13 Aralık 2008 Cumartesi

G. Birliği 1-3 G. Saray: 15 Dakikadan Fazlası



Sistem takımı olmak adına yola çıkılmışsa eğer, kilit oyuncuların yokluğunda bile işlerin yolunda gitmesi gerekirdi. Galatasaray, sezon başından bu yana önemli silahlarından çeşitli nedenlerle belirli süreçler içerisinde yararlanamamıştı. Ve Ankara'daki Gençlerbirliği maçı öncesinde de ortaya çıkan görüntü farklı değildi.

Harry Kewell, Galatasaray'daki kariyerinin ilk bölümünde beklentilerin üzerinde bir performans sergilerken tam anlamıyla bir profesyonel gibi gerçekleştirmişti görevini. Galatasaray'dan önceki futbol yaşantısında yüzleşmek durumunda kaldığı sakatlıklarından kurtulması kolay olmayabilirdi, eğer işini layığıyla yapmış olmasaydı. Kewell, harika oynadığı yarım sezonun ardından doğru tercihte bulunarak sakatlığının düzelmesi adına tedavisine başladı ve en stratejik zamanda ameliyat karanın alınmasını sağladı.

Hayran olmamak mümkün değil, Avustralyalı yıldıza. Futbolundan bağımsız olarak yaptığı işe gösterdiği saygıdan dolayı. Eşine rastlamak çok da kolay olmasa gerek.

Harry Kewell'ın Galatasaray adına tek mühim özelliği, profesyonelliği değildi elbet. Michael Skibbe'nin Galatasaray üzerinde uygulamak istediği futbol modelinin kilit isimlerinden biriydi, Kewell. Galatasaray'a oyun içerisinde seçme şansı getirmesi için transfer edilmiş ve nokta atışı yapılmış bir hamleydi. Yine de Kewell'sız oynamaya da alışmalıydı, Galatasaray. Ve kaldı ki, Harry Kewell olmaksızın çıkılan Benfica deplasmanındaki kadro rotasyonuyla da galibiyete ulaşılmıştı. Bu anlamda, bir işaret olabilirdi Lizbon'da kazanılan mücadele.

Michael Skibbe, göreve geldiği günden beri, istisnalar haricinde, belli bir futbol fikri ile sürüyordu takımını sahaya. Dörtlü savunma, ikili merkez orta saha ve dört hücum oyuncusu. 4-2-3-1. Milan Baros'un katkılarıyla, daha çok 4-2-3+1 olarak kabul edilecek bir sistem. Harry Kewell, Cassio Lincoln, Arda Turan ve Milan Baros, hücumdaki dörtlü ayağın elemanlarıydı; ama Skibbe'nin hayran olduğu bir isim daha vardı, Galatasaray kadrosunda. Ayhan Akman. Kaptan, Ankaragücü karşılaşmasında gördüğü kart nedeniyle cezalı duruma düşmüştü. Gençlerbirliği maçında takımındaki yerini alamayacaktı. Bir şey daha. Görev aldığı bölge anlamında, oldukça stratejik bir oyuncu olan Sabri Sarıoğlu da maç kadrosunda değildi.

Birtakım alternatiflere sahipti, Michael Skibbe.

Barış Özbek, geçtiğimiz haftasonu gerçekleşen Ankaragücü karşılaşmasında sahip olduğu dinamizm ve güçle hem Sabri Sarıoğlu'nun savunmadaki yerini doldurmuş hem de top Galatasaray'dayken hücuma çıkışlarıyla rakip takıma eşleşme sorunu yaratmıştı. Benzer bir görüntüde izleyebilirdik, Barış Özbek'i. Diğer alternatifte ise Skibbe, Serkan Kurtuluş'u sağ kanat savunmasında görevlendirir ve Barış'ı da orta sahada Mehmet Topal ile birlikte kullanabilirdi. Harry Kewell'ın yokluğunda Aydın Yılmaz'ın Milan Baros'un arkasındaki üçlüde yer almasına kesin gözüyle bakabilirdik, diğer yandan.

Michael Skibbe, tüm bunları düşünmüş olmalıydı mutlaka; ama uygulamada farklı tercihlerde bulunacaktı. Barış Özbek, tahmin edilen bölgedeydi yine de. Ve bir kez daha oldukça önemli bir görev üstlenmişti. Orta sahada Mehmet Topal'ın yeri garantiydi. Yanına, geçmişteki deneyimlerden yola çıkılarak, Fernando Meira veya Hakan Balta da gelebilirdi; ama işin sürpriz tarafı da buydu zaten. Skibbe, Mehmet Güven seçimiyle herkesi ters köşe yatırıyordu, bir anlamda. Ek olarak, Aydın Yılmaz'ın yerine tercih edilen isim de, hafta içerisinde hakkında çeşitli transfer dedikoduları çıkan Shabani Nonda olmuştu.

Michael Skibbe'nin ana fikri, 4-2-3-1 idi sezon başından bu yana gelişen süreç içerisinde. Ve birçok kişiye göre, tek fikri buydu. Bir bakıma haklı olunabilirdi. Keza Skibbe, oyuncu üzerinden sistem değil, sistem özelinden futbolcu seçiminde bulunuyordu. Shabani Nonda, Milan Baros, Cassio Lincoln ve Arda Turan. Nonda, Harry Kewell'ın sağladığı katkılardan farklı yararlar sağlayacaktı muhtemelen. Kaldı ki, Nonda'dan Avustralyalı yıldızın yaptıklarını beklemek doğru olamazdı. Bir şekilde sistem içerisine girecekti, Shabani Nonda. Stratejik olarak yerinde bir hamle olarak görülebilirdi bu. Nonda, diğer isimlerin gölgesinde kalmış ve sistemden bağımsız bir oyuncu haline gelmişti zaman içerisinde.

Shabani Nonda hakkında sezon öncesindeki öngörülerimizi tazelememiz gerekebilir bu anda.

Michael Skibbe, Bayer Leverkusen kariyerinde de 4-2-3-1 planı üzerinden birtakım sonuçlara ulaşmak istemişti. Bu sistemde belli isimlerin ayrı anlamları vardı. Stefan Kiessling, Skibbe'nin Leverkuseni'ndeki dörtlü hücum dairesinin en ucunda ya da arkadaki üçlünün merkezinde ve kanatlarında kullanılabilen bir oyuncuydu. Öyle ki, Galatasaray ile İstanbul'da oynanan maçta 4-2-3-1'in en ilerisindeki isimken, Almanya'da üçlünün ortasında görev almıştı, Kiessling. Gösterişsiz olmasına karşın efektif bir isimdi. Shabani Nonda için, sezon öncesinde bu şekilde bir fikir yürütmüştük açıkçası. Hem Cassio Lincoln'ü yedekleyebilecek hem de alınacak forvetin bir numaralı alternatifi olacaktı; fakat ilerleyen zamanda Lincoln, Arda, Kewell ve Baros'un yüksek performanslarının gölgesinde kaldı, Nonda.

Shabani Nonda'nın forvet kontenjanında Milan Baros'a yerini kaptırması sürpriz olmamalıydı, bu anlamda. Cassio Lincoln'ün yokluğunda görev aldığı Eskişehir deplasmanında, yukarıda belirttiğimiz şekilde bir görüntüye sahip olabilirdi; ama o gece bir tercih hatasına kurban gitmişti.

Gençlerbirliği maçında Shabani Nonda'nın hangi bölgede görevlendirileceği değerli olabilirdi. Milan Baros'un Harry Kewell'ın olmadığı Benfica deplasmanında arkadaki üçlünün sağında oynaması ve ardından Fenerbahçe maçında bu bölgede başlamasına karşın yeterli verimi sağlayamaması, Shabani Nonda'yı sezon öncesinde beklenilen gerçeğe doğru kaydırabilirdi. Tabii Cassio Lincoln de sahadaydı ve bu anlamda bir tercih sıkıntısı çıkabilirdi ortaya. Ancak ilk düdük öncesindeki dizilişte görebilirdik neler olacağını.

Savunma dörtlüsünde bir farklılık yoktu. Ankaragücü karşısındaki anlayışla devam ediliyordu. Merkez ikilide Fernando Meira ve Servet Çetin vardı. Sol kanat savunmasında Hakan Balta. İlgi çekici olan sağ bekti tabii. Barış Özbek, kağıt üzerinde bu bölgenin oyuncusu gibi görünüyordu. Ve top, rakipteyken sağ kanadın savunmasıyla ilgileniyordu; ama hücum sırası Galatasaray'a geçtiğinde Cassio Lincoln ve Shabani Nonda rotasyonu ile idare edilen üçlü arkasının sağ kanadına destek oluyordu, Barış Özbek. Bir kez daha yüksek efor sergilemesi gerekliydi ve oldukça da önemli bir sorumluluğun sahibiydi.

Galatasaray adına anlaşılması gereken bir nokta var. O da çift karakterli bir futbol takımı olduğu gerçeği. Top, rakipteyken farklı bir Galatasaray. Hücum ederken tamamen farklı başka bir Galatasaray. Yalnızca Ankaragücü veya Gençlerbirliği maçı özelinde değil. Sezon başından beri süregelen dönemde uygulanan ya da uygulanmaya çalışan fikir bu. Gençlerbirliği antrenörü Samet Aybaba, maç öncesi Galatasaray takımının kadrosunu eline alıp Shabani Nonda ve Milan Baros'u ilk 11'de gördüğü anda, rakibinin klasik çift forvetle oynayacağını düşünmüş olabilirdi; ama öyle değildi. Son derece radikal bir takım görüntüsüyle sahadaydı, Galatasaray.

Shabani Nonda; Steaua Bükreş, Antalyaspor, Kocaelispor ve Eskişehirspor maçlarındaki görüntüsünden farklı olarak, ileri uçtaki Milan Baros'un arkasında oynayan ve orta sahadaki Mehmet Topal'dan top alma konusunda Cassio Lincoln'e yardımcı olan bir oyuncu portresi çiziyordu. Görev bölgesi, üçlünün sağ kanadıydı; ama Skibbe'nin Lincoln'e verdiği özgürlük dolayısıyla Brezilyalı oyuncuyla saha içerisinde rotasyona giriyordu, Nonda.

Shabani Nonda ve Cassio Lincoln'ün arasındaki değişimlerin yanında Barış Özbek'in rakip takımın dengesini bozan çıkışları (ki kendisine verilen görevin büyük payı var bu tabloda), Gençlerbirliği adına ilk 15 dakikalık bölümde beklenmedik sürprizler olarak değerlendirilebilirdi. Öyle ki Gençlerbirliği, Galatasaray'daki oyuncuların paylaşımlarında sorun yaşıyor ve tercihte bulunamıyordu. Galatasaray da rakibinin şaşkınlığını savunmanın arkasına atacağı toplarla kullanmak istiyordu, maçın hemen başında. İlk 15 dakikada Milan Baros'un arka arkaya üç pozisyona girmesinin bu durumla ilgisi olması gerekiyordu. Galatasaray, bu bölüme bir gol sıkıştırmayı başarabilseydi, karşılaşmayı 42. dakikadan önce sonlandırabilirdi.

Galatasaray'ın sezon başından bu yana sıkça kullanmadığı bir tercihti, oyuna rakibin yarı sahasında başlamak. Aslına bakılırsa, Gençlerbirliği karşısında da net olarak böyle bir fikir yoktu muhtemelen; ama rakibin kafasını karıştıran diziliş, pozisyonları getirmişti Galatasaray'a.

Galatasaray, ilk 15 dakikalık bölümden gol çıkaramayınca ilerleyen dakikalarda Gençlerbirliği, rakibinin oyun yapısıyla ilgili belli fikirler edinmeye başladı. Dolayısıyla, rakip sahaya biraz daha fazla geçebildi. Ardından da Galatasaray adına bireysel hata sonucu bir kaza golü oluştu. Fernando Meira'nın ters vuruşuydu, Gençlerbirliği'ni öne geçiren pozisyon. Bunun bir kaza olduğunu ispatlamak da Galatasaray'ın elindeydi. Neyse ki Cassio Lincoln, fazla geç kalmayacaktı.

Ankaragücü karşısında 3-0'lık galibiyete ulaşırken tüm gollerini futbol fikrinden yararlanarak bulmuştu, Galatasaray. Milan Baros ve Cassio Lincoln ortak yapımı, kısa bir süre önce yenilen gole cevap olması bakımından hızlı gelişen bir pozisyondu; ama tek pas ve Cassio Lincoln'ün yaptığı akıllı dokunuş, golün görsel tarafına değer katıyordu. İkinci golde, yine Cassio Lincoln'ün futbol zekası sahnedeydi. İkili mücadelede kaybettiği topun Mehmet Topal'da kalacağını gördükten sonra rakip ceza sahasına ilerledi ve Topal'ın tek hareketle pozisyona haline getirdiği müthiş pası aldı. Son sahnede Shabani Nonda, rakip savunmayı altıpasa çekerken geriden gelen Milan Baros da golü yaptı.

Üçüncü gol. Cassio Lincoln, Shabani Nonda ve Arda Turan.

Galatasaray için, sistem golleri başlığında yaşanan belirgin artış, çok önemli bir gelişme. Ankaragücü karşılaşmasındaki üç golün ardından Gençlerbirliği önünde atılan üçüncü gol de Galatasaray'ın bu sezonki futbol fikrinin bir ürünü olarak çıkıyor karşımıza. İki açıdan bakarak yaklaşabiliriz bu duruma. Birincisi, tek paslar ile sonuca gitmek. İkincisi de skor avantajıyla oynamak.

Skor avantajını arkasına alan Galatasaray, ikinci karakterini daha rahat koyabiliyor sahaya. Dönerek gidiyor rakip kaleye. Hücumdaki tüm oyuncular hareket halinde oluyor Ve goller geliyor. Daha sevindirici olan, golün atılamaması ihtimalinde bile ikinci alternatiflerin görülmesi. Gençlerbirliği maçındaki üçüncü golde Cassio Lincoln, Shabani Nonda'ya topu göndermeden önce Arda Turan, Nonda'nın topu yollaması gereken noktaya yapıyor koşusunu. Nonda tek pasla Arda'yı Arda da yine benzer anlayışla kaleyi görüyor. Gol, dikkatle incelendiğinde, Arda'nın yanı sıra Milan Baros'un da ceza sahasına ciddi bir koşu gerçekleştirdiği görülebilir. Hatta üçüncü alternatif olarak Mehmet Güven'in de.

Galatasaray'ın hücum dörtlüsü, futbolu rakiplerinden bir pozisyon ötede oynuyor. Ve her geçen maçta, bunu ciddi alışkanlık haline getiriyor. Gollerin ardından rakip kalecilerin savunmalarını suçlar hareketlerde bulunmaları, henüz bu gerçeğin farkına varamamamış olmalarının dışarıya bir yansıması.

Söz konusu modeli mükkemmelleştirdiği halde müthiş bir sermaye kazanmış olacak Galatasaray, önümüzdeki yıllar için.

Soyunma odasına 3-1 önde gidiyorsanız ve bir sonraki hafta ezeli rakiplerinizden biriyle karşılacaksanız, ikinci yarı öncesi temkinli olmanız gerekebilir. Galatasaray, 42. dakikada Arda Turan'ın golüyle maçı gayrıresmi olarak sona erdirmişti. İkinci yarının ilk 10-15 dakikalık bölümde, rakibini yoklamasını ve gol aramasını bekleyebilirdik. Öyle de oldu. Gole çok yaklaştığı birkaç pozisyon buldu, Galatasaray. Devam eden bölümde hem skoru koruma içgüdüsü hem de kondisyon eksikliği nedeniyle vites düşürüldü. Ve istenilen tempoyla sona ulaşıldı.

Galatasaray, Hertha Berlin maçının da içerisinde bulunduğu üç maçlık periyotta ligde fire vermedi. Arka arkaya kazanılan iki deplasman galibiyeti, dış saha fobisinin kırılması yolunda ciddi avantaj. Hacettepe, Ankaragücü ve Gençlerbirliği maçlarının ardından Beşiktaş önündeki muhtemel üç puan, Galatasaray'ın önünü sonuna kadar açacaktır.

İşler yolunda. Ve tünelin sonundaki ışıklar, her geçen hafta daha aydınlık görünmeye başlıyor.

1 yorum:

cingibi dedi ki...

yazılarınız gerçekten çok akıcı ve sanki yazyı okurken maçı seyrediyormuşum gibi hissettim uslubunuzdan dolayı sizi tebrik ve takdir etmek isterim