25 Kasım 2008 Salı

Bulls v Jazz, 100-101: Bir NBA Klasiği



NBA'de dün gece bir ''klasik'' vardı.

1990'lı yıllardaki rekabetleriyle basketbolun seyrini değiştiren iki takımdan Utah Jazz, Energie Solutions Arena'da Chicago Bulls'u konuk ediyordu. Bulls'ta Michael Jordan, Scottie Pippen, Dennis Rodman veya Toni Kukoc yoktu. Jazz de Karl Malone ve John Stockton'dan yardım alamayacaktı. Üstelik Deron Williams, Kyle Korver, Matt Harpring ve Carlos Boozer güncel Jazz silahları da karşılaşmayı kenardan izlemek durumundalardı; ama maç öncesindeki tüm bu handikaplar, iki takımın genç yıldızlarının göstereceği muazzam mücadeleyi gölgeleyemeyecekti.

Utah Jazz ve Chicago Bulls arasındaki rekabeti ayrı kılan bir ince detay daha vardı her zaman. 1988-89 Sezonu'ndan bu yana Utah Jazz antrenörlüğü görevini devam ettiren ve geçtiğimiz günlerde Jazz ile 1000. galibiyetini kutlayarak tek bir NBA takımında 1000 galibiyet yaşayan ilk antrenör olan Jerry Sloan, oyunculuk kariyerinde bir Bulls efsanesiydi. Öyle ki, 1966-76 yılları arasında ıslattığı 4 numaralı Bulls forması, kariyerini sona erdirdikten sonra United Center'ın tavanları arasındaki yerini almış ve emekliye ayrılmıştı. Bulls'taki on sezonunda iki kez All-Star olan, altı kez All-NBA savunma takımlarında yer alan Jerry Sloan'ın antrenörlük kariyeri de ilgi çekici olacaktı.

1976 yılında basketbolu bırakan Jerry Sloan, 1979-80 Sezonu'nda tüm kariyerini borçlu olduğu Chicago Bulls'ta başladığı antenörlük macerasının ilk yılında playoffları kaçırdıktan sonra, ikinci sezonunda Bulls'u playofflara taşımayı başarmıştı. Üçüncü sezon ise hayalkırıklığıydı. Sloan, 50 maçlık periyodun ardından kulüpteki görevinden alınacaktı. Bu süreçte Bulls'un galibiyet haznesinde yazan sayı yalnızca 19'du. Jerry Sloan, kendi takımında yaşadığı hüsranın ardından gelen altı sezonda takım çalıştırmıyordu; ama 1988-89 Sezonu, Jerry Sloan'ın tekrar oyuna dönmesi için uygun zamandı.

1996-97 Sezonu ise, Sloan adına bir hesaplaşma anlamına geliyordu. Utah Jazz, normal sezonda 64-18 gibi müthiş bir galibiyet-mağlubiyet oranı ile NBA Finalleri'ne ulaşmayı başarmıştı. Diğer tarafta, bir önceki sezonun şampiyon takımı vardı. Ve muhtemelen Jerry Sloan adına çok daha fazlasıydı. Illinois'da doğan ve büyüyen Sloan, hayatının en mutlu günlerini yaşadığı, aşık olduğu, bir basketbol yıldızı haline dönüştüğü şehrin takımına karşı, farklı bir ekibin şampiyon olması için mücadele edecekti. Mutlaka sanatsal unsurlar içermesi gerekiyordu bu durumun. 1996-97 Sezonu'nda Bulls'a kaybeden Jazz, ertesi yıl 62-20 ile geldiği NBA Finali'nde bir kez daha Chicago Bulls'a boyun eğiyordu.

Chicago Bulls'un Michael Jordan sonrası, Utah Jazz'in de 2000'li yılların başından itibaren yaşadığı düşüş, NBA'in en unutulmaz rekabetlerinden birinin değerini azaltmıştı belki; ama dün geceki müthiş mücadele, 1990'lı yılların son bölümünde yaşanan ve herkesi kendisine hayran bırakan o eşsiz çekişmeyi bir kez daha hatırlatmış olacaktı.

Bulls karşısına çok sayıda önemli oyuncusundan yoksun çıkmak durumda kalan Utah Jazz'de en değerli koz, Mehmet Okur olmalıydı. Andrei Kirilenko'nun rolünde bir değişiklik yoktu. Yine kenardan gelecekti, Rus yıldız. İki oyuncu, genç takım arkadaşlarını toparlamalı ve Bulls karşısında zafere ulaşan yolu açmalıydı. Ronnie Price, Roonie Brewer, C.J. Miles ve Paul Millsap, daralan rotasyonda Jazz'in ilk beşindeki diğer isimlerdi. Chicago Bulls'un yolu da farklı değildi. Bulls da gençliğine ve Derrick Rose'un liderliğine güveniyordu. Hızlı başlayan da onlardı.

Derrick Rose, ilk bölümde takımını son derece başarılı bir şekilde kontrol ediyordu. İlk çeyreğin bitimine 3:30 kala skorda 26-16 ile öne fırlayan Bulls karşısında Jazz'i ayakta tutan oyuncu Mehmet Okur olacaktı. Okur'un katkısıyla oyun içerisinde kalan Jazz, söz konusu bölümde yakaladığı 10-2'lik seriyle skoru 28-26'ya kadar getirip ikinci çeyrek öncesi farkı, kabul edilebilir seviyelere çekiyordu. Jazz, eksik oyuncularının yokluğunu fazlasıyla hissetmişti. İkinci çeyrekte de Mehmet Okur dışında Utah Jazz özelinde farklılık yaratan oyuncu yoktu. İkinci çeyreğin ilk bölümünde Bulls lehine açılan sayı farkı, devreye 2:16 kala Mehmet Okur'un üç sayılık oyunuyla bire kadar inse de devam eden sürede Bulls'un 9-2'lik serisi, deplasman ekibine soyunma odası öncesi 53-45 ile avantajı getirecekti.

Utah Jazz, sezon içerisinde Energie Solutions Arena'da oynadığı altı maçı da kazanmayı başarmıştı. Chicago Bulls ise tüm ligin en başarısız deplasman ekiplerinden biriydi; ama ilk 24 dakikada Bulls, belli ki Salt Lake City genlerinden yararlanmıştı. Yine de Jazz'in farklılık yaratması gerekiyordu. Bu anlamda, muazzam bir üçüncü çeyrek performansı da bizleri bekliyordu.

Utah Jazz, ilk bölümdeki atağıyla üçüncü çeyreğin bitimine 7:31 kala skoru 57'de eşitleyecekti. Mehmet Okur, ilk yarıda uyuyan Jazz takımında ayakta kalan tek oyuncu olmuş ve takımını skorda tutmayı başarmıştı. Bulls'un ilk çeyrekte yakaladığı 16-2'lik serinin ardından Jazz, ilk kez üçüncü periyodun altıncı dakikasında Paul Millsap'in kaçan serbest atışını tipleyen Mehmet Okur'un basketi ve 60-59'luk skorla öne geçiyordu. Sıra, maçın başından itibaren yeteri kadar etkili olamayan genç Jazz oyuncularındaydı. C.J. Miles'ın müthiş oynadığı, Paul Millsap ve Ronnie Brewer'ın da takım arkadaşlarına destek verdiği bölümle birlikte Utah Jazz, maça dönecekti.

Aradığı görüntüye üçüncü çeyrekte ulaşmıştı, Jazz. Bu bölümde Bulls'a karşı 30-19'luk üstünlük kuran Jazz, savunmadaki sertliğinin karşılığını hızlı hücumlarda alıyor ve boyalı alanda rakibini ezip geçiyordu. 12 dakika sonrasında Jazz adına ortaya çıkan hücum istatistikleri inanılmazdı. Üçüncü çeyrekte saha içinden 20 atış kullanan ev sahibi, %70 ile hücum etmişti. Utah Jazz, beklediği ateşi yakalamıştı. Yapması gereken, son çeyreğe de iyi başlamaktı.

Chicago Bulls, dördüncü periyodun ilk bölümünde göstereceği direnç ile maçın içerisinde kalacağını biliyor olmalıydı. Utah Jazz'in 0-5 saha içi şut isabetiyle başlaması da Bulls'un ekmeğine yağ sürecekti. Bulls, yaklaşık dört dakikalık süreçte yakaladığı 6-0'lık seriyle 78-75 öne geçti ve görüntü tekrar ilk yarıdaki haline geri döndü. Bitime 5:37 kala Derrick Rose'un serbest atışları ile 87-81'lik üstünlüğü sağlayan Bulls önünde Jazz, son bir hamle daha yaptı ve 3:51 kala skoru 87'de eşitledi. 2:46 kala Ronnie Brewer'ın üç sayılık isabeti ise, bir basketbol klişesiyle karşı karşıya kalınmasını sağlayacaktı. Jazz, Brewer ile 92-91 öne geçmişti ve skordaki üstünlük her pozisyonda diğer takıma geçmeye başlıyordu.

Brewer'a Derrick Rose cevap verdi evvela. Bulls, 93-92 ile üstünlüğü ele aldı. Ardından Andrei Kirilenko'nun basketi sonrası Utah Jazz, 94-93 öne geçti. Takip eden Bulls atağından tartışmalı bir karar çıktı. Derrick Rose ve Paul Millsap çarpıştı. Millsap, altı faulle oyun dışı kaldı. Rose, serbest atış çizgisinde hata yapmayınca Bulls, 95-94'lük üstünlüğü yakaladı. İkinci yarının ilk bölümünden bu yana sessiz kalan Mehmet Okur için hareket vaktiydi. Okur'un smacı 96-95 ile skoru Jazz lehine çevirdi, bitime 1:00 kala. Sonraki Bulls atağında Rose'un şutunu bloklayan Andrei Kirilenko'nun hamlesi, Jazz'e maçı getirebilirdi; ama Bulls koçu Vinny Del Negro, doğru zamanda molayı alacaktı. Molanın ardından Rose'un basketi, Bulls'a 97-96'lık üstünlüğü getirdi. Cevap bir kez daha Mehmet Okur'dan geldi. Ardından Rose, tekrar sahneye çıktı. Bitime 0:23 kala Bulls, 99-98 öne geçti.

Jazz'in bir şut şansı vardı. Maçı tek hücumla bitirebilirdi, ama denemedi. Önce Mehmet Okur, yayın gerisinden şutunu gönderdi. Ronnie Brewer, hücum ribaundunu aldı ve C.J. Miles'a asisti yaptı. Jazz, 100-99 ile öne geçtiğinde bitime 11 saniye vardı. Jazz, yalnızca bir pozisyonu savunmak durumundaydı. Derrick Rose, 2 saniye kala şutu kaçırdığında Jazz, galibiyet yolunda dev bir adım atmıştı; ama seken top Larry Hughes'un önüne düşecek ve Hughes da son sözü söyleyecekti.

Mehmet Okur (11-18 FG, 26 sayı ve 9 ribaund) ve Derrick Rose'un (10-18 FG, 25 sayı ve 9 asist) yıldızlaştığı gecede başrolü Larry Hughes çaldı. Her şeye rağmen, nostaljik bir maçtı. Belki de son yıllardaki en iyi Bulls-Jazz karşılaşmasıydı. Ne de güzeldi, o 90'lardaki rekabet.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

teşekkürler bu adar güzel bir yazı için maçı izlmeiş kadar oldum çok mükmmel yazıyosun teşkkürler tekrardan