23 Kasım 2008 Pazar

Premier League'de Garip Cumartesi



Premier League'de son haftaların en ilginç maç haftası geride kalmak üzere.

Dün oynanan ve gol sesi çıkmayan üç maçın ardından bugün Blackburn Rovers'ı tek golle mağlup eden Tottenham Hotspur, sezon başından bu yana gördüğü kabustan uyanma yolunda emin adımlar atmaya devam etti. Sezonun ilk sekiz maçında İspanyol menajer Juande Ramos ile yalnızca iki puan toplayabildikten sonra takımın başına Harry Redknapp'ı getiren Spurs, 14 maç sonunda 15 puana yükseldi ve komuşusu Arsenal'in yer aldığı 5. sırayla arasındaki puan farkını 8'e kadar indirmeyi başardı.

Sondan başlamış olduk, ama tabii ki bu senaryonun gerçekleşmesi için birçok yardımcı faktörün aynı anda devreye girmesi gerekiyordu. Cumartesi günü, ne Stamford Bridge'de, ne Anfield Road'da, ne de Manchester United'ın konuk olduğu Villa Park'ta gol sesi çıktı - üç maçın da kendi içerisinde ayrı hikayeleri var. Mutlaka bunlara değineceğiz. Hull City, bir kez daha son saniyeye kadar mücadelesini sürdürdü ve Portsmouth savunmasının hatasıyla Fratton Park'tan bir puanı 2-2'lik skorla kopardı. Böylece, ilk altı sıradaki takımların tamamı, puan kaybı yaşamış oldu.

Liverpool, deplasman fakiri Fulham'a bir puan kaptırdı. Fulham, stratejik bir puan kazandı.

Steven Gerrard'ın yokluğu, Brezilyalı Lucas Leiva ile ikame edilmeye çalışıldı. Fernando Torres ve Robbie Keane, sahadaydı. Klasik 4-4-2 görünümündeydi, Liverpool. Sezon başından bu yana Steven Gerrard, iki forvet oyuncusundan uzak kalmanın sıkıntısını istatistiksel anlamda yaşıyordu. Robbie Keane, Gerrard'ın olmadığı maçlarda kulüpte 10. profesyonel senesini geçiren takım arkadaşını yerini dolduramıyordu. Bunun için suçlamak da yanlıştı, İrlandalı oyuncuyu aslına bakarsanız. Dirk Kuyt, bir şeyler yapmaya çalıştı. 70. dakikada Fulham kalecisi Mark Schwarzer'e takıldı. Liverpool, alışılagelmiş Anfield kayıplarından birini daha yaptı.

16.03.2005, v Birmingham: 0-0
18.09.2005, v M. United: 0-0
04.03.2006, v Charlton: 0-0
29.11.2006, v Portsmouth: 0-0
03.02.2007, v Everton: 0-0
10.02.2008, v Chelsea: 0-0
20.09.2008, v Stoke City: 0-0
22.11.2008, v Fulham: 0-0

Rafael Benitez ve Liverpool ilişkisine bu anlamda baktığımız zaman, enteresan sonuçlarla karşılaşabiliyoruz. Anfield Road'daki Premier League maçlarında gol gecikince pas yapmakta zorlanıyor, Liverpool. İçerisinde bulunduğumuz sezonda, bu sorunu aşmak üzerelerdi. Son dakikalarda gelen goller ve galibiyetler, önemli ışıklardı; ama Stoke City karşısında kaybedilen iki puan, herkesin aklının bir köşesinde kalmış olmalıydı. Yine de Stoke City maçında, sayılmayan gol, rakip kaleye gönderilen 25 şut ve kaçan bir dolu gol fırsatı ile karşılaştırıldığında dün akşamki Fulham maçı, oldukça yumuşak kalıyor.

Premier League'de cumartesi gününün bir diğer sürprizi, Stamford Bridge'deydi.

Chelsea, Jose Mourinho döneminde fırtına gibi estiği sahasında bu sezonki puan kayıplarına bir yenisini daha ekledi. Liverpool'a karşı alınan 1-0'lık mağlubiyet ile birlikte tarihe karışan müthiş serinin ardından Chelsea, Stamford Bridge'de sallanmaya devam ediyor. Yine de fazla haksızlılık etmemek lazım. Senaryo, Liverpool'un Stoke City önünde kaybettiği maçtakiyle örtüşüyor. Özetlerden anlaşıldığı kadarıyla, Chelsea'nin 90 dakika boyunca oyunu Newcastle United sahasında tuttuğunu, sayısız gol fırsatından yararlanamadığını ve Joe Cole ile bulduğu bir golün de yardımcı hakem tarafından iptal edildiğini söyleyebiliriz.

Chelsea'nin Brezilyalı menajeri Luiz Felipe Scolari, maçın ardından şunları söylemiş: ''Oyunun %70'ini rakip sahada oynadık. En az 10 kez gol pozisyonuna girdik. Onlar, bize karşı bunu bir kere bile denemediler. Peki, kim kazandı? Newcastle United, çünkü buraya bir puan için gelmişlerdi. Oyuncularım denediler, ama bizim günümüz değildi.'' Scolari'nin sezon başından bu yana sergilediği sessiz tavrın şaşkınlığı içerisinde olanlardanım. Jose Mourinho'dan aşağı kalmayacağını söylemiştik sezon başında. Brezilya veya Brezilya Milli Takımı'ndaki haline dönmesi için bu tip maçlar gerekiyor sanırım.

Arsenal, City of Manchester'dan 3-0'lık mağlubiyetle dönüyor; ama kimse için sürpriz olmasa gerek.

Sıkıntıları olduğunu biliyoruz, Arsenal'in. Sezon başından bu yana yaşanan ciddi sakatlıklar, Arsenal'i ideal bir kadro oluşturma konusunda rahat bırakmadı. Carling Cup'taki 19 yaş ortalamalı takımla idare etmeye çalıştı, Arsene Wenger; fakat dün akşam Emmanuel Adebayor'un yanına Cecs Fabregas da eklenince Wenger'in pek seçme şansı kalmadı. Yine de alınan 3-0'lık mağlubiyetten çok daha fazlası var, Arsenal adına. Manchester City'nin ilk golünde Mikael Silvestre ile Gael Clichy arasında yaşanan anlaşmazlık, Arsenal'in futbol karakterine uymadı.

Tüm bunların dışında William Gallas ve Gunners'ın genç oyuncuları arasında yaşanan kaptanlık krizi, Arsenal'i ilk dört sıranın ardından daha da aşağılara doğru götürebilir. Arsenal için iyi olmayan günlerde Manchester City'de de Arap sahiplerin menajer Mark Hughes ile yollarını ayıracakları konuşuluyordu. Sezon sonundaki kaçınılmaz son, Arsenal galibiyeti sonrası şimdilik ertelenmiş olabilir. Arap sahiplerin gönlünün nasıl alınacağını bilen Robinho, ikinci golde yanındaki takım arkadaşına göndermediği topu Arsenal kalecisi Manuel Almunia'nın üzerinden aşırttı ve 11. maçında 8. golüne imza atarak maaş zammı yolunda önemli bir adım attı.

Chelsea, Liverpool ve Arsenal'in kaybettiği toplam 9 puanın ardından Villa deplasmanında kazanacak Manchester United, müthiş bir avantaj elde edebilirdi.

Dört takım arasında en zorlu fikstüre sahip olan takımdı, Manchester United. Dahası, Chelsea, Liverpool ve Arsenal'in puan kayıpları, Aston Villa adına da fırsat olarak görülebilirdi. Villa, Emirates'te kazanarak Big Four'un arasına girme isteğini belli etmişti. Manchester United'ı mağlup edip rakibinin üzerine çıkma şansı da elindeydi; ama karşılaşmadan gol çıkmadı. Beraberlik sürpriz sayılamasa da golsüzlük, ihtiyatla karşılanmalıydı. Manchester United'ın bu konuda ne kadar dikkatli olduğunu biliyorduk. 36 maçlık seri sona erdi. Ağustos 2007'den bu yana ilk kez bir Manchester United maçı, golsüz tamamlandı.

İlk beş sıradaki takımların puan kaybı, Hull City ve Portsmouth için önemli birer fırsattı. Peter Coruch ile avantajı yakaladı, Portsmouth. İkinci yarıda beraberliği buldu, Hull City. Çok geçmeden Glen Johnson ile üst sıralara kapağı atan yine Portsmouth oldu, ama Hull City bırakmadı. 89. dakikada Pamarot'nun kendi kalesine attığı gol, Hull City'yi resmin içerisinde tutmak için yeterliydi. Diğer iki maçta, Riverside'dan mutlu dönen 3-1'le Bolton Wanderers oldu. Stoke City de West Bromwich'i 1-0 ile geçti. Orta sıralar, yukarılara biraz daha yaklaştı.

Tottenham Hotspur, 1-0 kazandı. Nefes aldı. Middlesbrough, Bolton önünde kaçan üç puanı çok arayabilir. Fulham, Liverpool'dan aldığı bir puanla yukarılarda kaldı. Eksik maçlarında Manchester United karşısında mucizeyi gerçekleştirebilirlerse, daha da fazlası için umutlu olabilirler. Orta sıradaki takımlar, bundan böyle yukarıya çıkabilirler; ama dikkat etmezlerse kendilerini bir anda aşağıda da bulabilirler. Enteresan bir tablo var, Premier League'de. Neler olacak, bakalım.

Son olarak. Pazartesi akşamı, Wigan deplasmanına çıkacak olan Everton, puan sıralamasında üstünde yer alan altı takımın da puan kaybettiği haftada kazanırsa, önemli bir avantajı da cebine koymuş olacak. Toffees adına son derece kritik bir sınav.

Hiç yorum yok: