21 Eylül 2008 Pazar

Bayern v Werder, 2-5: Bremen Rövanşı Aldı



Bundesliga'da haftanın maçı, Bayern Münih ile Werder Bremen arasındaydı.

Geride bıraktığımız maç gününde oynanan Borussia Dortmund-Schalke 04 karşılaşmasının üzerindeki tartışmalar bitmeden araya Şampiyonlar Ligi ve UEFA Kupası maçları girmiş, olayın sıcaklığı da gündem değişikliğinden dolayı kaybolmuştu. Yine de Bundesliga'da tansiyon, Allianz Arena'daki Bayern Münih-Werder Bremen eşleşmesiyle tekrar üst seviyeye çıkabilirdi.

Bayern Münih'te Miroslav Klose, Franck Ribery ve Hamit Altıntop'un tribünden takip edecekleri karşılaşma, bir bakıma geçtiğimiz sezon Bayern Münih'in Werder Bremen deplasmanında kazandığı 4-0'lık maçın da rövanşıydı. Sezonun ikinci haftasında rakibinden ağır bir yenilgi alan Bremen, on dokuzuncu haftada Bayern'den puan çalsa da, daha tatmin edici bir sonucu tabii ki alınabilirdi. Bu anlamda Allianz Arena'daki mücadele, Werder Bremen için farklı bir anlam taşıyordu.

Ne olmuştu, geçtiğimiz sezonun ikinci haftasında?

Bayern Münih, bir önceki sezon yaşadığı büyük hayalkırıklığının yeni sezona da tesir etmemesi adına transfer piyasasına oldukça agresif bir giriş yapmıştı. Fiorentina'dan Luca Toni'yi 11 milyon € karşılığında kadrosuna katan Bayern, Marsilya'nın Fransız yıldızı için 26 milyon €'luk bir bonservis bedelini gözden çıkararak kulüp tarihinin en pahalı yatırımını gerçekleştirmişti. Bundesliga'daki en iyi oyuncuların bir süre sonra Bayern'e transfer olma geleneği Schalke 04'ten Hamit Altıntop ve Werder Bremen'den Miroslav Klose (15 milyon €) ile devam ederken Brezilyalı Ze Roberto da ülkesindeki Santos deneyiminin ardından Bayern'e geri dönmüştü.

Bayern, kurduğu rüya takımla Bundesliga'nın yeni sezon şampiyonluğu için en güçlü hatta belki de tek adaydı.

Bayern'e rakip olabilecek az sayıda takım vardı. Schalke 04 ve Werder Bremen. Bu anlamda Bremen'in Bayern karşısında ayağının yere sağlam basması ve rakibine işinin kolay olmadığını anlatması gerekiyordu. İki takımın ilk karşılaşması ligin ikinci haftasında Weserstadion'da olacaktı.

Franck Ribery, Luca Toni ve Miroslav Klose ile aniden son derece etkili bir hücum gücüne sahip olan Bayern, orta sahada ise Mark van Bommel ve Ze Roberto'nun toparlayıcılığına güvenebilirdi. Franck Ribery'nin ilk yarıdaki penaltı golü, çok büyük sürpriz sayılmazdı bu yüzden; ama Bayern fırtınası, aslen ikinci yarıda esmeye başlayacaktı. Luca Toni, Hamit Altıntop ve Andreas Ottl'ın golleri, Bayern Münih'e 4-0'lık galibiyeti getirirken Bremen, muhtemel şapkasını önüne koyup düşünmeye başlıyordu.

Lige oldukça hızlı bir giriş yapan ve rakiplerine puan durumunda önemli farklar yapan Bayern Münih, ilk yarının son bölümünde formdan düşünce 17 maç sonunda oluşan tabloda Werder Bremen ile aynı puana (36) sahip olarak ikinci yarı hazırlıklarına başlamak durumunda kalıyordu. İkinci yarının ikinci haftasındaki 1-1 beraberlik de, Bayern'in düşük performans dönemlerinden birine rastlamıştı.

Dün oynanan karşılaşma, geçtiğimiz sezonki 4-0'lık maçın ikinci rövanşı olabilirdi.

Bayern Münih, bir önceki sezondan farklıydı. Teknik direktör Ottmar Hitzfeld'in yerine Jurgen Klinsmann görevdeydi. Oliver Kahn, fubolu bırakmıştı. Bayern Münih, yeni transfer yerine yıllardır Kahn'ın arkasında yedek bekleyen Michael Rensing'e güvenmişti. Weserstadion'daki zaferin mimarlarından Franck Ribery ve Hamit Altıntop uzun süredir sakattı. Üstelik Miroslav Klose de takımdaki yerini alamayacaktı. Şampiyonlar Ligi'ne kendi sahasındaki Anorthosis beraberliği ile başlayan Werder Bremen ise, çok da keyifli değildi.

Bayern Münih'te Klinsmann, eksik oyuncular nedeniyle farklı bir taktik anlayış ile sürüyordu takımını sahaya.

Üç stoper: Lucio, Martin Demichelis ve Daniel van Buyten. Belli ki Klinsmann, Christian Lell ve Phillipp Lahm'a oldukça güvenmişti, 3-5-2 yolunda. Eksiklerden dolayı mı gelmişti taktik değişikliği, bilinmez; ama Lahm'ın her iki kanatta da oynayabilme özelliğinden faydanılarak da ortalama bir 4-4-2 kazanılabilirdi. Bu yapıda Lahm ve Lell yine kanatlarda olurdu. Lucio, Demichles ve van Buyten üçlüsünün birinden vazgeçilir, orta sahada da Mark van Bommel'in yanına ikinci bir orta saha oyuncusu eklenebilirdi.

Klinsmann, yukarıdaki 4-4-2 örneğinin üzerine ikinci yarına başında gitti. Skorda 2-0'lık bir dezavantajı vardı ama.

Werder Bremen, ilk yarıda Markus Rosenberg ve Naldo'nun golleriyle iki farklı üstünlüğü yakalarken rakibini savunma anlamında da önemli işler başarmıştı. 3-5-2'de mutlaka işlemesi gereken kanatlara kilit vuran Bremen'de esktra katkı Mesut Özil'den geliyordu. Bayern'deki değişiklik ise oyuncu ile birlikte taktik özelinde olacaktı. Lucio ve Demichelis ikilisi yerinde kalmıştı. van Buyten'in yerine Tim Borowski, Christian Lell'in yerine ise Massimo Oddo oyuna giriyordu.

3-5-2 ile ilk yarıyı 2-0 geride kapatan Bayern Münih'in ikinci yarıda hazır olması gereken bir senaryo daha vardı; çünkü bu kez bir fazla yiyecekti, Bayern. 67. dakikaya gelindiğinde Bremen, geçtiğimiz sezon Weserstadion'daki hezimetin rövanşını almış gibi gözüküyordu.

Mesut Özil'in harika golüyle 54. dakikada açılan perde, Claudio Pizarro'nun ardından Markus Rosenberg ile kapandı. Bayern, geri kalan dakikalarda skoru azaltmak için mücadele etti yalnızca. 2008 yılının Ocak ayında Werder Bremen'den ayrılan Tim Borowski, Bayern Münih'in skorda farkı üçe kadar indirdiği golleri atan isim oldu; ama 2-5 de oldukça fena bir skor sayılır.

Bu arada Oliver Kahn'ı özlüyor olabilir Bayern taraftarları; ama dün kalede Kahn da olsa galip taraf değişmeyecekti muhtemelen. Kulübedeki halinden özgüven eksikliği net şekilde hissedilen Jurgen Klinsmann, art arda gelen Hertha Berlin, Köln ve Steaua Bükreş galibiyetlerinin ardından tekrar tartışılacaktır.

İki takım arasındaki rövanş maçı 27 Şubat-1 Mart tarihleri arasında Weserstadion'da.

Hiç yorum yok: