8 Haziran 2008 Pazar

Vaclav Sverkos: Dengeleri Değiştiren Adam



Euro 2008'in açılış karşılaşması ev sahiplerinden İsviçre ile Çek Cumhuriyeti arasında gerçekleşti. Basel'deki St. Jakob Park Stadı'nda oynanan karşılaşmanın genelinde üstün olan İsviçre, rakibin kulübeden gelen oyuncusu Vaclav Sverkos'un 71. dakikadaki golüne engel olamayınca sahadan 1-0 mağlup ayrılmak durumunda kaldı. Çek Cumhuriyeti ise Portekiz ile oynayacağı maç öncesi büyük moral kazandı.

Turnuva öncesi iki takımın da sahaya çıkaracakları kadrolar ve oyun dizilişleri hakkında farklı fikirlerimiz bulunuyordu; fakat Çek Cumhuriyeti'nde Karel Bruckner ve özellikle İsviçre'de Jakob Kuhn'un, sürpriz sayılacak oyuncu seçimleri ile başlayacaklarını görüyorduk, Euro 2008 Finalleri'ne.

Euro 2008'e hazırlık maçları ile hazırlanan İsviçre'nin oyun yapısı, genellikle tek forvete dayalıydı. Alexander Frei'ın ileride oynadığı sistemde, Hakan Yakın ve Tranquillo Barnetta gibi isimler hücuma destek veriyordu; ama Kuhn, Çek Cumhuriyeti maçında hücumu daha fazla düşünerek oyuna başlama planı içerisindeymiş gibi gözüküyordu, maç kadrolarına bakılınca.

Alexander Frei, ileride Marco Streller desteği ile oynayacaktı. Orta sahanın kanatları ise, Tranquillo Barnetta ve Valon Behrami'ye emanet edilmişti. Hücum güçleri, savunma taraflarına kıyasla açık ara önde olan iki oyuncunun varlığı İsviçre'nin takım savunmasındaki direncini azaltabilirdi. Kuhn'un bu bölgede güvendiği isim, Gelson Fernandes olacaktı. Çek Cumhuriyeti hücumlarında daha çok kesici olarak izleyebilirdik, Fernandes'i. Orta sahadaki partneri Gökhan İnler de topu kontrol edip kanatlara dağıtma görevini üstlenebilirdi.

İsviçre, sürpriz sayılabilecek bir kadroyla çıkmıştı Çek Cumhuriyeti karşısına. Bruckner'in takımının da turnuva öncesinde beklenilen yapıyla mücadele etmeyeceği belliydi, maçın hemen başında. A Grubu'nu değerlendirirken Çek Cumhuriyeti ile ilgili olan yorumlarımızda Bruckner'in Tomas Rosicky'nin eksikliğini orta sahada iki oyuncu ile kapatmaya çalışıp forvet sayısını azaltabileceğini söylemiştik. Bu açıdan bakıldığında, Çeklerin İsviçre maçı kadrosu çok büyük sürprizler içermiyor olabilirdi. Peki, nasıl oynayacaktı Çek Cumhuriyeti?

Tomas Rosicky, Çek Cumhuriyeti takımının en kilit oyuncusuydu. Rosicky ile birlikte, hücum ve yaratıcı gücü yüksek bir ekip olabiliyordu, Bruckner'in ekibi. 10 numaralı oyuncusunun eksikliğinde Karel Bruckner, Rosicky'nin görevini iki orta saha oyuncusuna paylaştırmayı düşünüyordu. Jan Polak ve Tomas Galasek, Rosicky'nin eksikliğini kapatmaya çalışırken David Jarolim, arkadaşlarına yardım edecekti. Libor Sionko ve Jaroslav Plasil, kanatları paylaşmış; Jan Koller ise ileride tek forvet olarak kalmıştı.

Maç öncesindeki görüntü, Jakob Khun'un Karel Bruckner'e göre turnuva öncesi daha iyi bir hazırlık dönemi geçirdiği yönündeydi.

Maç başladığında İsviçre'nin kanatlarında oynayan Tranquillo Barnetta ve Valon Behrami'nin çıkışlarına güvendiği çıkıyordu ortaya. İki oyuncu, sürpriz koşularıyla Çek Cumhuriyeti savunmasını zorlarken aralarına aldıkları Alexander Frei'ı pozisyona sokmaya çalışıyorlardı. Maçın üçüncü dakikasında gelişen hızlı İsviçre atağında Alexander Frei'ın girdiği gol pozisyonu, tam olarak bu planın getirdiği bir sonuçtu. Plan, hiç de fena değildi; ama böylesi bir oyun tercihinde Marco Streller'in yetersiz kalacağı da açıktı.

Dakikalar ilerledikçe Çek Cumhuriyeti orta sahasında görev yapan David Jarolim, Tomas Galasek ve Jan Polak üçlüsü göbeğe daha çok yaklaşıyordu. İsviçre'nin hızlı çıkışlarına bir şekilde bir cevap verilmeliydi. Bu bölümde İsviçre'nin akan oyunda tehlike yaratabilecek önemli hücumları Tomas Galasek'in orta sahadaki kritik müdahaleleri ile kesiliyordu.

İlk 45 dakika boyunca benzer senaryolar uygulandı. İki takım da birbirine üstünlük sağlayamadı. İsviçre, topu ayağında daha çok tutmayı başarsa da Çek Cumhuriyeti'nin güçlü fizik yapısı, rakibi için daha fazlasına izin vermedi.

İsviçre adına oldukça olumsuz bir gelişme de yaşanıyordu, ilk yarının son anlarında. Takımın en stratejik ismi Alexander Frei, sakatlığı nedeniyle oyunda daha fazla kalamayacaktı. Khun, takımın kaptanının yerine Eren Derdiyok'u hazırlamıştı; ama süre yetmedi ve Derdiyok, oyuna giremedi. İsviçre için hayırlı sayılabilirdi, bu durum. İkinci yarı başlamadan önce Jakob Khun, doğruyu bulacaktı. Fizik mücadele ile ayakta kalan Çek Cumhuriyeti orta sahasına yaratıcı özelliği ile cevap verebilecek Hakan Yakın, oyuna dahil oluyordu.

İkinci yarının ilk on dakikasındaki İsviçre hücumlarında tüm toplar, Hakan Yakın'da toplanıyordu. Yakın'ın oyuna girmesinin ardından Gökhan İnler de orta saha mücadelesinde yalnız kalan arkadaşı Gelson Fernandes'e yardım edebilecekti. İsviçre, bu değişiklikle daha efektif ve derli toplu oynamaya başlıyordu.

İsviçre'nin on dakikalık performansı karşısında Çek Cumhuriyeti teknik direktörü Karel Bruckner'in verecek bir cevabı olmalıydı. Bruckner, uzun süre sonra yanında Milan Baros olmaksızın oynayan ve tüm maç boyunca silik bir görüntü çizen Jan Koller'in yerine Vaclav Sverkos'u sürüyordu sahaya. Koller'in oyundan alınması doğru bir karardı; çünkü Rosicky'nin eksikliğinde yaratıcılıktan son derece uzak olan Çek orta sahası ileride tek başına bir şeyler yapmaya çalışan Koller'i gördükçe uzun toplarla hücuma çıkmak istiyordu. Bruckner, bu ezberi bozmalıydı ve tercihi Sverkos olacaktı.

Ülkesi takımlarından Banik Ostrava'nın formasını giyen Sverkos, turnuva öncesi Jan Koller, Martin Fenin ve Milan Baros'un ardından forvetteki dördüncü alternatif olarak kabul görüyordu; ama Bruckner, 56. dakikada Sverkos'un ilk tercihi olarak belirlemişti. Bu değişiklikten sonra da İsviçre, topla daha fazla oynamaya devam ediyordu. Yine de Koller'in ardından Çek Cumhuriyeti, bilinçsiz şekilde kullandığı uzun top tercihini bir kenara bırakarak ayağa daha fazla oynayan bir takım görüntüsü çizmeye başlıyordu.

Sverkos, oyuna girdikten 15 dakika sonra takımını öne geçiren golü atacaktı. Evet, değişiklik takımı toparlamış ve Çekler, biraz daha sistemli oynamaya başlamıştı; ama gol bu değişikliğin getirdiği bir pozisyonun ardından gelmiyordu. Çek Cumhuriyeti'nin geri püskürttüğü bir İsviçre atağında geriden çok iyi çıkan Sverkos, son derece akıllı bir vuruşla topu ağlara gönderecekti. Son yıllarda oluşturduğu savunma yapısı ile alanında en iyiler arasında giren İsviçre defansının goldeki diziliş hatası, ironikti. Pozisyon için tebrik edilmesi gereken isim ise, yardımcı hakemdi.

Çek Cumhuriyeti, Tomas Rosicky sonrası oldukça farklı bir takım halini almıştı. Yine de Petr Cech ve fizik yapısı sayesinde ayakta kalabilmişti. 71. dakikada skor üstünlüğünü yakaladıktan sonraki 10 dakika boyunca takım olarak topun arkasına geçerek çağdaş savunma sisteminden de örnekler sunacaktı, Bruckner'in ekibi. 70. ve 80. dakikalar arasındaki üst düzey savunma, son on dakikada telaş savunmasına doğru yol alsa da Çek Cumhuriyeti, aldığı 1-0'lık galibiyet ile gruptaki tüm hesapları karıştırmayı başarıyordu.

İsviçre, ev sahibi olduğu turnuvanın açılış maçında kesinlikle puan alabileceğini hesap ediyor olmalıydı. Muhtemel bir beraberlik, iki takımın yanı sıra Türkiye'yi de hiç üzmeyecekti. Türkiye'nin isteyeceği belki de son şey, İsviçre'nin ikinci maçlar öncesi sıfır puanda kalmasıydı. İsviçre'nin tartışmalı bir penaltı pozisyonunda lehine karar gelmemesinin ve Avusturya'nın muhtemelen grup maçlarından sonra Finaller'e veda edecek olmasının acısı, Türkiye maçında çıkabilir.

Grubun kilit maçı, İsviçre ve Türkiye arasında olacak. Bu maçtan önce oynanacak Portekiz-Çek Cumhuriyeti karşılaşmasının neticesi sonrasında hesaplar, bir kez daha değişecektir. Kesin olan bir şey var ki; Çek Cumhuriyeti, İsviçre karşısında kazandığı piyango ile Çeyrek Final için dev bir adım atmayı başardı.

Hiç yorum yok: