23 Ağustos 2008 Cumartesi

Redeem Team: Yeniden Dream Team ?



''Redeem Team'', rüya yolculuğuna devam ediyor. Dün akşam oynanan Yarı Final karşılaşmasında Arjantin'i 101-81 ile mağlup etmeyi başaran ABD, diğer Yarı Final eşleşmesinde Litvanya'yı 91-86 yenen İspanya ile Pazar sabahı altın madalya mücadelesi verecek. Litvanya ve Arjantin ise, kürsüye üçüncü sıradan çıkmanın hesapları içerisinde.

ABD'nin NBA yıldızları, 2004 Olimpiyat Oyunları Yarı Finalleri'nde kaybettikleri Arjantin'e Pekin 2008'de oldukça iddialı hazırlanmıştı. Yalnızca Dwyane Wade ve Carmelo Anthony'nin açıklamaları bile, ABD'nin ne kadar hırslı olduğunu anlamak için yeterli olabilirdi. Dün akşamki karşılaşma, işte tam da bu veriler özelinde başladı. İlk dakikalardaki savunma baskısı, Arjantin'in nefes almasını bile zorlaştırıyordu. Öyle ki, maçın hemen başında 4-3 ile öne geçen Arjantin karşısında ABD, 18-0'lık bir seri yakalayarak bir anda skorda 21-4 ile öne fırlamıştı.

Sekiz dakika içerisinde 21-4'lük skor dezavantajına düşmek, Arjantin adına yeteri kadar moral bozucu olabilirdi; ama asıl kötü haber, takımın lideri Manu Ginobili'den gelecekti. Milli takım seviyesindeki turnuvalarda kronik hale gelen ayak bileği, bir kez daha sorun oluyordu Ginobili'ye. Oyunda sadece altı dakika kalabilen yıldız oyuncu, mücadelenin geri kalan bölümünü kenar takip etmek durumundaydı.

Karşılaşma öncesi en kilit eşleşmenin Kobe Bryant ve Manu Ginobili üzerinden gerçekleşeceği düşünülüyordu. Ginobili, sadece altı dakika görev yapabilmişti; ama bu süre Kobe'nin Manu'ya sahayı dar etmesi için yeterli bir süreydi. Oyunda kaldığı bölüm içerisinde saha içinden 1/4 ile hücum eden Ginobili, iki top kaybı ve iki de faul yaparak Arjantin adına faydadan çok zarar oluşturmuştu aslında bir bakıma. Jason Kidd destekli olarak savunmada Ginobili'nin üzerinde kalan Kobe Bryant ise, takımının hücum anlamındaki müthiş atağına dokuz sayı ile destek vermişti.

ABD açısından işler, yolunda gidiyordu. Savunmadaki sertlik, hücumda da etkin sonuçlar çıkmasını sağlamıştı. Arjantin'in yaptığı altı top kaybı, ABD'nin hücum anlamında beslendiği kaynaklardan biriydi. Kobe Bryant, ilk çeyreğin bitimine 1:36 kala kenara geldiğinde Arjantin'e sadece 4 sayı imkanı tanımış olan ABD, geri kalan sürede rakibinin 7 sayısına engel olamasa da, çeyrek sonunda 30-11'lik üstünlüğün keyfini çıkaracaktı.

Herhangi bir maça böylesine muhteşem bir başlangıç yapan takımın tempoyu biraz düşürmesi normal karşılanabilirdi. İkinci çeyreğin ilk dört dakikasını da tempoyu kontrol ederek geçen ABD, skordaki üstünlüğünü 37-18 ile sürdürüyordu; fakat Arjantin, bir şekilde oyuna ortak olmanın yolunu bulacaktı. ABD'nin hücumdaki yanlış tercihleri ve savunmadaki hataları, Arjantin'e geri dönme şansını vermişti. Paolo Quinteros ve Juan Gutierrez gibi iki sürpriz katkının desteğiyle Arjantin, ABD'ye 3 dakika 45 saniye boyunca sayı imkanı tanımayarak 11-0'lık bir seri yakalıyordu.

Arjantin'in 11-0'lık seriyi yakaladığı süre içerisinde yayın gerisinden dört kez şansını deneyen ABD, Carmelo Anthony, Kobe Bryant ve LeBron James ile kullandığı hücumlardan boş dönüyordu. Andres Nocioni özelinde savunmada başlayan sertlik, ABD oyuncularının sinirlenmelerinin bir nedeni olabilirdi. Bu bölümde rakibinin tuzağına düşen ABD, yapılan kötü faullerin ardından Arjantin'i maçın içine sokacaktı. Arjantin, bu anlamda, ikinci çeyrekteki 10/10 serbest atış isabet oranına minnettar kalabilir.

ABD, ikinci çeyrekte yakalandığı skor kuraklığına ise o sıralar oldukça başarısız olduğu 3 sayılık atışla son veriyordu. Kobe Bryant'ın basketi, farkın tekrar çift hanelere çıkması için yeterliydi; fakat savunmadaki konsantrasyonunu bozmayan Arjantin, Luis Scola'nın pota altındaki etkinliğine bir türlü çözüm üretemeyince fark 46-40 ile altı sayıya kadar iniyordu. Yine de ABD, son hücum da şansını yanına almıştı. Üç sayı denemesi içerisinde olan Carmelo Anthony'nin yardımına yetişen Juan Gutierrez, rakibini çizgiye gönderiyordu. Anthony, hata yapmayacaktı. Soyunma odasına 49-40 ile önde giden ABD'ydi.

Üçüncü çeyreğe, maça başladığı gibi başlıyordu ABD. Bu kez Dwight Howard opsiyonu kullanılmıştı pota altında. Howard'ın arka arkaya bulduğu basketler sonrası skor, 53-40'a gelirken LeBron James'in beş sayılık serisini takiben bir kez daha Howard ile ABD, üçüncü çeyreğin bitimine 6:55 kala skordaki üstünlüğünü 61-44'e kadar çıkarıyordu. Arjantin adına, mutlaka moral bozucuydu durum. Öyle ki savunmada Dwight Howard'a yapılan faullerin ardından mücadele, iyice sertleşmişti. Neyse ki Carmelo Anthony, Kobe Bryant ve arkadaşları tarafından sakinleştirilecekti. Aksi takdirde, bir kez daha, 100 metrelik koşu izleyebilirdik Melo'dan.

Sert savunma, Arjantin'e olumlu sonuçlar getirmemişti. Aksine Andres Nocioni'nin gücünü kontrol edememesi sonrası çizgiye giden Carmelo Anthony, arka arkaya bulduğu dört sayı ile maçtaki psikoljik üstünlüğün takımı lehine dönmesini sağlıyordu.

Manu Ginobili'nin sakatlığının ardından Arjantin adına hücumdaki en önemli silah olan Carlos Delfino, Kobe Bryant ve arkadaşları tarafından kontrollü olarak yavaşlatılmıştı. Üçüncü çeyreğin son bölümünde arka arkaya bulduğu iki üç sayılık isabet, yine de Arjantin için olumlu bir gelişme olarak kabul edilebilirdi. Son çeyreğe ABD, 80-64 ile önde girecekti.

ABD, son çeyreği de kendi temposunda oynarak 101-81'lik galibiyete ulaştı. Alınan galibiyette bazı kilit unsurlar vardı tabii. Arjantin maçına gelene kadar maç başına 105.2 sayı ile turnuvanın en iyi hücum takımı olan ABD, 101 sayıya ulaşmasına karşın istatistiksel anlamda iç açıcı rakamlar koyamamıştı ortaya: 32/68 (%47.1) saha içi isabeti, 10/31 (%32.3) üç sayı isabeti ve 15 top kaybı. Fakat ABD galibiyetindeki sır, savunma başarısındaydı. Rakibini yayın gerisinden 6/23'e zorlayan ABD, Arjantin'in 16 top kaybı yapmasını ve saha içinden de sadece %44.1 ile hücum etmesini sağlamıştı.

ABD adına, Arjantin maçındaki bir diğer önemli gelişme ise yine 7 oyuncunun çift hanelerde skor üretmesi oldu. Takımın en kötü yüzdeyle şut atan oyuncusu Carmelo Anthony, 3/14 ile hücum etmesine karşın serbest atış çizgisindeki 13/13 oranı sayesinde 21 sayıya ulaştı ve ABD'nin en skorer oyuncusu oldu. LeBron James 15 sayı ve 5 ribaund oynarken Dwyane Wade, Kobe Bryant ve Chris Paul, 36 sayıyı aralarında eşit olarak paylaştı. Chris Bosh'un 11 ve Dwight Howard'ın 10 sayısı da ABD galibiyetinin önünü açtı. 2 sayıda kalan fakat yaptığı 7 asist ile takımını organize eden Jason Kidd'in forma giydiği tüm maçlarda ABD'nin mağlubiyet almaması ise, tesadüf değildir diye düşünülebilir.

Manu Ginobili'nin sadece altı dakika yardımcı olabildiği Arjantin'de ise Luis Scola, belli bölümlerdeki direnişin lideri oldu. Takımının hem sayı hem de ribaundlardaki en etkili oyuncusu olan Scola, karşılaşmayı 28 sayı ve 11 ribaund ile tamamlarken saha içinden 13/21'lik bir oran yakaladı. Scola'dan sonra 17 sayı ile takımın skor yükünü çeken bir diğer oyuncu Carlos Delfino ise, 6/18'de kaldı.

ABD, olması gereken yerde. Final'deki rakip, grup aşamalarında 37 sayı fark ile mağlup edilen İspanya. 2006 yılında Dünya Şampiyonu olmayı başaran Pau Gasol'lü İspanya, Final'de ABD'ye karşı koymaya çalışacak; fakat ABD, Arjantin maçında hücumdaki hatalarını tekrarlamaz ve karşılaşmaya daha iyi konsantre olmayı başarabilirse 30 sayılık bir maç daha izleyebiliriz.

ABD ve İspanya arasındaki altın madalya mücadelesi, yarın TSİ 09.30'da başlayacak. Bakalım ABD'nin yeni kaderi, nasıl olacak?

Hiç yorum yok: