9 Kasım 2008 Pazar

19.00: Fenerbahçe v Galatasaray



Bir dev sınav daha, bu sezon yüzünü değiştiren Galatasaray Futbol Takımı adına.

Olympiakos ve Benfica galibiyetleri ile ''Avrupalı'' karakterini tekrar kazanan Galatasaray, lokal anlamda da rüştünü ispat etme fırsatıyla karşı karşıya.

Birçok şey değişti, sezon başından bu yana. Sistem, futbolcular, teknik ekip ve belki de taraftar profili. Kadıköy deplasmanı öncesi duyulan özgüven. Sekiz sezondur Fenerbahçe'nin lig maçlarında Galatasaray'a üstünlük kurduğu Kadıköy'de bu kez senaryo farklı olabilir. Ve mutlaka bu gerçeğin altını dolduran ciddi emareler bulunuyordur.

Geçtiğimiz sezon, önemli bir iş başardı Galatasaray. Türkiye Süper Ligi Şampiyonluğu dışında, ezeli rekabet özelinde Galatasaray, Fenerbahçe'ye karşı nasıl oynaması gerektiğini öğrendi. Türkiye Kupası maçları ile başlayan ve ardından Ali Sami Yen'de Shabani Nonda'nın kafa golüyle devam eden son üç maçlık periyotta bu yetisinden beslenmeyi bildi, Galatasaray.

Kadıköy'deki başarısızlık serisinde de bazı noktalara özellikle değinilmesi gerekiyor elbette. Herkesin üzerinde birleştiği birkaç görüş var, bu başlık altında.

Galatasaray, her maça iyi başlar. Net bir pozisyon yakalar, kaçırır. Bir daha yakalar, yine değerlendiremez. Ardından Fenerbahçe'nin ilk golü gelir ve Galatasaray, oyun disiplininden koparak sahadan mağlubiyetle ayrılır. Bu, bir savunma ya da bahane de değildir. Derbi maçlar, psikolojik unsurların öne geçtiği karşılaşmalardır ve Fenerbahçe, iç sahada oynadığı tüm Galatasaray maçlarında rakibinin bu zaafını bir şekilde değerlendirmeyi başarmıştır.

Bu sezon ise herkesin üzerinde anlaştığı yeni bir fikir var ortada.

Galatasaray'ın sekiz sezonluk mağlubiyet serisinde yer alan Hakan Ünsal, Okan Buruk, Hasan Şaş, Volkan Arslan, Ümit Karan, Ayhan Akman ve Sabri Sarıoğlu gibi psikolojik anlamda rakibin tuzağına düşebilecek oyuncular, artık Galatasaray kadrosunda değiller. Ümit, Ayhan ve Sabri'nin bu sezon olgunluk anlamında yaşadıkları gelişimi görmek, kendilerini önceki senelerde yaşanan örneklerden bağımsız tutmamız adına yeterli olabilir.

Diğer tarafa baktığımızda, Fenerbahçe'nin Volkan Demirel, Uğur Boral ve Emre Belözoğlu gibi zaafları olduğunu görüyoruz. Fenerbahçe, söz konusu durumun sıkıntısını yaşayabilir. Muhtemel bir skor dezavantajında gerçeğe de dönüşecektir, bu genel öngörü.

Galatasaray adına bir isim öne çıkıyor doğal olarak, bu anlamda. Harry Kewell.

Sakatlığının tamamen geçmesi, çok stratejik bir katkı sağlayacaktır Galatasaray'a. Benfica karşısındaki on bir üzerinde oynamalar yapılacaksa, kadroya dahil olacak ilk isim Harry Kewell olacaktır. Sağ kanat veya sol kanat, önemli değil. Kewell, bu akşam sahanın neresinde olursa olsun, Galatasaray'ın bir anlamda simgesi olacaktır. Galatasaray'ın değişen yüzünün simgesi. Kadıköy psikolojisinden etkilenmeyecek bir figür olarak sahadaki yerini alacak, Kewell.

Yalnızca Harry Kewell değil elbette. Daha detaylara inildiğinde bazı gerçekler de ortaya çıkacaktır.

Galatasaray'ın kalesinde Morgan De Sanctis'in olmasını bekleyebiliriz. Savunmada yine dörtlü bir blok olacaktır. Burada önemli bir ayrıntı var tabii. Fenerbahçe'de Alex de Souza'nın maç kadrosunda yer almıyor olması, Michael Skibbe'yi farklı planlar yapmaya doğru itebilir. Eğer Alex de Souza, oynayabilecek durumda olsaydı Galatasaray, alan savunması tercihi ile sahaya çıkabilirdi. Bu anlamda Mehmet Topal'a ihtiyaç duyulurdu. Topal'ın yokluğunda orta sahada oynayan Fernando Meira savunmada Servet Çetin'in yanına gelir, Emre Aşık da kulübeye dönerdi.

Alex'in yokluğu, Galatasaray'a seçme şansı verebilir. Bu öngörüde, Emre Aşık ve Servet Çetin'in savunmadaki merkez ikili olarak devam etmesini, Fernando Meira'nın da orta sahada Ayhan Akman ile birlikte görev almasını bekleyebiliriz. Böylece hem sakatlıktan yeni çıkan Mehmet Topal özelinde bir riske girmemiş hem de Ayhan ve Meira ile orta sahada inisiyatif almış olabilir, Galatasaray. Fernando Meira'nın top tekniği ve hücuma yapacağı sürpriz katkı, böylesi zorlu deplasmanlarda Galatasaray'a farklı açılımlar getirebilir. Ayhan ve Meira'nın görev alacağı bir orta sahanın diğer alternatiflere kıyasla daha ofansif bir görüntüye sahip olacağını da eklemiş olalım.

Galatasaray'ın iki kanadı, Sabri Sarıoğlu ve Hakan Balta tarafından korunacaktır.

Sabri, geçtiğimiz yıllardaki görüntüsünden kurtularak, yeni sistem içerisinde ''sistem oyuncusu'' olma yolunda önemli adımlar atmaya devam ediyor. Rakip topla oynarken aktif bir alan savunması yapan ve 10 kişi ile topun arkasına geçen Galatasaray, Benfica maçında Sabri Sarıoğlu'nun hücum pres anlamındaki ekstra katkısından beslenmeyi bilmişti. Hakan Balta'nın Benfica maçındaki iyi performansının yanına bir de soğukkanlı yapısını eklediğimizde Galatasaray'ın savunma hattının kalburüstü oyunculardan kurulmuş olduğunu görebiliriz.

Fenerbahçe'nin hücum hattı, Alex'in yokluğundan etkilenecektir; ama Luis Aragones, bu durumdan bir şekilde karlı bile çıkabilir.

Aragones adına sezon öncesinde tahmin edilebilecek bir handikap vardı. Fenerbahçe, Galatasaray'ın aksine sistem üzerinden yapmamıştı oyuncu transferlerini. Emre Belözoğlu ve Daniel Güiza'yı öne çıkarmak gerekebilir, bu anlamda. Euro 2008'den halk kahramanı olarak dönen Semih Şentürk ve Fenerbahçe'yi son yıllarda ayakta tutan Alex de Souza'nın da varlıkları, Aragones'i birakım sorunlarla yüz yüze bırakacaktı. Bu dörtlüden en az ikisinin takım dengesi adına kenarda olması gerekiyordu, ama nasıl? Neyse ki Emre Belözoğlu, kimseyi şaşırtmadı ve Aragones'in başındaki sıkıntı sayısını üçe düşürdü.

Emre'ye rağmen sorunlar devam edebilirdi, Fenerbahçe adına. Semih'in yaşadığı büyük çıkış ve Güiza'ya ödenen yüksek ücret, Alex de Souza'nın vazgeçilmezliği ile birleşince Fenerbahçe'de bu üç oyuncu arasında, bir çeşit rotasyon yaşandı. Güiza, ilerideki tek adamdı. Semih, Alex'in bölgesine kaymış, Alex'e de geçtiğimiz sezonlardaki Marco Aurelio rolü kalmıştı.

Fenerbahçe, söz konusu durumun sıkıntıların yoğun şekilde yaşadı sezon içerisinde. Luis Aragones de çareyi sağ kanatta oynayan Colin Kazım-Richards'ı yanına alarak Claudio Maldonado ile Selçuk Şahin'e ilk 11'de görev vermekte buldu; ama bu formül, Fenerbahçe'ye orta sahada beklediği direnci sağlamak için yeterli olmadı. Selçuk Şahin, Kazım'dan boşalan sağ kanada monte edilmişti. Aragones, kendisini iyi hissetmek adına böylesi bir seçimde bulunuyordu belli ki.

Alex'in yokluğu, Fenerbahçe'ye daha derli toplu bir orta saha yapılanmasını beraberinde getirebilir, tüm bu öngörülerin ardından.

Semih Şentürk, yeteneğiyle ve futbola olan basit yaklaşımıyla bir şekilde orta saha ile forvet arasındaki bölgeyi doldurabiliyor. Daniel Güiza'nın da ortalamanın üzerinde bir forvet olduğunu düşünürsek Fenerbahçe, klasik bir 4-4-1-1 ile sahada olabilir, bu akşam.

Galatasaray, defans ve orta sahadaki yapılanmasının ardından incelenmesi gereken diğer yönü, hücumdaki dörtlüsü.

Benfica maçı sonrası bir ikilem yaşanabilir bu bölgede. Ümit Karan, büyük bir özveriyle 4-2-3-1'in içerisine girmeyi başardı. Harika bir gelişme. Ayhan Akman ve Sabri Sarıoğlu'nun sistem özelinde birer oyuncu haline gelmelerinin ardından Ümit Karan'ın da bu yönde çaba içerisinde olduğunu görmek, çok güzel bir ışık Galatasaray adına. Peki, Kadıköy'de forvetteki opsiyon ne olmalı?

Milan Baros, bu gibi büyük maçlarda Galatasaray'ı oldukça rahatlatacak tipte bir oyuncu. Rakip savunmanın merkezdeki ikilisi Edu Dracena ve Diego Lugano, top Fenerbahçe'deyken Milan Baros'u kontrol anlamında sıkıntı yaşamayacaklardır. Geri kalan görüntüde top, Galatasaray'ın ayağına geçtiğinde arkadan gelen Harry Kewell, Cassio Lincoln ve Arda Turan üçlüsü, tüm Fenerbahçe savunmasına eşleşme sorunu yaşatacaktır. Bu sezonki Galatasaray'ın belki de en büyük silahı, bu. Ve Fenerbahçe maçı, bu anlamda bulunmaz bir fırsat.

Arda Turan ve Harry Kewell, sezon başında sorunsal olarak kabul edebileceğimiz kanat varyasyonlarını son haftalarda belli bir sistematiğe oturtmayı başardılar. Arda Turan'ın sol kanatta üst düzey performanslar sergilediğini biliyoruz. Harry Kewell da ters kanatta Roberto Carlos'a zor anlar yaşatabilir.

Cassio Lincoln, kendisinden üst düzey performanslar beklenebilecek kadar formda. Benfica maçında kendisine güvenenleri haksız çıkarmadı. Fenerbahçe karşısında da Galatasaray'ın en büyük silahlarından biri olacaktır, Lincoln. Alex'in yokluğunda Maldonado, Josico ve Selçuk üçlüsünden ikisiyle sahaya çıkacak olan Fenerbahçe'de Lincoln'e direk adam markajı verilebilir. Geçtiğimiz sezonki klasik 4-4-2'de bu bir problem olabilirdi; ama 4-2-3-1, bu anlamda Lincoln gibi oyunculara seçenekler sunuyor. Harry Kewell, Arda Turan ve Milan Baros, Cassio Lincoln'ü rahatlatacaktır.

Bir önemli fırsatı daha var, Galatasaray'ın. Skor avantajı elde edilebilirse, Aydın Yılmaz, Galatasaray adına en büyük koz olabilir. Galatasaray'ın skorda öne geçtiği anda çok daha farklı bir takım haline geldiğini söylemeye gerek var mı, bilmiyorum. Galatasaray, öne geçmeyi başarırsa, bir kez daha arkasına bakmayabilir.

Genel görüntüye tekrar bakalım.

Fernando Meira, orta sahada oynarsa Galatasaray'ın topa hakim olmasını ve oyunun temposunu ayarlamasını bekleyebiliriz. Alex de Souza'nın olmaması durumunda Mehmet Topal, ikinci yarıda Galatasaray adına bir seçenek olabilir. Shabani Nonda, Ümit Karan, Emre Güngör, Alparslan Erdem gibi alternatifler de olacaktır Galatasaray kulübesinde.

Sekiz sezonluk seriye ve tüm bu söylenenlere rağmen, Fenerbahçe'nin tıpkı Arsenal maçında olduğu gibi, daha çok savunma yapan ve rakibin oynamasına izin veren bir yapıyla sahada olmasını da bekleyebiliriz bu akşam için. Luis Aragones, elindeki kadro dolayısıyla böylesi bir tercihte bulunabilir. Doğru mu olur, bilemiyorum. Galatasaray'da cezayı kesebilecek çok sayıda oyuncu var. Böylesi bir senaryoda sonucu az çok kestirebiliriz.

Senaryo.

Yıllardır yaşanan, izlenen, takip edilenden öte bir görüntü var karşımızda. Galatasaray, rakiplerinden farklı bir seviyede. Günü kurtarmak değil, ilk hedef. Bu anlamda Galatasaray, sahadan mağlup da ayrılabilir.

Ama söz konusu ihtimal, Galatasaray'ın Fenerbahçe maçından öte, sezon içerisindeki tüm maçlar öncesi sahaya favori olarak çıkacağı gerçeğini değiştirmeyecektir.

2 yorum:

scapula dedi ki...

Eray,

Yine yeni yeniden, bir maç öncesi daha en muhteşem analiz senden geldi. Dahası, kafamdaki bazı düşünceleri senin tarafından yazıya dökülmüş olarak görebilmek gururlandırdı beni. Vay be dedim, biz de anlıyoruz şu işten ucundan kıyısından. :) Çok şey öğreniyorum senden. Büyük keyif gerçekten, seni okumak.

Galip geleceğiz bugün.

Sevgiler;
Ata

ASY dedi ki...

Ata,

Çok teşekkür ederim.

Birbirimizden öğreniyoruz, diyelim. Böylesi daha iyi olur. Seni okumak da büyük keyif, inan. Akşam kazanalım. Kendimize gelelim, birkaç satır daha yazarız.

Teşekkürler, tekrar.

Sevgiler,
Eray.