22 Ağustos 2008 Cuma

Pekin 2008, Basketbol YF: Arjantin - ABD



Pekin 2008 Basketbol Oyunları'nda Yarı Final günü. Çeyrek Finaller'de Hırvatistan'ı 72-59 yenen İspanya ve evsahibi Çin'i 94-68 mağlup eden Litvanya, günün ilk maçında TSİ 15.00'da Final'e çıkma mücadelesi verecek. İkinci karşılaşma ise, birçok hesabı içerisinde barındıran müthiş bir rövanş olacak: Arjantin ve ABD.

Barcelona 1992'de ABD'nin Basketbol branşına NBA oyuncularını göndermesiyle başlayan etki son yıllarda sarsılmaya başlamıştı. Yugoslavya, İspanya, Porto Riko, Litvanya ve Yunanistan, 2002'den bu yana gelişen süreç içerisinde ABD'yi mağlup ederek, belki kendileri de dahil, herkesi şaşkına çevirmişti; fakat sadece bir takım iki kez yenebilmişti, ABD'yi: Arjantin.

Pekin 2008'de Arjantin'in geçiş töreni esnasında ülkesinin bayrağını taşıyan Manu Ginobili, 2002 ve 2004'teki galibiyetlerde ise takımını sırtında taşımıştı. Arjantin'in ABD'ye karşı ilk galibiyeti, 2002 FIBA Dünya Şampiyonası'ndaydı. Indianapolis'te. ABD'nin kendi evinde.

İlk tur grup maçlarını mağlubiyet almadan geçen iki takım, İkinci Tur F Grubu'nda birbirlerine rakip oluyorlardı. Son maça gelene kadar ABD, Rusya'yı 106-82 ve Yeni Zelanda'yı 110-62; Arjantin ise Çin'i 95-71 ve Almanya'yı 86-77 mağlup etmişti. İki takım da yenilgisizliklerini devam ettiriyorlardı, gruptaki son maçlar öncesi. Kazanan, Çeyrek Final'e grup lideri olarak çıkacaktı.

Arjantin kazandı. ABD'nin rahatlığı, kendi adına pahalıya mal olmuştu. Maçın hemen başında 20 sayılık farkı yakalayan ve ilk yarının ardından soyunma odasına 53-37 ile önde giden Arjantin karşısında ABD, üçüncü çeyrekteki çabasıyla farkı 6'ya kadar indirse de devamını getirememişti. Karşılaşma boyunca 33/66 ile hücum eden Arjantin'in 15 sayı ile en skorer oyuncusu olan Manu Ginobili'nin maç sonrası yorumu şu şekildeydi: ''Takım savunması yapamıyorlar. Aralarında, bizdeki gibi bir bağ yok. Biz birbirimizi çok iyi tanıyoruz. Bir pas vereceğimiz zaman, topu nereye göndereceğimizi biliyoruz. Amerikalılar, bunu yapamıyor.''

Arjantin karşısında alınan 87-80'lik mağlubiyet, geçici nedenlerle açıklanabilirdi belki; ama ABD, 2002 Dünya Şampiyonası'nda daha sonra Yugoslavya'ya 81-78 ve İspanya'ya 81-75 mağlup olarak ancak altıncı sırada kendisine yer bulabilecekti.

Arjantin ve ABD arasındaki bir diğer unutulmaz eşleşme, Atina 2004'te yaşanmıştı. Bu kez, bazı şeyler kelimenin tam anlamıyla ''bağırarak'' geliyordu. ABD, Porto Riko ve Litvanya'ya mağlup olduğu grup aşamalarından dördüncü olarak çıkabilmişti. Çeyrek Final'de İspanya'yı 102-94 ile geçen ABD'nin Yarı Final'deki rakibi ise Arjantin'di. İki sene öncesine göre, roller farklıydı. Arjantin, kendisine güvenen, ABD de sürpriz yapmaya çalışan taraf olacaktı.

Arjantin, bir kez daha kazanmıştı. 89-81. Manu Ginobili, 29 sayı ile Arjantin'in en skorer oyuncusu olurken, 9-13 saha içi isabeti ile hücum etmiş ve üç sayılık atışlarda da 4/6'lık bir oran yakalamayı başarmıştı. Arjantin'in 89-81'lik galibiyetindeki anahtar da buydu, aslına bakılırsa. ABD, saha içinden 32/77 ile oynarken Arjantin'in oranı, 32/59 olarak dikkat çekecekti. Yayın gerisinden ise Arjantin 11/22 ile harika bir performans koyuyordu ortaya.

ABD ve Arjantin, 2004 yılındaki eşleşmelerinin ardından üç kez karşılaştı. 2006 Dünya Şampiyonası Yarı Finali'nde Yunanistan'a mağlup olduktan sonra bronz madalya mücadelesinde rakibini 96-81 ile mağlup eden ABD'de Dwayne Wade ve LeBron James, bireysel performansları ile galibiyeti getiren isimler olurken ABD, takım olarak da, savunma anlamında bazı gelişmeler gösterdiğini kanıtlamıştı. Bir önceki eşleşmede %54 ile hücum edip 3 sayılık atışlarda %50'lik bir oran yakalayan Arjantin, bu rakamları özlemek durumunda kalacaktı. 34/75 saha içi ve 4/21 3 sayı isabeti, Arjantin'in alışması gereken gerçeklerdi.

Daha sonraki iki karşılaşma ise 2007 FIBA Americas Turnuvası'ndaydı. Arjantin'in Manu Ginobili, Andres Nocioni, Fabricio Oberto ve Walter Herrmann gibi NBA oyuncularını göndermediği turnuvada ABD, rakibini önce İkinci Tur Grupları'nda 91-76 ve sonra da Final'de 116-81 mağlup ederek geçmişin hesabını kesmek yolunda önemli adımlar atmıştı. ABD'nin Arjantin karşısında aldığıiki galibiyette de baskın görüntü, savunmadaki başarısıydı. 91-76'lık maçta rakibini yayın gerisinden 5/21'lik bir isabet oranına zorlayan ABD, Final maçında ise, son dakikaları rahat oynamasına karşın, Arjantin'i 9/27'ye itiyordu.

2002'den bu yana oynanan beş maçtaki görüntünün ardından, Pekin 2008'e dönelim. ABD, 2008 Olimpiyatları Basketbol Oyunları'nda maç başına ortalama 105.2 sayı atarak, açık ara en skorer ekip olmayı başardı.''Redeem Team'', aynı zamanda, takım olarak ribaund, asist, top çalma ve blok istatistiklerinde de birinci sırada. Arjantin ise, rakiplerini 73.2 sayıda tutarak Pekin 2008'in en iyi ikinci savunma performansı sergilemiş durumda. Kalan dört takım içerisinde, en az top kaybı yapan takım da yine Arjantin.

Tüm bunlara rağmen Arjantin adına Pekin 2008'deki en ilgi çekici istatistikleri, yayın gerisine geçerek görebiliriz. Çeyrek Final'de Yunanistan'a karşı 24 sayı ile oynayan Manu Ginobili, 5/8 üç sayı isabeti yakalarken oyunlar boyunca da 17/41 gibi hiç de fena olmayan bir dış atış performansı sergiledi. Bu anlamda Arjantin'in en iyisi ise Manu Ginobili değil. Carlos Delfino. Pekin 2008'de basketbol yaşantısını daha çok 3 sayı çizgisinin gerisinde sürdüren Delfino'nun 17/34'lük oranı, Arjantin'in hayata bağlanma sebeplerinden biri olabilir.

ABD ve Arjantin'in bu akşamki maç hakkında düşünceleri de iki nokta üzerinde yoğunlaşacak. ABD, oyunu daha çok transition'a yıkmaya çalışacak; Arjantin ise, yarı sahada üç sayılık atışlar arayacaktır.

Manu Ginobili, Arjantin'in hiç kuşkusuz en büyük kozu. 2002 ve 2004'teki performansıyla ABD'nin canını fazlasıyla yakan Ginobili'nin karşısında, bu kez Kobe Bryant olacak. Arjantin'e karşı ilk kez 2007 FIBA Americas'ta oynama şansı bulabilen Kobe'yi, Yarı Final eşleşmesinde daha çok savunmaya konsantre olmuş bir şekilde izleyebiliriz.

Arjantin, iyi bir plana sahip. Pablo Prigioni'nin PG, Manu Ginobili'nin SG, Andres Nocioni'nin SF, Luis Scola'nın PF, Fabricio Oberto'nun C oynadığı ve Carlos Delfino'nun da altıncı adam rolünü iyi benimsediği bir plan bu. Ginobili'nin yanı sıra Nocioni, sertliği ile üç numarada Carmelo Anthony'yi zorlayabilir ya da Luis Scola, LeBron James'in pota altındaki eksiklerinden yararlanabilir; ama ABD oyuncularının yaptıkları açıklamalardan oldukça dolu oldukları anlamak çok zor değil.

''Onlarla bir yaşanmışlığımız var. Bu yüzden, büyük bir savaş olacak'' diyor, Atina 2004'te Arjantin potasına 18'i son çeyrekte olmak üzere 32 sayı gönderen Dwayne Wade. Carmelo Anthony de farklı düşünmüyor, takım arkadaşından: ''Bekleyemiyorum. Bu engeli aşmak için sabırsızlanıyorum. İki maç kaldı. Geriye bakmak için geçerli bir neden yok. Şampiyon olmak istiyorsanız, bir şampiyonu yenmeniz gerekir. Altın madalya, hala onlarda. 2006'daki Dünya Şampiyonası'nda ne olduğu önemli değil. Sahaya çıkıp, bunu onlardan almak zorundayız.''

2002, 2004 ve 2006'da mutlaka önemli hatalar yapılmıştı; ama ABD, Ginobili'nin 2002'deki maçın ardından verdiği formülü uygulayarak geldi Pekin'e. 2007 FIBA Americas'taki ABD kadrosundan sekiz oyuncu, bu akşam Pekin'de olacak. Üstelik karşılarında daha tecrübeli birer LeBron James ve Carmelo Anthony'nin yanı sıra lider Kobe Bryant, agresif Dwayne Wade ve dominant bir Dwight Howard bulacak, Sergio Sanchez Hernandez'in takımı.

Arjantin, 2000'li yılların başından bu yana, dünya basketboluna birçok şey kazandırdı. Saygı duyulması gereken bir basketbol ülkesi oldu; ama bu akşamki ABD, 2002 ya da 2004'teki ABD olmayacak.

''Redeem Team'', tekrar ''Dream Team'' olmak adına en ciddi sınavını verecek bu akşam. Derslerine iyi çalışmışlarsa eğer, tekrar ''rüya'' gibi günler başlayabilir.

Hiç yorum yok: