20 Ekim 2008 Pazartesi

NBA 2008-09 Sezonu: Detroit Pistons



Detroit Pistons'tan sıkılananız var mı? Mutlaka vardır.

Yıldızlara dayalı olmayan ve dolayısıyla üst düzey bir yıldızı kadrosunda bulundurmayan, savunması ile ayakta kalan, üstüne üstlük de son yıllarda sürekli olarak aynı oyuncularla sezon geçiren bir takım Detroit Pistons. Evet. Doğru mudur değil midir, bilemeyiz; ama Pistons'a saygı duymamız gerekiyor. Kolay olduğunu sanmıyorum, her yeni sezonda bir önceki sezon bulundukları seviyede kalabilmeyi başarmanın.

Oysa ki Detroit Pistons, son altı sezonun her birinde bu başarıyı göstermeyi bildi. 2007-08 Sezonu'nda da durum farklı değildi. Normal sezonda oynadığı 82 maçtan 59 galibiyet çıkaran Pistons, sıkça kullandığı silahların üzerinde gitmişti istediği sonuca.

İki yıl öncesine kadar, Detroit Pistons'ın oturmuş bir kadrosu vardı. Chauncey Billups, bir numaradaydı. Richard Hamilton, iki numarada takımın dengeli şekilde dağılan hücum opsiyonlarında en skorer oyuncuydu. Tayshaun Prince, arka alan savunmasında Pistons'ın mücadele gücüydü. Ön alanda ise Wallaceville vardı. Rasheed Wallace, dört numarada rakip takımlara eşleşme sorunu yaşatmakla meşgul olurken Ben Wallace, Pistons boyalı alanını kapatma görevini üstleniyordu memnuniyetle.

2003-04 Sezonu'nda NBA Şampiyonluğu yaşayan, 2004-05'te NBA Finalleri ve 2005-06'da da Doğu Konferansı Finalleri'nde kaybeden Detroit Pistons takımının ana fikri bu şekildeydi. Bu isimlerin hiçbir şekilde ayrılmayacağını düşünebilirdiniz. Öyle ki 2006 yılında Houston, Texas'ta yapılan All-Star Maçı'nda Pistons'ın ilk beşinden dört oyuncu (Chauncey Billups, Rip Hamilton, Rasheed Wallace ve Ben Wallace), NBA'deki antrenörler tarafından kadroya dahil ediliyordu.

Dört oyuncunun tamamının antrenörler tarafından seçilmesi de, ayrı bir tartışma konusu olabilir aslına bakarsanız. Yukarıda sözünü ettiğimiz durumla ilişkilendirebiliriz sanırım.

NBA taraftarları, Pistons'ın oynadığı oyunu çekici bulmayabilirlerdi. Hatta son beş veya altı yılın klasik tabiriyle, ''NBA'de forma giyen en iyi 10 oyuncuyu sıralamanızı isteseler, listeye herhangi bir Pistons oyuncusu dahil olur mu?'' sorusuyla da devam edebilerlerdi; ama ortaya çıkan fotoğrafta 2006 yılındaki taraftarların Doğu takımının ilk beşine Pistons oyuncusu seçmeyerek bu soruya cevap vermiş olduğunu söyleyebilirdik.

Billups, Hamilton, Prince, Sheed ve Big Ben.

Pistons'ın beşli formülü, 2006-07 Sezonu başında bozulacaktı. Detroit Pistons kariyerinde dört kez, ''Yılın Savunmacısı'' ödülüne layık görülen Ben Wallace, Chicago Bulls'a geçiş yapıyordu. Bulls takımının planı, genç ekibe Wallace gibi bir isimle tecrübe getirmek olmalıydı. Pistons ise artık iyiden iyiye kanıksanmaya başlayan beşindeki ilk fireyi kapatmak durumundaydı. Antrenör Flip Saunders, Ben Wallace'ın yokluğunu Nazr Mohammed ve Chris Webber ile hissettirmemeye çalışıyordu.

Sezon sonunda gelinen noktada bir sorun var mıydı, bilinmez. Detroit Pistons, üst üste beşinci sezonda Doğu Konferansı Finalleri'ne yükseliyordu. Ne var ki, Finaller'de LeBron James, neredeyse tek başına Pistons'ı devirecek ve takımı Cleveland Cavaliers'ı NBA Finalleri'ne çıkaracaktı.

2006-07 Sezonu sona erdiğinde Pistons'ın üzerinde durması gereken konular vardı. Chauncey Billups, sınırlı serbest kalmıştı. Pistons, bir an evvel bir numarasıyla yeni anlaşma yapmalıydı. Chris Webber'in sezon başında, Nazr Mohammed'in de sezon arasında Charlotte Bobcats ile yapılan alışverişin ardından takımdan ayrılmasıyla birlikte son derece stratejik bir isim haline gelecek olan Antonio McDyess da Billups ile aynı konumdaydı. Neyse ki, herhangi bir sorun yaşanmadı ve iki oyuncu, Pistons ile yeniden anlaştı.

Pistons, 2008 NBA Draftı'nda ise 15. sıradan Rodney Stuckey, 27. sıradan Arron Afflalo ve 58. sıradan da Sammy Mejia'yı seçiyordu.

Ben Wallace'ın ardından Chris Webber ve Nazr Mohammed ile kapatılmaya çalışılan beş numaradaki yeni tercih, sezon boyunca Antonio McDyess oldu. Jason Maxiell, kenardan gelerek takıma önemli katkılarda bulundu. Diğer isimler, bildiğimiz gibiydi; ama Pistons'ın geçen sezonu da 59 galibiyet ve 23 mağlubiyet gibi oldukça iyi bir karneyle kapatmasının başlıca nedenlerinden biri de kenardan gelen oyunculardan gördüğü destekti.

Ve burada Jason Maxiell'dan fazlasını söylememiz gerekirdi.

Pistons, belki de Mehmet Okur'dan sonra herhangi bir oyuncusundan ''bench katkısı'' almayı başaramamıştı. Jason Maxiell, Jarvis Hayes, Rodney Stuckey ve Aaron Afflalo, Pistons'ın büyük yarasına merhem olmayı bildiler, normal sezon içerisinde. Yine de Pistons, kendi kültüründen vazgeçmemişti. Başarıya giden yolda en iyi yaptıkları şeyi uygulamaya koyacaklardı. Pistons savunması, normal sezondaki tüm istatistiklere damgasını vuruyordu.

Team Stats - Blocks
1. Denver Nuggets, 6.7 blocks
2. Phoenix Suns, 6.3 blocks
3. Detroit Pistons, 5.8 blocks
4. Atlanta Hawks, 5.5 blocks
5. Los Angeles Lakers, 5.3 blocks

Team Stats - Blocks Pct.
1. Detroit Pistons, % 7.57
2. Denver Nuggets, % 7.54
3. Phoenix Suns, % 7.02
4. Atlanta Hawks, % 6.65
5. Cleveland Cavaliers, % 6.61

Detroit Pistons'ın sezon boyunca beslendiği kaynaklardan biri hiç kuşkusuz bloklardı.

Pistons, takım olarak blok sayısında Nuggets ve Suns'ın gerisinde kalmıştı; fakat maç başına ortalama 5.8 blok yapan Pistons ile üstünde yer alan iki takım arasında belli nüanslar vardı. Nuggets ve Suns ile Pistons'ın oyun stilleri, birbirinden farklıydı. Söz konusu iki takımın maçlarında hücum sayısı, daha fazla oluyordu. Bu anlamda, blok sayısının da fazla olmasını yadırgamamak gerekirdi. Daha net fikir edinmek adına ise, yüzdeler ile konuşmak lazımdı. Pistons, rakiplerinin geliştirdiği hücumların %7.57'sini blok yaparak karşılıyordu. Ve bu durum, lig ortalamasının %5.81 olduğu bir ortamda saygı duyulması gereken bir başarıydı.

Opposing Team Stats - 3 Points Pct.
1. Boston Celtics, % 31.6
2. Detroit Pistons, % 33.2
3. San Antonio Spurs, % 34.2
4. Los Angeles Clippers, % 34.9
5. Dallas Mavericks, % 34.9

Opposing Team Stats - FG Pct.
1. Boston Celtics, % 41.9
2. Houston Rockets, % 43.3
3. Detroit Pistons, % 43.7
4. Dallas Mavericks, % 44.3
5. San Antonio Spurs, % 44.4

Detroit Pistons'ın savunma direncinden verim aldığı istatistiklere doğru geçiş yapıyoruz.

Sezon içerisinde bir kez 11, bir kez de 10 maçlık galibiyet serisine imza atan Detroit Pistons, rakiplerinin kullandığı ortalama her üç şuttan yalnızca birinde isabet sağlayabilmesinden yararlanmış olmalıydı. (Bu anlamda ilk üç sırada yer alan takımların Konferans Finalleri'nde mücadele eden dört takım arasına girmiş olması tesadüf müydü, bilinmez.) Bu istatistik hiç kuşkusuz, Pistons'ın ön alandaki savunma üstünlüğünden kaynaklanıyordu. Arka alanda ise Tayshaun Prince önderliğinde bir ekip vardı. Pistons, çizginin ötesinden de potasını en iyi koruyan üç ekipten biriydi.

Opposing Team Stats - Points
1. Detroit Pistons, 90.1 pts
2. Boston Celtics, 90.3 pts
3. San Antonio Spurs, 90.6 pts
4. Houston Rockets, 92.0 pts
5. New Orleans Hornets, 95.6 pts

Differential - Points
1. Boston Celtics, 10.3 pts
2. Detroit Pistons, 7.4 pts
3. Los Angeles Lakers, 7.3 pts
4. Utah Jazz, 6.9 pts
5. Orlando Magic, 5.5 pts

Tüm bu istatistiklerin ardından Pistons'ın sonuç aldığı noktaya geliyorduk.

Pistons, ligin savunma anlamında en başarılı üç takımından biriydi. Hatta, rakiplerini maç başına ortalama 90.1 sayıda tutarak bu kategoride bir numaraya yükseliyordu. Potasında gördüğü 90.1 sayının yanı sıra maç başına bulduğu 97.5 sayı ise, atılan ve yenilen sayılar göz önüne alındığında Pistons'ı +7.4 sayıyla sezon sonunda şampiyon olacak Celtics'in arkasında ikinci sıraya taşımıştı. (Her iki kategorinin de ilk üç sırasındaki takımlar, Konferans Yarı Finalleri'nde mücadele edeceklerdi. Yine mi tesadüftü yani?)

Normal sezonu Doğu Konferansı'nda Boston Celtics'in ardından ikinci sırada tamamlayan Detroit Pistons, Playofflar'da Philadelphia 76ers ile eşleşti. Rakibi önünde ilk üç maçın ikisini kaybetmesine karşın daha sonra toparlandı Pistons ve seriyi altı maçta bitirerek Konferans Yarı Finalleri'nde Orlando Magic'in rakibi oldu. Bu kez işi daha sıkı tuttu. Beşinci karşılaşmanın ardından Pistons, Doğu Finalleri'ndeki rakibini beklemeye başladı. Cavaliers veya Celtics'ten biri Pistons'ın rakibi olacaktı. Celtics oldu.

Pistons, arka arkaya altıncı sezonunda Konferans Finalleri'ne yükselmişti. Sistem, istikrar veya tutarlılık. Ne derseniz, deyin; ama bir şey vardı ki, altı sezondur Doğu'da Final oynayan Pistons, Celtics'e altı maç sonunda geçilerek üst üste üçüncü kez NBA Finalleri'nin kapısından dönüyordu. Bu da madalyonun diğer yüzüydü.

Sezon sonunda Pistons Genel Menajeri Joe Dumars, antrenör Flip Saunders ile kulübün yollarını ayırdı. Saunders'ın yerine gelen isim ise 40 yaşındaki Michael Curry oldu. Ölü sezonu pek canlı geçiremeyen Pistons'ta Curry, ilk baş antrenörlük deneyimini yaşayacak. Altı sezondur Doğu'nun ilk iki takımı içerisinde kalmayı başaran Pistons'ın aynı noktada kalıp kalmayacağı önemli olacak bu noktada.

Pistons adına yeni sezon özelinde farklı beklentilere girmek doğru olmayabilir. Yine klasik bir beş oyuncu. Ek olarak, geçtiğimiz sezon kenardan gelerek ekstra katkı yapan oyuncular ve savunma direnci. Bu anlamda, New Jersey Nets'e giden Jarvis Hayes'in etkinliğinden yararlanamamak, Pistons'ın mücadele gücünde azalmaya neden olabilir. Eksikliğin Walter Herrmann ile kapatılmasını beklemek gerekecek.

''Tek bir kişi, koca bir takımı yenemez'' klişesi, 2007 yılında LeBron James tarafından örneklerle yıkılmış ve Detroit Pistons, durumun canlı tanığı olmak durumunda kalmıştı. Geçtiğimiz sezon ise Pistons, üç büyük yıldız Paul Pierce, Ray Allen ve Kevin Garnett önderliğindeki Boston Celtics'e yenildi. Pistons'ın kendi içerisinden bir süper yıldız çıkaramayacağını ya da en azından Chuncey Billups ve Rip Hamilton gibi oyuncuların daha fazla seviye atlayamayacağını düşünürsek Pistons'ın ihtiyacı, radikal kararlar olabilir.

Mo Williams takviyesiyle güç kazanan Cleveland Cavaliers, geçtiğimiz sezondan tecrübeli Orlando Magic, sağlıklı kalması halinde üst düzey bir ön alana sahip olan Toronto Raptors ve Elton Brand ile sert bir takım haline gelen Philadelphia 76ers, seviye atlamak adına hazırda bekliyorlar. Pistons, bu pencereden bakıldığında, son altı sezondur koruduğu çizgide bir sapma yaşayabilir. Ve radikal olarak kabul edilecek kararlar da böylesi bir sonucun ardından gelebilir.

Pistons, Doğu Konferansı'nda bir sıra aşağı kayabilir. Normal sezon beklentimizi 50 ila 55 galibiyet arasında tutabileceğimizi düşünüyorum, Pistons adına. Fazlası, yine bir sistem başarısı olacaktır.

Hiç yorum yok: