16 Ekim 2008 Perşembe

NBA 2008-09 Sezonu: Chicago Bulls



1997-98 Sezonu'nda Michael Jordan ile yaşadığı şampiyonluğun ardından gelen beş sezonda Merkez Grubu'nun son sırasına çakılan Chicago Bulls, 2003-04 Sezonu'ndan itibaren yeni bir proje ile yola çıkma kararı alacaktı.

Genç ve çekirdek bir kadro oluşturmak, bu oyuncuları birlikte oynatmak ve bu yol üzerinden başarıya ulaşmaktı, hedef. 2003 NBA Draftı, Bulls'un planlarını uygulayabilmesi adına verimli bir toprak olabilirdi. 2003 yılındaki oyuncu seçimlerine yedinci sıradan katılan Bulls, Kansas Jayhawks'ın bir numarası Kirk Hinrich'i seçerek binayı inşa etmeye başlıyordu.

Sezon sonunda alınan netice iç açıcı değildi.

23 galibiyet miydi Bulls'un hedefi, bilinmez; ama Hinrich ile projenin temeli atılmıştı. 2004-05 Sezonu'nda ise ikinci kata çıkılıyordu. Draft'a üçüncü sıradan katılan Bulls, Connecticut'tan Ben Gordon'ı seçerken yedinci sıradaki Suns'ın haklarını da satın alarak Duke University'den Luol Deng'i kadrosuna katıyordu. İkinci Tur'daki Chris Duhon seçimiyle ise çekirdek kadro oluşurken Arjantinli forvet Andres Nocioni ile de sözleşme yapılıyordu. Bulls, artık hedeflerini daha gerçekçi şekilde belirleyebilirdi.

Ve Chicago Bulls, 2004-05 Sezonu'nda üzerindeki ölü toprağını atmayı başardı.

47 galibiyet ve 35 mağlubiyet. Takip eden sezonda 41 galibiyet ve 41 mağlubiyet. Son olarak 2006-07 Sezonu'nda da 49 galibiyet ve 33 mağlubiyet. Kirk Hinrich, Ben Gordon ve Luol Deng'in üzerine kurulan Genç Bulls'a tecrübe depolayacak oyuncular olarak takıma katılan Ben Wallace ve P.J. Brown'un yanı sıra Tyrus Thomas ve Thoba Shefolosha gibi genç destekler de gelmeye devam ediyordu. 49-33'lük galibiyet-mağlubiyet sayısı, Jordan ile şampiyon olunan 1997-98 Sezonu'ndaki 62-20'den o yana Bulls'un en iyi normal sezon performansıydı.

Üstelik Playofflar'ın İlk Turu'nda bir önceki sezonun şampiyonu Miami Heat'i 4-0 ile süpürmüş, fakat Doğu Yarı Finalleri'ni Detroit Pistons'a altı maç sonunda kaybetmişti Chicago Bulls.

Chicago Bulls'un 1998 yılından sonraki ilk büyük geridönüşünün ardından takım üzerindeki beklentiler yoğun olacaktı, 2007-08 Sezonu başında. Bulls, arka arkaya üç sezon Playoff oynarken takımın antrenörlüğünü yapan Scott Skiles, görevine devam ediyordu. Çekirdek kadro korunmuştu ve görünürde önemli bir tehdit yoktu; fakat Bulls, sezona istediği gibi başlayamadı.

Sezonun ilk dört karşılaşmasında sırasıyla New Jersey Nets, Philadelphia 76ers, Milwaukee Bucks ve Los Angeles Clippers'a kaybeden Chiago Bulls'un 12. maçını oynadığı gece sonunda galibiyet hanesinde yazan sayı 2 oluyordu. Tahmin edilemeyen bir başlangıçtı, hiç kuşkusuz. Dahası bu süreç içerisinde yüzleşmek zorunda kalınan mağlubiyetlerden birkaçı 25 veya üzerinde sayı farkları ile gelmişti. Toparlanmak kolay olmayacaktı, Bulls adına.

Sezon devam ettikçe Scott Skiles, üzerinde süregelen tartışmalar da yoğunlaşmaya başladı ve 9 galibiyet ile geçilen 25 maçlık süre sonrasında Bulls ile Skiles'ın yolları ayrıldı.

Bir maçlığına takımın başına geçen yardımcı antrenör Pete Myers ile de San Antonio Spurs deplasmanından mağlup dönen Bulls, sezonun geri kalan bölümü için Skiles'ın yardımcılarından Jim Boylan'ı göreve getirdi. Belli ki, ölü sezonu hareketsiz geçiren Bulls, yeni sezonu da gözden çıkarmıştı. Boylan, kalan 58 maçta durumu idare etmeye çalışacaktı yalnızca.

Sezon içerisinde Bulls, on bir oyuncunun yer değiştirdiği dev bir takas içerisine girdi, Seattle Supersonics ve Cleveland Cavaliers ile.

Tracy McGrady, Pau Gasol, Kobe Bryant, Jermaine O'Neal ve Kobe Bryant.

Chicago Bulls taraftarlarının son yıllardaki takas dedikodularında duymaya alıştıkları isimlerdi, yukarıdakiler. Özellikle sezon öncesi Kobe Bryant ve Kevin Garnett özelinde yoğun uğraşlar veren Bulls, istediği sonucu alamamıştı. Üstelik ara takas sezonun son gününde gerçekleşen oyuncu alışverişinde Bulls'un rolü, Cavaliers'a yardımcılık yapmaktan öteye gidemeyecekti.

Bulls, Cavaliers'tan Drew Gooden, Larry Hughes, Cedric Simmons ve Shannon Brown karşılığında Ben Wallace, Joe Smith ve 2009 Draftı ikinci tur oyuncu seçme hakkını rakibine verirken Adrian Griffin de Seattle Supersonics'in yolunu tutuyordu. Bulls taraftarının beklediği ikili değildi mutlaka, Gooden ve Hughes; ama Wallace ve Smith'in takımdan ayrılmasıyla birlikte de Joakim Noah ile Tyrus Thomas, daha fazla sorumluluk almaya başlayacaktı.

Sezonun bu bölümü de Bulls'a olumlu bir sonuç getirmedi. Tüm sezon boyunca galibiyet yüzdesinde 50'nin üzerine çıkamadı ve 82 maç sonunda yalnızca 33 galibiyet almış olarak sezonu kapadı. Belli nedenler vardı, mutlaka.

Team Stats - 2 Points Pct.
1. Chicago Bulls, % 45.2
2. Los Angeles Clippers, % 46.0
3. Seattle Supersonics, % 46.2
4. Cleveland Cavaliers, % 46.3
5. Miami Heat, % 46.7

Team Stats - Overall FG Pct.
1. Chicago Bulls, % 43.5
2. Los Angeles Clippers, % 43.8
3. Cleveland Cavaliers, % 43.9
4. New York Knicks, % 43.9
5. New Jersey Nets, % 44.3

Rakamların anlattığı gibi Chicago Bulls, ligin en başarısız hücum takımlarından biriydi.

Lig ortalamasının 48.4 olduğu iki sayılık isabet yüzdesinde 45.2 ile otuz takım içerisindeki en vasat takım olan Bulls, genel toplamda da % 43.5'te kalıyordu. Bu noktada lig ortalaması % 45.7 olarak karşımıza çıkacaktı, mutlak şekilde başarısız olmuştu Bulls ve Jim Boylan ile geçirilen dönemin ardından bir değişime ihtiyaç vardı. Bulls yönetimi, ölü sezon boyunca ortalamanın üzerinde bir antrenör ile anlaşmanın yollarını aradı.

Yeni antrenörün köklü değişiklikler yapmasına gerek kalmayabilirdi.

Bulls'un belli bir oyuncu kadrosu vardı. İhtiyaç, kriz dönemini iyi yönetecek lider bir isimdi. Bu anlamda ilk hedef, Phoenix Suns ile yollarını ayıran Mike D'Antoni oldu. Uzun süre D'Antoni ile flört halinde kalan Bulls, İtalyan antrenörle anlaşamayınca 1986 ve 1989 yılları arasında iyi işler çıkaran Doug Collins'e yöneldi. Collins ile prensip anlaşmasına varan Bulls Genel Menajeri John Paxson, karar sonrası yaşanan sorunların ardından Vinny Del Negro ile masaya oturdu ve Del Negro, Bulls'un yeni antrenörü oldu.

Daha önce Phoenix Suns'ta yardımcı genel menajer olarak görev yapan Del Negro, o sıralarda yeni bir antrenör arayışı içerisinde olan Phoenix Suns'ın da gündemine gelmesine karşın Bulls'u seçmişti. Kariyerindeki ilk baş antrenörlük deneyimini Bulls'ta yaşayacaktı, Del Negro. Bu anlamda Paxson, seçici davranmıştı. Del Negro, oldukça kıymetli bir yardımcı ekip ile destekleniyordu. Bernie Bickerstaff, Del Harris ve Bob Ociepka. Her biri ayrı ayrı saygın kariyerlere sahip bu isimlerle birlikte Bulls taraftarı, Vinny Del Negro'nun yeni yolu hakkında daha umutlu olabilirler.

Ölü sezonda Bulls'un bir diğer önemli hamlesi de, doğal olarak, draft gecesinde gerçekleşti.

NBA Lottery'de bir numaraya çıktıktan sonra Bulls, yolunu çizmişti. O günlerde Memphis Tigers ile NCAA Finalleri'nde boy gösteren birinci sınıf öğrencisi Derrick Rose, herhangi bir aksilik olmaması halinde, Chicago Bulls'un bir numara seçimi olacaktı. Ve sürpriz de olmadı. Bulls, Rose'u kadrosuna kattı.

Derrick Rose, NCAA Final Four'da oynadığı basketbol ile bazı fikirler vermişti izleyenlere. Belki erken olabilirdi, profesyonel olma isteği. Bazı nedenler vardı. Bir ve iki numara arasında sıkışmış gibiydi, Rose. Evet, NCAA'deki oyunu etkileyiciydi. Birinci sınıf öğrencisi olmasına rağmen liderlik karakterine sahipti, takımını taşıyordu; ama iki pozisyon arasında kalmak, NBA'de kendisini zorlayabilirdi. Tabii bir de savunma. Savunmayı oturtması gerekliydi, Rose'un. Bu anlamda ilk sezonunda Rose'dan dominant bir oyun beklemek doğru olmayabilir. Geçiş dönemi olarak kabul edebiliriz, Rose adına 2008-09 Sezonu'nu.

Kadrodaki rotasyon da son derece önemli.

Beş numarada Joakim Noah'ın üzerindeki yük, daha fazla olacaktır. Drew Gooden, ön alandaki diğer isim olabilir. Tyrus Thomas'ı iki oyuncunun alternatifi olarak görebiliriz. Üç numarada da Luol Deng'i kabul etmek doğru olabilir; fakat diğer iki bölge için birkaç alternatif üzerinden gitmemiz gerekiyor.

Larry Hughes, Ben Gordon, Kirk Hinrich ve Derrick Rose.

Geniş bir alternatif şansına sahip Bulls, bu noktada. Takım kaptanlarından Kirk Hinrich, Rose bir numarada başlarsa kenara gidebilir. İki numaradaki rotasyon da Larry Hughes ile Ben Gordon arasında olacaktır; ama sezon başlayana dek Gordon özelinde bir takas hamlesi izleyebileceğimizi de belirtmiş olmamız lazım.

Gordon stratejisi, Bulls'un yeni sezondaki kaderini de belirleyebilir. Aksi takdirde John Paxson ve ekibi, ölü sezonu oldukça hareketli geçiren Cleveland Cavaliers, Toronto Raptors ve Philadelphia 76ers'ın yanı sıra favori takımlar Boston Celtics, Detroit Pistons ve Orlando Magic'in arkasında kalmaya devam edecektir.

Bu sezon da Chicago Bulls'tan playoff yapmalarını beklememek lazım. Gelecek sezonlarda yeni bir yapılanmaya ihtiyaçları olabilir.

Hiç yorum yok: