29 Eylül 2008 Pazartesi

G.Saray v Konya, 4-1: Dönüşüm Devam Ediyor



Basel'de oynanan Bellinzona maçına benzer bir durum vardı, dün akşamki Konyaspor karşılaşmasının hemen öncesinde.

İsviçre deplasmanında Galatasaray, Arda Turan, Aydın Yılmaz, Tobias Linderoth, Hakan Balta ve Mehmet Topal'dan yararlanamayacaktı. Alman teknik direktör Michael Skibbe'nin tercih yapması gerekiyordu.

İki alternatifi vardı, Skibbe'nin.

Galatasaray'ın sezon başından bu yana yararlandığı dörtlü savunma elemanlarından birini orta sahaya, Ayhan Akman'ın yanına, alarak 4-2-3-1 fikrini devam ettirmesi, birinci tercihdi. Fernando Meira, Servet Çetin ve Hakan Balta, dörtlü savunmada ''ideal'' olarak değerlendirilebilecek üç isimdi. Sağ bek, sakatlıklardan dolayı sürekli rotasyon içerisindeydi. Bu anlamda Skibbe'nin elinde dörtlü savunmadan orta sahaya çıkaracağı iki oyuncu vardı: Fernando Meira ve Hakan Balta.

Fernando Meira'nın orta sahada oynama yetisi vardı. Portekiz Milli Takımı ve Bundesliga'da bu özelliğiyle başarılı olmuş, istikrarı yakalamıştı. Top tekniği üst düzeyde olduğundan orta sahada Ayhan Akman'ın partnerliğini yapabilirdi; fakat Galatasaray kariyerine başlangıcı bu bölge özelinde pek kabullenilmemişti. Steaua Bükreş maçındaki denemeden sonra Skibbe, Meira'yı orta sahada kullanmayı tercih etmedi. Diğer alternatif Hakan Balta ise, sakatlar listesindeydi. Doğal olarak yararlanamayacaktı Galatasaray, Hakan Balta'dan da.

İkinci alternatifi, Ayhan Akman'ın yanına elindeki tek orta saha oyuncusunu yerleştirmek olabilirdi. Tobias Linderoth, Mehmet Topal, Barış Özbek ve Hakan Balta kadroda yoktu. Mevcut kadro içerisinde bu bölgede oynayabilecek tek oyuncu, Mehmet Güven'di. Almanya kampında sakatlanan oyuncusuna Skibbe'nin güvenip güvenmeyeceği önemliydi. Tercih etmedi. Belki de hazır değildi, Mehmet Güven.

Farklı bir yola girdi Skibbe bu anlamda. Ayhan Akman'ı orta sahada tek bıraktı. Shabani Nonda'yı Milan Baros'un yanına gönderdi. Savunmaya Emre Aşık takviyesini yapıp 3-5-2'ye döndü. Dün akşam Konyaspor maçının ilk yarısında izleyeceğimiz potansiyel görüntü, muhtemelen ''İstisnai Zaruret'' başlığı altında değerlendirilebilirdi bir kez daha.

Skibbe, saygı duyulması gereken bir şey yaptı dün akşam. Futbol fikri, 4-2-3-1'di; fakat sezon başından bu yana bazı imkansızlıklardan dolayı tam anlamıyla uygulayamamıştı, kafasındaki futbol modelini. En kritik adam Tobias Linderoth, sakatlığından dolayı bir türlü sistemin içerisine girememişti; ama Skibbe, 4-2-3-1'den vazgeçmedi. Galatasaray'a oyuncu veya bol gol kazandırmaktan öte, sistem anlayışı kazandırmak istiyordu çünkü. Bu anlamda Mehmet Güven, doğru bir seçim olmasa da Skibbe'nin mental açıdan önemli bir adım attığını söylebileceğimizi düşünüyorum.

Konyaspor maçı öncesi Bellinzona maçından farklı olarak bu kez Arda Turan vardı, Shabani Nonda yoktu. Aydın Yılmaz da tribünlerdeydi.

Galatasaray, sahaya 4-2-3-1 ile çıkacaktı. Hasan Şaş'ın savunmanın sağında, Hakan Balta'nın solunda yerleştiği ve Fernando Meira ile Servet Çetin de merkezde görev yaptığı. Orta sahada Ayhan Akman ve Mehmet Güven. Tek forvet Milan Baros'un arkasındaki üçlünün sağında Arda Turan, solunda Harry Kewell ve ortasında Cassio Lincoln.

Bu öngörüntüler eşliğinde başladı karşılaşma.

Galatasaray, ilk dakikalarda belli etti aslına bakarsanız sahaya yansıtmak istediği futbol modelini. Hızlı paslarla bir an evvel kaleye gitmek, orta saha ve forvetin arasındaki üçlünün top teknikleri sayesinde Milan Baros'u rakip savunmanın arkasına kaçırmak. Bu dizilişte John Stockton, Karl Malone ile buluşmuş olacaktı.

Cassio Lincoln ve NBA Efsaneleri arasında mutlaka bir eşleştirme yapacak olsak, sağa bakıp sola gönderdiği topların etkisiyle Magic Johnson'ı seçebilirdik; ama durum farklıydı. Lincoln, tıpkı John Stockton'da olduğu gibi, bir sezon sonra aynı takımda oynama fırsatını yakaladı ruh ikiziyle. Lincoln, John Stockton gibiydi. İhtiyacı Karl Malone'du. Ve bu sezon Lincoln, o adamı buldu.

İlk gol, Milan Baros'un kişisel yeteneğiyle ortaya çıksa da gol öncesi yapılan tek paslar ve gole gidiş süresi önemliydi. Erken gol, Galatasaray'ın işini kolaylaştırabilirdi; fakat Steaua Bükreş, Denizlispor, Antalyaspor ve Bellinzona maçlarında duran toplarda yaşanan yerleşim hatası bir kez daha karşısına çıkacaktı, Galatasaray'ın.

İlk 45 dakika 1-1 ile geçilirken Galatasaray'da aksayan oyuncu, Mehmet Güven'di. Ve belli ki Mehmet'in en büyük eksiği, özgüvendi. Galatasaray'daki kariyeri boyunca bir türlü üstesinden gelememişti bu zaafından. Konyaspor karşısında da görüntü değişmedi. Yalnızca 45 dakika sahada kalabildi, Mehmet Güven. İkinci yarı öncesi oyundan çıkacaktı, yerine girecek oyuncu önemliydi.

Denizlispor, Antalyaspor, Bellinzona ve Kocaelispor maçlarında işler kötü giderken benimsenen futbol modelinin dışına çıkmak durumunda kalmıştı, Michael Skibbe. Denizlispor karşısında 4-1-3-2'ye dönüş vardı. Antalyaspor maçının son dakikalarında gol için tüm opsiyonlar kullanıldı ve sistem ortadan kalktı. Bellinzona ile Kocaelispor önünde ise çift forvet ve tek orta saha oyuncusu ile sahaya çıkıldı. Bu pencereden bakıldığında Mehmet Güven'in yerine alınacak oyuncu, stratejik bir hamlenin parçası olacaktı.

Mehmet Güven ile Volkan Yaman'ı değiştirdi, Michael Skibbe.

Bu hamlenin ardından Galatasaray'ın 4-2-3-1'e devam edeceğini düşünebilirdik. Skibbe, saygı duyulacak futbol modelini sürdürmek istiyordu belli ki. Hakan Balta'nın sol kanat savunmasındaki yerini Volkan Yaman alacak, Hakan Balta da Mehmet Güven'den boşalan orta saha kontenjanına kaydırılacaktı. Bir sezon önce geldiği Galatasaray'da ilk defa çok yönlülüğünden yararlanılıyordu, Hakan Balta'nın. Skibbe'nin gördüğü bir cevher miydi, yoksa yardımcıların özellikle de Ümit Davala'nın fikri miydi, bilinmez.

Hakan Balta ve Ayhan Akman'ın önündeki dörtlünün değişmeyeceğini düşünebilirdik; fakat farklı görüntüler ortaya çıkacaktı ikinci yarıda.

Galatasaray'ın önde oynayan dörtlüsü, son derece değişken özelliklere sahip olan oyuncular. Arda Turan ve Harry Kewell, her iki kanatta da oynayabilecek yetenekteler. Milan Baros, tipik bir 4-2-3-1 forveti olarak arkasındaki üçlü ile karışabilecek, Cassio Lincoln de Milan Baros ile oyun içi rotasyon yapabilecek özelliklere sahip. Tüm bunların yanına Harry Kewell'ın forvet özelliği de eklenince Galatasaray, hücumdaki çeşitliliği sayesinde oyun içerisinde sürekli dönüşüm yaşayan bir takım haline geliyor.

İkinci yarıya 4-2-3-1 başlaması beklerken bir anda Harry Kewell ve Milan Baros forveti ile gol arayan bir takım görüntüsü sergilemesi, Galatasaray'ın böylesi farklı açılımlara sahip olmasından kaynaklanıyordu.

İhtiyaç, erken atılacak bir goldü. Cassio Lincoln ile gelen gol, oyunu koparacaktı. Lincoln, ikinci yarıda daha çok Ayhan Akman'ın yanına gelerek Konyaspor savunmasını orta çizgiye yaklaştırıyor ve defans arkasına Harry Kewell, Milan Baros gibi adamları kaçırmak için fırsat kovalıyordu. Bu da 2-1'in ardından Galatasaray'ın daha çok 4-4-2'ye dönüş yapması anlamına geliyordu. Milan Baros ile gelen üçüncü gol, tamamen Lincoln'ün ikinci yarıdaki oyun yapısıyla ilgiliydi.

Galatasaray, tek pas futbolunu nakış nakış işledikten sonra pozisyona giriyordu. Harry Kewell'ın skoru 4-1 yapan golünün ardından yine Avustralyalı oyuncu ile kaçan beşinci gol fırsatı, Galatasaray'ın sezon boyunca uygulamak istediği futbol modelinin sunumu olarak değerlendirilebilirdi. Takım, 15 ila 20 arası pas yaptıktan sonra Arda Turan'ın savunma arkasına attığı pas, Kewell'a gol şansı yaratmıştı; ama olmadı.

Galatasaray, çok daha farklı kazanabileceği bir maçı 4-1 ile bitirdi. Gelecek adına bazı fikirler verdi.

Sezon başında Galatasaray'ın artık ''Yetenekli Bir Takım'' olduğunu söylemiştik. Bu anlamda özellikle Türkiye Ligi'nde ortalama bir performansla çok sayıda gole ulaşabilirdi, Galatasaray. Şu görüntüde Galatasaray, Lig Şampiyonluğu için en büyük aday ve kişisel iddia olarak Galatasaray'ın maç başına 2,5 gol ortamalasıyla sezonu bitirebileceğini söyleyebilirim.

Perşembe günü yapılacak Bellinzona karşılaşmasında da Konyaspor önündeki görüntüyü sergileyebilir, Galatasaray. Savunma arkasına koşu yapan, gol noktasına hızlı ve çabuk giden, bol gol atan bir takım. Grup maçlarında ise durum farklı olacaktır, bunun için de sakatların iyileşmesini beklememiz gerekiyor.

Tam anlamıyla 4-2-3-1'i uygulayabilecek Galatasaray, her takım karşısında sahaya favori olarak çıkabilir.

Bekleyelim biraz daha, ne kaldı ki şurada?

1 yorum:

Adsız dedi ki...

takım oturdukca daha iyi görünüyor..
dediğin gibi beklemedeyiz..