5 Haziran 2008 Perşembe

2008 NBA Finals: Celtics vs. Lakers



''Basketbolun efsanevi rekabetlerinden biridir hiç kuşkusuz, Lakers ve Celtics rekabeti. Bir tarafta tüm zamanların en çok maç kazanan takımı Los Angeles Lakers (2006 yılında 2806 galibiyet ve 61,5 galibiyet yüzdesiyle), diğer tarafta en çok şampiyon olan Boston Celtics (16); fakat efsaneyi yaratan NBA Tarihi'nin gelmiş geçmiş en başarılı iki takımının toplamda 10 kez NBA Finalleri'nde karşı karşıya gelmiş olmaları. Basketbolun bu kadar sevilmesinde, sağlam temeller üzerine kurulmuş olmasında ve NBA Basketbolu'nun bugünlere kadar gelmesinde en büyük paya sahip olan bu iki takımın rekabetinin şiddeti Larry Bird ve Magic Johnson'ın 1990'lı yılların başında basketbolu bırakmalarıyla tükenmeye yüz tutmaya başlamıştı. 1950'li ve 1960'lı yılların dominant takımı Celtics, NBA'in en unutulmaz hanedanlığının keyfini sürerken, 1970'li ve 1980'li yıllarda karşısına çıkan Los Angeles Lakers'a daha fazla dayanamıyor, tahtını Abdul-Jabbar ve Magic Johnson'ın kurduğu ortaklığa bırakıyordu. Az önce söylediğimiz gibi Bird ve Johnson'ın bırakmasından sonra heyecanının kaybolmasına yüz tutan rekabet, Celtics'in ''Loser'' olmaktan kurtulmak adına uğradığı büyük değişimin ardından tekrar alevlenebilir...''

sözleriyle başlamıştık, 24 Kasım 2007 gecesi iki takım arasındaki sezonun ilk randevusundan önce yapacağımız maç yorumuna. Bugün gelinen noktada ise gerçek olan bir tek şey var: 1987'den bu yana ilk kez oynanacak Lakers-Celtics Finali'ne artık saatler kaldı !..

Boston Celtics ve Los Angeles Lakers hakkında konuşmak istiyorsak, elimizde çok fazla veri olabilir. Magic Johnson, Larry Bird, James Worthy, Kevin McHale, Kareem Abdul-Jabbar, Robert Parish derken bir süre sonra, çok fazla zaman geçtiği gerçeği ile karşılaşabiliriz. Mutlaka bu efsaneleri konuşmak için yaratabileceğimiz ''zaman'' olacaktır. Basketbolun en keskin rekabetinin bugünü hakkında yorumlarımızı yapmaya başlamak için ise, zamanı yarattık bile.


24 Kasım 2007 ile başlayalım, hazır konusu açılmışken. Yıllardır kaybetmeye mahkum olan Boston Celtics taraftarı, bambaşka umutlarla geliyordu o gece, TD Banknorth Garden'a. Yıllar sonra ilk kez en gür sesiyle, ''Beat L.A.'' diyordu, Celtics taraftarı. Sezon öncesi, yakın arkadaşı Kobe Bryant ile aynı takımda oynama hayalleri suya düşen Kevin Garnett ise, hayatından memnun gözüküyordu. KG, Paul Pierce ve Ray Allen ile birlikte yenilmez bir ortaklığın sacayaklarından biri olabilirdi.

Boston Celtics, 24 Kasım'a kadar oynadığı 10 maçın 9'unu kazanmış bir takım olarak çıkıyordu, Lakers'ın karşısına. Lakers, 11'de 6 yapabilmişti. Sonuç ise Celtics lehine olacaktı. Lakers'ı Kobe Bryant özelinde durdurmayı başaran Celtics, partiye ilk yarıda başlamıştı. Yeşiller, ilk yarıyı 53-35 önde geçerken ikinci yarıda nostaljik sahneler ortaya çıkıyordu.

Celtics, Lakers'ı 107-94 mağlup etmişti. Bu galibiyette mutlaka bazı sırlar olmalıydı. En çarpıcı sonuç, Lakers'ın saha içi şut yüzdelerinde gözükecekti. Kobe Bryant, maçı 28 sayı ile tamamlasa da 9/21 gibi düşük bir yüzde ile şut atıyordu, maç boyunca. Takımın ikinci skor opsiyonu Lamar Odom da pota altındaki yardımcı Andrew Bynum gibi 2/7 ile hücum ediyordu. Boston Celtics cephesinde ise, işler biraz daha farklıydı. Boyalı alanda rakibini ezen Celtics, saha içinden kullandığı şutlarda 50'nin üzerinde bir yüzde yakalamıştı. 8/17 ile üç sayı kullanan Celtics'te Büyük Üçlü'nün ürettiği 59 sayıyı paylaşımı, dikkat çeken bir başka noktaydı: Kevin Garnett 21, Paul Pierce 20 ve Ray Allen 18.

Maç sonrası en net yorum, Kevin Garnett'ten geliyordu: ''Eğer, Lakers-Celtics rekabetinin tarihi ile ilgili bir şey bilmiyorsanız, basketbol hakkında hiçbir şey bilmiyorsunuzdur!''.

İki takım, 2007 yılı bitmeden bir kez daha karşılaşacaktı. 30 Aralık'taki randevu için belirlenen mekan ise, Staples Center oluyordu. İlk maça 9-1 ile gelen Celtics, 25-3'lük galibiyet oranına bakıldığında performansından bir şey kaybetmemiş gibi gözüküyordu. Lakers da yoluna 19-10 ile devam ediyordu. Sezon içerisinde Lakers ve Celtics rekabetinin ateşinin en net hissedildiği gece olması için çok fazla zaman geçmeyecekti, sezonun ikinci randevusunda. Kobe Bryant ve takım arkadaşları sahaya çıktığında 80'li yıllardaki kısa şort modasına geri döndüldüğü anlaşılıyordu, Kobe'nin eski takım arkadaşı Rick Fox'un kahkahaları arasında.

Lakers ve Kobe, kısa şortlara sadece bir devre dayanabilmişti ve Celtics, bu arada 53-45 ile soyunma odasına önde gidiyordu. Oyuncular, ikinci yarı için geri döndüğünde iki takımın da aynı uzunluktaki şortları tercih ettiğini görebiliyorduk, fazla geç olmadan. Boston Celtics, Lakers'ı deplasmanda 110-91 mağlup etmiş ve ilk maçtaki senaryo, ufak değişiklikler ile tekrar etmişti.

Kobe Bryant, daha sonra MVP'si olacağı sezonun en kötü şut performanslarından birine imza attığı maçı 6/25 ile hücum ederek tamamlıyordu. Lamar Odom da hiç fena değildi. Odom, takım arkadaşına 6/17 ile katılıyordu. Diğer tarafta Celtics, belki şutlarda %50'yi yakalayamamıştı; ama Paul Pierce (33 sayı), Kevin Garnett (22) ve Ray Allen (19) ile gelen toplam 74 sayı, galibiyet için büyük avantaj sağlamak adına yeterli olabilirdi.

Boston Celtics, ilk maçtakinden daha önemli bir galibiyet almış gibi duruyordu, aslına bakılırsa. 24 Kasım'da gerçekleşen karşılaşma, yıllar sonra Celtics'in favori olarak çıktığı ilk eşleşmeydi ve Celtics, sezon başında yakalamış olduğu müthiş sinerjinin yardımıyla karşılaşmayı kazanmayı başarmıştı. Staples Center'daki maç, biraz daha farklıydı. Boston, deplasman turundaydı ve beşinci gecede dördüncü maçına çıkıyordu. Üstelik Lakers, arka arkaya dört maçını kazanarak gelmişti Celtics'in karşısına. Celtics, tüm maç boyu önde götürdüğü karşılaşmayı çift haneler ile kazanarak Lakers'a da önemli bir mesaj veriyor olabilirdi.

Boston Celtics, sezon içerisindeki eşleşmelerde 2-0 önde sonuç olarak; ama o günden bu güne Lakers'da çok önemli bir değişiklik var: Pau Gasol !

Pau Gasol'ü hiçbir şey karşılığında takıma kazandıran Mitch Kupchak'ın hamlesi sonrası, net bir sonuç çıkıyordu ortaya: ''Lakers ve Celtics Finali'ne doğru gidiyoruz!''. Evet, sezon başından beri hareketliydi, Lakers ve Celtics rekabeti; ama Gasol takasının ardından birçok kişi, özlenen final için geri sayıma başlıyordu.


Pau Gasol, son derece önemli bir katılımdı Los Angeles Lakers adına. Phil Jackson'ın yıllardır uyguladığı üçgen hücum için biçilmiş kaftandı bir defa. Yüksek postta ribaund özelliği olan üst düzey bir hücum oyuncusuydu; ama en önemlisi, uzundu ve oldukça iyi bir pasördü. Üstelik, birkaç güne kalmaz Andrew Bynum iyileşecek; Lakers da ligin en iyi kadrosuna sahip olacaktı. Bynum iyileşmedi belki; ama Gasol ve Lakers birlikteliği, birçok olumlu sonuç doğurdu bile.

Kobe Bryant, 12 yıldır beklediği MVP ödülünü kazandı. Lakers, NBA Finalleri'ne geldi. Hepsi güzel, hepsi hoş; ama Kobe'nin normal sezon içerisindeki üstün performansındaki Gasol faktörünün üzerinde durmak gerekiyor.

''NBA'de maç sonlarında topu teslim edeceğiniz oyuncu kim olur?'' sorusunda birçok kişi, Tracy McGrady, Dwayne Wade ve LeBron James gibi alternatifler arasından Kobe Bryant seçeneğini işaretler muhtemelen; fakat Gasol'den önceki Lakers'da Kobe, tüm maç boyunca beşinci viteste oynamak zorunda kaldığı için bu özelliğini tam verimlilikle kullanamıyordu takımı adına. 2008 Playoffları'nda ortaya çıkan sonuç ise, Kobe'nin maç sonlarında tam bir ''Black Mamba'' haline dönüşüyor olması. Özellikle Lakers, Nuggets'ı süpürürken Gasol'ün maç başlarındaki etkisi, Kobe'nin ''Son 'X' dakika'' performansıyla birleşmiş ve ortaya harika bir iş çıkmıştı.

Lakers-Celtics serisini etkileyecek beş unsuru alt alta sıralasak, birinci sıra için muhtemelen Kobe Bryant ve Celtics savunması yarışacaktır. Kobe için konuşmaya başlamışken devam edebiliriz sanırım. Celtics serisinde Kobe, Gasol'ün görünmeyen işleri yapması ile kendisini son dakikalara saklayabilir. Maçın sonuna zinde ve konsantre giren bir Kobe karşısında durmak ise çok kolay olmayacaktır.

Kobe Bryant'ın kağıt üzerinde eşleşeceği isim Ray Allen olarak gözükse de bir süre sonra Paul Pierce, bu zor görevi üstelenecektir. Pierce'ın Kobe üzerindeki savunmasını tahmin etmek ise çok kolay değil açıkçası. Aslına bakılırsa, hücum yönleri ile yıllardır ön planda olan bu iki oyuncunun iyi birer savunmacı olduklarını da unutmamak lazım; ama Pierce'ın savunma tercihi konusuna geri gelecek olursak, Cavaliers serisinin yedinci maçında LeBron ile girdiği düello gibi Kobe ile de bir çatışmaya girmek isteyebilir, Paul Pierce. İki oyuncu, birbirlerini savunmayı bırakırlarsa ortaya hiç de fena görüntüler çıkmaz; ama ne Phil Jackson'ın ne de Doc Rivers'ın böyle bir ihtimale izin vereceğini düşünüyorum.

Bu gece başlayacak olan Celtics-Lakers '08 serisi, klasik bir ''hücum-savunma'' karşılaşması olarak da görülebilir. Ligin en iyi hücumu, ligin en iyi savunmasını aşmaya çalışacak.

Normal sezonda savunma kazanmıştı; ama iki takımın da bazı farklılıklar yaşadığını söylemek gerekiyor, 2008 yılı başından bu yana. Boston Celtics, sezon içerisindeki maçlarda rakibine ribaund ve boyalı alan sayılarında ciddi üstünlük sağlamıştı. Bu bağlamda, Boston Celtics'in set hücumlarında başarılı olabileceğini söyleyebiliriz. Lakers'ın kullanması gereken koz ise, ''transition offense''. Lakers, rakibine göre daha hızlı bir takım. Koşan uzun Pau Gasol sayesinde geri iyi gelebilen Lakers, set hücumlarında Kobe Bryant'ın teke tek oyunlarına kalabilir. Bu yüzden Derek Fisher, Pau Gasol ve Kobe Bryant'ın çabukluklarını hücum tarafında kullanmak, Lakers için hayati önem taşıyacaktır.

Boston Celtics'in elini güçlendiren unsurlardan biri, Paul Pierce'ın yüksek performansı. Pierce, Playofflar başladığından bu yana birkaç vites yukarıda oynuyor. Pistons maçından sonraki basın toplantısında, Los Angeles'ta geçen çocukluğu boyunca Celtics'ten nefret ettiğini söyleyen Paul Pierce, rekabet tarihine Celtics forması ile ortak olacak.

Paul Pierce, son derece formdayken Ray Allen'ın moralsizliği, Celtics adına sıkıntı yaratabilir. NBA'in yıllardır en iyi keskin atıcılarından olan Allen, kaçırdıkça morali bozulan bir oyuncu haline geldi. Bobcats'e karşı galibiyeti getiren son saniye basketinin ardından, ''Bir şutör için en iyi şut, bir sonraki şuttur'' diyen Ray Allen'dan eser yok şu sıralar. Bu arada biri daha vardı... Kevin Garnett. Muhtemelen kazanmaya konsantre olmuştur bile.

Bir klasikten bahsetmeden geçmek olmaz: Bench katkısı. San Antonio Spurs serisinde iki kez 15 sayı ve üzerindeki farklardan gelen Lakers'ı serinin beşinci maçında ayağa kaldıran oyuncu, kenardan gelmişti. Jordan Farmar'ın arka arkaya kaydettiği altı sayı, Lakers'ı uyandırmaya yetmişti. Sasha Vujacic'in şutör özelliği
ve Ronny Turiaf'ın enerjisi de Lakers'ın kenar desteğini anlamlı kılan unsurlar.

İstediğiniz tecrübe ise, Celtics benchine bakmanız yeterli. Sam Cassell, P.J. Brown, James Posey ve Eddie House, ilk fırsatta eski numaralarını sergileyeceklerdir. Glen Davis, Turiaf'ın Lakers adına getirmesi muhtemel enerjiye verilebilecek en iyi cevap olabilir, Celtics için. Tony Allen ve Leon Powe alternatifleri de, her zaman için canlı tutulacaktır.


Toparlamaya başlayalım. Boston Celtics, Final serisine ''ev sahibi avantajı'' ile başlayacak. Celtics'in Lakers'ı eleyebilmesi için sezon içerisinde kazanırken neler yaptığını hatırlaması gerekecektir. Bunun için Kobe ve Lakers'ın şut yüzdelerinde keskin düşüşler görmemiz lazım. Düşük bir ihtimal.

Kevin Garnett, Paul Pierce ve Ray Allen'ın kariyerlerinde ilk kez NBA Finalleri'ne çıktıklarını söyleyelim bu noktada. Muhtemelen yüzük için daha aç olacaklardır; ama Kobe'nin gözünün de doyduğunu sanmıyorum. Shaq'ten sonraki ilk şampiyonluğunu kazanmak isteyecektir. Serinin dördüncü maçlar sonunda 2-2'ye gelmesini bekliyorum. Daha sonra, yukarıda saydığımız faktörler ön plana çıkacaktır. David Stern ve sponsorlar, yedi hatta mümkünse dokuz maça kadar gitmek isteyebilir.

Zor bir karar açıkçası. Sezon başından bu yana şampiyonluk için en büyük favorim, hiç değişmemişti; ama Lakers, ilk iki maçın birini kazanıp ev sahibi avantajını yakalarsa, ki yüksek ihtimal, işler değişebilir.

Hiç yorum yok: