10 Aralık 2008 Çarşamba

Avrupa'da Bir Ekole En Fazla İnanan 10 Kulüp



21 Kasım Cuma günü yayınladığımız, ''Yabancı Futbol Ekolleri ve Türk Futbol Tarihi'' başlıklı yazımız üzerinden Avrupa'daki son duruma bir göz atacağız.

Futbolda başarılı olmak adına bazı formüller olduğunu söylemiştik. Bu anlamda birçok takım, aynı ülkeden fazla sayıda oyuncuyu kadrosunda bulundurarak bazı sonuçlara ulaşmaya çalışıyor günümüz futbolunda. Real Madrid'in Ajax'tan transfer ettiği forvet oyuncusu Klaas Jan Huntelaar'ın kadrodaki altıncı Hollandalı olduğunu biliyoruz. İlk 10'a girmek adına yeterli bir sayı mıdır, göreceğiz; ama Avrupa takımlarındaki gruplaşmalarda bazı kriterler göz önünde bulundurulabilir.

Birincisi ve en önemlisi, komşuluk. Belçika takımlarında çok sayıda Hollandalı veya Fransız görebilirsiniz. Yakın ülkeler, yabancı sınırlaması sorunu yok. Çekici geliyor, her iki taraf adına da. İkincisi, ortak lisan. Bu anlamdaki en net örnek, Portekiz ve Brezilya. Liga Sagres'te Brezilyalı oyuncular, yerli statüsünde forma giyiyorlar. (Bu yüzden, hazırladığımız listede Portekiz Ligi takımlarına yer verilmedi.) Üçüncüsü, Brezilya ve Arjantin hakimiyeti. Ülke dışında onbinlerce temsilcisi olan Güney Amerika'nın iki ekolü, Avrupa Futbolu'nda keskin bir hegemonyaya sahip durumda.

Avrupa Ligleri'nde, bir ekole en fazla inanan 10 takım şu şekilde:

10. CFR Cluj, Romanya v Arjantin: Şampiyonlar Ligi'nin 2008-09 Sezonu'ndaki sürpriz ekiplerinden biriydi, CFR Cluj. Mütevazi kadro ve imkanlara sahip olduğu düşünülebilirdi; ama iyi bir sponsorla birlikte kısa süre içerisinde ne denli çıkış yapılabileceğinin net örnekleri arasındaki yerini aldı, Romanya'nın Avrupa Kupaları'ndaki yeni temsilcisi. Kadrosunda yedi Arjantinli bulunduran CFR Cluj'un en fazla dikkat çeken oyuncusu, Olimpiyat Stadı'nda 2-1 kazanılan Roma maçında galibiyet gollerini atan Emmanuel Culio.

9. Doxa Katokopia, Güney Kıbrıs v Portekiz
: Yabancı sınırlamasının olmadığı Güney Kıbrıs Ligi'ndeki genel Portekiz tercihinin yansımalarından biri, Doxa Katokopia'nın peşinden gittiği formül. Omonia, APOEL ve Anorthosis gibi takımların hakimiyeti altında geçen Güney Kıbrıs Ligi'nin mütevazi takımları arasında yer alan Doxa Katokopia, kadrosunda yedi adet Portekizli bulunduruyor. Savunmada görev yapan Nuno Rodrigues ve forvet oyuncusu Milton, en fazla değer verilen isimler.

8. Sporting Charleroi, Belçika v Fransa
: Komşuluk ilişkilerinin etkisi altında kalan bir birliktelik. Enzo Schifo'nun yanı sıra kariyerlerinde yolları Türkiye'ye düşen Marijan Mrmic ve Jean-Jacques Misse-Misse gibi isimlerin de eski takımı olan Sporting Charleroi, 90'lı yılların ortalarında UEFA ve Intertoto Kupası'nda yakaladığı anlık başarıları, bugünlerde kadrosunda bulundurduğu yedi Fransız ile tekrarlamak istiyor olabilir; fakat Charleroi, bir süre daha Anderlecht, Club Brugge ve Standard Liege'in gölgesinde kalmaya devam edecektir.

7. AFC Tubize, Belçika v Fransa: Benzer bir hikaye daha. 1989 yılında iki kulübün birleşmesiyle kurulan AFC Tubize, geçtiğimiz sezon ikinci sırada tamamladığı Belçika 2. Ligi'nde Playoff maçlarının ardından tarihinde ilk kez Birinci Lig'e yükselmeyi başarmıştı. 15 haftası geride kalan ligde kadrosunda bulunan yedi Fransız'dan büyük yardımlar alamayan Tubize, sondan ikinci sırada yer alıyor. Ayrıca bir dönem şansını Türkiye'de deneyen Championship Manager oyunlarının vazgeçilmez isimlerinden Yasin Karaca da Tubize forması giyiyor.

6. Calcio Catania, İtalya v Arjantin: Serie-A'da Messina ve Palermo ile yaptığı Sicilya Derbileri'nde ortalığı yangın yerine çeviren Catania, 2008-09 Sezonu başında gerçekleştirdiği iyi başlangıç dolayısıyla birkaç Arjantinli'ye şükran borçlu olmalı. 2008 Yazı'nın en hızlı takımlarından olan Catania'nın ülkelerinde Boca Juniors formasıyla önemli başarılar yaşayan Matias Silvestre ve Pablo Ledesma gibi isimlerden daha fazla yararlanması gerekiyor olabilir. Tabii önümüzdeki sezon Avrupa Kupaları'nda olmak istiyorlarsa.

5. Asteras Tripolis, Yunanistan v Arjantin: Tangocuların hakim olduğu bir futbol takımı daha. 1931 yılında kurulmasına karşın Olympiakos, Panathinakos veya AEK kadar bütçelere sahip olmayan Asteras Tripolis, kadrosunda sekiz adet Arjantinli oyuncu bulunduruyor. Yine de takımdaki Arjantinli popülasyonuna karşın, 13. haftası geride kalan Yunanistan Süper Lig'de yalnızca iki galibiyet alabilen Asteras'ın Hırvat forveti Cesarec, 7 golle ligin zirvesinde yer alıyor. Takımın asist lideri ise bir Faslı, Jaouad Zairi.

4. Dinaburg Daugavpils, Letonya v Rusya: Benzer kültürlerin etkileşimi. Avrupa'daki diğer örneklerinden farklı bir formülle şampiyonunu belirleyen Letonya Ligi'ni geçtiğimiz sezon Ventspils ve Skonto Riga'nın ardından üçüncü sırada tamamlayan ve daha sonra 6'lı Playoff grubunda dördüncü basamakta kalarak UEFA Kupası şansını kaçıran Dinaburg, kadrosunda sekiz adet Rus bulunduruyor. Forvet oyuncusu Artem Yashkin, aralarında en fazla dikkat çeken isim.

3. AS Roma, İtalya v Brezilya: AS Roma Tarihi'nde emekliye ayrılan tek formanın sahibi bir Brezilyalı, Aldair, olunca 2008-09 Sezonu'nda da güvenilen ekolün Brezilya olmasına şaşılmaması gerekiyor. Artur Moraes, Julio Bertagnoli, Doni, Cicinho, Juan, Rodrigo Taddei, Filipe Gomes ve Julio Baptista. Roma, Şampiyonlar Ligi'nde grubunu lider tamamlamışsa, Brezilyalı oyuncularına minnettar olmalı. Özellikle de Julio Baptista'ya.

2. AC Bellinzona, İsviçre v İtalya: Galatasaray'ın UEFA Kupası Birinci Turu'nda eşleştiği İsviçre takımı Bellinzona'nın aslında bir İsviçre temsilcisinden çok İtalyan ekolüyle iç içe geçmiş bir kulüp olduğunu öğrenmiştik, kendilerini daha yakından tanımaya başladığımızda. En fazla tanınan İtalyan oyuncuları Andrea Russotto, 2008-09 Sezonu'nu Serie-A takımlarından Napoli'de geçirecek olsa da, Bellinzona'nın İsviçre Süper Ligi'ndeki kaderinin kadroda yer alan dokuz İtalyan oyuncu tarafından belirleneceğini söyleyebiliriz.

1. Roda JC, Hollanda v Belçika: Komşu ülkelerin birbirinden etkileşimi diyebiliriz, Roda JC ve Belçika arasında oluşan formülün. Roda, her ne kadar kadrosunda dokuz Belçikalı birden bulunduruyor olsa da, bu durum yüksek hedeflerin gerçekleşebilmesi için yeterli değil. Eredivisie'deki tek şampiyonluğunu 1955-56 Sezonu'nda Rapid JC ismiyle alabilen Roda JC, içerisinde bulunduğumuz sezonda da küme düşme potasıyla sıkça haşır neşir olmak durumunda kalıyor. Belki de farklı ekollerin peşinden gitme zamanı gelmiştir.

Hiç yorum yok: