25 Eylül 2008 Perşembe

Inter v Lecce, 1-0: Mourinho Zirvede



Serie-A'da dördüncü hafta maçları dün akşam yapılan 10 karşılaşmayla tamamlandı. Zirvede 10 puanlı Inter ve Jose Mourinho bulunuyor. Ne tesadüf, değil mi?

İngiltere'nin kaotik futbol medyasının bir numaralı karakteri Mourinho, Chelsea'ye 50 yıllık aradan sonra iki lig şampiyonluğu birden yaşatmasına karşın Şampiyonlar Ligi'nde bir türlü gelmeyen başarının ardından geçtiğimiz sezon ortasında İngiliz kulübüyle olan sözleşmesini karşılıklı olarak feshetmişti. Sivridilli teknik adam, geçtiğimiz sezon sonuna kadar takım çalıştırmayarak yeni sezonla birlikte Inter'deki teknik direktörlük kariyerine başlangıç yaptı.

İtalya ve İngiltere arasında çok büyük farklılar vardı. Mourinho, Ada'daki kadar rahat olamayabilirdi. Yine de bazı özelliklerini yanında getirecekti, Portekizli. Birilerine sataşmadan duramazdı ki. Değişmeyen vasıflarından biri de kazanmaktı ve muhtemelen Mourinho, bu meziyetini Serie-A'da şampiyonluk hedefindeki tüm takımlara sezon boyunca hatırlatma gayesinde olacaktı.

Son iki sezonda kazandığı şampiyonluklarda rakipleri tarafından fazlaca zorlanmayan Inter, Juventus'un 2005-06 Sezonu'ndaki şampiyonluğunun elinden alınmasıyla birlikte yeni sezona, ''son üç yılın şampiyonu'' apoletiyle giriyordu; ama Inter'in değişikliğe ihtiyacı vardı. Geçtiğimiz sezon Inter'i son haftalarda sıkıştırır gibi olan Roma, yaşadığı büyük hayalkırıklığının ardından yeni sezonda daha iyi iddialı olacak Milan ve geridönüş çabaları içerisindeki Juventus, Inter'in hızını kesmek adına büyük efor sarf edebilirlerdi; ama Başkan Massimo Moratti, belki de kariyerinin en keskin hamlesini yaparak takımın başına Jose Mourinho'yu getirdi.

Mourinho, DNA'larında yer alan kazanma hırsının yanı sıra, kazandığı Şampiyonlar Ligi, UEFA Kupası ve Premier Lig Şampiyonlukları'na karşın kendisini tüm futbol medyasına yeniden kanıtlama çabası içerisinde olabilirdi ve bu durum, yeni heyecanlara ihtiyacı olan Inter adına bulunmaz bir fırsattı.

''Special One'', Inter'deki resmi kariyerine İtalya Süper Kupası'yla başladı. Normal süresi 2-2 sona eren karşılaşmada Roma'yı seri penaltı vuruşları sonrasında 6-5 mağlup eden Mourinho'lu Inter'in özgüven depolaması adına önemliydi, İtalya Süper Kupası. Serie-A fikstüründeki ilk sınav ise, Sampdoria deplasmanındaydı. Mourinho, sert bir rakiple yapıyordu başlangıcı. Eksik oyuncularından dolayı Estaban Cambiasso'yu Marco Materazzi'nin yanında savunma merkezinde oynatan Mourinho, Zlatan Ibrahimovic ile öne geçmesine karşın 68. dakikada Marco Delvecchio'ya engel olamayarak sahadan 1-1'lik eşitlikle ayrılıyordu.

Jose Mourinho'nun biraz şanslı olduğunu düşünenler, ikinci haftadaki Catania maçındaki görüntü ile ellerini güçlendirmiş olabilirlerdi. Mourinho, ilk haftadaki Sampdoria deplasmanından farklı olarak takımını 4-3-3 yerine bu kez 4-4-2 ile sahaya sürmüştü. Genoa'da Mancini, Ibrahimovic ve Figo'dan kurulu hücum hattının yerinde Ricardo Quaresma'nın orta sahaya katılmasının ardından Balotelli ve Ibrahimovic ikilisi vardı. Maçın 42. dakikasında Plasmati'nin golüyle 1-0 yenik duruma düşen Inter, bir dakika sonra yeni transfer Ricardo Quaresma'nın ortasına ters bir vuruş yapan Mascara'yla eşitlik yakalıyor, 48. dakikada ise bu kez Terlizzi'nin kendi kalesine attığı golle 2-1 öne geçiyordu. Mourinho'nun Serie-A'daki ilk galibiyetinde şans yanındaydı.

Jose Mourinho, Şampiyonlar Ligi'nde tercihini 4-3-3'ten yana kullanacaktı. Panathinaikos deplasmanına Ricardo Quaresma, Zlatan Ibrahimovic ve Mancini üçlüsü ile çıkan Inter'in orta sahasının kontrolü Patrick Vieira, Esteban Cambiasso ve Javier Zanetti'deydi. Mancini'nin ilk yarıdaki golü, Inter'e daha serinkanlı düşünme imkanı verirken Panathinaikos'un ikinci yarıda gelen baskının ardından Luis Figo ve Sulley Muntari'yi oyuna alan Mourinho, bir kez daha sistem değişikliğine gidiyordu; ama Inter adına iyi haber, 82. dakikada oyuna dahil olan Adriano'nun bitime beş dakika kala attığı golle birlikte gelecekti.

Inter, Panathinaikos deplasmanında 2-0 kazanırken Mourinho da Adriano'yu tekrar kazanma yolunda dev bir adım atmıştı. Mourinho'nun zor adamları, hayata döndürmek konusunda istekli olduğunu düşünebiliriz. En azından Chelsea'de John Terry ve Frank Lampard'ın en yakın arkadaşlarının Jose Mourinho olduğunu hatırlayalım.

Serie-A'nın üçüncü haftasında Torino deplasmanına çıkacak Inter'in teknik direktörü Jose Mourinho, Panathinaikos maçında galibiyeti perçinleyen golü atan Adriano'yu ilk 11'de sahaya sürüyordu. Portekizli'nin tercihi bir kez daha 4-3-3'tü. Orta sahadaki üçlü değişmemişti. İleri üçlüde Quaresma'nın yerine Adriano, savunma dörtlüsünün solunda ise Maxwell'in boşalttığı sol bekte Christian Chivu vardı. Inter, Catania maçında bıraktığı yerden devam edecekti. Adriano'nun müthiş pasıyla Torino ceza sahasının sağında topla buluşan Mancini'nin altıpasa gönderdiği şut, rakip savunmadan Pisano'ya çarparak ağlara gidiyor ve Inter, 1-0 öne geçiyordu.

Aynı saatlerde İngiltere'de Chelsea ile Manchester United karşılaşıyordu ve Mourinho'nun aklı Ada'da kalmış olabilirdi. Portekizli'nin yokluğunda İngiltere'deki Big Four eşleşmeleri daha sessiz geçiyordu artık.

İkinci gol için ayrı bir dörtlük yazılmalıydı. Tek paslarla ceza sahasından çıkış yapan Inter'de sağ bek Maicon, bırakmadan sürdürdüğü koşusunun ödülünü sağ çaprazda alacak ve kaleye gönderdiği şut, sol üst köşe direğinin altından ağlarla buluşacaktı. Cruzeiro'nun yakın tarihindeki en ateşli takımın savunmasında gösterdiği hücum meziyetlerini Inter'deki kariyerinde belki de ilk kez bu denli net şekilde gözler önüne sermişti, Maicon. İlk yarının Inter'in 2-0'lık üstünlüğüyle kapanmasının ardından 55. dakikada Ibrahimovic ile gelen gol, maçı tamamen bitiren gol anlamına gelebilirdi. Savunma arkasına gönderilen topla buluşan İsveçli oyuncu, bu tip pozisyonlar için yaşıyordu ve skor yapması sürpriz değildi. Ibrahimovic'in golünün ardından Adriano'nun Mourinho'ya koşması ise, Brezilyalı futbolcu adına müthiş bir gelişim anlamına gelebilirdi ilerleyen günler için. Inter, Torino deplasmanından 3-1'lik galibiyetle dönüyordu.

Sampdoria, Panathinaikos ve Torino deplasmanlarında takımını 4-3-3 ile sahaya süren Mourinho, Catania maçının aksine dün akşam Guiseppe Meazza'da oynanan maçta takımını bir kez daha 4-3-3 ile maça başlattı. Buna göre Torino maçı kadrosundan iki değişiklik vardı. Maicon ve Materazzi maça kulübede başlayacaklardı. Ivan Cordoba ve Dejan Stankovic, rotasyona giren oyunculardı. İleri üçlüde Mancini, Ibrahimovic ve Adriano mücadele edecekti.

Golsüz geçen ilk yarının ardından Mourinho, ikinci yarıya iki değişiklik birden yaparak başladı. Patrick Vieira'nın yerine Maicon ve Dejan Stankovic'in yerine Ricardo Quaresma. Bu hamleler, Inter'in biraz daha 4-4-2'ye yakın oynayacağı anlamına gelebilirdi. Mancini ve Quaresma'nın kanatlarda olduğu, Ibrahimovic ile Adriano'nun ileri ikilide yer aldığı; ama bu tercih de sonuç vermeyince 71. dakikada bir değişiklik daha yaptı, Mourinho. Savunmanın solundan Chivu'yu Julio Cruz ile değiştirdi. Forvet sayısı, gerçek anlamda üçlendi. Bitime 13 dakika kala da Cruz'un golüyle gelen 1-0'lık galibiyet sonrası Mourinho'nun Interi, zirvedeki yerini korumayı başardı.

Javier Zanetti'nin 600. kez Inter forması giydiği Lecce karşılaşmasından lider olarak çıkan Inter, haftasonu oynanacak Milan Derbisi öncesinde moral depolamış oldu. Cumartesi günü 21.30'daki dev karşılaşmada Mourinho'nun kurtuluşu, İngiltere'deki büyük maçlardaki gibi 4-3-3 olabilir bir kez daha. Milan'da Carlo Ancelotti'nin ise bir ya da iki konu üzerinde kafa yorması gerekebilir.

Hiç yorum yok: