16 Eylül 2008 Salı

Luiz Felipe Scolari'nin Sezon Başlangıcı



Chelsea'de Luiz Felipe Scolari için sezon, bu akşam başlıyor. Brezilyalı menajer, her ne kadar aksini iddia etse de, kendisinden önce Roman Abramovich ile çalışan Claudio Ranieri, Jose Mourinho ve Avram Grant'in Chelsea'deki maceraları, Şampiyonlar Ligi'ndeki hayalkırıklıklarının ardından sona ermişti. Scolari, bu anlamda, Chelsea kariyerinin en önemli başlangıcı Stamford Bridge'deki Bordeaux maçıyla yapacak.

Üç örnek var, Scolari'nin önünde. Birincisi, Claudio Ranieri.

2000 yılının Eylül ayında Chelsea menajerliğine getirilen İtalyan menajerin görevi, Roman Abramovich'in Haziran 2003'te kulübü satın aldığı dönemde devam ediyordu. Rus işadamının Chelsea'deki ilk hamlesinin İsveçli Sven Goran Eriksson'u menajerliğe getirmek olacağı söylentileri ışığında başlamıştı, Ranieri ve Abramovich ilişkisi. Bu pencereden bakıldığında Yeni Chelsea'de Claudio Ranieri'nin uzun soluklu bir kariyeri olmayacağını düşünmek, sürpriz olmayacaktı.

Chelsea, bir sezon önce Premier Lig'i dördüncü sırada tamamladığı için Şampiyonlar Ligi'ne katılma hakkı kazanmıştı. Üçüncü Ön Eleme Turu'nda Zilina'yı 2-0 ve 3-0'la yenerek Lazio, Sparta Prag ve Beşiktaş'ın olduğu G Grubu'na yükselen Chelsea, 13 puan ile lider olarak geldiği İkinci Tur'da Stuttgart'ı 1-0 ve 0-0 ile geçtikten sonra Çeyrek Final'de de Arsenal'i 1-1 ve 2-1'lik skorların ardından eleyip Yarı Final'e çıkma başarısını göstermişti. Chelsea, sezon sonu Premier Lig'de son 49 yılın en iyi görüntüsüyle ikinci sırada yer alacaktı; ama Yarı Final'de Monaco'ya 1-3 ve 2-2 ile elenen Ranieri, tüm kredisini kaybetmişti.

İkincisi, Portekizli menajer Jose Mourinho.

Claudio Ranieri, Chelsea'yi Şampiyonlar Ligi'ne direkt olarak taşıyabilecek bir sırada tamamlamıştı Premier Lig'i; fakat Abramovich'in hedefleri daha yüksekti. Bu anlamda takım başına, geçtiğimiz sezon Chelsea'nin Yarı Final'de elendiği Şampiyonlar Ligi'ni Porto ile şampiyon olarak tamamlayan Jose Mourinho getirildi. Mourinho, Porto'daki son iki sezonunda UEFA Kupası ve Şampiyonlar Ligi Kupası'nı kaldırmıştı ve Abramovich, Portekizli'yi Chelsea'ye getirerek kısa yoldan çözüme ulaşmak istiyordu.

Chelsea, 2004-2005 Sezonu'nda Şampiyonlar Ligi'ne Porto, CSKA Moskova ve Paris Saint-Germain'in bulunduğu G Grubu'ndan başlıyordu. Gruptaki tek mağlubiyetini Mourinho'nun eski takımı Porto'dan alan Chelsea, 13 puan ile lider olarak geldiği İkinci Tur'da Barcelona'yı 1-2 ve 4-2'lik skorlarla eleyip Çeyrek Final'e yükseliyordu. Chelsea, özellikle 4-2 kazanılan ikinci maçta gösterdiği performansla Avrupa'nın en iyi takımlarından biri olduğunu gösterecek ve Çeyrek Final'de Bayern Münih'i 4-2 ve 2-3 ile eleyecekti. Mourinho, Claudio Ranieri ile aynı seviyeye gelmişti; fakat hızlı başladığı Chelsea kariyerinin Şampiyonlar Ligi bölümüne Yarı Final'deki Liverpool (0-0 ve 0-1) eşleşmesiyle son vermek durumundaydı.

Mourinho, Şampiyonlar Ligi'nde şampiyonluğu kaçırsa da Premier Lig'de Chelsea'yi 50 yıllık aranın ardından zirveye taşıyan menajer olmuştu. Bu başarı, Mourinho'nun Chelsea'deki ömrünü mutlaka uzacaktı. Bir sonraki sezon Şampiyonlar Ligi'nde Liverpool, Real Betis ve Anderlecht ile aynı gruba düşen Chelsea, klasik haline gelmeye başlayan 0-0'lık Liverpool beraberliklerinin olduğu grupta İngiliz rakibinin ardından ikinci sırayı alarak İkinci Tur'a çıkmayı başarmıştı. Kader, Mourinho'ya oyun oynuyor olmalıydı. Liverpool'un ardından Chelsea'nin rakibi geçtiğimiz sezon Kupa'nın dışına ittiği Barcelona'ydı. Üstelik Katalanlar, 2-1 ve 1-1'le işi bu kez daha sıkı tutacaklardı.

Portekizli, renkli kişiliğiyle Ada'da kendine saygın bir yer edinmiş ve Chelsea'yi Premier Lig'de arka arkaya ikinci şampiyonluğuna ulaştırmıştı. Şampiyonlar Ligi'nde yeni sezon grubu ise Barcelona, Werder Bremen ve Levski Sofya'dan oluşacaktı. Gruptan lider çıkan Chelsea, İkinci Tur'da Porto'yu 1-1 ve 2-1, Çeyrek Final'de de Valencia'yı 1-1 ve 2-1'lik skorlarla geçerek Yarı Final'de Liverpool'un rakibi oldu. İlk maçı 1-0 kazanan Chelsea, Anfield Road'da rakibine aynı skorla mağlup olunca galip, seri penaltı atışlarıyla belirlendi. Liverpool, Şampiyonlar Ligi Finali'ne yol aldı.

Mourinho, bir kez daha Final'in kapısından dönmüştü. Üstelik Premier Lig şampiyonluğu da Manchester United'a kaptırılmıştı. 2007-2008 Sezonu'na Mourinho, saygınlığından kaybederek başlıyordu. Roman Abramovich, sabırsızdı. Porto'da Şampiyonlar Ligi'ni kazanan adam, Chelsea'de nasıl olur da bu başarıyı tekrarlayamıyordu? Mourinho ve Chelsea ilişkisinin eski tadı yoktu artık ve iplerin kopması için çok fazla zaman geçmesine gerek kalmayacaktı. Şampiyonlar Ligi Grupları'nın ilk maçında Stamford Bridge'de Rosenborg ile 1-1 berabere kalan Chelsea'de Jose Mourinho, görevden alınıyordu.

Üçüncüsü, Abramovich'in İsrailli arkadaşı Avram Grant.

Jose Mourinho'nun ardından Chelsea'de menajerlik koltuğuna, yaklaşık üç ay önce futbol direktörü olarak kulüpte görev yapmaya başlayan Avram Grant oturtuldu. Grant, Abramovich'in yakın arkadaşı olması sebebiyle Chelsea'de bir kariyer edinmiş ve Mourinho'nun ardından menajerlik pozisyonuna getirilmişti. Üstelik geçici bir görev olmayacağı da yakın zamanda anlaşılacaktı.

Mourinho'nun kulüpten ayrılması, Chelsea taraftarlarının beğenisini kazanmamıştı. Premier Lig'deki ilk İsrailli menajer olan Grant, yeni kariyerindeki dördüncü gününde Manchester United'a 2-0 yenilse de Şampiyonlar Ligi'nde Valencia'yı 2-1 mağlup ederek işleri yoluna koyuyordu. Valencia, Schalke ve Rosenborg'un bulunduğu B Grubu'nda maç kaybetmeyerek 12 puan toplayan Chelsea'nin başındaki Grant, İkinci Tur'da Olympiakos'u 0-0 ve 3-0, Çeyrek Final'de de Fenerbahçe'yi 1-2 ve 2-0'lık skorlarla eleyerek Yarı Final'e yükseliyordu.

Yarı Final, Chelsea adına Şampiyonlar Ligi'ndeki kritik eşikti. Claudio Ranieri bir kez, Jose Mourinho da iki kez Yarı Final seviyesine gelse de Chelsea, Şampiyonlar Ligi Finali'ne yükselememişti. Avram Grant Chelseasi'nin Yarı Final'deki rakibi de oldukça ironikti: Liverpool. Mourinho döneminde Chelsea'ye kaybetmeyen Rafael Benitez'i Avram Grant yenebilecek miydi? Sorunun cevabı belli oldu. Anfield'da John Arne Riise'nin kendi kalesine attığı golle evine 1-1'lik beraberlik ile dönen Chelsea, normal süresi 1-1 sona eren maçın ardından Liverpool'u 3-2 mağlup ederek Şampiyonlar Ligi Finali'ne yükseliyordu.

Avram Grant, kimsenin kendisinden beklemediği bir şeyi başarmaya oldukça yakındı. Mourinho'dan bir farkı da mutlaka yanına aldığı şansıydı; ama Şampiyonlar Ligi Finali'nde o kadar şanslı olamayabilirdi. Chelsea, yine ironik bir şekilde, Rusya'da çıkacaktı Şampiyonlar Ligi Tarihi'ndeki ilk şampiyonluk maçına. Normal süresi 1-1 sona eren maçta, şampiyonluk golü için penaltı noktasına gelen John Terry'nin ayağının kayması sonucu avantaj United'a geçiyor ve Nicolas Anelka son penaltıyı kaçırınca şampiyon, Manchester United oluyordu.

Şimdi sıra, Luiz Felipe Scolari'de.

Avram Grant ve Chelsea arasındaki ilişki, Şampiyonlar Ligi Finali'nin üzerinden üç geçmesinin ardından sona erdi. Grant, bir şekilde, Ranieri ve Mourinho ile aynı kaderi paylaşmıştı. Ulaşılamayan Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu, Chelsea'de üç menajerin sonunu hazırlamıştı.

Roman Abramovich'in Chelseasi'nde sıra Luiz Felipe Scolari'ye geldi. Kendi ülkesinde kıtanın en büyük kupası Copa Libertadores'i 1995 yılında Gremio ve 1999 yılında da Palmeiras ile kazanan Scolari'nin önüne koyması gereken hedef, hiç kuşkusuz, Şampiyonlar Ligi. ''Burada çok daha güçlü rakipler ile oynayacağız'' diyor, Luiz Felipe Scolari. ''Daha fazla ülke ve daha fazla kalite. Tüm takımlar, tehlikeli. Ve şu an için en tehlikelisi Bordeaux.''

Luiz Felipe Scolari'nin tüm konsantrasyonu, bu akşamki Bordeaux karşılaşmasında. Öyle ki pazar günü oynanacak Manchester United maçı hakkındaki sorulara net cevaplar veriyor: ''Bilmiyorum. Belki pazar gününe kadar ölmüş olurum. Şu an, yarın (bugün) oynayacağımız maç hakkında düşünmeye ihtiyacım var.''

Chelsea'de Michael Ballack ve Michael Essien, sakatlıkları nedeniyle Şampiyonlar Ligi'nde yeni sezona başlamak için biraz bekleyecekler. Essien'in yokluğunda Scolari'nin Jon Obi Mikel'e görev vermesi bekleniyor. Sakatlığı devam eden Didier Drogba'nın yerine Nicolas Anelka, bir kez daha tek forvet olarak görev yapacak. Anelka'nın arkasındaki dörtlünün solunda Florent Malouda, sağında Joe Cole olabilir. Orta sahanın merkezi ise Deco ile Frank Lampard'a emanet edilecektir. Dörtlü savunma ve kalede herhangi bir tercih sıkıntısı olmayan Scolari'nin 4-1-4-1 gibi görünen, maç içerisinde değişik varyantlar ile mücadele edecek bir takıma sahip olduğu söylenebilir.

Chelsea (4-1-4-1) (probable): Cech; Bosingwa, Carvalho, Terry, A Cole; Mikel; J Cole, Lampard, Deco, Malouda; Anelka.

Son yıllarda Avrupa Kupaları'ndaki performansı ve genç teknik direktörü Laurent Blanc ile istikrarı yakalayan Bordeaux'nun ise sahaya 4-2-3-1 sistemi ile yayılması bekleniyor. Blanc'ın bu anlamda en güvendiği isimler Joann Gourcuff ve Joann Gouffran olabilir. Milan'dan kiralanan orta saha oyuncusu Gourcuff, Rennes'de forma giyerken Avrupa'nın dev kulüplerini peşinde koşturmuş ve daha sonra Serie-A'ya transfer olmuştu. 22 yaşındaki hücum oyuncusu Joann Gouffran da Caen ile Fransa 2. Ligi'nde dikkat çekebilecek kadar büyük bir yetenekti ve sezon başında Bordeaux'ya transfer oldu.

Bordeaux (4-2-3-1) (probable): Rame; Jurietti, Diawara, Planus, Placente; Diarra, Menegazzo; Gouffran, Gourcuff, Wendel; Chamakh.

Fransız takımında sezon başında San Lorenzo'dan transfer edilen ve Chelsea karşısında savunmanın solunda görev yapması beklenen Arjantinli Diego Placente'nin forvet arkasındaki üçlünün solundaki Brezilyalı Wendel ile uyumu Bordeaux adına kıymetli olabilir. Faslı forvet Chamakh ise, destek alacağı üçlünün içerisine karışacak Bordeaux'nun hücumdaki yüzü olmaya çalışacaktır.

Bordeuax, mutlu. Şampiyonlar Ligi veya UEFA Kupası. Laurent Blanc'ın ile doğru bir yola girdiler ve istikrarlı şekilde devam ediyorlar. Chelsea, sabırsız. Scolari, kendisinden önce Abramovich ile çalışan meslektaşları ile aynı kaderi paylaşmak istemiyorsa, iyi bir başlangıç yapmak zorunda.

Chelsea v Bordeaux
Stamford Bridge, 21.45

Hiç yorum yok: