10 Haziran 2008 Salı

NBA Finals: Kobe Bryant, Söz Hakkı İstiyor



NBA'de özlenen Final eşleşmesinin Masshachusetts ayağında ev sahibi Boston Celtics, hata yapmadı ve California yolculuğuna 2-0'lık üstünlükle çıkmayı başardı. Finaller'in üçüncü karşılaşması, bu gece Los Angeles Lakers'ın evi Staples Center'da oynanacak.

Serideki ikinci maçın son dokuz dakikasına 24 sayı geride girmesine karşın göstermiş olduğu büyük geri dönüş galibiyet için yeterli olmayan Los Angeles Lakers, yıldız oyuncusu Kobe Bryant özelinde Boston Celtics'e cevap vermeye çalışacak. Boston Celtics'in hedefi ise, Staples Center'da arka arkaya oynanacak olan üç maçtan en az birini kazanarak eve dönmek olacaktır. Şampiyonluğu Staples'da kazanma ihtimalinin canlılığını koruduğunu da söyleyebiliriz, daha uç bir bakış açısıyla.

TD Banknorth Garden'daki ikinci maç, efsanevi rekabete yakışacak türden bir karşılaşmaydı. Bu sezonki NBA Finalleri, 2-3-2 formatıyla oynanacaktı ve Lakers, evinde arka arkaya oynayacağı üç karşılaşma öncesi en az bir kez kazanarak Boston'a uzun bir süre daha uğramamayı planlıyordu. İlk maçı kaybeden Lakers, ikinci maçta alabileceği galibiyetin ne anlama geleceği iyi biliyor olmalıydı. Maça hızlı başlamaları da sır değildi.

Pau Gasol, ilk dakikalarda Lakers'ın hücuma bakan yüzü oluyordu. Seri öncesi Lakers'ın savunmadan hücuma geçişlerindeki kritik ismi olacağını söylediğimiz İspanyol oyuncunun agresif oyunuyla Lakers, maça etkili bir giriş yapmıştı. Bu dakikalarda, Phil Jackson ve takımının planlarını hakemlerin faul düdükleri bozacaktı. Kobe Bryant, ilk çeyreğin son bölümünde ikinci faulünü yaptıktan sonra kenara geliyordu.

NBA Finalleri gibi oldukça yüksek seviyede basketbolun oynandığı karşılaşmalarda takımların güçleri hemen hemen birbirlerine denk olduğu için öne çıkacak takım, çoğu zaman ekstra katkı yapan oyuncular ile içerisinde bulunduğu pozisyonu lehine çevirmeyi başarmıştır. Bu yüzden, böylesi eşleşmelerden önce ''bench katkısı'' adlı ayrı bir başlık açılır, yorumlarda.

Lakers ve Celtics'in kenar oyuncuları, seri öncesi oldukça karakteristik gözüküyordu. Lakers'ın yedekleri, enerjik ve genç isimlerden kuruluydu. Kenardan gelerek her an rüzgarı takımlarının lehine çevirebilirlerdi. Celtics tarafında ise, yüksek tecrübenin getirdiği soğukkanlılık rahatlıkla görülebilirdi; fakat serinin ikinci maçında Celtics adına ekstra katkı, ne 38 yaşındaki Sam Cassell'den ne de 39'luk P.J. Brown'dan gelecekti. 1984 doğumlu Leon Powe, patlamaya hazır bir bomba gibiydi.

Powe, maçın bitimine 8:34 kala Rajon Rondo'nun asisti ile skoru takımı lehine 93-71'e getirirken iki hücum sonra Kevin Garnett, farkı 24 sayıya çıkaracaktı. Bu dakikadan sonra, normal şartlar altında iki takımın da as oyuncularını dinlendirip yedeklere şans vermesi ve gelecek maçın hesaplarını yapmaya başlaması gerekiyordu; ama...

Celtics-Lakers efsanesini unutan mı vardı, yoksa? Sahada bulunan her oyuncu, NBA Basketbolu'nun en büyük rekabetinin bir parçası olmuşlardı ve son saniyeye kadar bu duruma yakışan bir duruş sergilemelilerdi. İlk yarının önemli bölümünde faul problemi nedeniyle kenarda oturmak durumunda kalan Kobe Bryant'ın yaktığı ateşi, Sasha Vujacic, Vladimir Radmanovic ve Derek Fisher devam ettirince fark, bir anda erimiş ve bitime 38 saniye kala skor, 104-102'ye kadar gelmişti.

Boston Celtics'te Paul Pierce, maçın en kritik hücumunda rakibi faule zorlamış ve çizgiden hata yapmamıştı. Celtics, maçı kazanıyordu. Lakers ise San Antonio Spurs karşısındaki geri dönüşlerinin bir benzerini daha Celtics'e uyguluyordu, NBA Finalleri'nde. Lakers, belki kazanamamıştı; ama özgüveni yerine gelmiş olmalıydı. Staples'taki görüntünün çok farklı olacağı tescillenmişti.

Los Angeles Lakers, 24 sayılık farkı eritirken ne yapmıştı, peki? Seri öncesindeki değerlendirmelerde söylediklerimizi ve üçüncü maç öncesinde paylaşacaklarımızı...

Lakers bu gece NBA Finalleri'nde ise eğer, şükran borçlu olacağı kişi Pau Gasol'dür. Kobe Bryant, üst düzey bir oyuncu olabilir. Sezonun hatta oyunun en iyi oyuncusudur, belki; ama Gasol öncesi ve Gasol sonrası Lakers arasındaki önemli farklı görebilmek için de basketbol uzmanı olmaya gerek kalmayabilir. Gasol'ün gelişiyle birlikte Kobe, enerjisini 48 dakika boyunca korumak yerine gerekli olan yerlerde sahneye çıkarak Lakers'ın Playoff koşusunda ayakta kalmasını sağladı, ilk olarak. ''Koşan uzun'' Gasol'ün Lakers'a ''savunmadan hücuma-hücumdan savunmaya geçiş'' konusunda yaptığı katkı, takımın bu sezonki başarısında çok kritik bir nokta olarak kabul edilebilir.

Lakers'ın Celtics karşısındaki en önemli artısı, ''transition offense'' denilen bu noktada ortaya çıkıyor. Pau Gasol'ün yanı sıra Sasha Vujacic ve Kobe Bryant gibi hızlı ayaklara sahip oyuncularıyla Lakers, Celtics'i geri dönüşlerde zorlayabilirdi. 24 sayılık farkın bir anda erimesindeki en büyük sebep de tam olarak buydu. Derek Fisher ve Kobe Bryant'ın savunmadaki çabuklukları, hücumda sayı olarak geri dönmüştü son yedi dakikalık bölümde.

Lakers'ın üçüncü maçtaki muhtemel galibiyetinde iki anahtar;

- Pau Gasol'ün gerek pick-and-roll, gerekse de hızlı hücumlardaki stratejik konumu
- Kobe Bryant'ın saha içi şut isabet yüzdesi olacaktır.

Ek olarak Lakers'ın hatırlaması gereken, Kobe Bryant odaklı olarak, boyalı alanda daha agresif hücum etmek olabilir. Serinin ikinci maçında, serbest atış çizgisinden 10/10 yapmayı başaran Lakers, buna rağmen, 354 maçlık NBA Finaller Tarihi'ndeki herhangi bir maçta en az serbest atış kullanan dördüncü takım oldu. Üçüncü maçta işini kolaylaştırmak istiyorsa Lakers, hücumda rakip savunma ile teması daha fazla zorlamalı.

İlk iki maçın galibi Boston Celtics'in sırlarından yola çıkalım biraz da.

Celtics'in iki maç sonunda Lakers'a ribaundlarda üstünlük kurması beklenen bir gelişmeydi; fakat Celtics, serinin ikinci maçında çok daha olgun bir istatistiğe imza attı. Rajon Rondo özelinde Celtics, sezon başındaki müthiş başlangıcın temelinde yatan gerçeği hatırladı.

Karşılaşma boyunca saha içinden bulunan 36 isabetin 31 tanesi asist üzerinden gerçekleşti. 31/36 (%86.1), Celtics'in 118 maçlık NBA Finalleri Tarihi'ndeki en yüksek asist/basket oranı oldu. Kulübün daha önceki rekoru, 1985 Finalleri 5. Maçı'nda yine Lakers'a karşıydı. Lakers'ın 120-111 kazandığı karşılaşmada Celtics, saha içinden 46 isabet bulurken takım olarak 36 asist ile oynamıştı (%78.3).

Celtics'in Lakers'ı set savunmasında dengesiz şutlara zorlamasının yanı sıra en ilginç durum, asistlerde ortaya çıkmıştı böylece. Rajon Rondo, maç boyunca verdiği 16 sayı pasıyla asist bazında NBA Finalleri'nin son 17 yılındaki en iyi performansı sergiledi. Rondo'dan önceki en iyi performans, 1991 NBA Finallerin'de Magic Johnson, tarafından ortaya konmuştu. Chicago Bulls'un Phil Jackson antrenörlüğündeki ilk şampiyonluğu kazanacağı gece takımının 120-111 mağlup olduğu maçı 20 asist ile tamamlayan Johnson, serinin beşinci maçta sona ermesine engel olamamıştı.

Staples Center öncesi 2-0 öne geçen Celtics'te başarının bir diğer ortağı ise, kenardan gelen oyuncular oldu. İlk maçta P.J. Brown ve Sam Cassell gibi isimler, tecrübeleri ile Lakers'ın genç yedeklerine ders verirken ikinci maçta sahneye Leon Powe çıktı. Sadece 14 dakika ve 39 saniye oyunda kalan Powe, 21 sayıyla kariyer sayı rekorunu kırarken aynı zamanda NBA Finaller Tarihi'ndeki herhangi bir maçta 15 dakikadan az süre almasına karşın 20 sayı barajını ilk oyuncu olmayı da başardı.

Serinin üçüncü maçının galibi, %90 ihtimalle Los Angeles Lakers olacak. Sadece 2-0 geride olduğu için değil, muhakkak. Boston Celtics'in L.A.'de bir, hatta iki maç kaybetme lüksünün bulunduğunu hatırlatmış olalım, bu noktada ve seri 2-2 olduktan sonra tekrar konuşmak üzere sözleşelim.

Hiç yorum yok: