9 Eylül 2008 Salı

US Open 2008: Federer'den 13. GS Zaferi



Roger Federer, geri döndü mü? Yoksa bir yere gitmemiş miydi, zaten?

İsviçreli raketin dönemi kapanmış mıydı, bilinmez. Tabii ki yaptıkları bir çırpıda unutulamazdı ve yaşadığı başarılara saygısızlık edilemezdi; ama harika bir sezon geçiren Rafael Nadal'ın arkasında 2 numaralı seribaşı olarak ABD Açık'ta mücadele ettiği kesindi. Bu anlamda önemli bir hedefti ABD Açık, Roger Federer adına. 2002'den bu yana ilk kez bir yılı Grand Slam Şampiyonluğu yaşamadan kapatabilirdi, Federer. 2003 yılında Wimbledon ile başlayan seri şu şekilde devam etmişti:

2003 - Wimbledon
2004 - Avustralya Açık, Wimbledon, ABD Açık
2005 - Wimbledon, ABD Açık
2006 - Avustralya Açık, Wimbledon, ABD Açık
2007 - Avustralya Açık, Wimbledon, ABD Açık

Federer, beş yıl boyunca kurduğu üstünlük süresi içerisinde kazanabileceği 20 Grand Slam'den 12'sinde zirveye çıkmış ve bu alanda toplam 14 Şampiyonluk ile ilk sırada olan Amerikalı eski tenisçi Pete Sampras'ı tehdit eder hale gelmişti. 1973 yılından bu yana oluşturulan ATP Sıralaması'nda toplam 286 hafta lider kalarak son 35 yılın bu anlamdaki en başarılı tenisçisi olan Sampras'a bir sayı daha yaklaşmak da önemli bir hedefti İsviçreli Roger Federer için.

Diğer yandan Yarı Final'de 1 numaralı seribaşı Rafael Nadal'ı 3-1 ile eleyerek Final'de Federer'in rakibi olan 21 yaşındaki Britanyalı Andy Murray ise, kendi topluluğunun tarihini yeniden yazıyordu. Murray, Federer'i mağlup edip ABD Açık Şampiyonu olması halinde, 1936 yılındaki Fred Perry şampiyonluğundan beri ABD Açık'ı kazanan ilk Britanyalı raket olacaktı. Murray'nin galibiyet için umutlu olabilmesi adına bazı nedenleri vardı. Roger Federer ile daha önce üç kez karşılaşan Murray, İsviçreli rakibi önünde sahadan iki kez galip ayrılmayı başarmıştı.

Roger Federer'in önünde bir kritik eşik daha vardı. İsviçreli, şampiyon olması halinde daha önce ABD Açık'ı dörder kez kazanan Robert Wrenn (1893, 1894, 1896, 1897) ve John McEnroe'yu (1979, 1980, 1981, 1984) geçecek, serisini de beş seneye çıkararak 1920'li yıllarda altı yıl boyunca ABD Açık'ı kazanan Amerikalı Bill Tilden'den bu yana ABD'de hükümdarlığını böylesi uzun sürdürebilen ilk raket olacaktı.

Tarihi anlamda yukarıdaki önemli istatistikler ışığında başlayacaktı, Andy Murray ile Roger Federer arasındaki mücadele. Daha iyi başlayan ise Federer olacaktı. Federer, ABD Açık boyunca tüm karşılaşmalara agresif başlayarak kontrolü henüz ilk setten itibaren eline almayı tercih etmişti. Servisten kazandığı sayı da, bu anlamda bir başlangıçtı. Daha sonra ace ile 30-0 ve sayı vermeden kazanılan ilk oyun. Federer'in mesajı Murray'ye ulaşmış olmalıydı.

Andy Murray'nin servisi ile başlayan ikinci sette de ilk sayı, Federer'e gidiyordu. Murray, ilk sayısını kazanabilmek için ikinci seti beklemişti. Servisten kazandığı sayı durumu 15-15'e getirecek ve 40-15 sonrası kazanacağı ikinci oyunda önünü açacaktı. Yine de Federer etkili servislerini Murray üzerinde kullanma konusunda hiç de merhametli olmadığını, üçüncü oyunda gösteriyordu. Murray, Federer'in servisini kırmak bir yana sayı bile alamamıştı ilk sette. Üçüncü sette de ilk sayısını alabilmesi için Federer'in 30-0 öne geçmesi gerekiyordu. Murray, 15-30 yapsa da Federer, 2-1'lik üstünlüğü sağlayacaktı.

İlk setteki en çekişmeli oyun, dördüncü oyundu. Karşılık hamleler, maçtaki ilk beraberliğin çıkmasına neden oluyor; ama Federer, Murray'nin servisini kıramayınca skor, 2-2'ye geliyordu. Yine de durum Federer için, herhangi bir şekilde sıkıntı yaratmıyordu. 26 dakika sürecek ilk setin skoru, 6-2 Federer lehine olacaktı çünkü.

Andy Murray, Rafael Nadal karşısında rakibinin servislerine son derece iyi geri dönüşler yapmış ve bu özelliği ile maçın içerisinde kalarak Final'e yükselmeyi başarmıştı. Bir ara Nadal, servislerden bulduğu sayılarla Murray'nin üzerine gitmeye çalışsa da Britanyalı, Nadal'a bu kapıdan giriş izni vermemişti. Murray, aynı formülü Federer üzerinde de uygulamak istiyor olabilirdi; ama Federer, son derece konsantreydi. İkinci setin ilk iki oyunu bu şekilde geçti ve Murray, skorda 2-0 geriye düştü.

Andy Murray'nin 1 numaralı seribaşı Rafael Nadal karşısındaki Yarı Final mücadelesi, çeşitli imkansızlıklar dolayısıyla bir gün gecikmeli olarak sona ermişti ve bu maçın üzerinden 24 saat bile geçmeden Murray'nin 2 numaralı raket Roger Federer'in karşısına çıkması gerekliydi. Federer, rakibinden bir gün fazla dinlenmiş olarak gelecekti Final karşılaşmasına. Üstelik turnuva boyunca psikolojik açıdan oldukça zorlu maçlar yapan da Andy Murray idi. Bu anlamda Federer'in bir avantajı olabilirdi. İkinci sette Murray'nin 2-0 geriye düşmesine neden olabilir miydi peki, bu durum?

Belki de. Federer de ilk setin ardından yavaşlayabilirdi. Murray, ikinci setin üçüncü oyununda ayağa kalkıyordu. Federer'in setini rakibine sayı vermeden kıran Murray, üçüncü oyunda da ilk üç sayıyı alarak Federer'den arka arkaya yedi sayı çalmış oluyordu. 2-2'lik eşitliğin ardından beşinci set, kırılma noktası olabilirdi. Federer'in setini 40-0 ile kırma ve 3-2 öne geçip servis kullanma hakkına sahip olmaya oldukça yaklaşan Murray, İsviçreli'nin geri dönüşünü hesap etmemiş olmalıydı. Federer, 40-0'ın altından kalkarak 3-2 öne geçiyor ve ikinci sette oldukça stratejik bir avantaj elde ediyordu.

Federer, ilk setteki 6-2'nin ardından frene basmış gibiydi. İkinci sette 3-2'lik üstünlüğü yakaladıktan sonra da temposunu fazla yükseltmeden işine baktı ve kritik oyunda kazanan isim oldu. İkinci setin onikinci oyununda rakibinin servisini kıran Federer, 7-5 ile şampiyonluk için alması gereken son sete doğru yolculuğuna başladı.

Tecrübesizlik, baskı, heyecan, yorgunluk ve maç içerisindeki sakatlığın ardından Murray adına oldukça kötü bir haberdi ABD Açık Finali'nde Roger Federer karşısında setlerde 2-0 geriye düşmek. Altından kalkmak kolay değildi. Federer de bu avantajı değerlendirdi ve ikisi sayı vermeksizin ilk beş oyunu son derece rahat bir şekilde kazanarak durumu 5-0'a getirdi. Murray, iz bırakmıştı; ama Final'de de varlığını hissettirebilirdi. Altıncı oyunu kazanan Murray, devam eden oyunda Federer'in servisini kırarak durumu 5-2'ye getirse de sekizinci oyunda İsviçreli raketin üst üste iki volesi maçı ve dolayısıyla da ABD Açık 2008'i sonlandırıyordu.

1990'lı yıllara 12 Grand Slam Şampiyonluğu ile damgasını vuran Amerikalı Pete Sampras, yeni yüzyıla da iki şampiyonluk (2000- Wimbledon ve 2002- ABD Açık) sıkıştırarak toplamda 14 Grand Slam Zaferi'ne ulaşmıştı. 1877 yılında Wimbledon ile başlayan Grand Slam Tarihi, 10'ar yıllık dilimlere ayrıldığında 2000'lerdeki 13 şampiyonluk ile zirveye çıkan Roger Federer'in daha fazlası için iki Grand Slam kazanması gerekiyor.

Eh. Zamanı var daha, değil mi?

Hiç yorum yok: