7 Ağustos 2008 Perşembe

Mark Hughes & Santa Cruz: City'de Devam ?



Yakın geçmişinde iki önemli olay yaşamıştı, Manchester City. 21 Haziran 2007, birincisi. Tayland 23. Başkabanı Thaksin Shinawatra'nın City hisselerinin %75'ine sahip olabilmek için teklif ettiği 81.6 milyon £ kabul ediliyor ve City, bir yabancının yönetimine geçiyor. İkincisi ise, 4 Haziran 2008. İsveçli Sven Goran Eriksson'dan boşalan menajerlik koltuğuna bir Manchester United efsanesi Mark Hughes getiriliyor.

United ve City arasındaki rekabet, Futbol Tarihi'nin en ilgi çekici hikayelerinden biri olarak kabul edilebilir. Manchester kentinin mavi ve kırmızı yakaları, birçok olay için bir araya gelseler de üzerinde anlaşamadıkları en önemli konu futboldur. Bu anlamda futbolculuk kariyerinde 13 sezon United forması giyen Mark Hughes'un City menajeri olması kulüp tarihinde önemli bir yer edinebilir kendisine.

Mark Hughes, Manchester City menajerliği koltuğundaki mesaisine erken başlamak durumundaydı. UEFA Kupası 1. Öneleme Turu'nda Faroe Adaları temsilcisi EB/Streymur'u 2-0 ve 2-0'lık skorlarla geçerek bir üst tura çıkmayı başaran City, transfer mevsimi boyunca da adından sıkça söz ettiren kulüplerden biriydi. Barcelona'dan ayrılıp Milan'a geçen Ronaldinho'nun transferi için uzun süre çaba harcayan Mark Hughes ve ekibi, transferi olumlu yönde sonuca ulaştıramayacaktı; çünkü City, Ronaldinho'ya yıllık 12 milyon € teklif etmesine karşın Brezilyalı oyuncu tercihini Serie-A'dan yana kullanmıştı.

Manchester City, transfer sezonu boyunca Ronaldinho'nun kulübe katılmasını bekledi; fakat şu ana dek yalnızca iki oyuncu City of Manchester Stadyumu'na giriş yapabildi: CSKA Moskova'dan Brezilyalı forveti Jo ve Chelsea'nin İsrailli savunma oyuncusu Tal Ben Haim.

21 yaşındaki Jo'nun takıma kazandırılması adına City'nin kasasından çıkan paranın 18 milyon £ olduğu biliniyor. Transfer sezonu boyunca Ada'da yaşanan transfer çılgınlığının en uç noktası olarak değerlendirilebilecek olan Jo, City forvetinde Valeri Bojinov, Rolando Bianchi, Darius Vassell ve Benjani Mwaruwari gibi isimlerin arasına girmeye çalışacaktır. Devam eden bölümde değineceğimiz, ''hedef santrfor'' arayışının sürdüğünü ve kadroya bir hücum oyuncusunun daha katılacağını düşünürsek City'nin transfere yaklaşımını ''over-reaction'' olarak değerlendirebiliriz.

Hughes yönetimindeki City, Jo transferinin ardından Chelsea'de kadroya giremeyen savunmacı Tal Ben Haim'i kadrosuna kattı. Haziran 2007'de üç sezonluk Bolton Wanderers kariyerinin ardından Chelsea'ye geçen İsrailli oyuncunun Stamford Bridge'deki yaşantısı uzun sürmemişti. Ben Haim, City kadrosunda yer bulabilir mi, bilemiyorum; ama direkt rakipleri Micah Richards ve Richard Dunne olacaktır. Bu noktada, Micah Richards'ın sağ bek özelliğinden yararlanılarak üç oyuncunun da kendisine yer bulabileceği bir rotasyon yaratılabilir City kadrosunda.

Jo ve Tal Ben Haim transferleri için 20 milyon £ üzerinde para harcayan Mark Hughes'un asıl hedefi ise, Roque Santa Cruz. Bazı futbolcular vardır. Tam anlamıyla Premier Lig oyuncusu olan. Mesela Dimitar Berbatov. Mesela Thierry Henry. Dennis Bergkamp ya da. Örnekler, diğer mevkiilere göre de çoğaltılabilir tabii; fakat gerçek şu ki, Santa Cruz da bu sınıfa girmeye hak kazanan oyunculardan biri olduğunu geçtiğimiz sezon Blackburn Rovers'da sergilediği performans ile kanıtlamayı başardı.

Mark Hughes, geçtiğimiz sezon başında Bayern Münih'ten 3.8 milyon £'luk bonservis ücreti karşılığı Blackburn Rovers'a kazandırdığı Paraguaylı golcü ile yeni takımında da beraber çalışmak istiyor. Hughes, muhtemelen fiyatın biraz daha artmış olacağının farkındadır; çünkü Rovers'ın Santa Cruz için City'den talep ettiği miktar, 15 milyon £.

Jo'nun transferi adına gözden çıkarılan ücretin gerekli veya gereksiz olduğu tartışması içerisine girmeden durum değerlendirmesi yaparsak, City'nin kesinlikle iyi bir santrfora ihtiyacı olduğunu görebiliriz. Mevcut kadroda Santa Cruz tarzında bir forvet bulunmuyor. Yeni transfer Jo, ay sonuna kadar Pekin 2008 Olimpiyatları için Çin'de bulunan Brezilya Milli Takımı ile beraber. Geçtiğimiz sezon ortasında Portsmouth'tan transfer edilen Zimbabweli forvet Benjani Mwaruari ise sakatlığından dolayı 1 ay sahalardan uzak kalacak.

İleri uçtaki eksikliklerden dolayı Faroe Adaları ekibi ile oynanan rövanş maçına Darius Vassell'in yanında 18 yaşındaki genç forvet Daniel Sturridge ile çıkmak durumunda kalan City, transfer sezonu bitmeden bir hücum oyuncusu daha alabilir. Santa Cruz, son derece iyi bir fırsat sayılabilir bu bölge için.

Manchester City'de sorunlu olan bir diğer bölge, orta saha. Geçtiğimiz sezon sonunda Tottenham Hotspur ve Arsenal'in yoğun ilgisiyle karşılaşan 20 yaşındaki Michael Johnson'ın 2011 yılına kadar devam eden mevcut sözleşmesinde iyileştirme yapmak isteyen City, Johnson'a haftalık 25000 £ teklif etti. City menajeri Mark Hughes, orta sahaya yapılacak muhtemel bir takviye için ise üç isim belirledi bile.

Birincisi, Liverpool'dan ayrılması gündemde olan İsrailli Yossi Benayoun. İkincisi, 2005 yılında City'den Chelsea'ye geçen Shaun Wright-Phillips ve üçüncüsü, West Ham United'ın Galli oyuncusu Craig Bellamy. Üç oyuncu içerisinden en potansiyel transferin ise Yossi Benayoun olduğunu düşünüyorum. 2005 yılında 21 milyon £ karşılığı Chelsea'ye transfer olan Wright-Phillips için daha fazla bir ücret talep edilebilir. Craig Bellamy'nin kulübünde kalacağı daha önceden açıklanmıştı. Son ihtimal Benayoun, Liverpool'un nakit akış hedefi doğrultusunda City'ye katılabilir uygun şartlar oluşursa.

Roque Santa Cruz ayarında bir hücum oyuncusunun yokluğu, City kadrosundaki en büyük eksiklik olarak değerlendirilebilir. Bu tarzda bir oyuncu alınmazsa ofansif anlamda tüm yük, bir kez daha Bulgar Martin Petrov'a binecektir. Evet, forvet derin boşluk; fakat Hughes'un aklının bir köşesinde az miktar Brad Friedel kalmış olabilir.

Manchester City'nin 28 kişilik oyuncu kadrosunda 3 kaleci bulunuyor. İsim ve doğum tarihleri şu şekilde:

- Joe Hart, 19 Nisan 1987
- Richard Martin, 1 Eylül 1987
- Kasper Schmeichel, 5 Kasım 1987

İsveçli Andreas Isaksson'un PSV Eindhoven'a transfer olmasının ardından önümüzdeki sezon için 1 numaralı formayı rezerv ettiren Joe Hart hakkında endişeleri olan Mark Hughes, Blackburn Rovers'da beraber çalıştığı Amerikalı kaleci Brad Friedel'ı da Manchester City'ye getirmek istemişti; fakat Aston Villa, City'den önce davranarak Amerikalıyı kadrosuna katmayı başardı. Bu arada Friedel'ın doğum tarihi: 18 Mayıs 1971.

Villa, bonservisi için 2 milyon £ ödediği 37 yaşındaki Friedel ile üç yıllık anlaşma imzalayınca Hughes, kendisine yeni alternatifler yaratmak durumunda kalmıştı. Fulham'ın yeni sezonki kadrosunda Mark Schwarzer ve Pascal Zuberbühler'in yedeği olması beklenen Fin kaleci Antti Niemi'nin Manchester City adına uygun bir aday olduğu söyleniyor; ama İngiliz Futbolu'nun son dönemini ''kaleci'' özelinden incelediğimizde ise farklı sonuçlar çıkabiliyor ortaya.

İki uç nokta ile karşılaşıyoruz. Birincisi, kalede tecrübe faktörü. Her antrenör, yeni katıldığı takımlarda kalecilerinin yaşına bakarak başlayabilir işine. Bu anlamda, yaş ortalaması 20-21 olan bir kaleci rotasyonu ile karşılaşan Mark Hughes'a hak verebiliriz. Diğer taraftan ise Joe Hart gibi yükselişte olan genç bir kalecinin önünü 36 yaşındaki ortalama bir kaleci için kesmek var.

Joe Hart'ın performansına ihtiyatla yaklaşmanın temeli, İngiliz kalecilerinin son yıllarda yaşadıkları talihsizliklerdir diye düşünüyorum. David James'i bir kenara bırakırsak, 2005 yılından bu yana İngiltere Milli Takımı'nın kalesini koruyan kalecilerden birkaçı şu şekilde: Scott Carson, Paul Robinson, Robert Green ve son olarak Joe Hart. Hart'tan önceki üç kaleci de kariyerlerine hızlı başlangıçlar yapıp Ulusal Takım seviyesine çıkmış; fakat ya daha sonra kadroya girmeyi başaramamış ya da düşüşe geçmişti.

1 Haziran'da Trinidad ve Tobago ile oynanan hazırlık maçında İngiltere kalesine geçen Hart, önümüzdeki sezonlar için City'nin en büyük kozu olabilir; ama Niemi gibi bir kaleci ile de önü kesilebilir. Tecrübe mi, yetenek mi? Kararını Mark Hughes verecek.

Santa Cruz? Hughes, sonuna kadar zorlayacaktır.

2 yorum:

PCLioN dedi ki...

Eraycım, ben de bir kaç arkadaşın ısrarı ve teşvikiyle kendi çapımda bir şeyler karalamaya başladım yeni bloguma, bir bakarsan çok sevinirim.

pclionfc.blogspot.com

(Uğur)

ASY dedi ki...

Uğur,

Bol şanslar dilerim. Yazılarını bekliyor olacağım.

Sevgiler