8 Eylül 2008 Pazartesi

US Open 2008: Andy Murray, Ezberi Bozdu



''...Üstelik mutlaka bir cevabı olacaktır, Federer'in. Sahi, ne zamandı ilk karşılaşma? Başlayalım geri sayıma.'' demiştik, 22 Ağustos Cuma günü. Rafael Nadal, kariyerinde ilk kez Roger Federer'den rol çalmış ve ATP Sıralaması'nda birinci sıraya çıkmayı başarmıştı.

Nadal için rüya gibi bir dönemdi. Wimbledon Tarihi'nin en unutulmaz maçlarından biri sonunda ezeli rakibi Roger Federer'i 6-4, 6-4, 6-7, 6-7 ve 9-7'lik setlerle 3-2 mağlup eden Nadal, İsviçreli efsanenin Wimbledon'daki beş yıllık üstünlüğüne son vermişti. İsveçli tennisçi Björn Borg'un 1976, 1977, 1978, 1979 ve 1980 yıllarında arka arkaya kazandığı 5 Wimbledon Şampiyonluğu'nun ardından Federer, bir ilki gerçekleştirerek beş yıl üst üste beyaz ceketi giymiş ve serinin son üç senesinde Rafael Nadal'a üstünlük kurmuştu.

Toprak korttaki başarısını Fransa Açık Finali'nde Roger Federer'i 6-1, 6-3 ve 6-0 ile mağlup ederek devam ettiren Rafael Nadal için, Wimbledon kendisini kanıtlaması gereken bir seviyeydi. Nadal, setlerde 2-0'lık üstünlük kurmasına karşın Federer, bir şampiyonda olması gereken ''rakipler adına sinir bozucu sakinlik'' özelliğiyle tie-break'e giden iki seti alarak oyunun için kalmayı başarsa da Nadal, beş yıl içerinde psikolojik açıdan da büyük bir gelişme gösterdiğini kanıtlayarak son seti 9-7 gibi inanılmaz skorla kazanmayı başarmıştı.

Rafael Nadal, Fransa Açık ve Wimbledon'daki üstünlüğünü Pekin 2008 Olimpiyatları'nda Roger Federer'in Çeyrek Finaller'de elenmesi sonrası daha rahat bir şekilde sürdürdü. Roger Federer, beş yıllık dominasyonunun ardından ilk kez iki numaraya düşecek ve Grand Slam (Avustralya Açık, Fransa Açık, Wimbledon ve ABD Açık) kazanamadan bir sezon kapatma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktı.

Rafael Nadal ise kariyerinde ilk kez bir Grand Slam öncesi 1 numaraydı. Dolayısıyla Roger Federer de 2. sıradaydı. Bu anlamda ABD Açık, Federer'in kurtuluşu olabilirdi. Nadal'ın önünde de farklı bir hedef vardı. İspanyol tenisçinin kariyerindeki ilk Grand Slam üçlemesinin tamamlayıcı olabilirdi, ABD Açık'taki şampiyonluk. Fransa Açık ve Wimbledon'ı kazanan Rafael Nadal'ın, Fransa Açık-Wimbledon-Amerika Açık üçlemesini aynı yıl içerisinde yapan ilk tenisçi olma şansı vardı, 1955 yılında bu başarıyı yaşayan Tony Trabert'in ardından.

İki büyük şampiyonun ABD Açık'tan önceki görüntüsü bu şekildeydi. Sinir savaşı yaşanabilirdi, bir kez daha. İki raket arasındaki psikolojik savaşların galibi her zaman Roger Federer olmuş; fakat Wimbledon 2008'de görüntü değişmişti. Nadal, özgüveni yüksek bir sporcu olarak geliyordu ABD Açık'a. Roger Federer ise hırslıydı. Öyle konsantreydi ki İsviçreli raket, ilk üç maçında rakiplerine set dahi vermiyordu. Çeyrek Final'de de Lüksemburglu rakibini 3-0 ile geçen Federer, Yarı Final'de 3 numaralı seribaşı Novak Djokovic'in karşısına çıkıyordu.

Yalnızca biz değildik elbet, Nadal ve Federer arasındaki efsane mücadelelerden birini daha izlemek için gün sayan. Herkes Nadal ile Federer'in Final'e gelene dek oynayacağı maçları formalite olarak görüyordu. Federer, rahat bir şekilde Yarı Final'e ulaşırken Nadal da, ilk üç maçında rakiplerine set vermeyip sırasıyla iki Amerikalı Sam Querrey ve Mardy Fish'i 3-1'lik skorlarla geçerek Yarı Final'e ulaşıyordu.

Formül üzerindeki ezber tamamlanmıştı. Rafael Nadal Britanyalı Andy Murray'i, Federer de Sırp Novak Djokovic'i geçip Final'de birbirlerine rakip olacaktı. Federer, ilk günden beri sürdürdüğü konsantrasyonunu Yarı Final'de de devam ettirerek Djokovic'i 3-1 ile geçmişti. Nadal'ı bekliyordu artık.

Rafael Nadal ise turnuvaya 6 numaralı seribaşı olarak katılan Andy Murray karşısında zor anlar yaşıyordu. Rakibi karşısında setlerde 2-0 geriye düşen Nadal'ın yardımına üçüncü sette oyun alanına iyice hakim olmaya başlayan yağmur yetişecekti. Bir gün sonraya ertelenen karşılaşmanın üçüncü setinde rakibini 6-4 ile geçen Nadal, galibiyete bir kez daha ortak oluyordu.

Dördüncü setin ilk oyununu Murray kazanırken ikinci oyun, tam anlamıyla bir sinir harbine dönüşecekti. 20 dakika süren oyun sonunda Nadal, 1-1'lik eşitliği sağlarken psikolojik olarak da geri dönüyordu. Böylesi bir oyunda müthiş bir avantaj olabilirdi bu durum. Nadal, rakibinin bu anlamda üzerine gitti ve 3-1'lik üstünlüğü sağlayarak momentumu yakalayan taraf olmayı başardı. Bu dakikadan sonra geri dönmesi çok kolay olamazdı, Murray'nin. Nadal bir şampiyondu. Üstelik psikolojik olarak da üstündü.

Murray, tenis karakterini tam da bu anda koymalıydı ortaya. Yaptı da. ''Bitti, Nadal kazanır bu dakikadan sonra'' denilen zamanda öylesine geri döndü ki Murray, maçın seyri bir anda değişti. Altıncı oyunda rakibinin servisini kıran Britanyalı, bunu gerçekleştirirken sanki hiç de zorlanmıyormuş gibi mücadele etti. Genel olarak Federer'de rastladığımız bu durum, Murray'nin önümüzdeki dönemde tenis kariyeri için önemli bir ipucu olabilir aslına bakarsanız.

Rahatlık mı, özgüven mi, bilemiyorum; ama Murray'nin Nadal karşısında iki kez servis kırması ve dördüncü seti 6-4 ile alıp maçı 3-1'e getirmesi gerçekti. Bir gerçek daha vardı, Nadal ve Federer Finali üzerindeki planlarımız suya düşmüştü.

Andy Murray, sezon içerisindeki ilk üç Grand Slam'i boş geçen Roger Federer'in karşısına çıkacak Final'de. Federer, ilk günden itibaren oldukça konsantre olduğunu göstermişti, Grand Slam Şampiyonluğu için. Bu anlamda işi zor, Murray'nin; ama ortada ilginç bir istatistik daha var:

Murray leads Federer 2-1
2005 Bangkok, final (hardcourt) Federer won 6-3, 7-5
2006 Cincinnati, R32 (hardcourt) Murray won 7-5, 6-4
2008 Dubai, R32 (hardcourt) Murray won 6-7, 6-3, 6-4

Roger Federer, her şeye rağmen, Final'in favorisi olacaktır. Yine de Murray, 6 numaralı seribaşı olarak katıldığı Amerika Açık'ın ardından 4 numaraya çıkmayı garantiledi. Bu da Novak Djokovic'in üzerindeki baskıyı artırabilir. Roger Federer'in emekli olmasının ardından Rafael Nadal ile rekabete girebilecek en güçlü aday olarak gösterilen Djokovic'e bir rakip çıkmış olabilir.

Kariyerinde ilk kez bir Grand Slam'e 1 numaralı seribaşı olarak katılan Nadal için iyi bir tecrübe olmadı. Pekin'deki altın madalyanın yorgunluğu hissedilir gibi oldu, Amerika'da. İlerleyen zamanda telafi etmek için fırsatı da olmayabilir. Federer, güçlü geliyor çünkü.

Son heyecan birazdan başlayacak, ABD Açık'ta. Yavaş yavaş konsantre olmaya başlayalım biz de.

Hiç yorum yok: