22 Ağustos 2008 Cuma

Rafael Nadal: Tenis Dünyasının 1 Numarası



Jamaikalı atlet Usain Bolt'un 100 metre ve 200 metrede dünya rekorları kırması, Amerikalı yüzücü Michael Phelps'in ülkesine sekiz altın madalya ile dönmesi bir yana, haftanın önemli spor olaylarından biri de İsviçreli tenisçi Roger Federer'in 4,5 yıl süren ATP Birinciliği'ni İspanyol Rafael Nadal'a bırakmış olması, ya da başka bir deyişle, Nadal'ın yıllardır devam eden azminin karşılığını almasıydı.

Spor Tarihi'nde unutulmaz rekabetler yaşanmıştır, günümüze kadar. Din, mezhep, görüş farkı, siyaset ve farklı birçok neden... Rekabetin tarafları, birbirlerinden beslenerek büyümüş olabirlerdi; fakat hiçbir rekabet, bu tanıma Rafael Nadal ve Roger Federer arasındaki kadar uyamazdı. 2004 yılından bu yana toplam 18 kez karşılaşan iki tenisçinin her eşleşmesi, gerçek anlamda ''efsane'' oldu. Wimbledon 2008 Finali'nde bulutlara ulaşan seviyenin ardından Nadal, 18 Ağustos 2008 günü, yıllardır beklediği ATP Birinciliği'ne yükseldi.

Nadal adına, kolay gelmedi tabii ki bu başarı. İkilinin ilk randevusu, 2004 yılında Miami Masters'taydı. 2003 Wimbledon ve 2004 Avustralya Açık Şampiyonu Federer, Şubat ayında ATP Sıralaması'nın zirvesine çıkan isim olarak geliyordu, Miami'ye. 3. Tur'daki rakibi ise, 36. sıradan 17 yaşındaki bir İspanyol'du. O genç İspanyol, sadece 70 dakika içerisinde İsviçreli rakibini 6-3 ve 6-3'lük iki setle mağlup ederek tüm dikkatleri üzerine çekecekti. Belki de ilk ve son kez sürpriz yaparak.

İkilinin ikinci karşılaşmasına evsahipliğini yine Miami yapıyordu. Bu kez galip, beş set üzerinden belirlenecekti. Federer, iki maç arasında geçen bir yıllık süre içerisinde ATP Sıralaması'ndaki liderliğini perçinlerken Nadal, sadece beş sıra çıkarak 36. basamaktan 31. basamağa yükselebilmişti; fakat Florida'da ilk iki seti 6-2 ve 7-6 ile kazanan Nadal, Federer'i mağlup etmeye bir kez daha yaklaşıyordu. Federer bu kadar kolay pes etmemeliydi. Öyle de olacaktı. 223 dakika süren mücadeleyi 2-0'dan gelerek tie-break ile (7-6, 6-3 ve 6-1) kazanan Federer, her şeye karşın, artık Nadal adındaki tehlikenin farkına varıyor olmalıydı.

Nadal, daha sonraları, toprak kortta krallığını ilan etse de Roger Federer'in 2003 yılında başlayan ve 2007 yılında tamamlanan 5 yıllık Wimbledon egemenliğine seyirci kalıyordu. Üstelik, son ikisinde, 2006-2007, bizzat saha içerisindeydi Nadal. Buna rağmen 2007 Wimbledon Finali'ni 3-2 ile kaybeden Nadal'ın 2008 için sakladığı bir cevabı olabilirdi.

Oldu da. Tenis Tarihi'nin gelmiş geçmiş en iyi karşılaşmasına tanıklık etti 6 Temmuz 2008 günü, Wimbledon. 4 saat ve 48 dakika süren mücadelenin ilk iki setini 6-4 ve 6-4'lük skorlarla kazanan Nadal karşısında Roger Federer, müthiş bir geridönüş sergileyecekti. Üçüncü set oynanırken bastıran yağmurun ardından yaklaşık bir saat ara verilen karşılaşmada seti tie-break'te 7-5 ile kazanıyordu, İsviçreli tenisçi.

Dördüncü set boyunca Federer, rakipleri için son derece sinir bozucu olan soğukkanlılığını ve özgüvenini yansıtmaya devam edecekti. Bir kez daha tie-break'e gidiyordu, karşılaşma. Tie-break'teki skor ise, inanılmazdı. 10-8 ile tie-break'i kazanan İsviçreli, skorda dengeyi sağlamıştı. Artık her şey son sette belli olacaktı.

Son beş sezonun Wimbledon Şampiyonu Roger Federer, bir kez daha kazanarak Björn Borg ile paylaştığı rekoru, tek başına ele geçirebilecek miydi? Yoksa Rafael Nadal, üst üste üçüncü denemesinde ilk defa kazanarak Wimbledon Şampiyonu mu olacaktı? Ekranları başındakiler, Tenis Tarihi'ndeki en iyi maça tanıklık ediyorlardı. Tenisin en üst seviyesindeydi, iki sporcu da. Daha fazlası olamazdı. İkisi de hak etmişti belki; ama sadece bir kazanan olmalıydı. Tie-break seti de, tüm maç boyunca oluşan görüntüde ilerledi. 9-7 ile kazanan Nadal oldu.

Rafael Nadal, Wimbledon Şampiyonluğu ile birlikte aynı sene içerisinde hem Fransa Açık hem de Wimbledon'ı kazanan ilk tenisçi olmuştu, 1980'deki Björn Borg performansının ardından. En büyük rakibi Federer'i 18. karşılaşmasında 12. kez yenmeyi başarmıştı, Nadal; ama Wimbledon zaferi, çok daha önemli bir haberi de beraberinde getirecekti. 22 yaşındaki İspanyol, ATP Sıralaması'nın açıklanması için gün sayıyordu artık.

18 Ağustos 2008 günü resmi açıklama yapıldı. Nadal, Federer'in 237 hafta süren birinciliğine son vererek 1973 yılından bu yana düzenlenen sıralamada ilk sıraya yükselen 24. tenisçi olmayı başardı. 8 Eylül 2003'te birinci sıraya çıkan ve toplam sekiz hafta zirvede kalabilen Juan Carlos Ferrero'nun ardından İspanya da ilk kez yaşadı, bu gururu.

2 Şubat 2004 günü zirveye çıkan ve 18 Ağustos 2008'e kadar asla birinci sıradan inmeyen Roger Federer'in 237 haftalık koşusu esnasında önünde geçmesi gereken sadece üç isim kalmıştı oysaki:

1. Pete Sampras, ABD, 286 Hafta
2. Ivan Lendl, Çek Cum., 270 Hafta
3. Jimmy Connors, ABD, 268 Hafta
4. Roger Federer, İsviçre, 237 Hafta
5. John McEnroe, ABD, 170 Hafta
6. Björn Borg, İsveç, 109 Hafta
7. Andre Agassi, ABD, 101 Hafta

Federer, 2 Şubat 2004'te zirveye ulaştıktan sonra bir çırpıda Andre Agassi, Björn Borg ve John McEnroe gibi büyük efsaneleri geçeceğini düşünüyor muydu, bilinmez. Önünde yalnızca üç isim kalan Federer, her şeye karşın Tenis Tarihi'nin bu anlamda en istikrarlı sporcu olarak uzunca bir süre devam edecek; çünkü ne Connors, ne Lendl, ne de Sampras, kendi dönemlerinde Federer kadar dominant olabilmişlerdi. Tam 237 hafta arka arkaya zirvede kaldı, Federer:

1. Roger Federer, İsviçre, 237 Hafta
2. Jimmy Connors, ABD, 160 Hafta
3. Ivan Lendl, Çek Cum., 157 Hafta
4. Pete Sampras, ABD, 102 Hafta

Mutlaka farklı nedenleri vardı, efsane tenisçilerin 200+ Hafta barajını görememelerinin. Kendi adıma, Federer ve Nadal rekabeti dönemine kadar, en büyük tenis efsanesi olan Pete Sampras'ın 1993-1999 sonrasında ciddiyetini kaybetmesi ve Andre Agassi'nin etkili olmaya başlaması, ilgi çekici detaylardan olabilirdi. Wimbledon şanssızı Ivan Lendl'i de bu anlamda, listeye dahil edebiliriz.

Tüm bunlar, yine de Federer'in başarısına gölge düşüremezdi. 237 Hafta, dile kolay. 2005, 2006 ve 2007 yıllarının tüm haftalarında lider kaldı, Federer. Ta ki 2008 Ağustosu'na kadar. Artık yeni bir lider var, Rafael Nadal.

Nadal'ın Federer'e göre beş yıllık bir avantajı bulunuyor, yaş konusunda. Bu da demek oluyor ki Nadal, çok büyük bir aksilik olmazsa, Federer'den sonra nokta koyacak tenis hayatına. Peki, Federer'den sonra Nadal'ın en büyük rakibi kim olabilir? Yıllardır Federer'in arkasında bekleyen Nadal'ın kaderi, hangi vücutta can bulabilir? Açıkçası, Nadal'ın altın madalya kazandığı Pekin 2008'in bronz madalyalı Sırp tenisçisi Novak Djokovic'in bu ünvana yakın olduğunu düşünüyorum.

Djokovic -Federer ve Nadal rekabetini daha geniş açıdan izlerken- Ken Rosewall, Goran Ivanisevic, Petr Konda ve Tommy Haas tenisçilerin durumuna düşebilir, önümüzdeki dönem içerisinde. Ya da kim bilir, onların yapamadığını yapıp, ilk üç sıraya kadar çıkmışken Nadal veya Federer'den birincilik koltuğunu kapabilir; ama çok zor, sanırım. Neyse.

Sonuç olarak; bir sporseverseniz eğer, şu sıralar çok şanslı günler geçiriyorsunuz demektir. Usain Bolt, Michael Phelps, Rafael Nadal... Nadal özelinden devam edersek; Federer ile olan rekabeti de, bir sporseverin yaşadığı için mutlu olması gereken gerçek bir efsane. Nadal 22, Federer 27 yaşında. Birkaç sezon daha keyfini çıkarabileceğiz, bu mücadelenin.

Üstelik mutlaka bir cevabı olacaktır, Federer'in. Sahi, ne zamandı ilk karşılaşma? Başlayalım geri sayıma.

Hiç yorum yok: