11 Haziran 2008 Çarşamba

A ve B Grubu: İlk Maçların Ardından



Cumartesi akşamı ev sahibi İsviçre'nin St. Jakob Park'ta Çek Cumhuriyeti'ni ağırladığı karşılaşma ile başlayan Euro 2008'de gruplardaki ilk maçlar, dün akşam Yunanistan ve İsveç'in de turnuvada sahne alması ile sona erdi. 16 takımın boy gösterdiği 8 maçta öne çıkan oyuncular, takımlar ve teknik direktörler olduğu gibi hayalkırıklığı yaratanlar da oldu. Bu yazıda, sırasıyla, tüm gruplardaki maçlar sonucunda ortaya çıkan görüntü üzerinde bazı değerlendirmelerde bulunmaya çalışacağız.

Euro 2008'de perde, A Grubu maçları ile açılmıştı. İsviçre, Çek Cumhuriyeti ile karşılaşıyordu. Ev sahibi ekibin kadrosunda bulunan üç Türk oyuncudan sadece Gökhan İnler, ilk 11'deydi. Hakan Yakın, teknik direktör Jakob Khun'un B Planı'ydı. Eren Derdiyok ise, kulübede sırasını bekleyecekti. Çek Cumhuriyeti, Tomas Rosicky'siz hayata alışmaya çalışırken Karel Bruckner, yıldız oyuncusunun orta sahadaki görevini üç isim arasında paylaştırmayı planlıyordu. Çeklerin orta sahasında oluşan ek kontenjan nedeniyle, forvetten bir isim eksilecekti. Jan Koller, hiç de alışık olmadığı şekilde, ileride yalnız kalıyordu.

İsviçre, daha baskılıydı; ama ev sahibi, ilk yarının sonunda forvet oyuncusu Alexander Frei'ın gözyaşlarını takip etmek durumunda kalacaktı. Takım kaptanı, turnuvayı kapatmıştı. İkinci yarıda Frei'ın yerine oyuna dahil olan Hakan Yakın, takıma hareketlilik kazandırıyordu; ama Çek Cumhuriyeti'nde ileride yalnız kalan Jan Koller ile değişen Vaclac Sverkos, maçın da dengesini değiştiren hareketi yapıyordu 71. dakikada. Kalan dakikalarda üç Türk oyuncusu ile beraberlik golünü arayan İsviçre, Tomas Ujfalusi önderliğindeki Çek Cumhuriyeti savunmasını geçemiyor ve karşılaşma Çeklerin 1-0'lık üstünlüğü ile sona eriyordu.

A Grubu'nda gecenin ikinci maçı, Portekiz ve Türkiye arasında gerçekleşecekti. Portekiz, kesin favoriydi. Türkiye teknik direktörü Fatih Terim de, bu durumun bilinçaltına etkisiyle, maça oldukça defansif bir oyun yapısıyla başlıyordu. İlk dakikalarda tamamen topun arkasına geçen Türkiye, Portekiz'e topla oynama şansı verirken rakibinin yaptığı her hareketle biraz daha yıpranıyordu, golün geleceği 61. dakikaya kadar.

Luiz Felipe Scolari
'nin takımı, ikinci yarının ilk bölümünde baskısını arttırdıktan sonra savunma oyuncusu Pepe ve santrfor Nuno Gomes'in ver-kaç organizasyonu sonucu, skorda üstünlüğü yakalıyordu. Türkiye adına yenilen gol, oldukça manidardı. İleride hiçbir şekilde varlık gösteremeyen Türkiye, rakip savunmayı oyalayacak veya geride tutacak bir santrfora sahip olmadığı için stoper Pepe'ye hücuma çıkma lüksünü sağlıyordu. Pepe'nin golüne son dakikada Raul Meireles'in golü de eklenince Portekiz, sahadan 2-0'lık üstünlükle ayrılıyordu. Türkiye, tanınamayacak kadar kötüydü. Portekiz ise, grubun açık ara en iyi takımı olduğunu kanıtlamıştı.

Turnuvanın ikinci gününde gözler, Avusturya'ya çevrilecekti. B Grubu'na ev sahipliği yapan ülke, Avusturya'ydı ve ilk maçlarda, turnuvanın en iştahlı takımları arasında olması beklenen Hırvatistan, ev sahibinin konuğu olacaktı. Almanya ve Polonya ise, nostaljik bir eşleşmede karşı karşıya gelecekti.

Avusturya, birçokları tarafından turnuvanın en zayıf halkasıydı. Maçın hemen başında Hırvatistan, genç yıldızı Luka Modric'in penaltı golüyle öne geçince de Avusturya'nın tahmin edilen sona doğru gideceği düşünülmeye başlanıyordu; fakat ev sahibi ülkenin bazı sürprizleri olabilirdi.

2007 yılında Kanada'da düzenlenen U-20 Dünya Şampiyonası'nda iyi bir jenerasyon yakalamış olabileceğini düşünen Avusturya adına Euro 2008, erken bir deneyim sayılabilirdi; ama Kanada'daki takımın yıldızı Martin Harnik, santrfor arkasındaki koşularla etkili olmaya başlamıştı bile. İkinci yarıda oyuna dahil olan 38 yaşındaki tecrübe Ivica Vastic'in de katılımıyla Avusturya, turnuvanın sürpriz takımlarından olması beklenen Hırvatistan'ı çok zor durumlara düşürecekti. Ev sahibi, tribünlerden aldığı destekle iyi bir sinerji yakalamıştı; ama Hırvatistan'ın dördüncü dakikadaki penaltı golüne verilmesi gereken cevap, bir türlü bulunamamıştı. Hırvatlar adına Luka Modric'in golü, üç puan için yeterli oluyordu.

B Grubu'nun ikinci maçı ise Almanya ve Polonya arasındaydı. İki ülkenin tarih boyunca süren çekişmesi, 2006 Dünya Kupası'nda yeşil sahaya da yansımış ve turnuvanın ev sahipliğini yapan Almanya, Oliver Neuville'in son dakika golüyle komşusunu mağlup etmeyi başarmıştı. Karşılaşmayı ilgi çekici hale getiren bir diğer gelişme ise, Almanya'nın kadrosunda bulunan Miroslav Klose, Piotr Trochowski ve Lukas Podolski'nin Polonya doğumlu olmalarıydı.

Polonya basını, ülkelerini işgal eden Almanların II. Dünya Savaşı boyunca kendilerine uygulamış oldukları saldırıları unutmamış olacaklardı ki karşılaşma öncesi, teknik direktör Leo Beenhakker'i, Almanya'nın çalıştırıcısı Joachim Löw ve takım kaptanı Michael Ballack'ın kafalarını ellerinde tutan bir şekilde karikatürize ediyordu.

Maç öncesi hava, oldukça gergindi; ama kesin olan bir şey daha vardı ki: Almanya, Polonya'dan birkaç gömlek daha üstteydi. Almanya, Polonya'yı 2-0 mağlup etti. İki golü de aslen Polonyalı olan ve muhtemelen ülkesinde Nazi Almanyası'nın işgali altında yaşayan atalara sahip olan Lukas Podolski attı. İlk golün pası da bir diğer Polonyalı Miroslav Klose'den geldi.

İlk iki gün sonrası öne çıkan takımlar, Almanya ve Portekiz oldu. Turnuvanın üçüncü gününde ise ölüm grubunun bireyleri sahne alacaktı...

Hiç yorum yok: