23 Temmuz 2008 Çarşamba

2008-2009: Associazione Calcio Milan



19 Kasım 2005. El Bernabeu. FC Barcelona, El Clasico'da ezeli rakibi Real Madrid'i son derece zalim bir oyunun ardından 3-0 mağlup ediyor. Samuel Eto'o, bir Real maçını daha boş geçmiyor; fakat tarihi değiştirecek hareket, Brezilyalı Ronaldinho'dan geliyor. Ronaldinho, 78. dakika içerisinde sol taraftan başlattığı soloyu Iker Casillas ile sonlandırdığında El Bernabeu'dan hiç de azınmayacak bir alkış sesi çıkıyor...

Öylesine büyük bir yıldızdı iki sezon öncesine kadar, Ronaldinho. Barcelona'da geçen hayalkırıklıkları ile dolu bir yılın ardından yeni sezonda AC Milan formasını giymeye hazırlanıyor şimdilerde. Bonservis ücreti 21 milyon €. 19 Kasım 2005 gecesi, Ronaldinho için herhangi bir bedel telaffuz edilebilir miydi, bilemiyorum; fakat değerini kaybeden, gözden düşen Ronaldinho, tüm bunlara rağmen, 2008-2009 yaz transfer sezonunun en flaş ismi olmayı başardı.

Adriano Galliani ve Joan Laporta, yılın transferinin tarafları oldular. Ronaldinho'nun yeni sezonda Barcelona için oynayamayacağı uzun süredir bilinen bir gerçekti. Barcelona kariyerinin son döneminde yaşadığı sakatlıklar, antrenman eksikliği ve bilumum nedenlerden dolayı formdan düşen, kilo alan Ronaldinho'nun iki büyük taliplisi vardı. Biri Milan'dı. Diğeri ise, Manchester City.

Thaksin Shinawatra'nın başkanlığındaki Manchester City, ekonomik anlamda öne çıkan ilk kulüp olacaktı. Öyle ki Milan kulübü adına transfer görüşmelerini sürdüren Adriano Galliani, ''Manchester City ile yarışamayacağımız kesin olarak belli. Ronaldinho'ya yıllık 12 milyon € teklif ettiler. Yalnızca, Barcelona'nın Ronaldinho'yu serbest bırakması durumunda biz de transfere ortak olabiliriz'' şeklinde konuşarak tüm okların Manchester City üzerine çevrilmesine neden oluyordu.

City'nin 12 milyon €'luk teklifi, Ronaldinho'yu etkilemiyor gibiydi. Brezilyalı futbolcu, görünürdeki tek taliplisinin Manchester City olarak kaldığı günlerde transferi ile ilgili herhangi bir açıklamada bulunmayacaktı. ''Bana öyle geliyor ki; Ronaldinho, Milan'da oynama isteğini kafasında bir yere yerleştirmiş'' diyen Galliani, Ronaldinho'nun geleceği hakkında bir ipucu daha veriyordu, 3 Temmuz günü. Bu açıklamadan iki hafta sonra ise, iki kulüp Brezilyalı yıldızın transferi için anlaşmaya varacaktı.

Milan, Ronaldinho ile yaz mevsiminin en büyük transfer bombasını patlattı. Halbuki, tüm transfer dönemi boyunca Arsenal'den Emmanuel Adebayor özelindeki bir forvet arayışı içerisinde izlemiştik Rossoneri'yi. Mevcut kadroya bakıldığında, Adebayor'un sahip olduğu meziyetleri bünyesinde barındıran bir forvet oyuncusu görmek mümkün değil. Geçtiğimiz sezonu Genoa'da geçiren Marco Borriello, bu bölgede Alexandre Pato ve Fernando Inzaghi'nin arkasındaki en büyük alternatif olacak yeni sezon için. Peki, forvete takviye yapılmalı mı?

Pato, Inzaghi, Borriello. Forvet bölgesine transfer yapılacağını düşünebiliriz bu noktada, Ronaldinho'nun gelişine rağmen. Önümüze iki alternatif çıkıyor:

(Alternatifleri derinlemesine değerlendirebilmek adına Milan'ın son beş sezonda Avrupa Kupaları'nda oynamış olduğu Final maçlarını incelememiz gerekebilir)

2003 UEFA Şampiyonlar Ligi Finali
: Juventus'u 120 dakikası golsüz sonuçlanan Final maçının ardından seri penaltı atışlarında 3-2'lik skorla mağlup eden Milan, 4-3-2-1 ile çıkmıştı sahaya: Dida - Costacurta, Nesta, Maldini, Kaladze - Gattuso, Pirlo, Seedorf - Rui Costa - Shevchenko, Inzaghi.

2003 UEFA Süper Kupası: Porto'yu Andriy Shevchenko'nun attığı tek golle 1-0 mağlup eden Milan, Kupa'yı kazanmayı başarmıştı. Kadroda isim bazında iki değişiklik olacaktı, fakat sistem aynıydı: Dida - Simic, Nesta, Maldini, Pancaro - Gattuso, Pirlo, Seedorf - Rui Costa - Shevchenko, Inzaghi.

Milan'ın mücadele gücü, orta sahadaki üç oyuncudan geçiyordu. Gattuso, Pirlo ve Seedorf, savunma ile forvet arasındaki bağı kuvvetlendirirken Rui Costa, iki forvetli sistemde ileri uç oyuncularının tamamlayıcılığını yapıyordu. Andriy Shevchenko'nun varlığı, Milan'ı bu tip bir tercihe itmişti 2003 yılında. İki yıl sonra, İstanbul'da oynanacak unutulmaz Final'de de durum pek farklı değildi.

2005 UEFA Şampiyonlar Ligi Finali: Milan, İngiliz rakibi Liverpool karşısında ilk yarısını 3-0 önde kapattığı Final maçının ikinci yarısında 3 gol yiyor ve seri penaltı atışları sonrasında Liverpool, 3-2'lik skorla unutulmaz bir şampiyonluk elde ediyordu. Sistemde ise herhangi bir değişiklik yoktu, 4-3-1-2: Dida - Cafu, Stam, Nesta, Maldini - Gattuso, Pirlo, Seedorf - Kaka - Shevchenko, Inzaghi.

Kaka'nın Milan'a gelişinden sonra Rui Costa, zamanını yedek kulübesinde geçirmeye başlamıştı. Liverpool maçında Kaka, son üç sezonda Portekizli oyuncunun üstlendiği görev ile sahaya çıkıyordu. Dörtlü savunma anlayışı, Maldini'nin sol beke kayması dışında, aynı şekilde devam ederken ortadaki üçlü de herhangi bir değişiklik olmayacaktı. Andriy Shevchenko'nun santrfor özellikleri ve Fernando Inzaghi'nin fırsatçılığı ile doğru formüle ulaşılmanın hesapları yapılıyordu.

2007 UEFA Şampiyonlar Ligi Finali: 2005 yılında oldukça trajik bir karşılaşma sonrasında şampiyonluğu Liverpool'a kaptıran Milan, İngiliz ekibinden rövanşı farklı bir taktik anlayışı ile alıyordu: Dida - Oddo, Nesta, Maldini, Jankulovski - Gattuso, Pirlo, Ambrosini - Seedorf - Kaka - Inzaghi.

2007 UEFA Süper Kupası: Süper Kupa'da UEFA Kupası Şampiyonu Sevilla ile karşılaşan Milan, Şampiyonlar Ligi Finali'ndeki başarı formülü üzerinden gidecekti: Dida - Oddo, Kaladze, Nesta, Jankulovski - Gattuso, Pirlo, Ambrosini - Seedorf - Kaka - Inzaghi.

Andriy Shevchenko'nun Chelsea'ye transferinin ardından Carlo Ancelotti'nin farklı açılımlar yaratması gerekiyordu. İtalyan teknik adam, mevcut kadro üzerinden başarıya ulaşmak isteyecekti. Buna göre Milan, Shevchenko'suz Inzaghi'yi hedef santrfor olarak değerlendiriyordu. Kaka ise Ancelotti'nin en stratejik oyuncusuydu. İkinci forvet görünümündeki Kaka, Shevchenko sonrası orta üçlüden birkaç adım ilerde oynamaya başlayan Seedorf'a da yardımcı oluyordu.

Gennaro Gattuso ve Andrea Pirlo'nun yanına gelen Massimo Ambrosini, Milan'ın orta sahasındaki mücadele gücünü yukarılara taşıyabilecek çok önemli bir oyuncuydu. Ambrosini'nin rotasyona katılmasından sonra Clarence Seedorf ise, daha verimli olabileceği bir bölgede oynamaya başlıyordu. Kaka ve Inzaghi'nin arkasındaki en büyük destekçiydi, Hollandalı oyuncu.

Ronaldinho transferine en büyük tepkiyi gösteren isim de, Hollandalı oyuncunun ta kendisi olacaktı. Belki de haklıydı. Ronaldinho'nun Milan rotasyonuna katılabilmesi için dışarıda bırakılacak en uygun isim: Clarence Seedorf. Bunun dışında bir yenilik daha var: Alexander Pato.

Yeni sezonda Milan'ın orta sahadaki alternatiflerine bir göz atalım: Emerson, Gattuso, Pirlo, Kaka, Ambrosini, Flamini, Brocchi ve Ronaldinho. İlk etapta seçim yapılması gereken nokta, savunmanın önünde oynayacak üçlü olacaktır. Pirlo ve Gattuso'nun yerlerlerinin garanti olduğunu düşünürsek geriye Ambrosini ile Seedorf kalıyor. Ambrosini'nin mücadele gücünün Seedorf'u yenmesini bekliyorum kendi adıma. Matthieu Flamini ise, iki oyuncunun da önüne geçebilir.

Kaka ve Ronaldinho. Orta sahanın hücuma bakan yüzünde Milan'ın en büyük iki kozu olarak kalacak. Kaka, son yıllarda ikinci forvet olarak önemli işler yaptı; fakat Ronaldinho transferinden sonra Shevchenko ve Inzaghi ortaklığındaki rolüne geri dönebilir. Ronaldinho da ikinci forvet olarak boy gösterir, San Siro'da. Birinci forvet? Şimdilik Pato gibi gözüküyor. Pato, santrfor olarak görev yapabilir mi, bilinmez; ama Kaka ve Ronaldinho beraber oynar.

---------Gattuso---------Pirlo---------Flamini--------- -------------------------------------------------------- --------------------------Kaka------------------------- -------------------------------------------------------- ----------Ronaldinho----------------------------------- --------------------------------------Pato-------------

2006 yılında Ronaldinho, 2007'de ise Kaka, ''Yılın Futbolcusu'' ödülünün sahibi olmuştu. Ronaldinho, takip eden iki yıl içerisinde takım oyuncusu görüntüsünden çıkarak oynadığı takımın önüne geçmeye başlayınca kariyerinde düşüş yaşadı. Kaka, belki Ronaldinho kadar yetenekliydi; ama hep takım oyuncusu olarak kaldı. İki oyuncu arasındaki en büyük fark buydu bana kalırsa. Milan ise, Ronaldinho için en iyi opsiyondu. Takımdaki diğer Brezilyalılar ile birlikte, iki sezonluk aranın ardından geri dönebilir, Ronaldinho.

Ronaldinho özelinde Milan'ın geçtiğimiz sezondan daha iyi bir görüntüye sahip olacağını düşünüyorum. Savunmaya yapılan Gianluca Zambrotta da Milan için oldukça efektif bir transfer. Geri dörtlünün her bölgesinde oynayabilen Zambrotta, Rossoneri'ye savunma anlamında çeşitlilik sağlayacaktır. Milan'ın yeni sezonda Serie-A şampiyonluğu için ise, Jose Mourinho yönetimindeki Inter ile çekişmesini bekliyorum.

Hiç yorum yok: