15 Eylül 2008 Pazartesi

Premier League: Liverpool'da Hasret Sona Erdi



Premier Lig'de 4. Hafta'nın en önemli karşılaşması Liverpool ve Manchester United arasındaydı. Anfield Road'da rakibiyle oynadığı son yedi Premier Lig randevusundan galibiyet çıkaramayan Liverpool, United'a karşı süregelen düzeni bozmak istiyordu. United ise, bu anlamda Liverpool önündeki üstünlüğünden faydalanabilirdi.

Geçtiğimiz sezonu Şampiyonlar Ligi ve İngiltere Premier Ligi'nde ''Gol Kralı'' olarak tamamlayan Cristiano Ronaldo'nun yokluğu, Manchester United adına büyük bir eksiklikti. Liverpool'un efsane ikilisi Fernando Torres ile Steven Gerrard'ın durumları ise, maç kadrosuna alınmaları ile netlik kazanmaya başlamıştı. İki oyuncunun ne kadar süre alacaklarının kararını Liverpool'un İspanyol menajeri Rafael Benitez karar verecekti.

2004-2005 Sezonu başında göreve gelen Benitez açısından da ironik bir eşleşmeydi, Anfield Road'daki Manchester United mücadelesi. Liverpool menajeri olarak United ile Premier Lig'de toplam sekiz kez karşılaşan Benitez, maç sonlarında Alex Ferguson'ın elini ''galip menajer'' olarak sıkamamıştı.

Böylesine ilgi çekici istatistikler ile başlıyordu, Liverpool ve Manchester United arasındaki Premier Lig karşılaşması. Üstelik maçın ilerleyen dakikalarında gelişen olayların ardından birkaç kez daha söz konusu rakamlara göz atmamız gerekecekti.

Kadrolar ekrana geldiğinde fark edilen nokta, Liverpool'un dinamik ikilisi Steven Gerrard ve Fernando Torres'in sahada yerlerini almadığıydı. İki oyuncunun yokluğu, Liverpool adına mutlak bir güç kaynağı anlamına geliyordu. Benitez, yine de futbol fikrinden taviz vermedi. Espanyol'den alınan Albert Riera, ilk maçına çıktı. Yossi Benayoun ile orta sahanın kanatlarını paylaştı. Javier Mascherano ve Xabi Alonso merkezdeydi. Robbie Keane'in forvetteki yardımcısı ise, Dirk Kuyt.

Manchester United'da ise merakla beklenen isim ilk kez sahadaydı. Dimitar Berbatov, Carlos Tevez ile Wayne Rooney'nin arasında United'ın gol umudu olarak görev yapacaktı. Üçlü orta sahada ise Paul Scholes, Michael Carrick ve Anderson. Mutlaka ilginç tercihlerdi. Owen Hargreaves, muhtemelen hazır olmadığı gerekçesiyle kenardaydı; ama böylesi bir orta sahada bir şekilde yer alıyor olmalıydı belki de.

United, deplasmanda olmasına karşın, risk alan taraftı. Dimitar Berbatov'un United kariyerine başlangıcı ise hiç fena değildi. Berbatov, Liverpool'un sağ çizgisine kadar inerek savunmayı üzerine çekecek ve geriden gelen Carlos Tevez'e gol pasını verecekti. United, henüz üçüncü dakikada üstünlüğü yakalıyordu. Son yıllardaki örneklerin ardından sürpriz bir başlangıç da değildi, aslına bakılırsa; ama 9 Kasım 2003'ten bu yana Anfield Road'da United'a lig golü atamayan Liverpool, yaklaşık beş yıl süren sessizliğini 27. dakikada bozacaktı.

Xabi Alonso'nun United'ın sol beki Patrice Evra'ya çarparak rakip ceza alanına gelen şutu, Edwin Van der Sar ile Wes Brown arasındaki anlaşmazlık sonucu United ağları ile buluşuyordu. Brown'ın kendi kalesine attığı gol, oldukça ironik bir istatistik hatırlatması daha yapabilirdi.

Rakibi ile Premier Lig'de oynadığı son yedi karşılaşmayı gol atamadan tamamlayan Liverpool'un son United golü de benzer bir senaryo ile gelmişti. 20 Eylül 2004 günü Old Trafford oynanan ve United'ın 2-1'lik üstünlüğü ile sona eren lig karşılaşmasında Liverpool'un golü, United savunma oyuncusu John O'Shea'in ters vuruşuyla gelmişti. Beş yıllık aranın ardından hasret bir kez daha, rakip savunmadaki anlaşmazlık ile sona eriyordu.

İlk yarısı karşılıklı iki gol ile sona eren maçın ikinci yarısına Ferguson, sakatlanan Michael Carrick'in yerine Ryan Giggs'i alarak başlayacaktı. Tevez, Rooney ve Berbatov'un arkasında oynayan üçlüde Carrick'in eksikliği, hissedilebilirdi. Üstelik Anderson ve Giggs gibi kenarlara kaçabilecek oyuncular, Scholes'u orta sahada yalnız kılabilirdi. Ferguson, Anfield'daki talihine güveniyor olmalıydı.

67. dakikada Steven Gerrard, Yossi Benayoun'un yerine oyuna dahil olurken Ryan Babel de bu değişikliğin dört dakika sonrasında Riera'nın yerini alıyordu. Benitez, kozlarını oynamıştı. Ve avantajlı olan tarafa geçmişti belki de. Bu oyun yapısıyla Liverpool'un üstünlüğü sağlaması sürpriz olmayacaktı.

Babel'in 77. dakikadaki gol, Liverpool taraftarlarının yıllar süren United galibiyeti özlemine son verdi. Liverpool'un akan oyunda United'a Premier Lig'de attığı son gol, Harry Kewell'dan gelmişti. (9 Kasım 2003.) Üstelik Babel'in golü, galibiyeti getirecekti Liverpool'a. Yerel saatle 12.45'te başlayan maçın ardından 4 maçta topladığı 10 puan ile zirveye kurulan Liverpool, en azından akşam seansına kadar liderliğin keyfini sürebilirdi.

Akşam seansının maçı ise Manchester City ile Chelsea arasındaydı.

Kısa süre içerisinde dünyanın en zengin kulübü haline gelen Manchester City ile Chelsea karşılaşması da, bünyesinde birçok ilginç hikaye bulunduruyordu. City'nin yeni sahibi Al-Fahim, Chelsea'nin patronu Roman Abramovich'in tahtına aday olduğunu açıkça belirtmiş ve ''Yeni Abramovich benim'' demişti. Al-Fahim ve Abramovich arasındaki muhtemel rekabet, mutlaka ilgi çekiciydi; ama iki kulüp arasında bir de Robinho çekişmesi yaşanmıştı, transfer sezonunun son gününde.

Chelsea, Robinho'nun transferi için oldukça inançlıydı. Öyle ki Real Madrid ile bonservis ücretinde anlaşan Chelsea, potansiyel oyuncusunun müstakbel formasını resmi sitesinden sipariş ettirebilecek kadar ileri gitmişti bu konuda; fakat Abu Dhabi United Group, transferin son gününde devreye girebildiği için, sınırlı süre içerisinde Robinho'yu ortalıkta gezinirken bulmuş ve parayı bastırıp Brezilyalı oyuncuyu kadrosuna katmıştı.

Al-Fahim'in yarattığı ekonomik sinerji, daha birkaç gün öncesine kadar UEFA Kupası Ön Elemeleri'ni seri penaltılar sonucunda geçen bir takımın gelecek sezon için Şampiyonlar Ligi'nde mücadele etme hedefini önüne koyması ile taçlanmıştı. Oysaki Midtjylland önündeki kadroya sadece Robinho takviyesi yapılmıştı ve Robinho, hiç kuşku yok ki, Britanya Futbol Tarihi'nin en pahalı transferi olmasına karşın, gelir gelmez fark yaratacak bir oyuncu değildi.

Robinho'nun 13. dakikadaki serbest vuruş golü, yeni kariyerine harika bir başlangıç anlamına gelebilirdi; ama daha fazlası olamazdı. En azından Chelsea maçı için. ''Bizim gibi gelişmekte ve hedeflerini yükseltmekte olan bir takım için erken bir eşleşme.'' diyordu, Ricardo Carvalho, Frank Lampard ve Nicolas Anelka'nın gollerine engel olamayarak sahadan 3-1 mağlup ayrılan City'nin menajeri Mark Hughes. ''Sahada ne yapmak istediğini bilerek oynayan taraf, Chelsea'ydi. Ve bu hiç kuşkusuz, beş veya altı yıldır süregelen kazanma alışkanlıklarının bir sonucuydu.''

Hughes, beş veya altı yıl boyunca Manchester City menajeri olarak kalamayacağının bilincine Ocak ayında ya da sezon sonunda varacaktır muhtemelen.

Premier Lig'de 4. Hafta'nın toplu sonuçları şu şekilde oluştu:

Liverpool v Manchester United: 2-1
Blackburn Rovers v Arsenal: 0-4
Fulham v Bolton Wanderers: 2-1
Newcastle v Hull City: 1-2
Portsmouth v Middlesbrough: 2-1
West Brom v West Ham: 3-2
Wigan v Sunderland: 1-1
Manchester City v Chelsea: 1-3
Stoke City v Everton: 2-3
Tottenham v Aston Villa: 1-2

Liverpool ve Chelsea'nin kazandığı haftada Arsenal, Blackburn Rovers deplasmanından 4-0'lık galibiyet ile döndü. Robin van Persie'nin golünü, Emmanuel Adebayor takip etti. Arsenal, yılbaşına doğru klişeleşen yükselişine başlamış olabilir.

Taraftarlar ile arası açılan Mike Ashley'nin kulübü satışa çıkarmasının sahaya yansıması Hull City karşısındaki 2-1'lik mağlubiyet oldu, Newcastle United'a. Sezonun erken kriz yaşayan fakat menajerliğe Gianfranco Zola'yı getirerek problemi bir nebze çözen West Ham United, yeni hocasıyla West Brom deplasmanından 3-2'lik yenilgi ile döndü evine.

Pazartesi akşamının maçında ise Tottenham Hotspur, yeni sezondaki sürpriz yenilgilerine bir yenisini daha ekledi. Aston Villa, White Hart Lane'de 2-1 kazanarak saygın mücadelesine devam etti.

Premier Lig'de önümüzdeki haftanın programı ise şu şekilde:

20.09.2008 Cumartesi
Sunderland v Middlesbrough, 14.45
Blackburn Rovers v Fulham, 17.00
Liverpool v Stoke, 17.00
West Ham v Newcastle United, 17.00
Bolton v Arsenal, 19.30

21.09.2008 Pazar
West Brom v Aston Villa, 14.00
Chelsea v Manchester United, 16.00
Hull City v Everton, 17.00
Manchester City v Portsmouth, 17.00
Tottenham v Wigan, 17.00

Hiç yorum yok: