19 Ekim 2008 Pazar

Liverpool v Wigan, 3-2: Geridönüş Kralları



Anfield'da Rafa Benitez, Wigan maçı öncesindeki planlarını Fernando Torres'in yokluğunu hesap ederek yapmalıydı. Tıpkı Manchester United maçında olduğu gibi. Liverpool, Fernando Torres ve Steven Gerrard'ın kenarda başladığı Manchester United karşılaşmasında maçın henüz üçüncü dakikasında geriye düşmesine karşın sahadan 2-1'lik galibiyetle ayrılmayı başarmıştı.

Wigan maçında Liverpool'un tek eksiği Torres değildi. Geçtiğimiz hafta iki farklı yenilgiden gelerek kazanılan Manchester City maçında sakatlanan Slovak savunmacı Martin Skrtel da takımındaki yerini alamıyordu. Skrtel'ın yerine, 13 ay sonra ilk kez bir Premier League maçına çıkacak olan Danimarkalı Daniel Agger forma giyecekti.

Wigan'da Liverpool'a transferi gündemde olan Emile Heskey kadroda yoktu. Heskey'nin yokluğunda Wigan'ın en büyük kozu Mısırlı golcü Amr Zaki olmalıydı. Zaki'nin arkasında ise kalabalık bir orta saha vardı, Antonio Valencia ve Olivier Kapo gibi isimlerin bulunduğu. Steve Bruce, genel olarak kafa tutmayı başardığı Rafael Benitez'e karşı formülünü oluşturmuştu; ama Benitez ve öğrencileri, sezonun ilk bölümünde daha önce kendileri ters gelen isimlerle hesaplarını kapatmayı da başarmıştı.

Ve senaryo, Liverpool adına artık iyiden iyiye alıştığımız şekilde yazılacaktı.

Uzun bir aradan sonra Premier League'de formasına kavuşan Agger, kaleci Pepe Reina'nın kısa pasında Wigan'ın Mısırlı golcüsü Amr Zaki'ye topu kaptırıyor ve Zaki de düzgün bir vuruşla topu Reina'nın yanından ağlara gönderiyordu. Wigan'ın 29. dakikadaki golü, Liverpool'a fırsat verecekti. Kırmızılar, kazanmak istiyorlarsa bu sezon beşinci kez geriden gelmek durumundaydılar.

Middlesbrough, Manchester United, Marsilya ve Manchester City karşısında Liverpool, geri dönmeyi başarmıştı. Sıra Wigan'daydı, yapabilirler miydi?

İlk golde yaptığı büyük hatayla takımının skorda geri düşmesine neden olan Agger, savunmadan çıkış yaparak geldiği rakip sahada sol bek Andrea Dossena ile verkaça girecek ve kendisini karşılayan rakip oyuncuyu da geçip çizgiye indikten sonra penaltı noktasındaki Dirk Kuyt'ı görecekti. Kuyt, tek vuruşla Liverpool'u öne taşıyordu. Liverpool, kalesinde golü gördükten sonraki sekiz dakika içerisinde cevap verebilmişti rakibine; ama bu kez senaryo, nispeten sert yazılmıştı.

Amr Zaki'nin harika golü, Wigan'ı ilk yarının son dakikasında bir kez öne geçirmek için yeterliydi. Zaki'nin volesi, bu sezon Premier League'deki en şık goldü belki de.

Liverpool'un zor zamanlardaki golcüsü Dirk Kuyt, Liverpool kariyerinde ilk kez üç maç arka arkaya gol atmayı başarmıştı, ama Liverpool'un Zaki'nin iki golünden sonra daha fazlasına ihtiyacı vardı. Kilidi açan ise Wigan'dan bir oyuncu olacaktı. Ekvadorlu Antonio Valencia, 74. dakikada Xabi Alonso'ya yaptığı faulün ardından ikinci sarı kartı görerek oyun dışı kalıyordu. Liverpool'un 30 dakikadır aradığı çıkış yolunu açmış olabilirdi, bu kırmızı kart. Beşinci geri dönüş çok uzakta değildi artık.

Liverpool, Wigan on kişi kalana dek birçok önemli fırsattan yararlanamamıştı. Söz konusu süre içerisinde Dirk Kuyt ile iki kez gole yaklaşan Liverpool'da Rafa Benitez, 78. dakikada Andrea Dossena ile Nabil El Zhar, 79. dakikada da Alvaro Arbeloa ile Yossi Benayoun'u değiştirerek savunma kanatlarındaki iki oyuncuyu yanına alıyordu. Çok geçmeden sonuç verecekti bu hamle, neyse ki. Steven Gerrard, Faslı El Zhar'ın sol kanattan getirdiği topun üzerinden atlıyor ve on sekiz üzerinde topla buluşan Albert Riera, tek vuruş ile Liverpool'a beraberliği getiriyordu.

Sezon başında Espanyol'dan transfer edilen Riera, Liverpool formasıyla Premier League'deki ilk golünü atmıştı. Ve maçın bitmesine daha 10 dakika vardı. Liverpool adına ne kadar uzun bir zaman! Riera'nın golünün ardından sahneye bir kez daha Dirk Kuyt çıkıyordu. Kimin için sürprizdi ki, maçın bitimine beş dakika kala söz hakkı alan bu adam? Bu kez sağdan geldi, Liverpool. Pennant ortaladı. Penaltı noktasının üzerinde Kuyt, voleye çıktı. Vuruşunu yaptı. Liverpool'un eski kalecisi Chris Kirkland, topa müdahale etti; fakat hamlesi, yalnızca golün görselliğini artırmakla kaldı. Ve Liverpool, bir kez daha kazandı.

Maç sonunda Rafael Benitez'in ilgi çekici açıklamaları vardı.

''Doktorumla konuşacağım. Neler olacağına bakacağız.'' diye cevap veriyordu Benitez, takımının bir kez daha geriden gelerek kazanması halinde ne yapacağı hakkındaki soruya. ''Maçların ilk yarısında takımımın bir, iki veya üç gol atmasından memnun oluyorum; ama bugün ortaya koyduğumuz karakter, ilerleyen maçlar adına oldukça önemli. Bu tarz bir karakteri önümüzdeki hafta Chelsea deplasmanında gösterip gösteremeyeceğimize bakacağız; fakat kulübede biraz daha sakin kalmak hoşuma giderdi.''

Benitez'in parmak bastığı noktadan sona gidelim.

Çarşamba akşamı Vicente Calderon'da Atletico Madrid ile karşılaşacak olan Liverpool, daha sonra Chelsea'ye konuk olacak. Haftalardır kazanan ve zirveye ortak olan iki takımın yolları, önümüzdeki hafta itibariyle ayrılabilir. Ya da olası bir beraberlik, Chelsea ile Liverpool'u zirvede tutar.

Liverpool'da Fernando Torres, yetişemeyecek gibi. Ve Chelsea, Liverpool gibi oldukça formda. Müthiş bir mücadele olacak, orası kesin.

Hiç yorum yok: