanmıştı. Beşinci maç, LeBron James ve Gilbert Arenas'ın ikili düellosuna dönüşmüş, 44 sayı ile oynayan Arenas'a karşı LeBron 45. sayısını uzatmaların son saniyesinde atarak seriyi 3-2'ye getirmişti. Son maçta Damon Jones'un da yardımıyla 114-113 kazanan James, 4-2 ile yoluna devam eden taraf olmuştu.

Geçtiğimiz sezon ise ikinci sıradan gelen LeBron James ve arkadaşları, Washington Wizards'ı süpürmüştü. Daha sonra NBA Finali'nde San Antonio karşısında ise aynı sonla Cavs karşılaşmıştı. Bu sezon LeBron James, daha olgun; ama biraz mutsuz. Uzun süre Jason Kidd ile takım arkadaşı olabilmek için GM Danny Ferry'ye yalvaran James, Ben Wallace, Delonte West, Joe Smith ve Wally Szczerbiak'a razı olmuştu. Aslında, her şeye rağmen, fena gözüken bir alışveriş olmamıştı Cavs için; ama James, daha fazlasını bekliyordu kesinlikle. Dörtlü, ilk aşamada beklenen katkıyı yapamadı. Tüm beklentiler, playofflarda yapmaları yolunda.

Washington Wizards, sezon başında Gilbert Arenas'ı kaybettiğinde sekizinci sıra için mücadele etmesi bekleniyordu; ama geri kalan bölümde Antawn Jamison ve Caron Butler'ın önderliğinde ayakta kalmayı başardı. Öyle ki, iki oyuncunun da performansı, All-Star seviyesinde değerlendirildi. Cavaliers eşleşmesinde, geri dönen Gilbert Arenas'tan ne derece yararlanacakları henüz belli değil; ama kariyeri boyunca hep bir şeyleri ispatlamak için mücadele den Arenas'ın isteği, kilit rol oynayabilir Wizards adına. LeBron ve Arenas'ın muhtemel düellosu, seriyi yedi maça kadar uzatabilir. Bu noktada, Cavaliers'ın sezon içerisindeki takviyelerinin devreye girmesi muhtemel olabilir.

Hiç yorum yok: