12 Kasım 2008 Çarşamba

LeBron James ve 41

NBA'de dün gece Mo Williams'ın Cleveland Cavaliers formasıyla eski takımı Milwakuee Bucks'ın karşısına çıktığı maçta LeBron James, takım arkadaşından rolü çaldı ve bir kez daha gecenin yıldızı oldu.

Milwakuee Bucks, yerini dolduramadığı Mo Williams'ın yanı sıra en önemli skoreri Michael Redd'den de sağ bileğindeki sakatlıktan dolayı yararlanamayacaktı. Luke Ridnour ve Charlie Bell ikilisinden kurulu arka alanla Cavaliers'ın karşısına çıkan Bucks, rakibinin Mo Williams ve LeBron James ile etkili olduğu bölgedeki eksikliğini maçın ilk dakikalarında yoğun şekilde hissetti.

Karşılaşmaya 8-0'lık seri ile başlayan Cavaliers'da saha içinden kaydedilen üç isabet de asist üzerinden gelmişti. Geçtiğimiz sezonlardaki Cavaliers takımına kıyasla önemli bir gelişmeydi. Mo Williams, özellikle Playofflar'da öldürücü bir ekip haline gelen Cavaliers'a arzuladığı bir numara desteğini sağlayabilir ve LeBron'un düşük performans sergilediği gecelerde ikinci skorer olarak sahneye çıkabilirdi. Ne var ki, dün gece böyle bir durum söz konusu değildi. LeBron James, yeteri kadar sıcaktı.

Cleveland Cavaliers, Milwakuee Bucks'ın nefes almasına izin vermiyordu. Neyse ki, Bucks'ın imdadına maçın ilk molası yetişecekti. Çeyreğin bitimine 5:48 kala Cavaliers antrenörü Mike Brown'un aldığı moladan önce Bucks, 1-9 saha içi isabetiyle oynamış ve skorda da 13-4 geriye düşmüştü. Molanın ardından daha dengeli bir görüntü ortaya çıktı. Cavaliers, şutları kaçırınca Bucks, son dakika içerisinde Charlie Villanueva ve Luke Ridnour ile 5-0'lık bir seri yakalayıp ikinci çeyreğe makul bir farkla girdi, 18-23.

İkinci çeyreğin ilk bölümünde Milwakuee Bucks, LeBron James'in kenarda olmasını iyi değerlendirdi ve bitime 6:46 kala oyuna giren LeBron'un olmadığı bölümde 31-31'lik skorla rakibini yakalamayı bildi; fakat Milwakuee Bucks adına Luc Mbah a Boute'nin esktra katkısına rağmen LeBron James ve Zydrunas Ilgauskas'ın performansı, Cavaliers'ın ilk yarıyı 48-42 ile önde kapatması için yeterliydi.

LeBron James, kendi ortalamasının üzerinde şut kullandığı gecenin ilk yarısında 17 sayı ile takımının en skorer oyuncusu olmuştu. Cavaliers'da çift haneli skorlara ulaşan diğer isim de, tahmin edebileceğiniz gibi, Litvanyalı Zydrunas Ilgauskas oluyordu. Yine de altı sayılık fark, galibiyetin garantilendiği anlamına gelemezdi. Bu anlamda üçüncü çeyreğe hızlı başlamalıydı, Cavaliers. Ve Mo Williams'ın önce yayın gerisinden daha sonra da serbest atış çizgisinden bulduğu beş sayı, Cavaliers için iyi bir başlangıç olarak kabul edilebilirdi.

Williams ile yakalanan serinin ardından fark, Cavaliers adına çift hanelere çıkmıştı. İkinci çeyreğin bitimine 1:59 kala Luc Mbah a Moute'nin isabetiyle 41'de eşitlenen skor sonrasındaki görüntü, 11-1 ile Cavaliers lehineydi. Üçüncü çeyreğin ilk bölümünde Milwakuee Bucks, rakibine Luke Ridnour ve Charlie Bell ile cevap vermeye çalıştı. İki takım da yüksek yüzdeyle oynuyordu. Çeyreğin bitimine 1:16 kala Bucks, Ridnour ile 71-70 öne geçse de önce Delonte West ardından da LeBron James'in son saniye basketi, Cavaliers'ın son çeyreğe üç sayı farkla önde girmesini sağlayacaktı.

Son çeyrekte ise sahnede olması gereken isim söz hakkı alıyordu. Cleveland Cavaliers, LeBron James'in önderliğinde yakaladığı küçük serilerle bitime 3:03 kala farkı çift hanelere çıkardı ve bir daha arkasına bakmadı.

LeBron James, saha içinden 16-24 ile hücum ettiği ve çizgiden 8-10 ile serbest atış kullandığı geceyi 41 sayı, 5 ribaund, 6 asist ve 3 top çalma ile tamamladı. Cleveland Cavaliers'ın arka arkaya beşinci galibiyetini aldığı gecede LeBron, kariyerinde 27. kez 40 sayı barajının üzerine çıkmış oldu. Cavaliers, LeBron James'in 40 sayı ve üzerinde skor yaptığı 27. maçta 22. galibiyetini alırken LeBron, en verimli performanslarından birini sergiledi.

Saha içinden %66 ile hücum eden ve serbest atışlarda da %80'lik bir oran yakalayan LeBron, daha önce 40 sayı barajını geçtiği 26 maçta yalnızca bir kez böylesini iyi yüzdeler yakalamayı başarmıştı. 24 Kasım 2004 günü Detroit Pistons'ı 92-76 mağlup eden Cleveland Cavaliers'da LeBron James, saha içinden 15-22 ile hücum ederken serbest atış çizgisinde de 11-12 ile oynuyor ve 43 sayı üreterek Cavaliers'ı galibiyete taşıyordu. Bu anlamda, daha bir önemliydi LeBron'un 41 sayısı.

LeBron, ilk kez 41 sayı atmıyordu keza. 2008-09 Sezonu'nda yalnızca beş kez, 40 sayı barajını geçen oyuncu performansı izleyebildik. Phoenix Suns'tan Amare Stoudemire'ın 49 sayısı ve San Antonio Spurs'den Tony Parker'ın 55 sayısının yanında LeBron James'in 41 sayısı duruyor. Hem de üç kez. LeBron'un 41 ile ilişkisi nedir, bilinmez; ama bir sezonun ilk sekiz maçında en az üç kez 40 sayı barajı üzerine çıkan sadece bir oyuncu bulunuyordu dün geceye kadar, NBA Tarihi'nde.

İsim yabancı değil. Michael Jordan.

Kasım 2, 1991: Chicago Bulls 107-109 Milwakuee Bucks, 46 sayı, (1-1)
Kasım 5, 1991: Golden State Warriors 118-110 Chicago Bulls, 40 sayı, (1-2)
Kasım 6, 1991: Chicago Bulls 132-113 Boston Celtics, 44 sayı (2-2)

Michael Jordan'ın rekoru, bir anlamda daha önemli. LeBron James, 40 sayı barajını üçüncü kez ancak sekizinci maçında geçebilirken Michael Jordan, bu seviyeye 1991-92 Sezonu'nun dördüncü maçında ulaşıyordu. (Yine de bir benzerlik var tabii. LeBron da, son dört maçında üçüncü kez 40 sayı barajını geçti, dün gece.) Chicago Bulls'un söz konusu üç maçtan ikisini yenilgiyle kapaması, ayrı bir hikaye olabilirdi; ama sezon sonunda yakalan şampiyonluk, bugünlerde 41 sayı atmaya alışan LeBron James'in en büyük hayali olmaya devam ediyor olsa gerek.

LeBron James dışında dün gece 3-11 saha içi isabeti ile oynamasına karşın serbest atışlardaki başarısıyla ayakta kalan Mo Williams, eski takımına karşı 16 sayı ve 5 asist ile oynadı. Zydrunas Ilgauskas 6-10 isabetle 15 sayı ve 10 ribaund, Anderson Varejao 5-5 isabetle 13 sayı ve 10 ribaund, Delonte West de 5-7 isabetle 11 sayı ve 5 asist üretti, Cavaliers adına.

Michael Redd'in yokluğunda Bucks'ın en önemli kozu olan Richard Jefferson, 14'ü oyunun koptuğu son çeyrekte olmak üzere toplam 19 sayı ve 6 ribaund ile oynarken 17 sayı, 4 ribaund ve 4 asist üreten Luke Ridnour'ın çabaları, takımını galibiyet taşımaya yetmedi.

Cleveland Cavaliers, 2005-06 Sezonu'ndan bu yana ilk kez evindeki ilk dört maçını galibiyetle kapamayı başardı. Söz konusu sezonda, Q Arena'da yakaladığı 6 maçlık galibiyet serisiyle lige harika bir giriş yapan Cavaliers, rekoru egale etmek anlamında evinde iki zorlu maça çıkacak. Denver Nuggets ve Utah Jazz maçlarının ardından Cavaliers, New Jersey Nets ve Detroit Pistons deplasmanlarına konuk olacak.

19 Kasım gecesi Palace'daki Pistons maçı kaçmaz. NBA Tv, o gece Denver Nuggets ve Milwakuee Bucks arasındaki karşılaşmayı seçse de, Ntv veya Ntvspor'dan müjdeli haberi bekleyebiliriz.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

bu sezon LeBron inanılmaz performanslar çıkarıo ama ben hala clevlandışampiyonluğa taşıyabilcegini sanmıyorum clevlandda bence şampiyonluk ruhu eksik bu arada abi 7-0 oldu lakers cuma pistonsla oynuolar bana kalırsa suns macina kadar kaybetmicekler benim tahminim 9-0

ASY dedi ki...

Selamlar,

Cleveland Cavaliers, LeBron James üzerine kurulu bir takım olmaya devam edecek bir süre daha.

Mo Williams, kısa vadede iyi bir seçim. Şimdilik fena işler de çıkarmıyor açıkçası; ama Mo, LeBron veya diğer oyuncuların değeri Playofflar'da daha net şekilde ortaya çıkacak.

Cavaliers, Playofflar'da sert bir takım haline geliyor. Bunun nedenleri var tabii. Ribaundlardaki başarısı ve savunmadaki konsantrasyonu ile yaşayan bir takım Cavaliers. Playofflar'da her pozisyonun büyük önemi olduğundan Cavaliers'ın basketbolu, daha verimli oluyor.

2009 Playoffları'nda güçlü olacaklarını sanıyorum, bu anlamda. Boston Celtics ile Doğu Finalleri'ne gidebilirler. Fazlası için LeBron'a ihtiyaçları olacaktır. Şampiyonluk gelmezse veya sezon sonunda sağlam bir parça (Carlos Boozer gibi) takviye edilmezse LeBron, 2010 yılında Ohio'dan ayrılabilir.

Los Angeles Lakers'ın yükselişi devam ediyor. Açıkçası, dün gece artık kaybedeceklerini düşünüyordum; ama maç boyunca NO Hornets'a şans vermediler. 20'li farklarda seyretti devamlı karşılaşma. Son çeyrekte Chris Paul'ün kıpırdanmasıyla fark biraz kapandı. Bundan fazlası olmadı.

Dallas Mavericks ve New Orleans Hornets deplasmanlarından çıkmayı başardılar sonuç olarak.

Lakers'ın önündeki beş maçın dördü Staples'da. Arizona'daki Suns maçına konsantre olabilirlerse, ordan da galip dönerler. Shaquille O'Neal'in 9-0 ile gelmesi muhtemel Lakers'a karşı göstereceği reaksiyon da ilgi çekici olacaktır. Yine de böylesi serilerde, sürpriz mağlubiyetler olabilir. Pistons ve Bulls maçları önemli bu açıdan.

Bir de hakkında konuşmamız gereken bir takım daha var. TD Banknorth Garden'a 6-0 gelen Atlanta Hawks, Paul Pierce'ın 0.5 saniye kala bulduğu basketle sahadan bir sayı farkla mağlup ayrıldı. 2008 Playoffları'ndaki gibi direndiler; ama yine olmadı.

Dün gece epey hareketliydi, NBA'de. Fırsat bulursak, daha ayrıntılı şekilde geçebiliriz buraya da.

Şimdilik bu şekilde.

Adsız dedi ki...

teşekkürler yorumlarınz için bostondansa clevlandı finalde görmeyi daha çok isterim sonuna kadar arkasındayım lebronla konuştum haberler iyi :) bu arada suns maçı nba tvde olcakmış ama digturk olmadığı için izleyemicem bence pistons şu an bocalama döneminde lakersı zorlayamaz benm düşüncem fakat biraz chicagodan korkuyorum hollywood çocukları fazlaca küçümseyebilirler heyecanla bu haftaki yorumlarını ve maçları bekliorum küçük bi sorum daha var memoda hidoda iyi başladılar sezona özellikle orlandonun kaybettiği portalnd macindaki hidayetin oyunu ayakta alkışlancak duzeydeydi all star şanslarını nasıl göruyorsun şimdiden teşkkürler

ASY dedi ki...

Selamlar,

Dün gece ile ilgili elimizde üzerine konuşulacak güzel başlıklar ve konular vardı, aslına bakılırsa; fakat fırsat bulamadık ne yazık ki.

Boston Celtics, Orlando Magic & Dwight Howard, NY Knicks, Chris Paul ve tabii ki Los Angeles Lakers özelinden söyleyeceklerimiz olacaktı. Bir ihtimal, bu geceki maçlar öncesi, toparlama anlamında üzerinden geçebiliriz.

Sözünü vermeyelim; çünkü yoğun bir hafta geçireceğim ben de, NBA gibi. Bu anlamda, bazı aksaklıklar ve güncelleme sorunları olabilir. Yine de hızımızı kontrol etmeye çalışacağız. Güzel hikayeler var, işlenmesi gereken.

Hidayet Türkoğlu ve Mehmet Okur ile ilgili.

Hidayet adına zorlu bir sezon. Geçtiğimiz sezon, rol oyuncusu olmaktan öteye gidip MIP ödülüne layık görülen bir performans sergilemişti. Bu sezon, çizgisini korumak durumundaydı. Hiç de fena başlamadı. All-Star olacağını sanıyorum. İlk etapta bu ihtimal gerçekleşmezse bile, potansiyel sakatlık haberlerinin ardından tercih edilecek ilk isim olacaktır.

Hidayet'in çizgisini bozmaması ve sağlıklı kalması gerekiyor elbette. Mehmet Okur için farklı konuşmalıyız bu noktada. Babasının rahatsızlığı dolayısıyla Türkiye'de. Daha önce de çeşitli sorunlar yaşamış ve bir çok ameliyat geçirmek durumunda kalmıştı, Okur'un babası. Duygusal bir insan Memo. Umarım minimum seviyede etkilenir.

Tüm bunların dışında Mehmet Okur'un All-Star seviyesine çıkması pek kolay değil. Hidayet Türkoğlu konusunda ise umutlu olabiliriz.