28 Haziran 2008 Cumartesi

İspanya: Boğalar, Kırmızıyı Gördüler !



Euro 2008 Finalleri'nde İspanya, Rusya'yı ilk yarısı golsüz sona eren maçın ikinci yarısında bulduğu gollerle 3-0 mağlup etti ve 24 yıl aradan sonra Avrupa Şampiyonası'nda Final oynamaya hak kazandı. İspanya, 1984 yılından sonraki ilk şampiyonluğu için Pazar akşamı Ernst-Happel-Stadion'da Almanya ile mücadele edecek.

İspanya ve Rusya, Euro 2008 D Grubu'nda birbirlerine rakip olmuşlardı. 16 gün önce, D Grubu'nun açılış maçında karşı karşıya iki ekipten İspanya, rakibini 4-1 mağlup edip turnuvaya iyi bir başlangıç yapmayı başarmıştı; fakat Rusya, 16 gün içerisinde performansını yükselterek çok daha güçlü bir rakip olarak çıkacaktı Yarı Finaller'de İspanya'nın karşısına.

İspanya'nın 70 yaşındaki teknik direktörü Luis Aragones, turnuvanın ilk gününden itibaren aynı takımla devam ediyordu (rahat çıkılan Yunanistan maçının 11'i dışında). Rusya ile oynanacak Yarı Final karşılaşmasında da değişiklik olmayacaktı bu durumda. Marcos Senna, orta sahanın savunma yüzünü temsil edecek ve Xavi Hernandez, Senna'nın yer tutuş bilgisiyle hücum karakterini daha fazla sergileyebilecekti. Bu ikilinin yanında sol kanattaki hücum fonksiyonları David Silva'nın üzerinden geçerken sağ tarafta Andres Iniesta hünerlerini sergileyecekti.

Kağıt üzerindeki İspanya'nın en tehlikeli bölgesi, orta sahasıydı; ama grupta oynanan ve 4-1 kazanılan Rusya maçında goller, orta sahadaki organizasyonun yanı sıra, ileri ikilide oynayan oyuncuların anlaşmaları sonucunda gelmişti. Fernando Torres, uzun boyuna rağmen öldürücü driplingleri ile rakip savunmanın arasına sızarken David Villa, sonu vuruşları yapan oyuncu oluyordu 4-1'lik galibiyette. Torres ile Villa, birbirlerini son derece başarılı şekilde tamamlamış ve ortaya iyi bir iş çıkmıştı.

İspanya'ya 4-1 kaybeden Rusya'nın Hollandalı teknik direktörü Guus Hiddink ise, ''Maçı izlemeyen insanların, maçın skorunu öğrendiklerinde, 'İspanya'nın güçlü, Rusya'nın zayıf bir takım' olduğunu düşünmesinden endişeleniyorum'' dedikten sonra oyuncu kadrosunun tecrübesizliğinden dem vurmuş ve ''İspanya mı? Evet, tabii ki bugün onların yerinde olmak isterdim. Ayrıca, kontraatak konusunda, ciddi anlamda, başarılı olan bir takımlar; ama onların gerçek performansını görmek için, uluslararası tecrübesi yüksek olan bir rakip ile karşılaşmalarını bekleyeceğim. Bu, onların ilk gerçek sınavı olacak'' diye konuşmuştu.

Rusya, İspanya yenilgisinin ardından Yunanistan ve İsveç'i mağlup ederek Çeyrek Final'de Hollanda ile karşılaşıyordu. Teknik direktörünün ülkesini 3-1 ile geçen Rusya'nın rakibi, Yarı Final'de bir kez daha İspanya olacaktı. Aragones'in ekibi ise, Çeyrek Final'de İtalya'yı seri penaltı vuruşları sonrası ülkesine göndererek geliyordu, Yarı Final'e. İtalya, Guus Hiddink'in ''tecrübeli takım'' tarifine uyar mıydı, bilinmez; ama İspanya ve Rusya için kader ağlarını örmüştü bir kere.

İspanya, grup maçındaki 11 ile sahaya çıkarken Rusya'da dört değişik isim çekiyordu dikkatleri. Savunmada sarı kart cezalı Denis Kolodin'in yerine Vasili Berezutski sahadaydı. Yunanistan maçı ile birlikte Yuri Shirokov'dan formayı alan Sergei Ignashevich ve Rusya'nın 23 kişilik kadrosunda futbol hayatını yurt dışında devam ettiren tek oyuncu olan Igor Saenko da Guus Hiddink'in 16 gün içerisindeki değişikliklerindendi.

Rusya adına en olumlu değişim ise, Andrei Arshavin'di. Turnuvanın Rusya'nın adına ilk iki maçında cezalı olduğu için forma giyemeyen Arshavin, İsveç maçıyla dahil olduğu Euro 2008'e Çeyrek Final'deki Hollanda maçıyla damga vurmayı başarmıştı. Rusların ileride tek gözüken forveti Roman Pavlyuchenko'nun arkasında oynadığı oyunla rakipleri ters durumlara düşüren Arshavin'in formu, Rusların Yarı Finaller'den önceki en büyük kozuydu; fakat Arshavin'den farklı planları da vardı, Hiddink'in.

Rusya, Yarı Finaller'e gelirken üç stratejik nokta üzerinde yoğunlaşmıştı:

1. Andrei Arshavin: Roman Pavlyhucenko'nun arkasında, sol içte, oynadığı oyun.
2. Yuri Zhirkov: Sol bek Zhirkov ve orta üçlünün sağında oynayan Zyryanov'un hücuma yaptıkları katkı.
3. Roman Pavlyuchenko: Sağ taraftan Anyukov-Zyryanov, sol taraftan da Arshavin ve Zhirkov'un katkılarıyla rakip savunmanın arasına sızan Pavlyuchenko.

İspanya'nın ilk olarak durdurması gereken isim, Andrei Arshavin olmalıydı. Maç öncesi, hakkında Barcelona ile çıkan transfer dedikoduları, performansını etkiler miydi, bilinmez; ama İspanya orta sahasında Marcos Senna, Rusya'nın üçüncü bölgeye geçmesine izin vermeyecekti. Arshavin, topla buluşma konusunda sıkıntı yaşıyordu. Rusya adına sol kanat etkinliği ise rakip sağ bek Sergio Ramos'un cesur oyunuyla başlamadan sona erecekti. Forvet Pavyluchenko ise, Carlos Marchena ve Carles Puyol, arasında kayboluyordu.

İspanya, İtalya maçındakinden çok daha farklı bir oyun yapısıyla çıkmıştı Rusya karşısına ve doğal olan da buydu aslına bakılırsa. Çeyrek Final'de topun arkasına geçerek rakibini bekleyen İspanya, İtalyanların da benzer bir oyunu tercih etmesiyle orta sahada yoğunluşmış ve bu bölgede yaratıcı özellikleri olan Xavi ve Iniesta gibi oyuncularını markajda kullanmak durumunda kalmıştı. Rusya maçında Senna, bu işi tek başına halledecekti. Senna'nın tek kişilik gösterisi, İspanya'ya farklı açılımlar sunabilirdi orta sahada.

İlk yarıda Rusya'nın tüm silahlarını etkisiz hale getiren İspanya, Xavi'nin golüyle öne geçiyordu ikinci yarının beşinci dakikasında. İspanya'nın vites artırmasında önemli pay, Marcos Senna'ya aitti. Senna, Rusya'nın orta saha ve forvet arasındaki bağlantısını neredeyse yok etmeyi başarmıştı. İspanya'nın orta sahası güçlüydü. Dahası ilk yarının son bölümünde David Villa, sakatlanmış ve yerini Cecs Fabregas'a bırakmıştı.

İspanya, Fabregas sonrası daha çok 4-2-3-1'e benzeyen oldukça efektif bir oyun yapısına dönmeye başlamıştı. Bu sistemde hücuma dönük 3'lünün solunda yer alan David Silva, daha fazla boş alan ve özgürlük bulunca hücum yeteneklerini sergileme konusunda sıkıntı yaşamıyordu. Fabregas ise, forvet arkasında top dağıtarak dengesini bozuyordu Rus savunmasının.

Boğalar adına her şey olumlu giderken Luis Aragones, büyük bir risk alacaktı 69. dakikada tüm değişiklik haklarını kullanarak. 34. dakikada Fabregas'ı oyuna alan Aragones, Fernando Torres ve Xavi Hernandez'i de Xabi Alonso ve Daniel Güiza ile değiştiriyordu. Karşılaşma, İspanya'nın 1-0'lık üstünlüğü ile devam ediyordu; ama Rusya'nın atacağı bir gol, maçı 30 dakikalık uzatma bölümüne taşıyabilirdi. Bu durumda İspanya, 51 dakika boyunca oyuncu hamlesinden mahrum kalacaktı; ama kazanan Aragones oluyordu.

73. dakikada Rusya'nın gardını düşürecek golün sahibi, Daniel Güiza'ydı. Rus savunmasının aciz kaldığı pozisyonda Güiza, çok şık bir gol atmıştı. Aslına bakılırsa;Güiza'nın geçtiğimiz Real Mallorca formasıyla son 13 haftada atmış olduğu 16 golün önemli bir bölümü de gol noktasındaki sakinliği ve becerisi sayesinde gelmişti. Bu anlamda Güiza, kariyerinde bir gole daha imza atıyordu. Maçın bitimine sekiz dakika kala David Silva ile gelen gol ise, Valencialı oyuncunun turnuva boyunca gösterdiği üstün performansın sonucu olarak görülebilirdi.

İspanya, ilk yarıda Rusya'yı etkisiz hale getirdikten sonra 4-2-3-1 ile yıktı rakibini ve Final'de Almanya'nın rakibi oldu. 4 golle turnuvanın en skorer oyuncusu David Villa, sakatlığı nedeniyle Euro 2008'in son maçında sahadaki yerini alamayacak. İspanya, yine de güçlü ortası ile karşılaşmanın favorisi olarak görülebilir; ama Almanya'yı her zaman göz önünde bulundurmak gerekecektir...

Hiç yorum yok: