7 Aralık 2008 Pazar

FC Barcelona '09: Tüm Zamanların En İyisi?



Valencia karşısındaki Barcelona, çok uzaklara aldı götürdü bizi de.

''Çok mu zor?'' dedik, bu ekibin gelmiş geçmiş en iyi futbol takımlarından biri olduğunu söylemek. Mutlaka iddialı olacaktı, ama biraz olsun cesaret ile birlikte ağızlardan çıkabilirdi, FC Barcelona 2008-09'un tarihe geçecek bir futbol oynadığı gerçeğini paylaşmak.

Barcelona 2009'a kimler rakip olabilirdi? Kendi jenerasyonumuzdan örnekler üretmek durumundaydık tabii. Pek fazla düşünmeye veya alternatif yaratmaya da gerek yoktu aslına bakılırsa. 90'lı yılların ilk bölümünden itibaren 22 kişinin bir topun peşinde neden koşuyor olduğunu anlamaya başlayan her insan gibi, bizim de o dönemlere ait yenilmez bir üçlümüz vardı. Canlı yayınlar yoktu, dünya yıldızları oturma odalarımıza uğramazdı, hatta onlarla ilgili tek bildiklerimiz oynadıkları takım veya mevkiiydi belki ve tam da bu yüzden erişilmezlerdi; ama kendilerini bugün bile hatırlayabildiğimize göre, her biri birer efsaneydi.

AC Milan, AFC Ajax ve FC Barcelona. Çocukluğumuzun ulaşılmaz kadrolarıydı.

Cumartesi akşamı, Valencia maçındaki Barcelona, 90'lı yıllardaki futbolun saflığını hatırlattı sergilediği kaliteli oyunla. Futbola aşık olmaya başladığımız yıllara götürdü bizi. Harika bir duygu yaşattı. Üç önemli figür vardı. Bosman öncesi 1995 ve 1996 yıllarında genç Hollandalıları ile Avrupa Kupaları'na ambargo koyan Ajax, dünyanın dört bir yanından Hristo Stoickov, Romario ve Ronald Koeman gibi yıldızları İspanyol isimlerle Nou Camp'a getiren Barcelona ve tabii ki 90'ların efsane kadrosu Milan. Hepsi birbirinden ayrıydı, ama seçme şansımız olsa Milan'ı tercih edebilirdik.

Lojman yaşantısını bilenler vardır. Eğlencelidir, istediğiniz kadar lojman bahçesinde ''top'' oynar, sıkıldığınızda çocukluk repertuvarından klasik oyunlara geçer ve ezeli rakibinizin taraftarlarına takılmak için uygun fırsatın gelmesi için yaşarsınız.

Galatasaray taraftarı olarak, 20. yüzyılın son on yıllık bölümünde unutulmaz gururlar yaşadık. O dönemin ulaşılmaz futbol ikonlarından Manchester United'ı eleyerek Şampiyonlar Ligi'nde son sekize kaldık, dönemin en başarılı takımlarından Barcelona'yı 2-1 ile mağlup ettik. Ve çok daha fazlasını yaptığımız zamanlar oldu. Bu anlamda 27 Eylül 1994 tarihi, lojmandaki Fenerbahçeli arkadaşlarımıza kızdırmak için uygun bir zamandı. UEFA Kupası Birinci Turu'nda Fransa'nın Cannes takımıyla eşleşen Fenerbahçe, Fransa'dan 4-0'lık mağlubiyet ile döndükten sonra Türkiye Ligi'nde de Vanspor'a kaybederek Türk Futbol Tarihi'ne ironik bir tekerleme kazandırmıştı. Yine de 1988 yılında Galatasaray'ın 3-0 kaybettiği Neuchatel Xamax'ı ikinci maçta 5-0 mağlup ederek üst tura çıkması, Fenerbahçe için iyi bir örnekti. Olmadı ve Fenerbahçe, İstanbul'da da 5-1 kaybetti.

Ertesi gün, Fenerbahçeli arkadaşlarımdan birine maç skorunu hatırlattığımda ilginç bir cevap aldım. ''Ben, artık Fenerbahçeli değilim.'' Bilinen çocukluk travmalarından biriydi mutlaka. Fenerbahçelisinizdir, takımınız mağlup olur. Ertesi sabah, farklı bir takım taraftarı olarak uyanırsınız falan; ama arkadaşıma yönelttiğim, ''Hangi takımlısın artık peki?'' sorusunun cevabı ilgi çekiciydi. ''Milanlıyım.''

Nasıl bir bilinç altıydı, bilemiyorum. Uzay takımı, derler ya. Paolo Maldini, Franco Baresi, Demetrio Albertini, Alessandro Costacurta, Roberto Donadoni, Marcel Desailly, Daniele Massaro ve tabii ki Zvonomir Boban'lı Milan, bir Türk çocuğu için öylesine ulaşılmaz bir futbol modeliydi. Ve yine nasıl bir bilinç altıymış ki, aradan geçen 14 yıla karşın hiçbir zaman unutmadığımız bir cevap olmuştur. Bir hafta sonra yine Fenerbahçe'ye geri dönmüştü, A. Milan, Ajax ve Barcelona, o dönemlerde futboldaki yenilmezliğin sözlük anlamıydı bizim gözümüzde. Futbolun henüz endüstriyelleşmediği yılların saf duygularıydı, ''Milanlı olmak.''

Söz konusu üçlünün yeri her zaman ayrı olmuştur, 90'lı yıllarda futbolun farkına varan insanlar adına. Daha sonra Paris Saint-Germain, Borussia Dortmund, Manchester United ve Juventus gibi karizmatik takımlar da yükselmeyi denemişlerdir bu seviyeye; ama olmamıştır. İlerleyen yıllarda ise, TV yayınları başlamıştır. 80'lerin sonunda başlayan Galatasaray başkaldırısı, 2000 yılında UEFA Kupası ile taçlanmıştır. Ve aslında Milan, Barcelona, Real Madrid, Ajax, Manchester United veya Liverpool gibi takımlarla rekabet edilebileceği anlaşılmıştır. Futbol da globalleşmiştir. Artık o günden sonra hiçbir takım, 90'lı yılların ilk dönemindeki ''uzay takımı'' sıfatını kazanamamıştır belki de.

Barcelona, dün akşam Valencia'yı 4-0 mağlup etmekten öte bir şey gösterdi. Hatırlattıkları oldu. En azından bizim zihinlerimizde.

Yıllar sonra, ''Unutamadığınız üç futbol takımını sayar mısınız?'' diye bir soruyla karşılaşırsak eğer, ''AC Milan 1993-94-95, AFC Ajax 1995-96 ve FC Barcelona 1991-92-93'' şeklinde bir cevap verebiliriz; fakat 2000'li yılların başındaki Arsenal ile birlikte artık zirveyi zorlayabilecek bir adayımız daha var. O da FC Barcelona 2008-09. Barcelona'nın sezonun geri kalan bölümünde sergileyeceği performans, başlığın son ifadesi olan soru işaretini atmamıza neden olabilir. Futbolu sevdiğimize göre, umarım atarız.

Bir şey daha. Josep Guardiola. Unutulmaz Barcelona kadrosunun lideri. Arkasında Ronald Koeman ve Miguel Nadal, önünde Hristo Stoichkov ve Romario. Böyle bir takımın yönlendiricisiydi, Genç Guardiola. Bizim de futbol idollerimizden biriydi. Sarı-kırmızılı formayla yalnızca Avrupa veya Dünya Şampiyonları'nda izlemek nasip oldu; ama gönlümüzdeki yeri değişmedi. En büyük futbol sanatçılarından biriydi, şimdi de kulübede efsane olma yolunda ilerliyor. Yolunun açık olması, en büyük dileğimiz.

Önümüzdeki hafta, Nou Camp ve El-Clasico. Mutlaka değineceğiz. Neler olacak, bakalım.

4 yorum:

joker dedi ki...

bu barça, 2003 arsenal, 82 brezilya, 74 hollanda vs vs vs. bana göre tek olumsuz yönü tempoyu düşürememek olan (olumsuz özelliğe bak!) 2000 g.saray bu turnuvadan şampiyon çıkamaz diyemiyorum.. :) hiçte at gözlüklü fanatik değilim.

rotring dedi ki...

eğer bu açıdan bakarsak, cristiano ronaldo geçen yılki performansıyla da gelmi$ geçmi$ en iyi futbolcu olmalıydı..

hele bir sezon sonunu görelim de..

böyle dediğime bakmayın, ben barca'yı galatasaray, eski$ehirspor'la beraber severim.. katıklarım üçünü ekmek arasında yerim..

ama dediğim gibi, sezon sonu ak koyun kara koyun belli olur..

ASY dedi ki...

Selamlar,

Yanlış anlaşılma olmasın.

Başlık iddialı, ama sonunda soru işareti var.

''Sözünü verelim, unutmayalım'' ile biten kısım da, Barcelona ve diğer futbol ekolleri ile bir karşılaştırma yapılacağını belirtiyor, en kısa zamanda.

Yalnızca kendi jenerasyonumla ilgili bir kıyaslama içerisine sokmaya çalışacağım, Barcelona 2008-09 takımını. Tabii uygun bir zaman dilimi bulabildiğimizde.

Sevgiler,
Eray.

asaylar dedi ki...

tüm zamanların en iyisi 70 brezilya'dır:)