8 Temmuz 2008 Salı

Harry Kewell: Seçenekleri de Beraberinde Getirdi



''Türk oyuncular, bir zamanlar, Final maçlarını televizyondan izliyorlardı. Şimdi, başrolde oynama şansına sahipler'' diyordu dönemin Galatasaray teknik direktörü Fatih Terim, 1999-2000 UEFA Kupası Yarı Finalleri'ndeki ikinci Leeds United maçından sonra.

Galatasaray, başrolü kapmak için zorlu bir yoldan geçmeliydi. Sinir, stres ve çok daha fazlası... Üstelik, tüm bunların zirvesi İngiltere'de, Elland Road'da yaşanacaktı. Galatasaray'ın başrol oynamaya hak kazandığı maçı tamamlayamayan iki isimden biri olan Harry Kewell, bu sezon Galatasaray forması giyerek yıllar sonra Türk oyuncuların tekrar başrol seviyesine çıkabilme hedefine yardımcı olacak.

Harry Kewell ve Leeds United karşılaşmalarının üzerinden sekiz yıl geçtikten sonra kader, Avustralyalı Harry'yi Türk topraklarına getirdi. Birçok açıdan incelenmesi ve konuşulması gereken bir birliktelik, Kewell ve Galatasaray ilişkisi.

Harry Kewell: Premier League Oyuncusu

Kişisel olarak, Harry Kewell'ın futboluna özel sempatisi olan bir izleyiciyim. Galatasaray için de önemli bir transfer olduğunu düşünüyorum, en başta. Yıllarca İngiltere Premier League seviyesinde kalan herhangi bir oyuncuyu Türkiye'ye gelme konusunda ikna etmenin kolay olduğunu da sanmıyorum (Atalarından gelen önemli bir bağ vardır mutlaka, ayrı bir bakış açısı olarak). Leeds United ve Liverpool kariyerlerinin ardından Middlesbrough, Portsmouth, West Ham United veya Fulham gibi birer seviye aşağıdaki takımlarda kariyerine devam edebilir, Kewell; ama Galatasaray'ı seçti. Bu anlamda çok başarılı bir transfer.

Transferin tüm aşamaları göz önüne alındığında diğer başarı da, görsel veya yazılı medyaya herhangi bir şekilde malzeme verilmeden, son derece ustaca sonuca ulaşılması noktasında ortaya çıkıyor. Bir gün içerisinde oyuncunun getirilip imza attırılması açısından da önemli, Kewell transferi.

Galatasaray taraftarlarının önemli çoğunluğunun Harry Kewell transferine ilk tepkisi, havalara uçmak olmuştur sanıyorum. O büyük çoğunluğun içerisinde olarak ben de, yere konduktan sonra: ''Kewell, son iki sezon sakat değil miydi?'' ikileminde kaldım, yine benzer taraftar psikolojisiyle. Kewell, önemli sakatlıklar geçirmişti; ama bunu düşünen sadece biz değildik tabii ki. Transfer, imza aşamasına gelene dek üzerinde durulması gereken noktalar konusunda gerekli değerlendirmeler çoktan yapılmıştı.

Kewell hamlesine farklı bir açıdan daha yaklaşmak gerekiyor, bu noktada. Galatasaray SK Yönetimi'nin bu transfer düşüncesini Shabani Nonda'nın geçtiğimiz sezonki performansı özelinde yürüttüğünü hissediyorum açıkçası. Nonda, Fransa Ligue 1 kariyerinde Monaco formasıyla gol rekorlarını kırdıktan sonra (Nonda, Fransa Ligi'nin son 10 yıllık periyot incelendiğinde, bir sezon içerisinde 25 gol barajını geçen iki oyuncudan biri) önemli sakatlıklarla boğuşmak durumunda kalmış; fakat geçtiğimiz yıl Galatasaray ile beklentilerin üzerine çıkmayı başarmıştı.

Harry Kewell transferinin ardından Galatasaray, yeni sezonki oyun sistemi hakkında da önemli ipuçları vermiş olabilir. Michael Skibbe'nin Galatasarayı, net şekilde 4-2-3-1 oynayacakmış gibi duruyor. Açıkçası, elinde de çok değerli bir malzeme bulunuyor. Bu anlamda çok başarılı bir Galatasaray izleyeceğimizi düşünüyorum, önümüzdeki sezon.

4-2-3-1: Kadro ve Sistemin Kusursuz Uyumu

Michael Skibbe'nin antrenörlük kariyeri incelendiğinde de, favori sisteminin 4-2-3-1 olduğunu görebiliriz. Geçtiğimiz yıl Bayer Leverkusen'i bu oyun sistemi ile sahaya süren Skibbe, yeni takımıyla da transfere bu sistem ışığında yoğunlaşıyor: Kaliteli orta saha oyuncuları (Mehmet Topal ve Tobias Linderoth), orta sahadan hücuma destek verebilecek oyuncular (Kewell, Lincoln ve Arda Turan) ve sert forvetler (Nonda veya Ümit Karan).

Harry Kewell transferi ve yeni sezondaki kadro yapılanması özelinde üzerine konuşulması gereken iki önemli bölge/isim bulunuyor, Galatasaray'ın mevcut kadrosunda. Birincisi, Aydın Yılmaz. Kewell sonrası, Aydın Yılmaz'ın önümüzdeki sezon için düşünülen dakikalarında mutlaka bir azalma olacaktır; ama Aydın, hücum bölgesinde oynaması beklenen üç oyuncu; Lincoln, Arda Turan ve Harry Kewell'ın ilk alternatifi olarak görülebilir, Skibbe tarafından. Belki de Aydın ve Galatasaray için böylesi, daha efektif sonuçlar ortaya çıkarabilir.

Barış Özbek ve Hasan Şaş'tan da umudu kesmemek gerekir, bu noktada. Alternatifler çoğaltılabilir; ama iki ismin üzerinde duruyorsak eğer, Barış Özbek'in önümüzdeki sezon da Galatasaray'ın orta sahasında stratejik roller üstleneceğini söyleyebileceğimizi sanıyorum. Rakip orta sahanın dengesini bozan, doğal enerjisiyle rakibin ilk toplarına basan Barış Özbek ve Skibbe'nin görüş alanı içerisinde olan Hasan Şaş da orta sahadaki rotasyonun önemli isimlerinden olacaktır.

Kewell transferinin direkt olarak etkileyeceği ikinci bölge ise, forvet olacaktır. Tek santrfor düzeninde oynayacağını düşünürsek, Galatasaray'ın iki önemli alternatife sahip olduğunu söyleyebiliriz bu bölgede: Shabani Nonda ve Ümit Karan. Sanıyorum Skibbe, tercihini Ümit Karan'dan yana kullanacak. Uzun süredir Florya'da ekstra idman yapan Ümit'in Skibbe'ye daha yakın bir tarzı olduğunu hissediyorum.

Shabani Nonda seçeneğine de soğuk bakılmamalı, yine de. Skibbe, geçtiğimiz sezon Sergej Barbarez ve Stefan Kießling gibi forvet özellikleri bulunan iki oyuncuyu Tranquillo Barnetta ile birlikte forvetin arkasındaki üçlüde kullanmış ve zaman zaman Theofanis Gekas ile santrfor kontenjanını doldurmuştu; fakat Galatasaray'ın yeni hocası, bu bölgedeki rotasyonda Bernd Schneider özelinde bir çeşitlilik sağlamayı da başarmıştı. Bu anlamda Skibbe, Galatasaray'da Shabani Nonda konusunda benzer tercihlerde bulunabilir.

Sistemi 4-2-3-1 olacak bir Galatasaray'ın hücum hattında Shabani Nonda ve Ümit Karan'dan fazlasını arayacağını sanmıyorum; ama bu bölgeye transfer yapılacağı da bir gerçek.

Hücumu Kanatlara Yığma: Bir Klişenin Gerçekleşmesi

Harry Kewell transferinin hatırlattığı bir oyuncu daha: Arda Turan. Önümüzdeki sezon, Galatasaray için oynamaya devam edecek. Önemli olan ise Skibbe'nin açıklaması: ''Kewell ve Arda, birlikte oynayacak''. Skibbe'ye transferi öncesi önyargıyla bakan bir insan olarak ben, son 10-15 gün içerisinde kendisine hayran olmaya başladığımı söyleyebilirim. Çok basit gibi duran yukarıdaki cümlesi, aslında oldukça derin anlamlar barındırıyor olabilir içerisinde.

Kişisel görüşlere devam edecek olursak, sadece bir futbolsever olarak Galatasaray'da görmek istediğim iki noktanın üzerine gitti, Skibbe. Nelerdi, bunlar:

1. 4-2-3-1: Modern futbolun en çağdaş oyun sistemi,
2. İki kanatta da oynayabilecek hücum oyuncuları: Harry Kewell, Arda Turan, Hasan Şaş, Aydın Yılmaz.

Harry Kewell'ın transfer nedenlerinden birinin her iki kanatta oynayabiliyor olması olduğunu söyledi, Skibbe. Avrupa'da isim sahibi olan tüm takımların başarı sırlarından biridir, bu tercih. Önümüzdeki sezon da Kewell, Arda ve Aydın üçlüsünden hangi ikisi sahada olursa, sürekli yer değiştiren kanat oyuncuları izleyeceğimizi düşünüyorum. Arda Turan, sol kanatta daha etkili olabilen bir oyuncu; ama Kewell veya Aydın ile sürekli yer değiştirecek bir Arda olacakmış gibi hissediyorum açıkçası, 2008-09 Sezonu'nda.

Kewell transferi, beraberinde birçok alternatifi beraberinde getirdi; ama Galatasaray, sistem için oyuncu alarak en doğru hamleyi yaptı. Türkiye'de daha önce denenen, ''tek forvet'' üzerine kurulu zorlama oyun sistemlerinden farklı bir kadro yapısına sahip, Galatasaray. Malzemeyi en iyi şekilde kullanmak ise Skibbe'nin hünerlerine bağlı.

Transfer yapılması beklenen bölgelere de gerekli katılımlar sağlandıktan sonra Galatasaray, önümüzdeki sezon için komple bir takım haline gelecektir. Belki de tekrar başrolde oynama zamanı gelmiştir, kim bilir?

Hiç yorum yok: