1 Ekim 2008 Çarşamba

F.Bahçe v D. Kiev, 0-0: Değişen Bir Şey Yok



Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi G Grubu'nda oynaması gereken altı maç içerisindeki en net ''üç puan'' maçında iki puan kaybetti. Gruplar öncesindeki hesaplarda mutlak kazanması gereken bir numaralı maçtı, olmadı.

Üçüncü ve dördüncü torba takımları olan Fenerbahçe ile Dinamo Kiev'in kağıt üzerindeki üçüncü sıra yarışında da Dinamo Kiev önemli bir avantaj elde etmiş oldu. Dinamo Kiev'e yakın bir kaynak değilim elbette; ama hiç kuşku yok ki, grup üzerinde hedefledikleri planlarda herhangi bir sapma yaşanmadı, geride kalan iki maç gününde. Basit bir hesapla, Dinamo Kiev'in Arsenal'den içeride ve dışarıda 1, Porto'dan 3 ve de Fenerbahçe'den 4 puan koparma hedefinin olduğunu söyleyebilirdik, kuralar çekildiğinde. Bu anlamda Dinamo Kiev'de işler yolunda gidiyor.

Fenerbahçe'de durum farklı. Grup kuraları çekildiğinde üzerine yorum yapılan tüm planlar alt üst olmuştur muhtemelen. Fenerbahçe cephesinden bakıldığında, gruba dördüncü torbadan katılan Dinamo Kiev'i iç sahada mağlup edip deplasmanda da en azından bir beraberlik koparmak, mantıklı bir hedef olabilirdi. Geçtiğimiz sezon Şükrü Saraçoğlu Stadı'ndaki performansıyla Şampiyonlar Ligi'nde ayakta kalmayı başaran Fenerbahçe, Kiev beraberliğinden sonra grup hakkındaki fikirlerini değiştirmek durumunda artık. Bu da önlerindeki iki Arsenal maçında en azından bir galibiyete karşılık geliyordur muhtemelen.

Biraz geriye gidelim. Çok değil, 2006 yılına. 2006-2007 Sezonu'nun başlangıcına. Dinamo Kiev ile Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi 3. Öneleme Turu'nda birbirlerine rakip oluyor. Fenerbahçe, deplasmandaki ilk maçın birinci dakikasında yediği golle mağlup duruma düşüyor, daha sonra Aurelio'nun golü maça eşitliği getiriyor, fakat Kiev'in geri kalan bölümde attığı iki gol sonrası Fenerbahçe, sahadan 3-1 mağlup ayrılıyor.

Geçtiğimiz sezon Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'nde yaptığı sürpriz, kulüp adına hayırlı olmadı. Yönetim, plansız gelen bu başarının üzerine koyamadı. Shabani Nonda'nın Süper Lig'de attığı gol sonrası, tüm planlar alt üst oldu ve bir önceki sezon uygulanan tüm stratejiler de çöpe atılmak durumunda kaldılar. Marco Aurelio'nun takımdan ayrılması, hiç kuşku yok ki, kritik bir karardı; ama bugünkü durum, yalnızca bir oyuncu üzerine inşa edilmemeliydi. Çok daha fazlasıydı. Aurelio'nun ardından izlenen transfer politikası, teknik direktör seçimi vs. Porto maçı sonrası konuşulan başlıklardı. Bir sezon daha öncesine gittiğimizdeki görüntü üzerine konuşalım.

2006-2007 Sezonu'nda Fenerbahçe'nin teknik direktörlüğünü yapan Christoph Daum, Şampiyonlar Ligi 3. Öneleme Turu İlk Maçı'nda Dinamo Kiev karşısında kalesini Rüştü Reçber'e emanet ediyor. Savunma kanatlarında Serkan Balcı ve Ümit Özat var. Merkez ikilide Önder Turacı ile Can Arat. Önlerindeki orta üçlüde Stephan Appiah, Marco Aurelio ve Tümer Metin. Nicolas Anelka ile Tuncay Şanlı'nın arkasında da Alex de Souza.

Dinamo Kiev'e 3-1 kaybeden kadroda bulunan oyunculardan Rüştü Reçber, Serkan Balcı, Ümit Özat, Stephan Appiah, Marco Aurelio, Nicolas Anelka ve Tuncay Şanlı, Fenerbahçe'nin bugünkü kadrosunda yer alamıyorlar. Tümer Metin sakatlıklığını, Önder Turacı ile Can Arat'ın da yalnızca vasat birer alternatif olduklarını görüntüye eklersek dünkü Fenerbahçe'de iki yıl önce Dinamo Kiev'e karşı ilk 11'de forma giyen tek oyuncunun Alex de Souza olduğunu görüyoruz.

Ne gibi bir sonuç çıkarılır, tartışılır. Fenerbahçe karakteristiğine çok aykırı olmayan bir durum aslına bakarsanız. İki yıl içerisinde böylesi bir dönüşüm yaşanması, dikkat çekici. Burası kesin.

Tabii olayın bir de diğer tarafı var. Dinamo Kiev penceresinden baktığımızda da herhangi bir değişiklik gözümüze çarpmıyor. Aksine daha kötümser bir duruma karşımıza çıkıyor. Fenerbahçe'yi 3-1 ve 2-2 ile eleyen Dinamo Kiev'in iki sezonki eşleşmeşde galip gelen takımından yalnızca Badr El Kaddouri, dün akşamki mücadelede Kiev'in 11 kişilik oyuncu kadrosunda kendisine yer bulabildi. Üstelik Kiev'in Fenerbahçe karşısındaki ilk 11 oyuncularının yaş ortalamasının standartların hayli altında olduğunu düşünürsek, Fenerbahçe'nin yaptığı puan kaybının değeri biraz daha artabilir.

İki sezon önceki eşleşmenin arefesinde Dinamo Kiev üzerine yapılan yorumlarda, Ukrayna ekibinin hızlı kontra atağa çıkıyor olmasıydı birleşilen nokta. O dönemki forvet ikilisi Maksim Shatskikh ve Sergiy Rebrov'du. Gerçekten de Kiev, 3-1'in rövanşında Şükrü Saraçoğlu'ndaki mücadeleden 2-2'lik beraberliği çıkarırken Özbek forvet Shatskikh ile bulduğu iki golde de bu özelliğini gözler önüne sermişti. O zamandan bugüne Kiev hakkında yapılan yorumlarda fazlaca bir değişiklik olmadı.

Neler konuşuluyordu Dinamo Kiev üzerine, maç öncesi spor kamuoyunda?

Tıpkı iki sezon öncesinde olduğu gibi. Dinamo Kiev'in iyi bir kontra atak takımı olduğu ve bu yetisinden faydalanmak adına sürekli fırsat kollayacağıydı, Fenerbahçe teknik direktörü Luis Aragones'in de katkıda bulunduğu ortak fikir. Bu anlamda Kiev'in en büyük kozu, Şampiyonlar Ligi Öneleme Turu'nda attığı gollerle dikkat çeken Gineli Ismael Bangoura'ydı. Kiev'in bu başlıktaki yardımcı fikri Artem Milevsky sakatlığı nedeniyle İstanbul'a getirilmezken orta sahadaki mücadele gücü Nijeryalı Ayile Yussuf da aynı sorundan dolayı Fenerbahçe karşısında forma giyemeyecekti.

Aradan geçen iki sezona karşın Dinamo Kiev yorumlarında büyük değişiklikler olmamıştı. Mutlaka bunun bazı nedenleri olmalıydı.

Ukrayna Ligi'ne dönelim. Ukrayna'da uzun zamandan bu yana yalnızca iki takımın hakim olduğu bir futbol modeli bulunuyor. Shakthar Donestk ve Dinamo Kiev. Shakhtar'ın son dönemdeki çıkışını arkasındaki ekonomik güce bağlayabiliriz. 1995-1996 Sezonu'nda Ukrayna Ligi'ni 10. sırada tamamlayan Shakhtar, devam eden sezonlarda sürekli olarak ilk iki içerisinde yer aldı. Üst üste 12 sezondur Avrupa Kupaları'nda mücadele eden Shakhtar Donetsk, bu süre içerisinde futbol fikrinde de birçok değişikliğe imza attı. Rumen teknik adam Mircea Lucescu'nun teknik direktörlüğündeki Shakhtar'ın bugün kadrosunda Brezilyalı altı oyuncu bulunuyor.

Shakhtar Donetsk'in aksine Dinamo Kiev, köklerine daha bağlı kaldı. Shakhtar yükselirken Dinamo, inişli çıkışlı performanslar sergilese de, iki sezon öncesinden bugüne yapılan yorumlarda uç noktalar bulunmuyor olması bu nedenden kaynaklanıyordu.

Dinamo Kiev, dün akşamki 90 dakika boyunca da futbol atalarının modelinin üzerinden gitmek istedi sonuca.

Sabırlılardı. Rakipler adına sinir bozucu sakinlikleriyle pasa dayalı bir oyun sergilediler. Bu modele o kadar bağlıydılar ki, kendi ceza sahalarından hücuma çıkarlarken bile sürekli isabetli pas yapma amacını taşıdılar. Bu model, aynı zamanda belli derecede risk de taşıyordu. Ceza sahası yayının üzerinde hücuma çıkarken yapılan bazı pasların tehlikeli olabileceğini söyleyebilirdik; ama Kiev, sadık kaldığı modelden vazgeçmedi. Bu anlamda saygı duyulması gereken bir futbol takımıydı. 90 dakika boyunca Kiev, uygulamak istediği futbolda kararsızlık yaşamadı. Deplasmandan da istediği puanı çıkardı. Volkan Demirel ve Edu Dracena'nın sakarlıklarını değerlendirebilmiş olsalar ya da maçın son bölümünde Maksim Shatskikh'in pozisyonuna bayrak kalkmasa, daha fazlası bile olabilirdi.

Fenerbahçe, ev sahibi olduğu için dün akşamki karşılaşmadan bir puan çıkarabildi. Bu sezonki görüntü bu şekilde. Hiçbir şekilde futbol fikri olmayan transferleri ve hoca seçimindeki stratejiler sonrasında oluşan bir görüntü, bu.

Sezon böyle gidecek bir süre daha. Geri dönüşü oldukça zor. Fenerbahçe, gruptan çıkmak ya da üçüncü olup UEFA Kupası'na geçiş yapmak istiyorsa, yeni bir plan yapmak durumunda.

Arsenal ile oynanacak iki maçlık serinin de içerisinde olduğu bir plan.

Hiç yorum yok: