23 Eylül 2008 Salı

Chelsea v M. United, 1-1: ...81, ..., 85,...



Premier Lig'de sezonun en duygusal eşleşmesi için uzun süre beklememize gerek yoktu.

Chelsea ile Manchester United, Maviler'in Premier Lig'de oynadığı son 84 maçta mağlubiyet yüzü görmediği Stamford Bridge'de sahaya çıkacaklardı. Yeni menajeri ile sezona hızlı bir başlangıç yapan Chelsea, başlama vuruşundan önce favoriydi. Kötü günler geçiren Manchester United ise, muhtemel bir mağlubiyette kendi adına Premier Lig Tarihi'ndeki en kötü iki başlangıçtan birini yapmış olacaktı.

Chelsea, favoriydi; ama Alex Ferguson ve Manchester United, arka arkaya iki kez yenilir miydi? Maçın iki taraftan görünüşü bu şekildeydi.

Deplasman ekibinin değişmez gündemi Cristiano Ronaldo'ydu, alışılageldiği gibi. Hafta arası Şampiyonlar Ligi'nde Villarreal'e karşı yapılan mücadelede erken bir dönüş yapan Ronaldo'nun Chelsea önünde oynayıp oynamayacağı belli değildi. Bu anlamda Ferguson'ın karar vermesi gereken bölge forvetti. Anfield Road'da Carlos Tevez, Dimitar Berbatov ve Wayne Rooney üçlüsüyle sahaya çıkan United, Liverpool karşısındaki genel üstünlüğüne 2-1'lik skorla veda etmişti. Ferguson'dan hücum hattında bir değişiklik beklenebilirdi. Öyle de oldu.

Sir, Marcel Desailly'nin sözlerini mi dikkate almıştı, bilinmez; ama Ronaldo, kenardaydı. Ve üstelik forvetteki üçlüden Carlos Tevez de yerini kaybetmişti. United, Berbatov ve Rooney ikilisiyle belli ki bir ''kısa-uzun'' kombinasyonu yaratma peşindeydi. Liverpool karşısında iflas eden orta sahanın kanatlarında Owen Hargreaves ve Park Ji Sung, merkezde Darren Fletcher ile Paul Scholes vardı. Geçtiğimiz hafta gördüğü kırmızı kartla Rio Ferdinand'ın yanındaki kontenjandan olan Nemandja Vidic'in yerinde ise genç Jonny Evans görev yapacaktı.

Chelsea'de Luiz Felipe Scolari'nin planları, ilk düdükten bir süre önce alt üst olmuştu. Sezon başından bu yana iyi işleyen sistemin merkezindeki iki adamdan biri olan Deco, ısınma hareketleri sırasında sakatlanarak kadrodan çıkarılıyordu. Deco'nun yerini Michael Ballack alacaktı. Ballack, geçtiğimiz sezon Stamford Bridge'de kazanılan maçta Manchester United'ı yıkan iki golü atmıştı; fakat sakatlıktan henüz çıkan Ballack'ın kondüsyonu yeterli değildi ve Scolari tarafından muhtemelen ikinci yarıda kendisine şans verilecekti. En azından plan bu şekildeydi.

Chelsea: Cech; Bosingwa, Carvalho (Alex, 12), Terry, A Cole; Ballack (Kalou, 74), Mikel, Lampard; J Cole, Anelka, Malouda (Drogba, h-t). Substitutes not used: Cudicini (gk), Bridge, Ferriera, Belletti.

Manchester United: Van der Sar (Kuszczak, 32); Neville, Ferdinand, Evans, Evra; Hargreaves, Fletcher, Scholes (Ronaldo, 55), Park (O'Shea, 75); Rooney, Berbatov. Substitutes not used: Brown, Giggs, Nani, Tevez.

Karşılaşma bu değişikliklerle başladı. Chelsea, psikolojik üstünlükle çıktığı Stamford Bridge'de tehlikeli ilk pozisyonu bulan takım olacaktı. Nicolas Anelka'nın savunma arkasına gönderdiği topa müdahale edemeyen Patrice Evra'nın hatasıyla pozisyona giren Joe Cole, bir anda Edwin van der Sar ile karşı karşıya kalmasına karşın erken bir şut tercihiyle topu yan ağlara gönderdi; ama Chelsea iyi bir başlangıç yapmış ve Moskova'nın rövanşını alabileceğini göstermişti. Öyle miydi, gerçekten? Hayır. Bu dakikadan sonra United, kontrolü eline almaya başlıyordu.

Chelsea adına bir diğer şanssızlık da 12. dakikadada gerçekleşecekti. Maç öncesi sakatlanan Deco'nun ardından Ricardo Carvalho da yerini Brezilyalı savunmacı Alex'e bırakıyordu. Muhtemelen Scolari'nin hayatındaki en mutlu günü değildi. Bu değişiklikle birlikte United, Chelsea kalesindeki en net fırsatını yakalayacaktı. Rio Ferdinand'ın orta sahada kaptığı top, ekstra bir pasla Wayne Rooney'e geldi. Ferdinand ise koşusuna devam etti. Basketbol deyişiyle, ''trailer olarak geldi'' ve hücuma destek vererek Chelsea savunmasının solunda kendisini unutturdu. Rooney, Ferdinand'ı gördü. Ferdinand'ın tek vuruşu da Cech'ten geri geldi. Aslına bakarsanız, oldukça başarılı bir hücumdu. Gol olmadı; bazı fikirler verebilirdi.

Dört dakika sonra gelen golde de benzer bir durum söz konusu olacaktı, çünkü. Sol kanattan ceza sahasına giren Patrice Evra, Jose Bosingwa ile girdiği mücadeleyi kazanarak ceza sahası yayı üzerindeki Dimitar Berbatov'a şut imkanı yarattı. Bulgar oyuncu, United'daki ilk golünü atabilirdi. Cech izin vermedi; ama ribaundu alan Güney Koreli Park oldu. Park, tıpkı Rio Ferdinand'ın pozisyonunda olduğu gibi Chelsea savunmasının solunda demarke kalmıştı ve seken topta United'ı Stamford Bridge'de öne geçiren golü atacaktı.

Maçın 26. dakikasında Chelsea, golün ardından ilk kez cesur bir şekilde United kalesine gitti. Florent Malouda, Edwain van der Sar ile ceza sahası içerisinde girdiği mücadele sonrası yerde kaldı. Penaltı itirazları vardı. Oyun devam etti; ama van der sar, bir sakatlık geçirmişti. Yaklaşık 3 ila 5 dakika kendini denedikten sonra, yerini Tomasz Kuszczak'a bıraktı. İlk yarı da United'ın üstünlüğü ile sona erdi.

Edwin van der Sar'ın sakatlığı, gün içerisinde Stamford Bridge'de yaşanan üçüncü oyuncu şanssızlığıydı. Deco ve Carvalho'nun ardından van der sar da karşılaşmayı tamamlayamacaktı. Olayın bir başka yönü daha vardı. Middlesbrough'dan Mido ve West Bromwich Albion'dan Abdoulaye Meite de hafta içerisinde maç öncesindeki ısınma hareketleri esnasında sakatlanarak takımlarındaki yerlerini alamamışlardı.

Geçtiğimiz hafta Manchester City karşısında gördüğü kırmızı kart ile takımını 10 kişi bırakan John Terry, hafta içerisindeki itirazlarının kabul edilmesinin ardından Manchester United maçında sahadaki yerini almıştı. Chelsea adına geçtiğimiz sezon Stamford Bridge'de oynanan Final maçında üç kader adamı vardı. Penaltıları kaçıran John Terry ve Nicolas Anelka ile uzatma dakikalarında Nemandja Vidic ile tartışarak kırmızı kart gören Didier Drogba. Sakatlığı nedeniyle karşılaşmanın ilk yarısını kenardan takip eden Drogba, ikinci yarının başında Malouda'nın yerine oyuna dahil oluyordu. United'ın adamı Ronaldo ise, 55. dakikadan itibaren sahneye çıkacaktı.

Didier Drogba'nın oyuna dahil olmasının ardından Chelsea'de Nicolas Anelka, vatandaşı Malouda'dan boşalan sol kanada kaydı. Sağ taraftaki Joe Cole ile birlikte santrfor Drogba'ya destek vermeye başladı. Taktik değişikliği için 74. dakikayı beklememiz gerekecekti. Kondüsyon sıkıntısı bulunan Michael Ballack'ın yerine Salomon Kalou giriyordu. Alex Ferguson, skoru korumak adına Scolari'nin hamlesine Park ve John O'Shea arasındaki değişiklikle cevap verdi. Nani, Carlos Tevez ve Ryan Giggs, skordan dolayı kenarda kalmaya devam edeceklerdi.

Chelsea'nin 80. dakikada gelecek golünün hemen öncesinde Rooney, rakip kalenin yan ağlarını buldu. Devam eden pozisyonda ise John Obi Mikel'in kullandığı serbest vuruşta Salomon Kalou, topu ağlara gönderdi ve Chelsea'nin Stamford Bridge'deki 4,5 yıllık yenilgisizlik serisini 84 maçtan 85'e çıkarmayı başardı. Kalou'nun bu sezonki ilk golü, aynı zamanda Chelsea'nin Premier Lig'deki namağlup ünvanını da devam ettirdi, geride kalan beş karşılaşma göz önüne alındığında.

Ferguson, kazanamadı; ama en azından arka arkaya iki maç kaybetmeyeceğini gösterdi. Anfield Road ve Stamford Bridge deplasmanları geride kaldı. Bir maç eksiği ve dört maçta topladığı beş puan ile on beşinci sırada yer alan Manchester United, geride kalan fikstürde daha rahat olacaktır. Yeni menajeriyle Chelsea'nin geçtiğimiz sezonlardan iyi olmasını bekleyebiliriz; ama Abramovich için kıstas ağırlıklı olarak Şampiyonlar Ligi. Scolari, mutlaka farkındadır.

Hiç yorum yok: