3 Haziran 2008 Salı

Euro 2008'e Doğru: İsviçre Milli Takımı



Avusturya ile birlikte Euro 2008'e ev sahipliği yapacak olan İsviçre, bu kontenjandan yararlanarak turnuvaya direkt olarak katılma hakkını elde etti. Daha önce 1996 ve 2004'teki turnuvalarda boy gösteren İsviçre, her iki turnuvada da gruptan çıkamayarak İlk Tur'da elenmişti. Ev sahibi; Portekiz, Türkiye ve Çek Cumhuriyeti ile yarışacağı A Grubu'nda ilk iki sırayı alması halinde Avrupa Şampiyonaları'ndaki en iyi derecesini elde etmiş olacak.

11 Kasım 1995 günü Macaristan'ı 3-0 mağlup eden İsviçre Milli Takımı, tarihinde ilk bir ilki gerçekleştirerek 1996 Yazı'nda düzenlenecek Avrupa Şampiyonası'na katılmaya hak kazanıyordu. Elemelerde Türkiye ve İsveç'in önünde grubunu ilk sırada tamamlayan İsviçre, kadrosunda Criaco Sforza, Stephane Chapuisat ve Kubilay Türkyılmaz gibi dikkat çekici isimlerle gidiyordu, İngiltere'deki şampiyonaya.

''Büyük turnuvalardaki açılış maçları, her zaman için sürprizlere açık olur'' sözü, futbolun en ünlü klişelerinden biridir. Ve 8 Haziran 1996'daki İngiltere-İsviçre maçı için de geçerliydi, söz konusu klişemiz. Ev sahibi İngiltere, turnuvanın en önemli favorilerden biriydi. Açılış gecesinde Wembley Stadı'na gelen yaklaşık 80000 kişi ise Euro 96'ya İsviçre galibiyeti ile başlamak istiyordu. Alan Shearer'ın 23. dakikadaki golü, işlerin İngiltere adına olumlu devam ettiğini gösteren bir işaretti; ama Kubilay Türkyılmaz'ın bitime altı dakika penaltıdan attığı gol, tüm hesapları karıştıracaktı.

İsviçre, İngiltere karşısında aldığı beraberlik sonrası özgüven depolamış olabilirdi. Öyle de olmalıydı. Değişmesi gereken hesaplar ise, İsviçre adına pek iyi haberler içermeyecekti; çünkü Kubilay'ın penaltıdan attığı gol, turnuva sonuna kadar takımının attığı tek gol olarak kayıtlara geçerken İsviçre, grubu 1 puan ile dördüncü sırada tamamlayacaktı. Euro 2000'i boş geçen İsviçre; Fransa, İngiltere ve Hırvatistan ile aynı grupta yer aldığı 2004'teki turnuvada da tek beraberlik ile bir puandan öteye gidememişti.

Avrupa Futbol Şampiyonaları'nda galibiyeti bulunmayan İsviçre'nin son yıllardaki mücadelesi, futbol dünyasında kendisine yer edinebilmek adına gelişme gösteriyor. Bir kulüp veya ülke takımının bu başlık altında başarılı olması için gerekli olan ilk şart, o takımın isminin söylenildiği zaman akıllara bir futbol taktiği, yapısı veya ekolünün gelmesinden geçiyorsa eğer; İsviçre'nin 2004'ten bu yana fena işler çıkarmadığını söylemekte yarar olabilir.

2006 Dünya Kupası'nda oynadığı dört maçta da kalesinde gol görmeyen İsviçre için artık, ''iyi bir savunma takımı'' diyebiliriz. Aynı yoldan gidersek, İsviçre adına farklı anlamlarla da karşılaşabiliriz, tabii ki. Fransa, Togo ve Güney Kore ile oynadığı maçları gol yemeden kapatan İsviçre'ye İkinci Tur'da karşılaştığı Ukrayna da gol atmayı becerememişti; ama sorun farklı bir yerdeydi. Gol pozisyonuna girmekte zorlanan İsviçre, seri penaltılarda bile rakibine gol atamayacınca Kupa'dan elenmek durumunda kalmıştı.

İsviçre'nin bu turnuvada da benzer bir görüntü sergilemesi mümkün. Son yıllarda iyi bir iskelet kurdular ve Euro 2008'e ev sahipliği yapacak iki ülkeden biriler. Fena da bir kadroları yok, aslına bakılırsa.

Cumartesi gecesi turnuvanın açılış maçında Çek Cumhuriyeti karşısına çıkacak İsviçre'nin en rahat olacağı bölge için oy hakkımızı defanstan yana kullanabiliriz. Kalede, Pascal Zuberbühler olacaktır. Savunmanın göbeğinde Arsenal'in kadrosunda bulunan Philippe Senderos ve Johan Djourou, güçlü bir ikili oluşturabilir. Arsenal'de arka plana atılsa da, milli forma altında yüksek özgüvenle oynaması muhtemel olan Senderos'un Çek Cumhuriyeti maçında Jan Koller ile mücadele içerisine gireceğini tahmin etmek, çok zor olmasa gerek. İleri çıkışlarıyla da İsviçre adına oldukça efektif bir oyuncu olacaktır, 22 yaşındaki Senderos.

Savunmanın iki kanadı ise, yine kalburüstü isimlere emanet edilecek. Sağ kanadın savunması ile Philip Degen ilgilenecek. Sol tarafta da Ludovic Magnin iş üstünde olacak. Böylece İsviçre'nin Bundesliga ve Premier Lig temsilcilerinden kurulu olan savunma hattı tamamlanacak.

İsviçre'nin etkili bir savunma takımı olması, sadece defans bölgesinde üst düzey oyuncuların bulunmasından kaynaklanmıyor. İsviçre Milli Takımı'nın en stratejik isimlerinden biri de, Ricardo Cabanas. Gösterişsiz futboluna rağmen İsviçre'nin 2006 Dünya Kupası'ndaki kilit oyuncularından olmayı başaran Cabanas, 2008'de de ülkesinin emrinde olacaktır.

İleride Alexander Frei, tek forvet olarak oynayabilir. Marco Streller ve Eren Derdiyok, bu ihtimal içerisinde kulübeden gelecek oyuncular olacaklar. Frei, tek forvet olarak oynarsa arkasındaki üçlü de hemen hemen belli gibi: Johan Vonlanthen, Hakan Yakın ve Tranquillo Barnetta. İsviçre, Frei ile tamamlanacak bu hücum anlayaşı sonrası farklı açılımlar yakalayabilir. Son durumda Cabanas'ın yanına gelecek yardımcı oyuncu ile birlikte İsviçre, 4-2-3-1'e yakın bir model deneyecekmiş gibi duruyor. Son isim ise, Benjamin Huggel veya Gelson Fernandes olacaktır.

Tahmin: İsviçre'nin son yıllarda göstermiş olduğu performansı ile statü sahibi olan bir takım haline geldiğini söyleyebiliriz. En azından artık, ''kapalı kutu'' değiller ve haklarında konuşulurken ''savunma takımı'' şeklinde yorum yapılabiliyor. Takımların saygı görmeleri adına, bu durumun çok önemli bir ayrıntı olduğunu düşünüyorum.

İsviçre, ev sahibi. Euro 96'nın ilk maçında yapmış oldukları sürpriz, 2008'de gerçekleşmeyecektir; çünkü 7 Haziran akşamı, sahaya çıkacak olan Çek Cumhuriyeti ve İsviçre, galibiyet için hemen hemen eşit şanslara sahip olacaklar. Bunun dışında, İsviçre adına en kritik maç da grubun ilk maçı olacaktır. Mutlaka kazanmak zorundalar. Çeklerden sonra karşılaşacakları Türkler ile bir futbol maçından çok daha fazlası için mücadele edecekler. Bu yüzden şansları azalabilir.

Sonuç olarak, ilk maçı kazanmaları halinde gruptan çıkmak adına şansları olabilir diye düşünüyorum.

Hiç yorum yok: