7 Haziran 2008 Cumartesi

Euro 2008'e Doğru: Almanya Milli Takımı



Almanya, Euro 2008 Elemeleri'nde Çek Cumhuriyeti, İrlanda Cumhuriyeti, Slovakya, Galler, Kıbrıs Rum Kesimi ve San Marino ile mücadele etti. 6 Eylül 2006 günü San Marino'yu 13-0 yenerek rekorları paramparça eden Almanya, grubun beşinci maçında Çek Cumhuriyeti'ni rakip sahada 2-1 mağlup ettikten sonra liderlik için büyük avantaj yakalamıştı. Öyle ki Almanya, eleme gruplarının tamamlanmasına üç maç kala Euro 2008'e katılmayı garantileyerek İsviçre ve Avusturya'dan sonra Finaller'in biletini alan ilk takım oluyordu; fakat Ekim 2007'deki 3-0'lık Çek Cumhuriyeti mağlubiyeti ile liderlik kaybedilmişti.

''Futbol, 22 kişinin 90 dakika boyunca oynadığı ve sonunda Almanların kazandığı bir spordur''... İngilizlerin unutulmaz golcüsü Gary Lineker'in bu sözünü haklı çıkaracak birçok hadise yaşanmıştır, futbolun geride kalan tarihi boyunca. Lineker, mutlaka belli nedenlerle böyle bir söz sarf etmişti. Yıllarca geçtikçe de Lineker, çeşitli kereler desteklendi, haklı görüldü. Almanların rakip bir forvete bu sözleri söyletmesinin altında ''turnuva takımı'' olması gerçeği yatıyor. Her büyük turnuva öncesi bu klişe üzerinden Almanlar, şampiyonluk için favoriler arasında gösterilir. Nedir bu, turnuva takımı olma özelliği?

Almanya, Dünya Kupası takımıdır. 18 kez düzenlenen Kupa'ya 16 kez katılmayı başaran Almanya, sadece bir kez, 1938 yılında Fransa'da düzenlenen Şampiyona'da İlk Tur'da elenmiştir. Kupa'daki 3 şampiyonluğun yanı sıra Almanya, 4 kez Final oynamış ve 3 kez de Final'in kapısından dönmüştür.

Dünya Kupası istatistikleri, turnuva takımı olmak için yeterli görülebilir; ama daha fazlasını isteyenler Avrupa Şampiyonaları'ndaki üç şampiyonluk ile tatmin olabilirler. Yine de ters taraftan gidersek, Almanya'nın 1996'daki şampiyonluğundan bu yana 2000 ve 2004'te düzenlenen turnuvalarda gruplardan çıkamadığını da görebiliriz.

İngiltere'de düzenlenen UEFA 1996 Avrupa Şampiyonası Finali'nde Çek Cumhuriyeti'ni Oliver Bierhoff'un altın golüyle 2-1 mağlup eden Almanya, Hollanda ve Belçika'da organize edilen Euro 2000'de İngiltere, Romanya ve Portekiz'in bulunduğu grupta bir puanda kalarak Çeyrek Final göremeden evine dönmüştü. Portekiz 2004'te ise Çek Cumhuriyeti ve Hollanda'nın arkasında kalan Panzerler, bir kez daha galibiyet alamadan turnuvaya son noktayı koymuştu.

Almanya'nın Avrupa Şampiyonaları Finalleri'ndeki son galibiyeti Euro 96 Finali'nde Çek Cumhuriyeti karşısında kazandığı 2-1'lik maç olarak duruyor, son durumda.

Jurgen Klinsmann yönetiminde ev sahipliğini yaptığı 2006 Dünya Kupası'nda Yarı Final oynayan Almanya, turnuva öncesi hiç şans verilmemesine karşın maçlar sona erdiğinde üçüncülük kürsüsüne çıkmayı başarmıştı. Klinsmann'ın yönetiminde gençleşen kadro, Almanların ''turnuva takımı'' olduğunu kanıtlamıştı bir kez daha. Finallerden sonra takımdan ayrılan Klinsmann'ın o dönemki yardımcısı Joachim Löw ise, Euro 2008 Finalleri'nde Almanya'nın başında olacak.

B Grubu'nun kesin favorisi olarak gözüken Almanya'da kilit oyuncular, sezon içerisinde kulüplerinde gerek sakatlık gerekse de teknik direktör tercihlerinden dolayı yeterli süreyi alamadı. Luca Toni ve Miroslav Klose transferleri ile arka planda kalan Lukas Podolski'nin Bayern Münih formasını nadiren giymiş olması, bu anlamda net bir örnek olarak kabul edilebilir. Teknik direktör Joachim Löw, turnuva başladığında Christoph Metzelder ve Torsten Frings gibi kilit isimlerin de sezon içerisindeki sakatlıkların etkilerinden kurtulmalarını umut edecektir.

Almanya'nın son yıllarda genç kaleci konusunda şansının olduğunu söyleyebiliriz. Oliver Kahn'ın futbolu bıraktığı, Timo Hildebrand'ın form düşüklüğü yaşadığı ve Jens Lehmann'ın da Stuttgart'a gelerek kariyerinin belki de son transferini yaptığı şu dönemde Rene Adler ve Manuel Neuer gibi standartların üzerinde iki kaleci çıkarmayı başardı, Alman Futbolu. Bu iki isimden sadece Rene Adler, Euro 2008 kadrosunda yer alıyor. Dürüst olmak gerekirse, Neuer'in neden kadroya alınmadığını bilmiyorum; ama Robert Enke ve Jens Lehmann'ın bulunduğu 23 kişilik kadroda kendisine kontenjan açılamamışsa eğer, büyük bir yanlış olarak değerlendirebilirim kararı.

Almanya'nın Finaller'e Jens Lehmann ile başlayacağını düşünüyorum. Kulüp takımında forma şansı bulamayan bir başka Alman, Lehmann. Savunmada 1.98'lik Per Mertesacker ve 1.94'lük Christoph Metzelder, rakiplerin Almanya kalesine giden hava yollarını kapatmaya başaracaklardır. Yanı sıra iki isim, rakip kalede etkili olabilecek oyuncular. Duran toplarda Almanların, iki büyük avantaja sahip olacağını söylemekte fayda var. Kanat savunmasında da üst düzey isimler, ülkelerine yardımcı olmaya çalışacaklar. 2006 Dünya Kupası'ndaki oyunuyla patlama yapan Philip Lahm, savunmanın her iki kanadında da kullanılabilecek efektif bir isim. Lahm'ın sol tarafta başlayacağını düşünürsek, sağ bekte de Hertha Berlin'den Arne Friedrich görev yapacaktır.

Almanya'da orta saha ile savunma arasındaki köprünün adı, Torsten Frings olarak kalabilir. Frings, 2006 Dünya Kupası'ndaki performansını devam ettirmeyi başarabilirse Almanya için işler daha kolay olacaktır. Orta sahanın hücuma bakan tarafından ise, Michael Ballack görev alacak. Ballack'ın Almanya adına son derece stratejik bir oyuncu olduğunu söylemeye gerek kalmayabilir. Kanatlar için geriye iki alternatif kalıyor. Her iki kanatta da görev yapabilen Bastian Schweinsteiger'in önünde bu kez Franck Ribery olmayacak ve 23 yaşındaki oyuncu, ilk 11'de oynayabilecek.

Almanya'nın klasik 4-4-2 formülündeki iki forvetten biri kesinlikle Miroslav Klose olacak. İkinci oyuncu olmak için gerçekleşmesi muhtemel yarışta ise üç isim ön plana çıkıyor: Kevin Kuranyi, Lukas Podolski ve Mario Gomez. Son yıllardaki Kuranyi ve Klose ortaklığı, devam edebilir Almanya adına; ama Gomez'e şans verenlerin sayısı da hiç az değil. En düşük ihtimal ise, Lukas Podolski; fakat Podolski için bir umut daha var. Polonya asıllı oyuncu, orta sahanın solundaki boşluk için biçilmiş kaftan olabilir.

Tahmin: Hollanda, İtalya, Fransa, İspanya, İspanya, İsveç ve Rusya gibi ekiplerin birbirlerini yiyecekleri bir ortamda Almanya, çektiği kura ile hayli şanslı sayıyor olabilir kendisini. Maçların Avusturya'da oynanacak olması da Almanların için bir başka büyük avantaj. Yarı Final'de çekilecek bir rakip, Löw ve ekibini bir anda Final'e kadar taşıyabilir.

Avusturya, Hırvatistan ve Polonya'nın bulunduğu gruptan lider çıkması beklenen Almanya, konsantre olursa puan kaybetmeden Çeyrek Final'e çıkabilir; ama arkasında Hırvatistan gibi aç ve heyecanlı bir kadronun bulunduğunu da unutmaması gerekiyor. Pazar akşamı Polonya karşısında alınacak muhtemel bir galibiyet, Almanya'nın 12 yıl aradan sonra Avrupa Şampiyonası'nda kazandığı ilk maç olacak.

Sonuç olarak; Almanlar, her şeye rağmen favori. Çünkü onlar, ''turnuva takımı''.

Hiç yorum yok: