16 Ekim 2008 Perşembe

Fernando Torres & Vicente Calderon: Olmadı.



Atletico Madrid adına işler, yolunda gidiyordu.

La Liga'da sezona başlarken, ismi şampiyonluk adayları arasında gösterilen Atletico Madrid, uzun süre sonra ilk kez böyle bir sorumlulukla karşı karşıyaydı. Üstelik yalnızca La Liga'da gelmemişti, başarılı sonuçlar. Şampiyonlar Ligi 3. Ön Eleme Turu'nda Schalke 04'ü 0-1 ve 4-0 ile geçtikten sonra dördüncü torbadan katıldığı Grup Aşaması'nda önce PSV Eindhoven deplasmanından 3-0 galip dönecek, ardından da Vicente Calderon'da Marsilya'yı 2-1 mağlup edecekti, Atletico Madrid.

Arjantin'in Independiente takımından transfer edildiğinde, kendisi için gözden çıkarılan ücretin altında ezileceği düşünülen Sergio Agüero'nun sırtında yoluna devam ediyordu, Madrid'in son yıllarda ikinci hatta üçüncü planda kalan temsilcisi Atletico. Nou Camp'ta alınan 6-1'lik Barcelona mağlubiyeti, Atletico'nun hızını kesmiş olabilir miydi, bilinmez; ama Vicente Calderon, birkaç gün içerisinde özlem dolu bir kavuşmaya tanıklık edebilirdi. Şampiyonlar Ligi'nde yoluna kayıpsız devam eden Atletico'nun sıradaki rakibi Liverpool olacaktı.

Fernando Torres, Vicente Calderon'a döneceği günü bekliyordu. Atletico taraftarları da kendi evlatlarını Madrid'de ağırlamayı; fakat önlerinde bazı engeller vardı. Marsilya maçı esnasında tribünlerde yaşanan olaylar ve ırkçı tezahüratlar, Atletico Madrid'in başını yakacak gibiydi.

UEFA, İspanyol kulübüne ikisi ilk etapta uygulanmak, diğeri de tekrar halinde devreye girmek üzere toplam üç maç saha kapatma cezası verecekti. Buna göre Atletico, Avrupa Kupaları'nda önündeki fikstürde yer alan ilk üç maçı Madrid'den 300 km. uzaklıkta oynamak durumundaydı. Fernando Torres ile Atletico taraftarlarının Vicente Calderon'daki buluşmaları gerçekleşmeyecekti. İki taraf adına da büyük bir hayalkırıklıydığı, bu karar.

UEFA'nın cezayı açıklamasının ardından Liverpool, Marsilya ve Atletico Madrid kulüplerinden gelen yorumların yanı sıra İspanyol medyası da, temsilcisini yalnız bırakmamak adına yoğun bir propaganda çalışması başlattı. İspanyollara göre tribündeki olayların çıkış noktasında, Marsilyalı taraftarlar vardı. Türkiye'deki benzerlerinde olduğu gibi Fransızlar, kendilerine müdahale eden İspanyol polisine reaksiyon gösteriyor ve onları tribünden dışarı çıkarıyorlardı.

Marsilya teknik direktörü Erik Gerets'e göre, UEFA'nın aldığı karar doğruydu. Belçikalı, futbolda ırkçılığa yer olmadığını ve cezayı desteklediğini söylüyordu. Liverpool tarafındaki reaksiyon ise farklıydı. Yaklaşık 3000 taraftarının seyahat için masrafta bulunduğunu ve biletlerini satın aldığını söylüyordu, Liverpool Asbaşkanı Rick Parry. Taraftarlarını korumak adına saygı uyandırıcı bir davranıştı, Liverpool Yönetimi'nin yaptığı. Cezaya itiraz ediyorlardı, zamanlama yanlıştı onlara göre.

Liverpool menajeri Rafa Benitez de, taraftarlarına olan saygısından dolayı bu kararı destekleyemeyeceğini söylüyor ve UEFA'nın kararını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini açıklıyordu.

UEFA, 15 Ekim Çarşamba günü yeni kararını açıkladı. Yapılan açıklamada, Atletico Madrid ile Liverpool takımları arasında 22 Ekim Çarşamba günü gerçekleşecek karşılaşmanın farklı bir stadyumda organize edilmesi için yeterli zamanın bulunmamasından dolayı kararın geçici olarak durdurulduğu belirtildi. İhtimallerden biri Sevilla'daki Juan Sanchez Pizjuan Stadı'ydı, ama ilk anda buna gerek kalmamıştı.

Fernando Torres ile Atletico Madrid taraftarlarının Vicente Calderon'daki buluşmalarının önünde bir engel yoktu artık.

Ta ki dün akşam İspanya ile Belçika arasında oynanan milli maça kadar. Karşılaşmanın 16. dakikasında sakatlanarak yerini Cecs Fabregas'a bırakan Fernando Torres, Liverpool menajeri Rafael Benitez'in yüreğini ağzına getirmişti muhtemelen. Ve kötü haber, maçın ardından geldi. Dizinden yaşadığı problemden dolayı Torres, yaklaşık 10 gün sahalardan uzak kalacaktı. Bu da Torres'in, içerisinde Atletico Madrid'in yanı sıra Wigan ve Chelsea gibi rakiplerin de bulunduğu fikstürde Liverpool'a yardımcı olamayacağı anlamına geliyordu.

Rafael Benitez, memnun değildi. ''Oyuncular, çok sayıda milli maça çıkıyor ve bunun geri dönüşü kötü oluyor. Birilerinin bu durumu analiz etmesi gerekiyor, çünkü böylesi bir ortamda oyuncuların sakatlanma riski oldukça fazla. Belki de bu gereksiz fikstürü düzenlemenin yolu, elemeleri iki ayaklı hale getirmektir. Önce zayıf takımlar, kendi aralarında oynarlar. Daha sonra güçlü takımlarla birlikte mücadele edecekleri bir seviyeye yükselirler.''

Concacaf'taki sisteme benzer bir formül üzerinden gidilebileceğini ima etmiş olabilir, Benitez; ama özellikle Liverpool tarafından güzel hikayeler ve ilgi çekici ayrıntılar gelebilirdi, Torres ile Atletico'nun buluşmasına dair.

Şimdilik ne yazık ki, küçük bir ihtimal olarak kaldı bu durum.

Hiç yorum yok: