8 Mayıs 2008 Perşembe

Real Madrid: Tüm İyi Senaryolar Lehineydi



Katalanlar için zor bir geceydi. FC Barcelona Başkanı Joan Laporta'nın bir arkadaşıyla girmiş olduğu iddiayı kaybettiği şu dakikalarda çok açık. Laporta, 5-0 kazanacaklarını söyledi; ama Real Madrid, Barcelona'yı 4-1 mağlup ederek hem şampiyonluğunu taçlandırdı hem de ezeli rakibini ilk 2 sıranın dışına itti.

Karşılaşma öncesi, Barcelona'nın şampiyon Real Madrid'i karşılayıp karşılamayacağı tartışılıyordu. Frank Rijkaard ve Madrid basınından gelen ipuçlarıyla Katalan ekibin ev sahibinden önce sahaya çıkarak şampiyon takımı alkışlayacağı haberleri kesinlik kazanmaya başlamıştı. Evet, Barcelona için zor bir geceydi. Carles Puyol ve Xavi gibi oyuncuların böyle bir olay için öncülük yapabileceklerini düşünmek, çok kolay değildi; ama Deco ve Samuel Eto'o gibi kaçak güreşmeyecekleri de, yıllardır çizdikleri imaj dolayısıyla, biliniyordu.

Real Madrid, sezon boyu gösterdiği performans ve moralli olmasından dolayı maç öncesinde favori olan taraftı. Barcelona cephesinde ise elde tutabilecek en önemli koz, yapılacak ''gurur mücadelesi'' idi. Laporta, takımı El Clasico'ya konsantre edebilmek için elinden geleni yapmıştı; ama Barcelona'nın başındaki teknik direktör Frank Rijkaard, kendisi için son El Clasico olduğunu açıklamıştı bile. Üstelik; takımın yıldızı Samuel Eto'o, son maçta sarı kart görerek mücadeleden kaçmayı tercih etmişti.

Real Madrid, kendi sahasındaydı. Şampiyon olarak çıkacaktı. Barcelona'nın ise bu eğlencenin tadını kaçıracak hali yoktu.

Tüm kötü senaryolar, Barcelona için yazılmıştı adeta. Sezonun ilk yarısındaki maçı Camp Nou'da 1-0 kaybeden Barcelona, Real Madrid'in gecesinde henüz 13. dakikada 1-0 geri düşecekti. Kaptan Raul, ceza sahası dışından alıştığımız plaselerinden birini gönderirken Barcelona adına kötü bir haber daha gün yüzüne çıkıyordu.

Karşılaşmanın hakemi Alfonso Perez Burrull, Raul'ün attığı golden hemen önce Rafael Marquez'e yapılan net faulü görmüyor ve Barcelona için dezavantajların sayısını bir artırıyordu. Barcelona'nın tek golünü atan Thierry Henry, karşılaşma sonrası bu karara reaksiyon gösteren isimlerden biri olacaktı.

Barcelona'nın 7 Mayıs 2008 gecesine ait kaderinde, olumlu nokta yok gibiydi. Real Madrid, hakemin süzemediği bir faul pozisyonunun ardından öne geçmişti; ama yine de futbol oynayan taraftı. 13. dakikadaki golün ardından Real Madrid, ikinci gol için bastırmaya başlıyordu, rakibinin tamamen oyundan koptuğunu gördükten sonra. Birinci ve ikinci golün arasındaki mesafe çok uzun olmayacaktı.

Pazar akşamı, Pamplona deplasmanında beraberlik golünü atan Hollandalı Arjen Robben, benzer şekilde tekrar sahnedeydi. Bu kez sağ çaprazdan gelen topu takip etmişti, Robben. Kafa vuruşu, farkı ikiye çıkarıyordu. Bir önceki seansta Villarreal, Huelva deplasmanından 2-0'lık galibiyetle dönüş yolculuğuna başlamıştı ve Barcelona için önümüzdeki sezon Şampiyonlar Ligi Ön Eleme Turu, göz kırpıyordu.

Arjen Robben'in skoru 2-0 yapan golü, Barcelona'nın galibiyet adına tüm ümitlerini yok ederken Joan Laporta, belki de tribünde gelecek sezonun planlarını yapıyor; Frank Rijkaard ise kulübede korku dolu gözlerle önümüzdeki sezon hangi takımın başında olacağını düşünüyordu. Tüm bunlar olurken ikinci yarı başlamış, Real Madrid ise hızından bir şey kaybetmemişti.

Osasuna deplasmanındaki kahramanlardan biri söz almıştı. Sahne, daha sonra asıl kahramanda olacaktı. Pazar gecesi, 89. dakikada attığı gol ile bitime üç hafta kala takımına şampiyonluğu getiren Arjantinli Gonzalo Higuain, oyuna girdikten bir dakika sonra farkı üçe çıkaran golü atıyordu. Raul'ün golü de güzeldi; ama Higuain, dar alanda müthiş bilek hareketleri ile kendisini bir anda Victor Valdes'in karşısında buluyordu. Gerisi çok zor değildi.

Barcelona için yeteri kadar zor bir geceydi. Carles Puyol, savunmada çabalıyordu. Önümüzdeki sezon için ülkesine dönüş hazırlıkları yapan Gianluca Zambrotta, dakikaları sayıyordu. İleride ise Lionel Messi, var olmaya çalışıyordu. Bu dakikalarda hakem Burrull'dan bir darbe daha gelecekti. 77. dakikada penaltı noktasına gelen Burrull, Real Madrid'in sakatlıktan çıkan Hollandalısı Ruud van Nistelrooy için bir geri dönüş hediyesi hazırlamıştı. Nistelrooy, hediyeyi severek kabul etti, 4-0 oldu.

87. dakikada farkı üçe indiren Thierry Henry, sezon öncesi Barcelona'nın süper üçlüsünü hücum anlamında tamamlayacağı ve Katalan ekibini büyük başarılara taşıyacağı düşüncesiyle transfer edilmişti. Öyle ki, birçokları için Rüya Takım'ın adı ''FC Barcelona'' olmuştu. Real Madrid'in 2000'li yılların başında başladığı, ''El Galacticos'' projesinden de farklıydı, bu gelişme; çünkü Ronaldinho, Eto'o, Henry, Deco ve Messi gibi oyuncular, tıpkı Xavi ve Puyol gibi mücadeleyi ve kazanmayı seven oyunculardı. Nasıl olduysa, oldu ve tüm bu isimler, Real Madrid'in yıldızlarla dolu kadrosundaki, ''şımarık'' oyunculara dönüştüler. Oynayamadılar, uyum sağlayamadılar, daha da kötüsü hepsinin kariyeri geriye gitti.

2007-08 Sezonu'nda Barcelona ve Real Madrid, kimlik değiştirdi. Real, son yıllarda unutmak üzere olduğu, ''amatör'' ruhunu hatırladı. Barça ise, yıldız oyuncularının sıkıntılarıyla uğraşırken hem Real'e hem de Villarreal'e geçildi. Önümüzdeki sezon daha farklı olacaktır. Öyle de olması gerekiyor.

Hiç yorum yok: