29 Eylül 2008 Pazartesi

Derby Della Madonnina: Milan v Inter, 1-0



İtalyan Basını'nın yıllardır arayıp da bulamadığı bir derbi vardı, dün akşam San Siro'da. Inter'in Portekizli teknik direktörü Jose Mourinho, Çizme'ye yeni bir anlayış getirmişti. ''Special One'', Dünya Futbolu'nun en hareketli spor medyasına sahip olan İtalyanlar adına, müthiş bir figürdü.

Portekizli'yi işlemek için ''Derby Della Madonnina'' öncesinden daha iyi bir zaman da olamazdı.

Inter, yeni teknik direktörü ile yeni sezona fena bir başlangıç yapmamıştı. İlk dört maçta alınan üç galibiyet ve toplanan on puan, Inter'i ilk sıraya çıkarmak için yeterliydi. Milan'da ise olası bir Inter mağlubiyeti, radikal kararların alınmasına neden olabilirdi. Teknik direktör Carlo Ancelotti'nin tahtı, belki de ilk kez bu kadar şiddetli sallanıyordu.

İki takımın antrenörleri de oyun sistemleri konusunda ortaya net fikirler koyamamışlardı, geride kalan dört haftalık zaman içerisinde. Jose Mourinho ve Inter ilişkisi, henüz çok tazeydi. Bu anlamda Mourinho'nun kafasındaki 4-3-3 modelinin Inter'e yansımasını görmek zaman alabilirdi. Carlo Ancelotti ve Milan birlikteliği ise yılları devirmiş, iyiden iyiye olgunluk kazanmıştı; ama sezon başındaki Ronaldinho ve Shevchenko transferleri, Ancelotti'nin kafasını karıştırmış olabilirdi.

Milan, Serie-A'nın ilk hafta fikstüründe Bologna'yı San Siro'da ağırlamıştı.

Kaka'nın olmadığı karşılaşmada Ancelotti, son yıllardaki futbol anlayışından vazgeçmeyerek Filippo Inzaghi'nin hemen arkasına Ronaldinho ile Clarence Seedorf'u yerleştirmiş, orta sahadaki üçlüde ise Gennaro Gattuso'nun yokluğunda yeni transfer Matthieu Flamini, Andrea Pirlo ve Massimo Ambrosini'ye görev vermişti. Karşılaşmanın Ronaldinho'nun tek kişilik gösterisine dönüşmesi için fazla zaman geçmeyecekti. Brezilyalı oyuncudan Inzaghi'ye gelen paslar, değerlendirilemiyor ve Milan, sahadan 2-1'lik mağlubiyetle ayrılıyordu.

Ancelotti, Bologna maçında karşılıklı gollerle geçilen ilk yarının ardından ikinci yarıya Marek Jankulovski ile Andriy Shevchenko'yu değiştirerek başlamıştı. Bu değişiklikle üç oyuncunun pozisyonlarında farklılık ortaya çıkıyordu. Orta sahadaki Flamini sağ beke, sağ bekteki Zambrotta sol beke geçerken Seedorf, orta sahadaki üçlünün içine giriyor, Ronaldinho da Shevchenko ve Inzaghi forvetinin arkasında yer alıyordu. Ancelotti, takımı 20 dakika boyunca 4-3-1-2 ile oynatsa da sonuç değişmeyecekti. Milan, kafa karışıklıklarının ardından Bologna'ya kaybediyordu San Siro'da.

Milan, Serie-A'daki ikinci maçı için Genoa deplasmanına gidiyordu.

Ancelotti, ideal kadro ve sistemi henüz oturtamamıştı. Savunmada değişiklikler göze çarpıyordu. Marek Jankulovski, yedek kulübesindeydi. Gianluca Zambrotta, dörtlü defans içerisinde gezinmeye devam ediyordu. Asıl farklılık ise Kaka ve Shevchenko'nun ilk 11'de yer alıyor olmasıydı. Andrea Pirlo, Kaka ve Ronaldinho'nun olduğu bir orta saha-forvet yapılanmasında kesik yiyecek ilk oyuncu, Clarence Seedorf olurdu. Seedorf, kenara geldi; ama Kaka ile Ronaldinho'nun Milan'daki ilk birlikteliklerinden mutlu sonuç çıkmadı. Genoa'dan 2-0 mağlup döndü, Milan.

45. dakikada gerçekleşen Ronaldinho ve Seedorf arasındaki değişiklik, bazı şeylerin sinyali olabilirdi.

Ancelotti, radikal kararı 3. Hafta'da San Siro'da oynanan Lazio maçında verdi. Ronaldinho ve Shevchenko'yu yanına aldı. Andrea Pirlo'nun yokluğunda orta sahadaki üçlünün liderliğini Clarence Seedorf'a verdi. Ambrosini ve Gattuso, bu bölgenin mücadele gücünü ayakta tuttu. Pato'nun yanına Borriello geldi. Kaka da takımı organize eden oyuncu rolünü üstlendi. Milan, sezona hızlı başlayan Lazio'yu bu plan çerçevesinde darmadağın etti. 60. dakikada skor, 4-1'e geldi ve Milan, yeni sezondaki ilk lig galibiyetini bu skorla aldı.

''...Milan'da Carlo Ancelotti'nin ise bir ya da iki konu üzerinde kafa yorması gerekebilir.'' cümlesi de tam olarak, yukarıdaki durum ile ilgiliydi. Milan, ligdeki ikinci galibiyetini aldığı Reggina deplasmanına da aynı orta saha-forvet yapılanması ile çıktı.

Ancelotti, Derby Della Madoninna öncesinde Ronaldinho ve Kaka'nın içerisinde bulunduğu bir sistem üzerine çalışmalıydı. Sezon öncesindeki değerlendirmelerimizde, ''Kaka ve Ronaldinho beraber oynar'' demiştik. Andrea Pirlo'nun yokluğunda sistemin içerisine Clarence Seedorf da girebilirdi. Bu yoldan gitti, Carlo Ancelotti. Pirlo'nun orta sahadaki liderlik görevi yine Seedorf'daydı. Ambrosini ile Gattuso, askerlik yapmaya devam edecekti. Forvet Pato'nun arkasındaki Ronaldinho'nun görevi de Kaka'ya yardımcı olmaktı.

Inter'de Jose Mourinho ise kesin bir 4-3-3 ile çıkıyordu sahaya, tahmin ettiğimiz gibi.

Kalede Julio Cesar vardı. Savunma kanatlarında Maicon ile Christian Chivu. Merkez ikilide de Marco Materazzi ve Nicolas Burdisso. Orta sahadaki üçlünün elemanları Javier Zanetti, Esteban Cambiasso ve Patrick Vieira'ydı. Hücum hattında ise Mancini ile Ricardo Quaresma'nın arasında Zlatan Ibrahimovic oynayacaktı.

Karşılaşmanın ilk bölümünde Milan, daha çok karşılayan taraf olmayı tercih ediyordu. Bu görüntü, belki de iki takımın oyuncu karakterleriyle ilgiliydi. Inter'in kanat savunucuları Maicon ile Chivu, önlerindeki boş alanı değerlendirmek niyetindelerdi. Zlatan Ibrahimovic, bir an önce kaleye gitmek istiyordu. Milan'ın planı ise Ronaldinho, Kaka ve Pato gibi hızlı ayaklara sahip oyuncularıyla çabuk şekilde hücum bölgesine ulaşmaktı. Bu yüzden bekliyordu Milan. 25. dakikada Kaka ile başlayan Ronaldinho ile devam eden ve bir diğer Brezilyalı Inter kalecisi Julio Cesar'ın müdahalesi ile sona eren pozisyon, Milan'ın hücum planlarının iyi işlediği anlamına gelebilirdi.

Milan, 25 ila 35. dakika arasında da oyun planına sadık kaldı. 32. dakikada Kaka'nın sağ taraftan ortaladığı fakat Inter savunmasının uzaklaştırdığı topta Ronaldinho, arka direkte boş pozisyondaydı. Beş dakika sonraki golün habercisiydi belki de, bu görüntü.

Benzer bir pozisyonda maçın tek golünü buldu, Milan. Inter, gol öncesindeki birkaç dakikalık bölümde Milan kalesindeki etkinliğini artırmış, her iki kanattan kazandığı serbest vuruşların ardından Zlatan Ibrahimovic ile Christian Abbiati'yi yoklamıştı; ama Milan'ın düşüncesi farklıydı. Zambrotta dokundu, Gattuso savaştı ve Ronaldinho, sağ kanattan akan Kaka'yı gördü uzun bir topla. Kaka, ceza sahasına yaklaştı. Kafasını kaldırdı, orta sahadan yaptığı koşuyu sürdüren Ronaldinho da Milan formasıyla ilk golünü attı. Milan, Mourinho'nun Interi karşısında öne geçti.

Milan'ın gole gidişi bu yol üzerinde olacaktı. Ronaldinho ve Kaka'nın çabuklukları da golü getirdi. Inter'de Jose Mourinho, 1-0 yenik kapattığı ilk yarının ardından ikinci yarının ilk 15 dakikalık bölümünün geri kalmasını bekledi, hamle yapmak için. Savunmadan Marco Materazzi ile üçlü forvetin sağındaki Mancini'yi çıkarıp Julio Cruz ve Adriano'yu oyuna alarak 4-3-3'ü iki kanat oyuncusu yerine üç santrfor ile oynamayı tercih etti.

Mourinho'nun yaptığı değişikliklerin de etkisiyle Inter, daha fazla yüklenmeye başlar gibi oldu Milan kalesine; fakat görüntü, bir derbi klasiğinden öte değildi. Milan öndeydi ve son 20 ila 25 dakikalık bölümde kalesini golden koruma psikolojisi içerisine girecekti. 77. dakikada Inter savunmasından Burdisso, Milan'ın hızlı atağını kestikten sonra ikinci sarı kart ve ardından kırmızı kart ile oyundan atıldı. Inter, bu riski göze almış olmalıydı. Beklenen bir sonuç olarak kabul edilebilirdi.

Geri kalan bölümün en dikkat çeken olayı ise 60. dakikada oyundan alınan Marco Materazzi'nin 82. dakikada yedek kulübesindeyken kırmızı kart görmüş olmasıydı.

Karşılaşmanın genelinde Milan, gerek oyuncu yapısı gerekse de oyunun gelişiminden dolayı daha çok rakibini karşılaşayan taraf görünümündeydi; fakat maç sonu istatistiklerinde Milan'ın Inter'e hemen her kategoride üstünlüğü bulunuyor. Kaleye gönderilen ve isabet bulan toplarda 17(5)-11(2). Topa sahip olmada %53-%47. Köşe vuruşlarında 5-2 gibi.

Sezona kötü başlayan Milan, arka arkaya aldığı üç galibiyet ile kendine geldi. Inter, Mourinho ile bu mağlubiyetin üstesinden gelecektir. Roma dengesiz. Fiorentina heyecanlı. Juventus temposuz. Serie-A şampiyonluğu, bu sezon da Milano'da kalacak gibi duruyor. Peki nerede?

San Siro'da mı, yoksa Guiseppe Meazza'da mı?

Hiç yorum yok: