1 Mayıs 2008 Perşembe

Chelsea: Moskova'daki İkinci İngiliz



Chelsea, Şampiyonlar Ligi Yarı Final 2. Maçı'nda Liverpool'u ilk maçtaki 1-1'lik beraberliğin ardından Stamford Bridge'de, Frank Lampard ve Didier Drogba'nın ilk uzatma devresinde attığı gollerle 3-2 mağlup etti ve ilk kez oynayacağı Şampiyonlar Ligi Finali'nde Manchester United'ın rakibi olmayı başardı.

Liverpool'da John Arne Riise, ilk maçta yaptığı unutulmaz hatayla tarihî rakamların tekrar gözden geçirilmesine neden olmuş ve tarihi değiştirmişti; çünkü Riise'nin takımı Liverpool'un DNA'sı Avrupa'da başarı üzerine kuruluydu ve Anfield Road'da oynadığı Avrupa Kupası Yarı Finalleri'nde rakiplerine karşı süregelen bir üstünlüğü vardı. Kendi sahalarında oynanan ilk maçta, belki de birçok Liverpool taraftarı 90. dakikaya gelindiğinde skorun takımları lehine 1-0'dan daha farklı olmasını bekliyorlardı; ama Riise'nin yaptığı hata, ikinci maça kadar uzanacak bir felaketin başlangıcıydı.

Liverpool, 1965 yılından bu yana Şampiyon Kulüpler Kupası ve Şampiyonlar Ligi'nde sekiz kez Yarı Final oynamıştı. 1965 yılında, bir önceki yılın Avrupa Şampiyonu Inter'e karşı İtalya'ya 3-1'lik avantaj ile giden Kırmızılar, o zamanki lobisi ile de bağlantılı olarak ikinci maçı 3-0 kaybederek Kupa'nın dışında kalmıştı; fakat Liverpool, daha sonra oynadığı 7 Yarı Final eşleşmesinde de kazanan taraf olarak harika bir Avrupa Kupası geçmişine sahip olmayı başaracaktı.

Liverpool'un Şampiyonlar Ligi'nde oynadığı son iki Final maçına Chelsea'yi eleyerek çıkıyordu. Bu, Kırmızılar'ın ruhunda vardı. Chelsea'nin marjinal menajeri Jose Mourinho bile bu duruma engel olamamıştı. Son dört yıldaki üçüncü eşleşmede ise Chelsea'nin başında bir İsrailli, Avram Grant olacaktı.

Chelsea, bu sezon Şampiyonlar Ligi Grupları'nda başarılı olduktan sonra diğer rakiplerine göre zayıf takımlarla oynayarak Yarı Final'e ulaşmıştı. Liverpool ise Inter ve Arsenal'i elerken bir hayli yıpranmıştı. Chelsea'nin Fenerbahçe maçlarındaki görüntüsü bile Liverpool'un Yarı Final'de favori olması için yeterli olabilirdi. Buna rağmen, haftasonu Premier League'de Manchester United'ı mağlup ederek lig şampiyonluğu için umudunu devam ettiren Chelsea, o maçtaki iyi oyununu dün geceki Liverpool maçına da taşıyacaktı.

Geçtiğimiz hafta annesini kaybeden ve iki maçtır takımındaki yerini alamayan Frank Lampard, sahadaydı ve Chelsea, ilk yarıda kazanmayı daha çok isteyen taraftı. Chelsea'nin son maçlardaki formda ismi Michael Essien'e ilk yarıda Michael Ballack ve Didier Drogba da eşlik edince Chelsea, Drogba'nın attığı golle ilk yarıyı 1-0 önde kapadı. Fildişi Sahilli oyuncu, Chelsea formasıyla Avrupa Kupaları'ndaki 17. golünü atmıştı ve kulüp tarihinin Avrupa'daki en golcü ismi olmayı başarmıştı.

İkinci yarıda, bir gece önce Manchester United'ın kabullendiği savunma sistemi ile oynayan Chelsea, Liverpool'un topla oynamasına izin veriyordu; fakat 64. dakikada Yossi Benayoun'un pasında Fernando Torres'in attığı gol, tüm stratejilerinin tekrar gözden geçirilmesine neden olacaktı.

İki takım, normal sürenin sonuna kadar daha fazla risk almak istemedi ve karşılaşma, uzatmalara gitti. Uzatmaların hemen başında Chelsea menajeri Avram Grant, Didier Drogba'nın yanına Nicholas Anelka'yı göndererek forveti ikiledi. İlk uzatma devresine Liverpool'un tehlike hücumu ile başlansa da ilerleyen bölümde etkili taraf, Chelsea oldu.

96. dakikada Jamie Carragher, ceza sahasında Didier Drogba'nın şutu karşısında vücudunu ortaya koyarak tehlikeyi savuşturdu. Köşe vuruşuna dönüşen pozisyon sonrası Frank Lampard'ın kullandığı atış sırasında ceza sahası içerisinde yaşanan karambole Michael Essien'in sert şutu son veriyor ve top ağlarla buluşuyordu; fakat İtalyan hakem Roberto Rosetti'nin yardımcısı, vuruş esnasında Florent Malouda'nın Liverpool kalecisi Jose Reina'nın görüş açısını kapattığı gerekçesiyle ofsayt bayrağını kaldıracaktı.

İtalyan yardımcı hakem, oldukça kritik bir karar vermişti. Bir dakika sonrasında ise, Liverpool'un Finlandiyalı oyuncusu Smai Hyypia'nın büyük hatası gelecekti. Hyppia, ceza sahası içerisinde Ballack'ı düşürünce Rosetti, penaltı noktasını gösteriyordu. Bu dakikada, Liverpool'un turu geçmesini isteyen; ama aslında tarafsız olan birçok futbolsever fikir değiştirecekti belki de. Geçtiğimiz hafta annesini kaybeden Frank Lampard, topun başındaydı. Üst düzey bir vuruşla skoru, 2-1'e getirirken attığı golü annesine hediye ediş şekli, herkesin duygulanmasına neden olacaktı.

Chelsea, ilk maçtaki görüntünün aksine daha çok isteyen ve hak eden taraf gibi gözüküyordu. Chelsea adına maçın en iyi adamı Didier Drogba, ilk uzatma devresinin son dakikasında ön direğe yaptığı muhteşem koşuyla Anelka'nın pasını değerlendiriyor ve takımını 3-1 öne geçiren golü atıyordu. Drogba, attığı bu golle takımını Final'e taşıyabilir ve Şampiyonlar Ligi'ni kazanan, takım arkadaşı Salomon Kalou ile birlikte, ilk Fildişi Sahili oyuncusu olabilirdi.

Liverpool'da 117. dakikada Ryan Babel tarafından gelen gol, ''Bu eşleşmenin son dakikaları, bu kadar rahat olmamalı'' diye ortaya çıkmıştı sanki; fakat kalan sürede skor, değişmedi ve Chelsea, tarihinde ilk kez Şampiyonlar Ligi Finali'nde olmayı başardı.

Jose Mourinho'nun Porto ile yapıp Chelsea ile yapamadığını, Avram Grant yaptı. Chelsea'nin rakibi 27 Mayıs gecesi, Moskova'da, Manchester United olacak. Alex Ferguson, bu kez Ronaldo'yu dinlendirmeyecektir. Liverpool-Manchester United, bekliyorduk; ama Chelsea de fena olmayabilir.

Hiç yorum yok: