25 Kasım 2008 Salı

ŞS Stadı, 21.45: Fenerbahçe v Porto



Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi'nde bir kez daha kritik eşikte.

Fenerbahçe'nin üst tur için kazanması gerekiyor. Beraberlik veya mağlubiyet durumunda, Dinamo Kiev'in Arsenal maçını puansız geçmesini beklemeye başlayacak. Dinamo Kiev deplasmanından üç puanla dönen Porto, işleri net olarak yoluna koymak adına Fenerbahçe'den puan çalmak isteyecektir. Olası bir puan kaybında Fenerbahçe, yeni hesaplarını UEFA Kupası üzerine yapabilir. Bunun için, Porto'nun yaptığını son maç gününde yapmak durumunda kalacak, Fenerbahçe. Tüm bunların dışında, bu akşamki maçlarda Dinamo Kiev ve Porto, deplasman maçlarından puan çıkarmayı başarırlarsa Fenerbahçe adına Avrupa sezonu sona erecek.

Porto ve Fenerbahçe arasındaki ilk randevuda Portekiz temsilcisi, maçın başında rakibinin savunma zaaflarından yararlanarak önemli bir avantaj yakalamış ve Fenerbahçe'nin Daniel Güiza ile bulduğu gole rağmen tüm karşılaşmayı kontrolü altında götürmüştü. Son dakikadaki gol ise, maçı gayrıresmi olarak bitirmiş, Porto da 3-1'lik skorla Şampiyonlar Ligi'ne iyi bir başlangıç yapmayı başarmıştı.

Porto'nun ilk maçtaki kadrosundan farklı olarak, Kaptan Lucho Gonzalez Kadıköy'de olmayacak. Lucho, Dinamo Kiev deplasmanında takımına galibiyeti getiren son dakika golünü attıktan sonra, sarı kartı olmasına karşın, formasını çıkarınca kırmızı kart görerek oyun dışı kalmıştı. Arjantinli oyuncunun hareketi, bir profesyonele yakışmıyordu kesinlikle. Yine de Porto, öylesine kritik bir galibiyet almıştı ki, bir anda dipten zirveye çıkmıştı sanki. Lucho'nun yokluğu önemli bir eksiklik olacak Porto adına; ama Jesualdo Ferreira'nın ekibi, iyi bir sistem takımı. 4-3-3 üzerinden sahaya dizilecektir Porto, bir kez daha.

Porto'nun kalesini Brezilyalı Helton koruyacaktır. Savunma kanatlarında, ilk maçta Rumen Cristian Sapunaru ve Arjantinli Nelson Benitez oynamıştı. İki oyuncunun sağlık durumları yerindeyse veya oynamalarına engel bir durum yoksa devam etmelerini bekleyebiliriz görevlerine. Ek olarak, Uruguaylı Jorge Fucile'nin her iki oyuncuyu da yedekleyebileceğini söyleyelim. Merkez ikiliden biri, Brezilya Rolando olacaktır. Rolando'nun partnerinin Bruno Alves ve Pedro Emanuel arasından tercih edileceğini düşünebiliriz. Estadio do Dragao'daki maçta Bruno Alves, 33 yaşındaki Pedro Emanuel'den formayı almıştı.

Orta sahada bir üçlü göreceğiz muhtemelen. Lucho Gonzalez'in yokluğunda Raul Meireles, daha fazla sorumluluk alacaktır. Sezon başında Ricardo Quaresma alışverişinde Inter'den alınan Pele, aradığı fırsatı Fenerbahçe önünde bulabilir. Pele, Şampiyonlar Ligi'ndeki ilk üç maçta görev almamasına karşın Dinamo Kiev deplasmanında son 20 dakikadaki performansıyla dikkat çekmişti. Orta sahada oluşan kontenjan boşluğunda Pele'nin yanı sıra bir diğer aday da Tomas Costa olabilir. Tomas Costa, Portekiz'deki ilk maçta Raul Meireles ile değişmişti. Brezilyalı Fernando ile de orta sahadaki üçlü tamamlanacaktır.

Porto'nun üç ayaktan oluşan forvet hattında Lisandro Lopez, en önemli koz. Dragao'da Fenerbahçe ağlarını havalandıran ve Daniel Güiza'nın farkı bire indiren golünden önce net bir fırsatı değerlendiremeyerek takımını sıkıntıya sokan Lisandro, Lucho Gonzalez'in yokluğunda Porto'nun saha içindeki oyun karakterinin temsilcisi olacaktır. Lisandro'nun iki yanında kanat oyuncularını izleyebiliriz. Cristiano Rodriguez ve Mariano Gonzalez. İlk maçtaki formül, bu şekildeydi; ama istenileni veremeyen Mariano Gonzalez, yerini daha sonra Hulk'a bırakmıştı. Bir kez daha Hulk'ı izleyebiliriz bu akşam Porto forvetinde.

Dinamo Kiev deplasmanındaki üç puan, Porto'ya seçme şansı verdi. Bu yüzden, Fenerbahçe karşısında ilk hedefleri bir puan almak olacaktır. Keza, Porto teknik direktörü Jesualdo Ferreira'nın açıklaması da bu yönde. Dinamo Kiev'in Kadıköy'deki stratejisini tercih edebilir, Porto. Yine de kazanmak zorunda olan Fenerbahçe'den 90 dakika boyunca saldırgan bir futbol beklemek, doğru olmayabilir. Bu sezonki oyun karakteri, bahsettiğimiz şekilde ilerlemiyor çünkü.

Fenerbahçe'de bir veya iki noktada bazı çelişkiler yaşanıyor. Semih Şentürk, Alex de Souza ve Daniel Güiza'nın bir arada oynamasının mutlak şekilde sistem anlamında Fenerbahçe'ye zarar verdiği konuşuluyor sezon başından bu yana. Alex'in olmadığı Arsenal ve Galatasaray maçlarından istenilen sonuçların alınması, kafa karışıklığının devam etmesini tetiklemiş oldu. Alex de Souza döndü. Bu kez de Semih Şentürk sakatlandı. İki taraflı bakmak gerekebilir olaya bu noktada.

Fenerbahçe, Alex de Souza'nın yokluğunda, orta sahada Claudio Maldonado, Emre Belözoğlu, Josico veya Selçuk Şahin gibi yaratıcılıktan uzak oyuncularla oynuyor. Yanılgı da burada oluşuyor. Fenerbahçe'nin bu dört oyuncudan üçünü tercih ettiği maçlarda, daha fazla koştuğu ve mücadele ettiği yorumları yapılıyor. Aslında bu oyuncularla ''düz'' bir takım haline geliyor, Fenerbahçe. Rakiplerinin oyunlarını bozmak oluyor, ilk hedefi. Arsenal ve Galatasaray maçlarından alınan sonuçlar, bu başlık üzerinden geldi. Alex'in döndüğü Ankaragücü maçında ise Fenerbahçe'nin rakibinin, ikinci yarının tamamında rakip sahada yer aldığı görüldü. Tüm bunlara karşın Fenerbahçe'nin tehlikeli pozisyonları, yalnızca Brezilyalı oyuncusunun kullandığı duran toplardan oluştu.

Fenerbahçe'nin çelişkiye düştüğü bir diğer isim de, Daniel Güiza. Fenerbahçe camiası, İspanyol oyuncusunu görmek isteği gibi algılamaya çalışıyor. Sistem oyuncusu mu, Güiza? Açıkçası sanmıyorum. Koşması, mücadele etmesi veya ileride tek kalması gibi geçici övgüler var, kendisi hakkında. Bu noktada bir şey kaçırıyor olabilir, böyle düşünenler. Daniel Güiza'nın Fenerbahçe'ye geldiğinden beri Şampiyonlar Ligi grup maçlarında ve Süper Lig'de attığı golleri incelediğimizde enteresan bir tablo çıkıyor karşımıza.

TSL'de iki golü bulunuyor, 2007-08 Sezonu La Liga Gol Kralı'nın. 3-0 kazanılan Gençlerbirliği maçı ve 3-2 ile dönülen Kocaelispor deplasmanı. İki goldeki görüntüde de Güiza, karşı atağa kalkan takımın en uçtaki oyuncusu olarak yapıyor son vuruşu. Gençlerbirliği önünde, yanlış hatırlamıyorsam, Roberto Carlos'un kendi yarı sahasından attığı uzun pas sonrası, kaleciyle karşı karşıya kalıp golü yapıyor. Kocaeli'deki golde ise tam bir kontra atak pozisyonu sonrasında geliyor, Güiza'nın golü. Tüm bunların dışında, Porto ve Arsenal maçlarında attığı gollerde de, Fenerbahçe'nin ''underdog'' olarak sahada yer aldığını unutmayalım. Bu anlamda Güiza'yı büyük takım golcüsü başlığı dışında değerlendirmek gerekirse, Porto gibi rakipler karşısında etkili olabileceğini düşünebiliriz, İspanyol oyuncunun.

Fenerbahçe'de Diego Lugano ve Selçuk Şahin'in yoklukları, sıkıntı yaratabilir. Özellikle savunmada Yasin Çakmak oynayacaksa. Orta sahada ise Selçuk'un görevi, Emre Belözoğlu'na verilir ve yanına Josico ya da Maldonado ikilisinden biri gönderilirse, vaziyetler karışabilir Fenerbahçe adına; ama Porto'nun bir puan ihtiyacı, kendi yarı sahasına çekerse Portekiz ekibini, Fenerbahçe'nin işi kolaylaşacaktır.

Dinamo Kiev'in Arsenal deplasmanından galip dönmemesi durumunda Porto, Fenerbahçe'den alacağı bir puana mutlu olabilir. Bu paralelde bir maç izleyebiliriz. Fenerbahçe'nin ana hedefi, UEFA Kupası olacaktır belki de. Puan alıp Kiev'e taşımak isteyebilir umutlarını. Beraberliğin ağır bastığı bir maç olarak görüyorum, bu akşamki Fenerbahçe-Porto karşılaşmasını.

2 yorum:

Seyfettin Tarantino dedi ki...

eray, asy.netteki yazılarını da bıkmadan okuyorum. burayı da takip edicem artık. eline sağlık.

seyfettintarantino.blogspot.com

Alper Öcal dedi ki...

Seyfettin'e katılıyorum. Bu kadar uzun yazabilmene de hayranım ama okutuyor. önemli olan da bu.

Maçtan umudum yok, Kadıköy'de birliktelik ve vakur bir mücadele görmek tek dileğim.